<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>Antalya Haber - AntalyaBurada - Antalya Haberleri</title>
<link>https://antalyaburada.com</link>
<description>AntalyaBurada Haber sitesi, anlık Antalya Haber içeriklerine ulaşabileceğiniz bir sitedir. Element Medya/Ajans bünyesinde yayın hayatını sürdürmektedir.</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://antalyaburada.com</copyright>
<image>
<title>https://antalyaburada.com</title>
<url>
https://antalyaburada.com/images/genel/aaaa.png
</url>
<link>https://antalyaburada.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Takvimde Kırmızı, Hayatta Görünmez!</title>
<description><![CDATA[<p>Bazı günler vardır, takvimde yeri büyüktür ama hayatta karşılığı küçüktür.<br />
<br />
Bugün onlardan biri.<br />
<br />
Sabah kalkılır, mesajlar atılır, “emek” kelimesi bolca kullanılır. Hatta öyle bir kullanılır ki, kelimenin kendisi yorulur. Ama gün biter, hayat kaldığı yerden devam eder. Hiçbir şey değişmemiş gibi.<br />
<br />
Belki de mesele tam olarak bu:<br />
Biz bazı kavramları çok seviyoruz, ama yaşamak yerine konuşmayı tercih ediyoruz.<br />
<br />
Haymarket Olayı dediğimiz şey, bugünkü gibi hızlıca tüketilecek bir içerik değil. İşçilerin günde 8 saat çalışma talebiyle başlattığı eylemler, sert müdahalelerle bastırıldı; yargılamalar, idamlar ve büyük bir kırılma yaşandı. Yani bugün “normal” kabul edilen birçok hakkın arkasında, oldukça ağır bir mücadele var.<br />
<br />
Biz o mücadeleyi yıllar içinde sadeleştirdik.<br />
Köşelerini törpüledik.<br />
Hatırlaması kolay, yaşaması zor bir hale getirdik.<br />
<br />
Türkiye’de ise bu tarih zaten hiçbir zaman sadece bir tarih olmadı.<br />
<br />
Taksim 1 Mayıs Katliamı yüz binlerce insanın katıldığı bir miting sırasında yaşandı. Açılan ateş ve çıkan panik sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. O günün nasıl gerçekleştiği hâlâ tartışılır; ama bıraktığı iz tartışılmaz.<br />
<br />
Ama konfor seviyoruz.<br />
<br />
Çünkü konfor, yüzleşmekten daha kolay.<br />
<br />
Bugün Antalya’da sezon başlıyor.<br />
Konyaaltı kalabalık, işletmeler hazır, şehir hareketli.<br />
<br />
Ve birileri bugün çalışıyor.<br />
<br />
Hem de öyle “sembolik” değil, bildiğin çalışıyor.<br />
Yoğun, hızlı, çoğu zaman görünmeden.<br />
<br />
Garip olan şu:<br />
En çok “emek” konuşulan gün, emeğin en az görünür olduğu günlerden biri olabiliyor.<br />
<br />
Çünkü biz görüneni seviyoruz.<br />
Pankartı, kalabalığı, cümleyi…<br />
<br />
Görünmeyeni değil.<br />
<br />
Kimsenin fotoğrafını çekmediği işleri,<br />
hikâye yapılmayan yorgunlukları,<br />
alkışlanmayan emeği…<br />
<br />
Onlar bu günün dekoru değil, gerçeği.<br />
<br />
Ama gerçek, paylaşılabilir değil.<br />
O yüzden biz de gerçeği değil, versiyonunu yaşıyoruz.<br />
<br />
Kısa, estetik, risksiz.<br />
Bir günlüğüne hatırlayıp, ertesi gün unutabileceğimiz kadar dozunda.<br />
<br />
Belki de en rahatsız edici soru şu:<br />
<br />
Biz gerçekten bir şeyi anıyor muyuz,<br />
yoksa sadece anmış gibi mi yapıyoruz?<br />
<br />
Umarım bir gün, hatırladığımız şeyleri yaşamayı da deneriz.<br />
<br />
Umut dolu günler dilerim.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//takvimde-kirmizi-hayatta-gorunmez/307/</link>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şehir sus pus!</title>
<description><![CDATA[<p>Antalyaspor düşme potasına girdi, şehir hala sus pus.<br />
<br />
07 Gençlik ve Red Soldiers taraftar grupları ve basın mensuplarının haricinde kimsede çıt yok.<br />
<br />
Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkan adayları seçim derdinde, kendi koltuğunu belirleme telaşında.<br />
<br />
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası kendi atmosferinde, alttan alta seçim yarışında.<br />
<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi ayakta kalma niyetinde, dışarıda kalanlarla şehri yönetme gayretinde.<br />
<br />
İlçe Belediyeleri gündelik projelerinde, 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' temennisinde.<br />
<br />
İş dünyasın ay sonunu getirme, personel maaş ve SGK borcunu ödeme sitresinde, alacaklarını tahsilat yapma serüveninde.<br />
<br />
Anladık!..<br />
Herkesin derdi, herkesin hayat gayreti var.<br />
Antalyaspor'un da her zamankinden daha çok desteğe ihtiyacı var.<br />
<br />
Şu an milyonları dökseniz ne fayda, parayı akıtsanız neye fayda.<br />
<br />
Şu an ihtiyaç olan tribün desteği...<br />
İhtiyaç olan, şehrin kırmızı beyaz renklerle süslenmesi...<br />
İhtiyaç olan, Antalya'nın maç havaya girmesi...<br />
İhtiyaç olan, takımın tüm gücünü sahaya vermesi.<br />
<br />
Yapılacaklar listesi belli.<br />
Antalya'daki tüm açık hava reklam alanlarına, "Haydi Antalya maça, takımına sahip çıkmaya." Tasarımlarını giydirmeliyiz.<br />
<br />
Reklam veren her kuruluştan, tasarımın altında bu ifadeyi kullanmasını istemeliyiz.<br />
<br />
Şehrin sokaklarında kırmızı-beyaz maskotları gezdirmeliyiz.<br />
<br />
Caddelere, apartmanlara, kırmızı beyaz "Haydi Antalya maça, takımına sahip çıkmaya." Sloganı olan Antalyaspor bayrağını çekmeliyiz.<br />
<br />
Toplu taşıma araçlarının iç bölümlerini takım renklerinde giydirmeliyiz.<br />
<br />
Maç günü passoligi olan taraftarlara toplu taşımayı ücretsiz hale getirmeliyiz.<br />
<br />
İlçelerden şehre gelecek tataftarlar için ücretsiz otobüsler organize etmeliyiz.<br />
<br />
STK'lar olarak toplu bilet alımı yapıp, üyelerine hediye etmeliyiz, mutlaka gelin çağrısını yinelemeliyiz.<br />
<br />
Gökyüzünde Antalyaspor zeplinini sabitlemeliyiz.<br />
<br />
Şehrin her girişine kırmızı-beyaz Antalyaspor giriş takını yerleştirmeliyiz.<br />
<br />
Pazarlarda meyve sebze taşınan poşetlere bile Antalyaspor logosunu eklemeliyiz.<br />
<br />
Protokol konuşmalarının ilk girişinde, "Haydi Antalya maça, takımına sahip çıkmaya." mesajını vermeliyiz.<br />
<br />
Tüm şehri süsledikten sonra, takımı otobüsle şehirde gezdirmeliyiz.<br />
Futbolculara bu inancı, şehrin takımın yanında olduğunu göstermeliyiz.<br />
<br />
Çünkü bu saatten sonra ne para bizi ligde tutar ne de temenmi.<br />
Bizim gaza ihtiyacımız var, bizim bağıracak taraftara ihtiyacımız var.<br />
<br />
Haydi Antalya!<br />
Kadın-erkek; genç-çocuk, başkan-üye, patron-personel, Antalyaspor için kalbi atanlar.<br />
<br />
İstikamet Antalya Stadyumu'na, Antalyaspor'un pazar günü oynayacağı Alanyaspor maçına.<br />
<br />
Sen de bu çağrıya Seyirci kalma!</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//sehir-sus-pus/306/</link>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kayıt Dışı Sessizlikler</title>
<description><![CDATA[<p>Bir haberin serüveni çoğu zaman görünenden daha uzundur.<br />
<br />
Okura ulaşan metin, yalnızca yazılanlardan değil; yazılmayanlardan, silinenlerden ve hiç kurulmamış cümlelerden de oluşur.<br />
Yazı işleri masası, bu anlamda yalnızca bir üretim alanı değildir; aynı zamanda bir eleme, tartma ve dengeleme yeridir.<br />
<br />
Her gün onlarca bilgi gelir, süzülür, doğrulanır, biçimlenir.<br />
Ve her biri, görünmeyen bir terazide tartılır.</p>

<p>Eskiden bu terazinin kefeleri daha somuttu: doğruluk, kamu yararı, etik sorumluluk…<br />
Şimdi ise daha belirsiz ağırlıklar da eklenmiş gibi: ihtimaller, yorumlar, sonuçlar…<br />
<br />
Bir metin bazen bir kelime yüzünden bekler.<br />
Bazen bir başlık, kendi kendine daha yumuşak bir tona çekilir.<br />
Bazen de bir haber, tüm unsurları tamam olmasına rağmen, yayımlanıp yayımlanmama eşiğinde uzun süre durur.<br />
<br />
Bu durum dışarıdan bakıldığında fark edilmez.<br />
Zira okur, önüne gelen metni görür; o metne ulaşamayan ihtimalleri değil.<br />
<br />
Oysa gazetecilik, yalnızca görünenin değil, görünmeyenin de mesleğidir.<br />
Hiç kurulmamış bir cümle, kimi zaman yazılmış bir cümleden daha fazla şey anlatır.<br />
Hiç atılmamış bir başlık, bazen en yüksek sesle atılmış olandan daha güçlü bir anlam taşır.<br />
<br />
Bu, bir şikâyet değil; bir tespittir.<br />
Zamanın ruhu, her meslekte olduğu gibi gazeteciliğin dilini de dönüştürür.<br />
Kelimeler yer değiştirir, tonlar evrilir, öncelikler yeniden sıralanır.<br />
<br />
Ancak her dönüşüm, beraberinde yeni bir soruyu da getirir:<br />
Bir metni belirleyen şey gerçekten yalnızca yazılan mıdır?<br />
Yoksa yazı, artık biraz da ihtimallerin gölgesinde mi şekillenmektedir?<br />
<br />
Bu sorunun cevabı çoğu zaman yüksek sesle verilmez.<br />
Belki de verilmesine gerek yoktur.<br />
<br />
Çünkü bazı dönemler, kendilerini cümlelerle değil; cümlelerin etrafında oluşan boşluklarla anlatır.<br />
<br />
Gazetecilik ise o boşlukları da okuyabilme mesleğidir.<br />
Yalnızca yazıya döküleni değil, yazının eşiğinde bekleyeni de fark edebilme…<br />
<br />
Ve belki de en çok burada başlar asıl kayıt: Arşivlere girmeyen, manşetlere çıkmayan, ama hafızada yer eden o sessiz satırlar…<br />
<br />
Çünkü bazı sessizlikler geçici değildir.<br />
Zamanla birikir, derinleşir ve kendi dilini kurar.<br />
<br />
Ve o dil, bir gün mutlaka okunur.<br />
Şimdilik bu kadar.<br />
<br />
Gerisini, biraz da o sessizliğin içinden okumak gerek.<br />
<br />
Görüşürüz.</p>

<p><br />
-Sorumsuz Yazı İşleri Müdürü</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kayit-disi-sessizlikler/305/</link>
<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Arafta Kalan Arasta</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:12px;">Korkuteli ilçesi, bir gazeteci için tam anlamıyla haber ganimeti sunuyor. İlçenin neresine kafanızı çevirseniz, her yerde haber kaynıyor. Ama bu haberler öyle sokak haberleri ya da magazin haberleri değil. S</span><span style="font-size: 12px;">özünü ettiğim haberler; Korkuteli’de kişileri, kurumları zor durumda bırakacak, devlet kurumlarını harekete geçirecek türden haberler.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Bunlar elbet zamanla kamuoyuna yansıyacak, “Yok artık, daha neler!” dedirtecek.</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Şimdi gelelim şu meşhur Arasta Projesi’ne.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">MHP’li Korkuteli Belediye Başkanı Ömer İşlek döneminde yapımına başlanan ve tamamlanan, ilçenin merkezinde yer alan bir proje.</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Projeyi gezdim, ilk hâline baktım, bir de son hâline… İlk proje ile son hâli arasında farklar var. İlk projede Arasta’nın içinde büyük bir meydan varken, şimdi o meydana bir yapı dikilmiş. Güya belediyeye ek gelir sağlanması düşünülmüş. Ama meydansız bir arastanın bütün cazibesi gitmiş.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Arasta’nın dükkânlara açılan sokakları ilk projede daha geniş. Bitmiş hâlinde ise bu geniş sokakların ortasına yeni dükkânlar eklenmiş. Geniş sokak görüntüsünün yerini beton yığını görüntüsü almış.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Projede, arazi sahiplerine verilmek üzere yapılan daireler de var. Dükkânların üzerine yapılan dört kat ekleme ise apartman yığını görüntüsü oluşturmuş. Belli ki proje hazırlanırken, daha fazla konut, dükkan betondan nasıl üretilir, buna bakılmış.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Projede tek güzel olan şey; dizaynı ve mimarisi</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Projeyi çizen kimmiş?</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Öğrendiğime göre Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni çizen Şefik Birkiye.</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Bu proje kimlere ne kazandırdı, kimler bu projeden neler aldı; hiçbir soru cevaplanmış değil. Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran tarafından bilgiler, “ticari sır” gerekçesiyle verilmiyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Bunu ben söylemiyorum. Arasta Projesi ile ilgili mecliste sorular soran, Başkan Caran’dan doğrudan bilgi isteyen ve bu nedenle partisi CHP’den atılan Korkuteli Büyükşehir Meclis Üyesi Koray Küçüksarı ile diğer meclis üyesi Alper Köken söylüyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Ortada öyle bir sır perdesi var ki, bu perde kalkmasın, gerçekler gün yüzüne çıkmasın diye sıkı sıkıya kapalı tutuluyor. Perdeyi açmaya kalkanın ise kellesi alınıyor.;;</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">İki meclis üyesinin CHP’den atılmasına kadar giden süreçte konu, “ticari sır” kapsamına alınıyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Projeyi yapan MHP’li eski başkan.</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Bitiren de eski başkan.</span><br />
<span style="font-size: 12px;">Normalde yönetim değişince eski yönetimin tüm usulsüz kararları kamuoyuyla paylaşılır. Ancak bu projede nedense sır perdesi aralanmıyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Partiden ihraç edilen meclis üyeleri Koray Küçüksarı ve Alper Köken’in aklına elbette şu sorular geliyor:</span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12px;">Projenin yüklenici firmasına iskân verilene kadar eziyet çektirildi mi?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">İskân verilmesi karşılığında rüşvet istendi mi?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Müteahhit projeden kaç dükkân ve daire aldı?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Belediyeye projeden kaç işletme ve dükkân verildi?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Arazi sahiplerine nereden, kaç adet yer verildi?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Bir hak sahibinin parasını ödemediğine karşın, verilen yerin müteahhitte kaldığı doğru mu?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">İskân aşamasında projenin ilk hâli iptal edilip son hâli mi ruhsatlandırıldı?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Projeden menfaat sağlayanlar var mı?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Mecliste projeye dair neden açıklama yapılmıyor?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Neden meclis üyelerinin proje ile ilgili soruları cevapsız bırakılıyor?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Kamuya ait projelerde şeffaf olunması gerekirken, “ticari sır” gerekçesi neye dayandırıldı?</span></li>
	<li><span style="font-size:12px;">Proje şu anda açık olmasına rağmen neden atıl durumda duruyor, halk neden ilgi göstermiyor?</span></li>
</ul>

<p><br />
<span style="font-size:12px;">Soru o kadar çok ki...</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Kamuoyu bu soruların cevabını beklerken, CHP’li iki meclis üyesinin Arasta Projesi’ni sorgulaması kimleri rahatsız etti?</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Zaten rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla anılan CHP’li belediyeler mercek altındayken, Arasta Projesi’nde yanlış giden bir şeyler varsa bu ortaya çıkmayacak mı?</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">Gerçekler elbet karanlıkta esaret altında zorla yaşayabilir ama karanlığa ışık tutmaya çalışanlar olduğu sürece, karanlıklar aydınlanacaktır.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 12px;">İhraç edilen iki meclis üyesiyle ilgili ilginç detaylara daha sonra değineceğim.</span></p>

<p><span style="font-size:12px;">Hayata seyirci kalmamanız dileğiyle.</span></p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//arafta-kalan-arasta/304/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bileti isterim, parayı es geçerim.</title>
<description><![CDATA[<p>Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin basın üzerinden kamuoyuna seslendi:<br />
<br />
"Kimse, hiçbir başkan ve iş insanı Fenerbahçe maçına ücretsiz bilet istemesin, vermeyeceğim."<br />
<br />
Belli ki o da bıkmış bedava bilet isteyenlerden.<br />
Antalyaspor'umuzun özellikle 4 büyük takımla maç yaptığı dönemlerde standyumdaki protokol ve VIP tribününe bakıyorum, normal maçlara gelmeyen Belediye Başkanları orada.<br />
<br />
Başkan Vekilleri orada.<br />
Oda Başkanları orada.<br />
Meclis üyeleri orada.<br />
<br />
Nasıl bir Antalyaspor sevgisi ise bu...<br />
Sadece 4 büyük takım gelince bu sevgi kabarıveriyor.<br />
<br />
Protokolde en çok gördüğüm isimlerden biri Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Adlıhan Dere<br />
Neden Adlıhan Dere dedim, yazımın ilerleyen bölümünde değineceğim, aslında değinenlerin dediğini ileteceğim.<br />
<br />
Başkanlar bir yana, kameramanları, fotoğrafçıları, falanları filanları da toplanmış gelmişler. Başkan: 'Gel beni maç izlerken oramdan-buramdan çek' demese gelirler mi?<br />
<br />
Başkanlar önemli icraat üretirken 90 dakika, odanın maaşını ödediği çalışanlar da 90 dakika; esnafı, vatandaşı, üyesi, sektörü için hizmet eden başkanı elbet iş başında çekmek, belgelemek zorunda.<br />
<br />
Sahi bir başkan neden stadyuma fotoğrafçısını getirir de kendisini çektirir?<br />
Protokolde önemli bir görüşme mi gerçekleştirir?<br />
Neyse..<br />
<br />
Peki stadyuma nasıl giriyor bu insanlar.<br />
A- Bilet alıyorlar giriyorlar.<br />
B- Kombine alıyorlar, koltuklarına geçiyorlar.<br />
C- Paraları ile loca kapatıyorlar, keyif çatıyorlar.<br />
D- Protokol tribünü bilete tabi değil, zorla gelmeleri isteniyor.<br />
E- Hiçbiri, biletsiz cümbür cemaat geliyorlar.<br />
<br />
Peki başkanlar neden parasını verip bilet ile giriş yapmıyor, Antalyaspor'a katkı sağlamıyor?<br />
Bu söylediklerim sadece oda başkanları için geçerli değil, iş dünyasındaki isimler için de geçerli.<br />
<br />
Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin kulübün borcunu ödemek için adeta dilenci olup kapı kapı para toplarken, koca koca başkanlar, iş insanları ve hatırı sayılı kişiler beleş bilet peşinde, araya adam sokma derdinde.<br />
<br />
Ne diyeyim...<br />
Çoğu Oda başkanına 'Cebinden para ver, bilet al' desen, stada ayak basmaz, hele bir de fotoğrafçına, kameramanına, sekreterine de bilet al desen, kırmızı-beyaz renklerin yanından geçmez.<br />
<br />
Neden mi bu kadar emin konuşuyorum.<br />
<br />
Antalyaspor Başkanı Rıza Perçin ile basın mensupları olarak basın açıklamasından sonra bir araya geldik.<br />
Başkan net konuştu. 'Kayıt almayın ama yazmak istediğinizi yazın.'<br />
<br />
Samimi toplantının büyük bölümünü, beleş bilet isteyen başkan ve iş insanları meşgul etti.<br />
<br />
Ceplerinden bir kuruş harcamayan, yedikleri yemekten içtikleri suya kadar koltuğunda oturduğu kurumlara ödettiren çoğu başkan, herhalde bilete de para verecek hali yok.<br />
<br />
Bırakın bileti, bağış yapacak niyetleri yok.<br />
<br />
Örnek vermek gerekirse...<br />
07 Gençlik Taraftarlar Derneği Başkanı Serdar Atan aynen şu cümleyi kurdu.<br />
"Adlıhan Dere, mavi koltukta oturup fotoğraf vermek kolay. Antalyaspor Başkanı 100 Bin liralık bayrak desteği verin dediğinde, 'Seçimler bitsin de' şeklinde geçiştirme mazeretlere sığınıyorsun. Ne bitmez seçimmiş. Seçimler bitmeden bedava maça geliyorsunuz, seçimler bitmeden kulübe zerre destek vermiyorsunuz."<br />
<br />
Toplantıda sonra laf Döşemealtı Sanayici ve İş İnsanları Derneği DÖSİAD Başkanı Gültekin Gencer'e geliyor.<br />
<br />
"Sorun Gültekin Gencer'e, DÖSİAD'tan kaç kişi kombine-loca almış? Lafa gelince herkes konuşuyor."<br />
Sonra gazeteci büyüğüm Vedat Gürhan sazı ele aldı. Kendisinin 2023 yılında Antalyaspor'da alt yapıda yöneticilik yaptığını, dönemin süpermarket zincirinin hissedarı olan Gültekin Gencer'den kuru bakliyat istediğini, altyapıdaki dokuz gencin yemek yemesi için bu desteği vermesini beklediğini, hatta ellerine para geçince parasını da vermeyi taahhüt ettiğini söyledi.<br />
<br />
Yani hibe değil, bir anlamda borç bakliyat talebi.<br />
Gazeteci Gürhan'ın anlattığına göre aldığı cevap ise buradan yazılmayacak kadar sinkaflı.<br />
"Ben Fenerbahçe gibi bir takımın kongre üyesiyim. Öperim Antalyaspor’u" dediğini kulaklarım duyunca dedim ki kendi kendime...<br />
<br />
Önüne gelen öpmüş Antalyaspor’u.<br />
Kulüp başkanı önceki yönetimin 7 Mehmet Restoran'a bıraktığı 4 milyon yemek borcunu mu ödesin....<br />
3 aydır biriken personel maaşını mı ödesin...<br />
Haftasonuna kadar personel ve futbolcu alacakları hariç 50 milyon borcu mu ödesin.<br />
Sahi aklıma gelmişken...<br />
Bu 7 Mehmet Restoran'ın ismi son dönemlerde ne kadar çok basına malzeme oluyor.<br />
<br />
ATSO'nun yemeğinde bir ton hesap tutarı, Antalyaspor eski yönetiminin bıraktığı milyonluk hesaplar, hepsinde 7 Mehmet ismi.<br />
<br />
Her ne kadar Antalyaspor Başkanı eski yönetimin yemek borcu dese de, 'Benim bile gitmediğim restoran' dediği bir marka olduğu için, kulağımla duyduğum borç miktarının yüksekliği nedeniyle bu dip notu geçtim.<br />
<br />
Yazımın sonuna gelirken şu notu da ekleyeyim.<br />
<br />
Antalyaspor eminim ligde kalacaktır.<br />
Ligde kalması için sadece iyi oynamak yetmiyor.<br />
Sadece para, maalesef sorunları çözmüyor.<br />
Şehrin siyasetçileri, Antalyaspor'un aleyhine oluşabilecek olası niyetleri engellesinler yeter.<br />
Çünkü ligde savaş kızışıyor, her takım elinde avucunda ne kadar yetkili ve etkili isim varsa cepheye sürüyor.<br />
Antalyaspor düşerse bunun tek sorumlusu yönetim ya da futbolcular olmayacak.<br />
<br />
Takıma sahip çıkmayan Meslek Odası Başkanlarından ATSO Başkanına, iş adamlarından Antalya'nın siyasetçisine kadar herkes sorumlu olacak!..<br />
<br />
Demedin demeyin.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bileti-isterim-parayi-es-gecerim/303/</link>
<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:03:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Merhamet (Mercy)</title>
<description><![CDATA[<p>Mercy, 2026 yapımı bir Amerikan bilim kurgu filmi.<br />
<br />
Sevelim sevmeyelim, beğenelim beğenmeyelim Amerikan, Çin, Kore film endüstrisi, konulu filmlerde benim hep dikkatimi çekmiştir.<br />
<br />
Konu neden ilgimi çekti, neden köşe taşıma gereği duydum anlatayım.<br />
<br />
Ülkemizde adaletten, verilen mahkeme kararlarından, emsal sonuçlardan hep şikayet ederiz.<br />
<br />
Ülkemize, adalete olan güven listenin ilk sıralarında olması gerekirken, maalesef listenin son sıralarında.<br />
<br />
Şikayet, tutuklama ve mahkumiyet kararlarında kişiye özel kararlar verildiği, hükümete yakın isimlerin hukuk zırhı ile korunduğu, muhalefete yakın kişilerin hukuk yolu ile korkutulduğu, basının çeşitli gerekçelere dayandırılarak suçlandığı kamuoyunda hep konuşulur.<br />
<br />
Toplum, hukuku ve verilen kararlardaki adaleti bu kadar çok konuşursa, işte o zaman izlediği filmde de karşılaştığı manzarada da kıyaslamalara gidiyor, içten içe hukuku ve adaleti sorguluyor.<br />
<br />
Mercy, (Merhamet) filminin konusu, yapay zeka ve teknoloji ile oluşturulan dijital mahkeme.<br />
<br />
Mahkeme, dijital bir odada mahkumun idam sehpasında oturması ile başlıyor ve 90 dakika içinde kendisini aklaması veya suçu işlediyse gerekçe ve hafifletici nedenlerini anlatması gerekiyor. Savunmasındaki gerekçeler ve somut hafifletici deliller suçun  yüzde 92 oranına düşmesini sağlarsa kişi idamdan kurtuluyor, suça ve yüzdeye göre hapis cezalarına çarptırılıyor.<br />
<br />
Aksi takdirde idam sehpası, idam koltuğu, idamı iğne ile gerçekleştiriyor.<br />
<br />
Sürükleyici olan bu filmde mahkum, tüm dijital imkanlara ve suçun oluşmasına, olayın çözülmesine neden olabilecek tüm bağlantılara ulaşma hakkını kullanabiliyor.<br />
<br />
Bu imkanı da tüm sistemlere erişme hakkı olan, KVKK kapsamındaki sınırları ise gerektiğinde dijital yargıç kararı ile açan bir yapay mahkeme düşünün.<br />
<br />
Şu an böyle bir sistemin dünyada kullanılması mümkün olmasa da...<br />
<br />
Gelecekte yapay zekalı mahkemeler oluşacak, insan unsurunu, derin yapıların hukuka müdahalesini, hakimlerin olası art niyetli veya talimatlı kararlarını engelleyecektir.<br />
<br />
Hukuka güven duygusunu insanlar sağlayamıyorsa, sanal ve yapay zekalar sağlayacaktır.<br />
<br />
Elbet 'Sanal ve yapay zekayı da yazan insanlar değil mi?' Diyeceksiniz.<br />
<br />
O zaman yine adaletin tesis edilemeyeceği tezini savunacaksınız.<br />
<br />
İnsanın değdiği her noktada şüphe ile yaklaşılması gerektiğini anlatmaya devam edeceksiniz.<br />
<br />
Evet!..<br />
Ben de bu kanıda olsam da...<br />
İnsanın sağlayamadığı güveni bırakın biraz da teknoloji sağlamaya çalışsın, insanların tüm müdahalesine rağmen kötü niyetlilerle biraz da teknoloji savaşsın.<br />
<br />
İnsanlar olarak ülkemizde adalete güveni sağlamakta zorlanıyorsak, o zaman gelecekte (Mercy, Merhamet) türü yapay teknoloji mahkemelerine, yapay hakim ve savcılara inanmaya mahkum olacağız, kararı sanal ve yapay zekalara bırakacağız.<br />
<br />
Kişi için hukuk yerine, toplum için hukuku tercih etmediğimiz sürece, sanal da yapay da insan da olsa, biz bu sorgulamaları her zaman yapacağız.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//merhamet-mercy/302/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Büyükşehir Sütçüler Odası mı oldu?</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya'nın her yerinde bir Halk Süt reklamıdır gidiyor.<br />
<br />
Bu aralar Meslek Odalarının seçimleri var ya, sanırsın Antalya Sütçüler, Yoğurtçular ve Dondurmacılar Esnaf Odası Başkanı reklam yapıyor, seçime hazırlanıyor.<br />
Dev tanıtım brandalarına bakıyorsun, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin 'Halk Süt, Halk Mama' projesinin tanıtımları.<br />
<br />
Aylardır bundan başka bir şey yok, arada bir festival vb. etkinliklerin tasarımları var.<br />
<br />
Türkiye'nin en vizyon kenti,<br />
Turizmin başkenti,<br />
Tarımın lokomotifi,<br />
Sanayide büyüyen dev,<br />
Ayrıca bir liman şehri Antalya!<br />
<br />
Bu şehir Sütçüler Odası gibi değil, vizyon şehrin Antalya Büyükşehir Belediyesi gibi anılmalı.<br />
<br />
Trafiği rahatlatacak projelerin müjdesi verilmeli.<br />
Sadece toplumun geliri düşük bölümününün değil, herkesin faydalanabileceği projeler üretilmeli, müjdelemeli.<br />
<br />
'Vay be' diyeceğimiz gelişmelerle gelinmeli.<br />
<br />
Antalya'nın yüzde 90'ı süte muhtaçmış gibi, sanki Türkiye'nin gelir düzeyi en düşük insanlarının yaşadığı şehir gibi süt-mama projesine sarılmak hiç dikkat çekmiyor.<br />
<br />
Bu reklamları ara sokaklarda yapın, afişleri otobüs duraklarına asın.<br />
Caddelerde bu reklamlar artı değil eksi getiriyor, bunu da kulağınıza küpe yapın.<br />
<br />
Zaten o brandalara harcanan paraya da yazık.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin artık kamuoyuna düşen ve iddia edilen rüşvet skandalları ile oğul Böcek'in yediği nanelerle anılmaması gerekir.<br />
<br />
Yöneticiler tutuklu olsa bile, vizyon projeler aralıksız aktif edilmelidir.<br />
<br />
Öte yandan şehirde bir alt yapı çalışması var, tek kelime rezillik.<br />
<br />
ASAT'ın yüklenici firmaları işleri teslim edemiyor, yarım yamalak işler ilerliyor. Kazılan yerler toprakla kapatılıp üstüne çamur ve konforsuzluk eziyeti çektiriliyor.<br />
Evsel bağlantılar yapılamıyor, yüklenici sorumsuzluğu buna engel oluyor.<br />
<br />
Raylı sistem projesinin bilmecesi hala çözülemedi.<br />
Top, Cumhurbaşkanı'na atıp duruluyor, 'İmza atmadı' deniliyor.<br />
<br />
Ak Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse 'Cumhurbaşkanı'mızın önünde bekleyen böyle bir imza yok' diyor, bir kişiden de doğru ya da yalan açıklaması gelmiyor.<br />
Köse, 'Varsa imza atılacak dosya söylesinler bize, çıkalım külliyeye' mesajını veriyor, ses seda yok.<br />
<br />
Yönetimde devamlılık esastır.<br />
Yöneticinin başına ne geldiğinin hiç bir önemi yoktur.<br />
Belediyeler özel şirket değil, kamu yapılarıdır.<br />
<br />
Bu suskunluk Antalya'ya yakışmıyor.<br />
<br />
Her hafta bir meclis üyesinin, bir partilinin, bir yöneticinin, belediye ile alakası olan birilerinin gözaltına alındığı haberlerinden bıktık.<br />
<br />
Şehrin üzerindeki ölü toprağını bir an önce atması gerekir.<br />
<br />
Yetkililerin sadece yemek yiyip konuştuğu janjanlı ortamlarda gözükmek yerine, süt ve mama reklamının arkasına sığınmak yerine ses getiren projelerini bekliyoruz.<br />
<br />
Haydi üzerinizdeki şu ölü toprağını bir atın, haydi lütfen Antalya'ya yakışanı yapın.<br />
<br />
Ha bir de şu ASAT'ın mı kulağını çekersiniz, yüklenici firmalarını mı değiştirirsiniz bilmem ama...<br />
Burada büyük sorun var!<br />
<br />
Yetki elinizde, para elinizde. Şehir imara açılıyor, inşaatlar bittikten sonra alt yapı başlatılıyor.<br />
<br />
Murat Seyirci bu saçmalığı bir türlü içine sindiremiyor.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//buyuksehir-sutculer-odasi-mi-oldu/301/</link>
<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"Canımsın başkanım, öpüyorum seni"</title>
<description><![CDATA[<p>Her oda seçimleri öncesi kırgınlıklar, kızgınlıklar, had safhaya ulaşır.<br />
<br />
Hele karşısındaki adayın başkası tarafından çıkartıldığına inanç varsa, o zaman davranış şekli değişiyor, Antalya Servisçiler Odası Başkanı Süleyman'in davranış şekli ortaya çıkıyor.<br />
<br />
Nedir bu davranış derseniz...<br />
Şahin, Servisçiler Odası'nın da bağlı olduğu üst kuruluş olan Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği AESOB'un başındaki kişi ile her ortamda restleşiyor.<br />
<br />
Bu kişi ise AESOB Başkanı Adlıhan Dere<br />
Adlıhan Dere, dönemin AESOB Başkanı olan, esnaf ve oda başkanları tarafından çok sevilen ve hala adı Muratpaşa'da yaşatılan rahmetli Abdullah Sevimçok'un 27 Mart 2016'da ani ölümü üzerine yönetim kurulu oyları ile başkanlığa seçilmişti.<br />
<br />
Yıl 7 Nisan 2016<br />
Dönemin AESOB Başkanı Sevimçok'un vefatıyla bir kişi eksilen 9 kişilik yönetim kuruluna ise yedek birinci sırada bulunan Antalya Servisçiler Odası Başkanı Süleyman Şahin girmişti. Adlıhan Dere'yi başkanlığa taşıyan oylardan birini de Şahin vermişti.<br />
<br />
Aradan yıllar geçti, aralarına kara kedi girdi. Şahin, Adlıhan Dereyi koltuğundan etmek için muhalif söylemleri ile harekete geçti.<br />
<br />
Daha dün gibi gözlerimizin önünde.<br />
Süleyman Şahin daha önce girdiği oda seçim yarışını kazanmış, Mercedes marka aracın arka koltuğundan inerek seçim zaferini kutluyor, yanına Adlıhan Dere'yi de alarak mikrofonda aynen şu sözleri söylüyor.<br />
<br />
"Bugün esnafımız gerçekten 600 fark attı, onlara teşekkür ediyorum, onları mahçup etmeyeceğim.<br />
Yanlışlık bulursa odayı genel kurula götüreceğim, seçim yapıp istifa edeceğim."<br />
<br />
Bu konuşmaya göre ve Antalya Servisçiler Odası Başkan Adayı Sayim Sarı'nın anlattıklarına bakılırsa pek çok yanlış yapılmış, ancak oda bu söyleme göre genel kurula götürülüp istifa etmemiş.<br />
<br />
Demek ki iddialar kendince hata değil.<br />
<br />
Gelelim konuşmanın devamına.<br />
"Adlıhan Başkan benim abim, bu yalakalık değil iyi ki tanımışım, ona bir alkış istiyorum arkadaşlar. Dosta dost, düşmana düşman! Başkanım çok konuşmayacağım, sizi seviyorum inan, her zaman iyi ki tanımışım, ciddi diyorum konuşuyorum, yok böyle birşey, canımsın başkanım öpüyorum seni."<br />
<br />
Öpüşmeler, alkışlar ve tokalaşmalar...<br />
Konuşma devam etti.<br />
<br />
"Hep yanımda oldu arkadaşlar. Adlıhan başkan olmasa bugün seçim yeri değişirdi. Samimi söylüyorum. O yüzden Adlıhan başkanım seni seviyorum, emrindeyim, saygılar sevgiler seni selamlıyorum başkanım."<br />
<br />
Konuşmadan sonra önünde eğilerek, paltosunu da ilikleme şeklinde kapatarak saygısını sevgisini gösterdi.<br />
E tabi hayatta dün dündür, bugün bugündür.<br />
<br />
Dün önünde eğilirsin, bugün verdiği plaketi kabul etmediğin gibi bir de "Karşıma aday çıkardın" diyerek resti çekersin.<br />
Geçmişte sen onu seçersin, seçimlerde O'nun desteğiyle seçildiğini söylersin, kısaca ne zaman öküz öldü ortaklık bitti moduna girersin, işte o zaman bu resmi çizersin.<br />
<br />
Gelelim plaket meselesine...<br />
AESOB Tarafından düzenlenen organizasyonda sahneye çağrılan Şahin'in  "Sayim Sarı'yı karşıma aday çıkardın" diyerek, plaketi kabul etmeyerek Adlıhan Dere'ye sitem etmesi kendi davranış şekli ve kararı diyebilirsin.<br />
<br />
Burada sorun yok.<br />
Bazıları içindeki nefreti dışa vurur, bazıları ise daha sinsi davranışlarla nefreti karşıya zarar verecek şekilde sakinleştirir ve arada bir uyutur.<br />
<br />
Sorun olan bölüm ise plaketi reddetmesine rağmen parasını AESOB'un ödediği otelde söylenene göre sabahlaması, sevmediği insan ile aynı havayı soluması.<br />
<br />
Şimdi yeni moda bu.<br />
<br />
Her ortamda lafı çakarsın, zerre kadar sevmediğin kişi ile aynı ortamı paylaşırsın.<br />
<br />
Ne diyelim, bu da yeni trend davranış, yeni trend anlayış.<br />
<br />
Gelelim Sayim Sarı'nın adaylığına.<br />
Sarı yaptığı sert açıklama ile adaylık kararını ve servisçi esnafının dışında kimsenin adayı olmadığını kamuoyu ile paylaştı.<br />
<br />
Doğru adaysan, servisçi esnafı kadar tüm kamuoyunun desteğini almanın normal olduğunu da vurguladı.<br />
<br />
Sonuçta kararı esnaf verecek, hak edene mazbatayı teslim edecek.<br />
<br />
Davranışta bildiğim birşey varsa dün övgüler dizip, 'seviyorum seni' deyip, bugün verip veriştirmeyeceksin.<br />
<br />
Karşına aday çıkmasını da başkasına maletmeyeceksin.<br />
<br />
Kazansan da kaybetsen de yarışta olanları tebrik edeceksin.<br />
<br />
Çünkü adaysız seçim bir kişiye mecburiyet demek.<br />
<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//canimsin-baskanim-opuyorum-seni/300/</link>
<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 08:24:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kişiyi değil, mesleği savunmak.</title>
<description><![CDATA[<p>'Cumhurbaşkanı'na tehdit' suçlamasından 22 Haziran'dan bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Gazeteci Fatih Altaylı, geçen hafta karar mahkemesinde 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.<br />
<br />
Toplumda beklenti ise normalde ceza alsa dahi içeride yattığı süre de göz önüne alınarak salınması yönündeydi.<br />
<br />
Aslında niyet, Altaylı'ya, mesleği yapanlara mesaj vermek yönünde ise bu da yeterliydi.<br />
Ama beklenen olmadı, tahliye verilmedi.<br />
<br />
Bir gazeteci tutuklandı, mahkum edildi, daha vahimi ise mahkeme, “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” değerlendirmesiyle tahliye talebini reddetti.<br />
<br />
Yani Cumhurbaşkanı'na hala fiziksel zarar verebilir imasında bulundu.<br />
Bir anlamda bu karar komediydi.<br />
<br />
Aslında bir gazeteci mahkum edilmedi.<br />
Mesleğimize kısmi kelepçe vuruldu.<br />
Bilinç altımıza mesaj verildi.<br />
Bir anlamda, 'Eğer biraz sesini yükseltirsen, muhalif olarak biraz güçlenirsen' parmağı gösterildi.<br />
<br />
Hadi yargı bu kararı verdi, toplumun teminatı olacak kuruma inancı zedeledi diyelim.<br />
<br />
Ya bizler,<br />
Ya meslektaşlarımız, 'Gazeteciler' adını alan Sivil Toplum Kuruluşları, Cemiyetler,<br />
Dernekler,<br />
Federasyonlar...<br />
<br />
Çıtını çıkarmayan kurumlar.<br />
<br />
Kimseden kişiyi korumasını istemiyoruz.<br />
Mesleğe sahip çıkılmasını diliyoruz.<br />
<br />
Gazeteciliğin ululası, yereli, köylüsü, mahallelisi olur mu?<br />
<br />
Gazetecilik mesleğini koruyacaksak, bu yanlış kararlara ses çıkartacaksak, altında bahane aramamalıyız.<br />
<br />
'Çalıştığımız kurumlardan atılabiliriz, baskıya maruz kalabiliriz' demeyeceğiz.<br />
<br />
Diyecek pozisyondaysak, o zaman geride bekleyeceğiz.<br />
<br />
Biz mesleğimizi korumazsak, haksızlıklara karşı sessiz kalırsak...<br />
Hangi genç, yarının gazetecisi olacak...<br />
Hangi genç, mesleğe inançla sarılacak...<br />
<br />
Daha geçen ay Cemiyetimizin ödül töreninden kürsüden isyan etmedik mi?<br />
'Kazancımızda sorun var, adaletsizlikler içerisinde ayakta kalmaya çalışıyoruz' demedik mi?<br />
<br />
Kendi adıma bu mahkeme kararını, Fatih Altaylı'ya yapılan haksızlığı kabullenemiyorum.<br />
<br />
Sessiz kalan camiamızı ise anlamıyorum.<br />
Birilerini kendine elçi gören, 'Açıklamayı onlar yapsın' tavrını beniseyemiyorum.<br />
<br />
Unutmayın!<br />
Bu meslek o kadar kutsal bir meslek ki...<br />
Hayat kurtaran,<br />
Haksızlıkları anlatan,<br />
Karanlıkları aydınlatan,<br />
Kasti olarak yanlış yapmayı engelleyen,<br />
Toplumun güvencesi bir meslek.<br />
<br />
Bu mesleğe sahip çıkmayacaksak, 'Ben gazeteciyim' ünvanını kullanmayalım.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kisiyi-degil-meslegi-savunmak/299/</link>
<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 15:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yatın kalkın köylüye dua edin!</title>
<description><![CDATA[<p>Korkuteli'ne yapılacak Organize Sanayi Bölgesi için ihtiyaç olan su krizi patlak vermiş, Korkuteli Sülekler ve Taşkesik Mahalle sakinleri adeta ayaklanmıştı.<br />
<br />
Eskinin köylüsü, Büyükşehir yasasına göre ise mahalleliler, 'Yer altı sularımızı bitireceksiniz, geleceğimizi susuz bırakacaksınız' demeseler, milyonlarca lira çöpe gidecekti.<br />
<br />
Evet evet yanlış duymadınız.<br />
Bildiğiniz milyonlarca lira para çöp olacaktı.<br />
Kim mi itiraf etti!<br />
<br />
Hani telefonlara çıkmayan, mahalleli ile muhatap olmayan, 'Duyarlılığınıza karşı arayış içindeyiz' cümlesini bile kurmaktan imtina eden bir isim olan Korkuteli Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Osman Bahçe<br />
<br />
Bahçe, alternatif su kaynağını bulduklarını söyledi, Sülekler ve Taşkesik Mahalle sakinlerinin yüreğine su serpti.<br />
<br />
Serpti serpmesine ama herkes sorunun çözüldüğü noktasına bakarken, aslında özürlerinin kabahatlerinden büyük olduğu da ortaya çıktı.<br />
<br />
Elbet bu su sorununun diğer bir kahraman kurumu da Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü.<br />
<br />
Şimdi dönelim başa, krizin nasıl başladığına bakalım, milyonlarca lira paranın çöpe gitmesini engelleyen kahraman Korkutelilere gelelim.<br />
<br />
Diyor ki Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe...<br />
<br />
'DSİ’ye başvurduk. DSİ de bize yaklaşık 35 kilometre uzağımızda bölgesel ve çevresel risk taşımayan bir alan gösterdi. İzinlerimizi aldık ancak daha çalışmaya başlamadan birtakım tepkilerle karşılaştık.'<br />
<br />
Sonra ekliyor, 'Tepkilerin merkezindeki tüm isimlerle, gruplarla bir araya geldik.' cümlesini kuruyor.<br />
<br />
Konuyla ilgili tepkilerin merkezindeki kişiler dediği isimler, kendisine aramalarına rağmen ulaşamadı, telefonlara çıkmadı.<br />
<br />
Tüm çağrılara tepkisiz kaldı. 'Konunun muhatabı biz değiliz' dedi.<br />
<br />
Topu taca, oradan auta, en son tribünlere attı.<br />
<br />
Ne zaman tribünler topu sahaya tekrar fırlattı, ne zaman bu hassasiyetlere Antalya Valisi de el attı, alternatif seçenekler masaya yattı.<br />
<br />
Gelelim konunun zarar boyutuna.<br />
Eğer Sülekler ve Taşkesik bölgesine sondaj kararında ısrar etselerdi, su teminini sağlamak için OSB'nin cebinden yaklaşık 200-250 milyon TL para çıkacaktı.<br />
<br />
Her ne kadar 'Biz ne siyasi ne de ticari bir işletmeyiz” dese de, 250 milyon lira para kimin cebinden çıkacaktı?<br />
<br />
Peki sonra ne oldu?<br />
Valilik talimatı ile DSİ Bölge Müdürlüğü daha önce ruhsatı alınmış, çalışan ancak rezerv olarak tutulan ve OSB'ye 2,5 kilometre uzaklıktaki 6 kuyuyu tahsis etti.<br />
<br />
Böylece 250 milyon gayme cepte kaldı.<br />
<br />
Bunun yanında bu karar ile 'OSB projesi de 6 ay daha erken bitecek' açıklaması yapıldı.<br />
<br />
Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe oturup kalkıp Sülekler ve Taşkesik Mahalle sakinlerine dua etsin.<br />
<br />
Alternatif kaynaklar varken, 250 milyon liranın çöpe gitmesini engelleyen mahallelilere 1 tepsi Antep fıstıklı baklava alıp gitsin, teşekkür etsin.<br />
<br />
Yazımın sonunda eleştiri oklarımı fırlatayım, soruyu sorayım.<br />
Madem ODB'ye daha kısa mesafede ve açıklanana göre OSB'nin su ihtiyaç miktarından olumsuz yönde etkilenmeyecek alternatif kuyular varken, bölge varken, neden 250 milyon lira gibi bir maliyetin kapısını açan çalışma yapılır.<br />
Neden bu işin başında alternatifler sorgulanmaz.<br />
Suyun taşınma ve tesis maliyetini aşağı çekecek, daha yakın bölgelerin olup olmadığı neden sorgulanmaz.<br />
B Planları için neden çaba harcanmaz.<br />
<br />
Biraz zorlayınca çözüm bakın nasıl da bulunuyor.<br />
Üstelik nasıl da tasarruf ediliyor.<br />
Milletin parası nasıl da cepte kalıyor.<br />
<br />
Eleştiriye kendinizi kapatmayın, dönün 'Ne diyorlar?' diye bir bakın.<br />
<br />
Bakarsanız böylece 250 milyoncuk cebinizde kalır, sorun çözülür, endişeler dama atılır.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//yatin-kalkin-koyluye-dua-edin/298/</link>
<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 09:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bizi giderek küçültüyorlar!</title>
<description><![CDATA[<p>Üyesi olmaktan gurur duyduğum Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nin '2024 Yılın Gazetecileri Ödül Töreni'nde en önde yine siyasetin önde gelen isimleri, şehri yönetenler ve aynı zamanda üyemiz olan Menderes Türel vardı.<br />
<br />
Geçmişi gazeteci olan bir isim siyasette, şehir yönetiminde en üst seviyeye çıkmışsa bununla gurur duyarız ve kendisinden de mesleki anlamda katkı bekleriz.<br />
<br />
Hatta ülkenin başındaki isme ulaşabilecek olanakları varsa, kendisinden beklentileri daha da yükseltiriz.<br />
<br />
Hatta cemiyetimizin üyesi ise beklenti "daha da elzem" deriz.<br />
<br />
Bu beklenti elbet mesleğimiz ile ilgili yasa, düzenleme ve özgürlük alanlarının kısıtlanmaması olabilir.<br />
<br />
Eriyoruz sürekli,<br />
Azalıyoruz süreki,<br />
Zor şartlarda mesleği icra ediyoruz.<br />
<br />
Adaletsizlikler bize zor koşulurken, gazeteciler olarak yeterince baskı kuramıyoruz.<br />
Gazeteciliğin yaşaması için zora koşan yasalar geliyor, itiraz sesimiz kısık çıkıyor.<br />
<br />
Kürsüde haykırıyoruz! 'Şehirdeki internet sitesi de aynı tıklamayı, ilçedeki internet sitesi de aynı tıklamayı almak zorunda.<br />
Bu adaletsizlikler giderilmeli!'<br />
<br />
Bunları söyleyen kim!<br />
Gecede konuşma yapan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkan Vekili, Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir<br />
<br />
Yanlış mı söylüyor, hayır.<br />
Her kelimesine katılıyorum.<br />
<br />
Sayın Özdemir... 'Siyasetçilerden destek bekliyoruz" dedi!<br />
Ben de diyorum ki sakın beklemeyin!<br />
<br />
'Daha önce katıldığım ödül töreninde de bu sorunlara değinmiştik ama maalesef bu konuları dile getiriyoruz, bir arpa boyu yol alamıyoruz.' dedi, doğru söyledi. Arpa ne ki, saçın tel kalınlığı kadar yol alamıyoruz.<br />
<br />
Onlarla bir yol almayı beklemeyin.<br />
<br />
'Antalya'da gazete sayısı 11'den 5'e düştü, Konya'da 11'den 3'e düştü.' dedi.<br />
Daha durun, şimdilerde Antalya'da bu sayıyı 3'e düşürmeye çalışıyorlar.<br />
Çoğalmayı değil, ancak azalmayı bekleyebiliriz.<br />
<br />
Benim törende daha da üzüldüğüm açıklama nedir biliyor musunuz!<br />
<br />
Aynen şu!<br />
'Son olaylarda bakıyorsunuz birçok şeyi bize söyletiyorlar. Bizimkiler de pek meraklı bu işe.<br />
Kimisi iktidarın adına konuşuyor, kimisi muhalefetin adına konuşuyor.<br />
<br />
Vatandaşın karşısında güvenilirliğimiz kalmadı.<br />
Yapılan araştırmalarda hukukçular, siyasetçiler, gazeteciler en son güvenilecek insanlar olarak sıralanıyor.'<br />
<br />
Yani geldiğimiz noktayı özetleyen, Federasyon Başkan vekilimiz.<br />
<br />
Peki sadece meslek yasasını çıkartmak bu sorunları çözmeye yetecek mi?<br />
Yandaş gazeteciliği bitirecek mi?<br />
Gazetelere ek gelir sağlayacak mı?<br />
<br />
Bizim en büyük sorunumuz gazetecilik ile alakası olmayan insanların gazeteci olması mı, yoksa gazeteciliğin iktidar ya da muhalefet, biraz daha detaylandırırsak, temsil ettiği makamı delicesine koruyan kollayan anlayış, yani kalemini yandaşlığa kullanan veya kullandırtmak için zorlayan gerçekler mi!<br />
<br />
Bizim tek sorunumuz yandaşlık mı, yoksa her geçen gün gazete sayılarını azaltmaya çalışan, tekelleşmeye doğru götüren, sadece kendinden olanları yaşatan güç mü?<br />
<br />
Bizim tek sorunumuz gelir problemi mi, yoksa kamuya aşırı bağlı gelir kapımız mı?<br />
<br />
Patron kamu ise kamunun dediği olur.<br />
Bu gerçekleri bertaraf etmenin yöntemi de kendi kendine yeten, ayakları üzerinde durabilen, şehrin dinamiklerini kendine çeken, firmaları ve markaları tanıtabilen bir yayın organı olabilmektir.<br />
<br />
Bunu her yayın organı yapabilse zaten derneğe ve üst federasyona ihtiyaç kalmaz.<br />
Alt ve üst kuruluşlar olarak sektörümüzü yaşatacak projeler geliştirmek gerek.<br />
<br />
Bu da sadece konuşmayla olmaz.<br />
Gelir getirici projelerle, ticari zekayla, tanıtım stratejileriyle, etkin isimleri devreye sokmakla, kamuoyu oluşturmakla, ulusal çapta gazeteci meslektaşlarımızla birlikte hareket etmekte olur.<br />
<br />
Yoksa her cemiyet ödül törenlerinde siyasetçileri en ön koltuğa oturtur, gözlerinin içine baka baka taleplerimizi iletiriz.<br />
Bir sonraki yıl aynı toplantıda, bir önceki yıl kaldığımız yerde, saydığımız gerçekler ile yüzleşiriz.<br />
<br />
Hani dedik ya...<br />
'Türkiye'de en güvenilmez kurumların başında siyaset geliyor' diye.<br />
<br />
Güvenilmez olan bir anlayıştan bir çözüm ummakta biraz fazla iyimserlik.<br />
Sözün özü Gazetecilik Meslek Yasası ile ilgili siyasetin etkin ismi, aynı zamanda üyemiz Menderes Türel daha fazla inisiyatif almalı.<br />
Biraz konuyu zorlamalı, külliyeye bu talebimizi taşımalı.<br />
<br />
Yazımın sonunda '2024 Yılın Gazetecileri Ödül Töreni'ninde ter döken tüm AGC yönetimini tebrik ediyorum.<br />
<br />
Ödül alan tüm meslektaşlarımı tek tek kutluyorum.<br />
Maddi, lojistik ve araç gereç konusunda katkı sağlayan sponsorlara da teşekkür ediyorum.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bizi-giderek-kucultuyorlar/297/</link>
<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 17:18:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Alır üç arkadaşımı giderim!</title>
<description><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" komisyonun İmralı'yı ziyaret etme tartışmalarına son noktayı koydu.<br />
<br />
“Kimse gitmezse alırım 3 arkadaşımı, İmralı’ya ben giderim” dedi, diğer yandan da tutuklu Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin Türkiye için "hayırlı" olacağını söyledi.<br />
<br />
Bu çıkışlardan sonra vatandaşlar sosyal medyaya sarıldı ve eski defterleri açtı.<br />
<br />
Bahçeli’nin terörist Öcal için söyledikleri, HDP'ye kin dolu sözleri ve Selahattin Demirtaş için sarfettikleri hepsi tek tek önümüze dökülüyor.<br />
<br />
Bunu Ak Parti'den biri söylese kimse şaşırmaz.<br />
Çünkü geçmişte 'Açılım sürecini başlatan parti zaten Ak Parti' der ve durumu içselleştirir.<br />
<br />
Ancak MHP'nin başındaki ismin bırakın terörist Abdullah Öcalan'ı, HDP'ye net, sert ve aşırı mesafeli duruşu, sözleri, sergilediği tavır dün gibi aklımızda.<br />
<br />
Toplum hala bu sürecin nereye gideceğini kestiremiyor.<br />
<br />
Zaten bitme aşamasına gelmiş, neredeyse teslim bayrağını çekmiş PKK'nın neden masaya çağrıldığını, neden terörist Öcalan'ın sözde barış elçisi konumuna geldiğini bilmiyor.<br />
<br />
Düne kadar seçimlerde MHP'ye ve Ak Parti'ye oy getiren 'Kanlı örgüt PKK ve hain Öcalan' türünde karşıt söylemler, bugünlerde verilen beyanatlarla, kurulan komisyonla, ilginç çıkışlarla aksiyon film sahneleri gibi ağzımız açık şekilde pür dikkat izleniyor.<br />
<br />
Kim derdi ki bir gün Devlet Bahçeli mecliste grup konuşmasına çıkacak, 'Gerekirse üç arkadaşımla Öcalan'ı ziyaret ederim' diyecek ve milletvekilleri de onu çılgınlar gibi alkışlayacak.<br />
<br />
Bu görüntüleri inanın ben de alkışlıyorum.<br />
Bahçeli’nin ikna kabiliyetini tebrik ediyorum.<br />
Bu kadar uç karşıtlığı, bu kadar samimi ve kararlı bir duruşa çevirmesi, 'Devlet'in bir bildiği vardır.' inancını yerleştirmesi, yabana atılacak bir liderlik değil.<br />
<br />
Elbet bunda medyanın büyük bölümünün mevcut iktidarı, Cumhur İttifakı'nı desteklemesi, yorumcuların günlerce konuyu vatandaşa olması gereken bir girişim şeklinde anlatması da büyük rol oynuyor.<br />
<br />
Öte yandan Cumhur İttifakı'nın içinden de bu açıklamalara karşı destek giderek artıyor.<br />
Cılız eleştiriler yerini alkışa bırakıyor.<br />
Hükümetin geçmiş Bakanı Süleyman Soylu'nun 'Kalmadı bitirdik, öldürdük tükettik, kafalarını kaldıramazlar' türünde söylemlerine rağmen teröristlerin silah yakan görüntüleri karşısında vatandaşta gelinecek noktayı merakla bekliyor.<br />
<br />
Vatandaşın en çok merak ettiği diğer bir detay da "Bebek katili Öcalan serbest bırakılacak mı, söylentiler gerçek olacak mı, kahraman gibi topluma karışacak mı?"<br />
<br />
Hava, bilim, iletişim ve uzay teknolojisinin olduğu dönemde, artık hiç bir terör örgütünün yaşayamayacağını tüm dünya biliyor.<br />
<br />
Terör örgütleri de özellikle gözetleme ve saldırı yeteneği olan teknolojiler karşısında sığınaklarından çıkamıyor.<br />
<br />
Ya bir devletin koruması altında ordu ismini alarak yaşıyor, ya da zaten kilit vurulacak kapıya kilidi vurmadan muhatap ülkelerle müzakere yoluna giderek (Suriye) mevcut yönetime dahil olmak için pazarlıklar yapıyor.<br />
<br />
Tüm bu gerçekler ışığında gerçekten gelinecek nokta merakla bekleniyor.<br />
<br />
Siyasette güven duygusu rafa kalktı, dün dün olmaktan çıktı, tüm söylenenler günün şartlarına göre bukalemun gibi renk değiştirir oldu.<br />
<br />
Ülkemizde ne kadar çok tarihi görüntüleri izledik.<br />
<br />
Gözlerinizi kapatın ve düşünün.<br />
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli İmralı’ya gitti, Abdullah Öcalan ile masadan fotoğraf kareleri paylaşıldı.<br />
<br />
50 yaşıma geldiğim yaşam sürecinde 100 yılda bir görülen o kadar çok şeyi gördüm ki...<br />
<br />
Darbeyi,<br />
Pandemiyi,<br />
20 yılı aşkın bir iktidarı,<br />
Tarihin en büyük doğal afetlerini,<br />
Tarihin en yüksek enflasyonunu,<br />
Doların rekorlar kırdığını,<br />
Fahiş zamları,<br />
Türk Lirasının bu kadar küçüldüğünü,<br />
Toplumum giderek bozulduğunu,<br />
Yapay zekanın dostluğunu...<br />
O kadar çok şey gördüm ki!<br />
<br />
İnanın bu ziyaret gerçekleşirse, büyük bir düşünce kırılması meydana gelecek, artık her türde kurulan cümle karşısında kimse "Bu kadar da olmaz, olamaz." diyemeyecek.<br />
<br />
Ve ben bu görüntülerle 1 yaşıma daha gireceğim.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//alir-uc-arkadasimi-giderim/296/</link>
<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 08:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sigara yasağı kalktı mı?</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya Emniyet Müdürlüğü'nden düzenli olarak bültenler geliyor.<br />
<br />
'Şu kadar adam tutukladık,<br />
Şu kadar madde yakaladık,<br />
Şu kadar suçluyu adliyeye teslim ettik,<br />
Operasyonlar durmayacak,<br />
Denetimler aralıksız devam ediyor.'<br />
<br />
Gelen bülten uzar da uzar.<br />
Hatırlıyorum da eskiden, "Şu kadar mekana kapalı alanda sigara içmeye izin verdiği için ceza kestik" haberleri de gelirdi.<br />
Kapalı mekanlarda sigara içme yasağı kalmış olmalı ki, artık haber merkezlerimize böyle bir haber düşmüyor.<br />
Kapalı mekanlarda sigara içme yasağı kalmış olmalı ki, tüm eğlence mekanlarında, restoranlarda püfür püfür sigara içiliyor.<br />
Gidin mekanlara, kapalı alanda dumandan ciğerleriniz isyan eder, kalkıp gidesiniz gelir.<br />
Ben gitmeyeyim kolluk kuvvetleri gelsin derseniz, 'Yeşil Dedektör' uygulamasından şikayet etseniz, gelen yok giden yok.<br />
<br />
Yine eskiden uygulama üzerinden şikâyet edince içerideki ajanlardan mekan sahiplerine haber gelir, tüm kül tablaları kaldırılır, polis gelmeden içerisi havalandırılırdı.<br />
<br />
En azından polisi kandırmaca oyunlarını görür, 'Hiç olmazsa ihbarlarımıza değer verenler var' derdik.<br />
Şimdilerde ise bu yasakların yerinde yeller değil, sigara dumanları esiyor.<br />
'Hani ekonomik kriz var, yüklenmeyelim insanlara' mı diyorlar desem, araç sürücülerine leblebi gibi ceza kesiyorlar.<br />
<br />
'Mekan sahiplerine kıyak geçiyorlar' desem bu suç.<br />
Acaba merkezden, 'Dokunmayın vatandaşıma' talimatı mı geldi desem, o zaman yasayı ve yasakları neden çıkarsınlar.<br />
İlk basın toplantısında Antalya Valisi Hulusi Şahin'e bu soruyu soracağım.<br />
Acaba neden, yasak olan kapalı mekanlarda sigara içme yasağına tedbir getirmiyorlar, denetlemiyorlar, bunu öğrenmeye çalışacağım.<br />
<br />
Sigara içenler korunuyor,<br />
İşletmesinde para kazanan patronlar korunuyor,<br />
Zehiri soluyan sigara içmeyenler cezalandırılıyor.<br />
<br />
Antalya Valisi Hulusi Şahin'e basın toplantısından önce buradan sorayım...<br />
<br />
Sayın Vali'm acaba yasak kalktı mı, yoksa esnetme payı mı kullanılıyor?<br />
Bu konuda denetim yapmayacaksanız, ihbarlara dönüp bakmayacaksanız, verin bir talimat, restoranlar biz sigara içmeyenler için gaz maskesi servis etsin, sigarayı da millet rahatça içsin.</p>

<p>Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//sigara-yasagi-kalkti-mi/295/</link>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Promosyon uçurumu!</title>
<description><![CDATA[<p>İnsanın aklına bu başlığı getiren detayları öğrenince, insan kendine sormadan edemiyor.<br />
<br />
Geçtiğimiz günlerde Seyirci Kalma isimli canlı yayınıma katılan Genç Sağlık Sendikası Antalya Şube Başkanı Mervan Çalıştıran, sağlık çalışanları ile ilgili banka promosyon anlaşmalarını paylaştı.<br />
<br />
Rakamlara bakıyorum, inanılır gibi değil.<br />
Çalışan sayısı az olan kurumların bir kısmı kişi başı yüksek fiyata anlaşmış, kişi sayısı çok yüksek olan bazı kurumlar ise kişi başı çok düşük fiyatta kalmış.<br />
<br />
Rakamlara bakalım mı!<br />
Örnek olarak 7 bin Akdeniz Üniversitesi çalışanı için yapılan promosyon anlaşması ile başlayalım.<br />
<br />
Anlaşma açılış beklentisi her ne kadar 3 yıllığına 150 bin lira olsa da, anlaşma yine makul bir rakamla, 121 lira ile özel bir bankada kaldı.<br />
<br />
Alınan resmi olmayan bilgilere göre Sağlık Bakanlı, İl Sağlık Müdürlüğü, 850 bin personele 90 bin lira nakit ve 10 bin lira kişi başı promosyon anlaşması bir kamu bankası ile yapıldı.<br />
<br />
Gençlik ve Spor Bakanlığı 85 bin personel ile kişi başı 113 bin lira promosyon alacak.<br />
<br />
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 352 bin personeli kişi başı 100 bin lira promosyon alacak.<br />
<br />
Harran Üniversitesi çalışanları 112 bin lira promosyon alacak.<br />
<br />
Amasya'da 1300 personel, 100 bin lira kişi başı promosyon alacak.<br />
<br />
Nevşehir Belediyesi'nde 238 personel, 83'er bin lira promosyon alacak.<br />
<br />
Rakamlara bakar mısınız.<br />
Bir rakam diğerini tutmuyor.<br />
Bu anlaşmalar neye göre, kime göre yapılıyor!<br />
Toplam para, yatan miktar, süre vs. diyorsanız, hiç bir detay bu uçurumu oluşturamaz.<br />
Bankalar elbet düşük bedel vermek ister de, buna yetkililer nasıl müsaade eder.<br />
<br />
Sağlık Bakanlığı anlaşmasına baktığımızda bahsedilen rakam çok komik.<br />
Üstelik 100 binlerce çalışandan bahsedilen bir kurumda nasıl olur da bu kadar düşük anlaşma yapılır.<br />
<br />
İşte burada yapılan görüşmelerin kamuya açıklanması gerekiyor.<br />
<br />
Örneğin Nevşehir Belediyesi 230 personel için 83 bin lira alırken, kişi başı bu rakamın altında kalan anlaşmalarda neler yaşandı da bu kadar büyük gelir kayıpları oldu.<br />
<br />
Peki bu durum yasa ile çözülüp, arka kapılar arkasındaki olası pazarlıklar ve insanın aklına gelen kötü düşünceler ortadan kaldırılamaz mı!<br />
<br />
Elbet kaldırılır, komisyon tarafından belirlenecek alt bir rakam ile emsal oluşturulabilir.<br />
<br />
Pazarlık beli bir rakamdan başlatılabilir.<br />
<br />
Hiç bir kurum, heybe yüküyle para kazanan bankaların mahkumu olmaz.<br />
<br />
Bir sözüm de çalışanlara...<br />
Örgütlenseniz, düşük promosyon veren bankanın hesap ve kartlarını iptal etseniz ne kadar kıymetli olacağınızın farkında mısınız?<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//promosyon-ucurumu/294/</link>
<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 17:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Zaman Durduğunda Bile...</title>
<description><![CDATA[<p>Zaman, bazı isimlerde durur.<br />
Takvim yaprakları düşer, sesler susar ama o fikir o inatçı ışık kalır<br />
<br />
Atatürk’ü anmak, bir insanı değil, bir fikri hatırlamaktır aslında.<br />
Bir fikrin, bir halkın kalbine nasıl yerleştiğini, nasıl kök saldığını hatırlamak…<br />
<br />
O, sadece bir çağın lideri değildi; bir çağın aklıydı.<br />
<br />
Bir milletin yeniden doğuşuna can veren düşüncenin ta kendisiydi.<br />
<br />
Bu yüzden her 10 Kasım’da duran yalnızca saatlerdir; fikir asla durmaz.<br />
<br />
Çünkü fikirler ölmez…<br />
<br />
O’nun adı anıldığında, bir ülke içinden sessizce doğrulur sanki.<br />
<br />
Bir kız çocuğu kitaplarına sarılır, bir genç hayal kurar, bir anne derin bir nefes alır.<br />
<br />
O nefes, özgürlüğün nefesidir.<br />
<br />
Ve her nesil, o nefesi devralarak büyür.<br />
<br />
Atatürk, bize yalnızca bir toprak değil; düşünmeyi, sorgulamayı, aydınlığa inanmayı bıraktı.<br />
<br />
Bizim mirasımız bu:<br />
Bir fikri korumanın, onu diri tutmanın onuru.<br />
Çünkü Türk kalmak, yalnızca bir kimlik değil, bir bilinci taşımaktır.<br />
<br />
Yıllar geçer, kelimeler değişir, ama o bilincin sesi hep aynı kalır.<br />
“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyen o ses;<br />
Savaşı değil, aklı yücelten o duruluk…<br />
<br />
İşte biz, o sesin yankısıyız hâlâ.<br />
Her 10 Kasım sabahı, gri gökyüzüne rağmen bir ışık doğar içimize.<br />
<br />
Bir kaybın değil, bir mirasın ağırlığıdır o.<br />
Çünkü biz biliriz:<br />
Zaman durduğunda bile, fikir yürümeye devam eder.<br />
<br />
Bir fikrin izinde, Türk kalabilmenin onuruyla Atamızı saygıyla ve sevgiyle anıyorum.<br />
<br />
Teşekkürler Büyük Atatürk!</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//zaman-durdugunda-bile/293/</link>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 09:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bu kadar mı değersizler?</title>
<description><![CDATA[<p>Korkuteli Sülekler ve Taşkesik Mahalle sakinleri Ekim ayında toplanmadı mı?<br />
Bölgeye kurulacak Organize Sanayi Bölgesi OSB'ye karşı değiliz ama "Suyumuza dokunmayın!" demedi mi?<br />
Şenlik havasında mitinge Cumhur İttifakı ilçe başkanları katılmadı mı?<br />
Muhalefet partileri ve milletvekili Cavit Arı destek vermedi mi?<br />
<br />
Talepler dile gelmedi mi?<br />
Bu ülkede insanların eylem hakkı var, yanlışı söyleme hakkı var, biraz da dikkate alınma hakkı var.<br />
<br />
Belli ki dikkate alan, hatta sallayan bile yok.<br />
Yok ki Sülekler Mahallesi'ne sondaj için ekip geliyor, ön çalışma yapıyor.<br />
Bu halkın isyanına bir cevap verelim, çözümü üretelim, yüreklerine su serpelim, helalleşelim diyen yok.<br />
Belli ki oldu bittiye gelecek, tüm isyan sözleri bastırılacak, yüreklerdeki sızı derinliklerde hapsolacak.<br />
Bu halka bir yetkili de çıkıp bir şeyler anlatamaz mı?<br />
<br />
Konuya bu kadar mı kayıtsızsınız.<br />
Hassasiyetlere bu kadar mı kapalısınız?<br />
<br />
Bu insanlar keyfine toplanmıyor.<br />
Bu mücadeleden zevk de almıyor.<br />
Makamda olan birini de indirmeye çalışmıyor.<br />
İstedikleri şey son derece net, son derece anlaşılır.<br />
<br />
Antalya Valisi Hulusi Şahin neredesiniz?<br />
Ak Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin neredesin?<br />
MHP Antalya İl Başkanı Sadullah Güneş neredesin?<br />
Tarım İl Müdürü Şakir Fırat Erkal neredesiniz?<br />
Antalya DSİ Bölge Müdürü Özhan Erdanışman neredesiniz?<br />
Korkuteli OSB Başkanı Osman Bahçe neredesiniz?<br />
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman neredesin?<br />
Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Can neredesin?<br />
<br />
Korkutelililer nerede biliyorum da, sizlerin de konuya kayıtsız kaldığını görüyorum.<br />
Köylülerle bölgeye gönderilen görevlileri, dolayısıyla jandarmayı karşı karşıya getirmeyin lütfen.<br />
<br />
Ara formül bulun, konuyu çözüme kavuşturun.<br />
"Ara formül yok, bu iş olacak" diyorsanız, o zaman gerekçelerini anlatın.<br />
Yıllardır onaylanması için çaba gösterilen, aslında bölge için büyük bir kazanım olacak bu projenin bölgeye külfet değil, artılar getirecek tedbirlerini alın.<br />
Kulaklarınızı şu soruna tıkamayın, gözlerinizi bu olanlara kapatmayın.<br />
<br />
Köylüler bu kadar mı kıymetsizler.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bu-kadar-mi-degersizler/292/</link>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 18:04:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kalkın Portakal geliyor!</title>
<description><![CDATA[<p>Geçen yıl Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'e, Antalya Altın Portakal Film Festivali basın toplantısında demiştim ki...<br />
<br />
Şehrin üç girişi var!<br />
Şehre gelen insanlar şehirde bir festival olduğunun farkında değiller.<br />
Antalya'yı Altın Portakal Film Festivali havasına sokacak bir süsleme yapacak mısınız?<br />
<br />
Muhittin Böcek cevap verdi.<br />
"Göreceksin!"<br />
<br />
Bir şey gördüm mü?<br />
Tabi ki heykelllerimizin dışında, bazı köprülü kavşaklarda, bazı bilboardlarda festivalin olduğunu anlatan afişler, tasarımlar gördüm.<br />
<br />
Oysa benim bahsettiğim şehrin karnavala dönüşmesi, şehrin üç girişine Altın Portakal temalı özel tag yapılması, baktığın her noktada festivali anlatan süsleme ve temaların, şovların olmasıydı.<br />
<br />
Aynı soruyu bu kez Başkan vekili Av. Büşra Özdemir'e sordum.<br />
Aldığım cevap çokta farklı değildi, bir farklı yanı, "Bu talebinizi not ediyoruz" şeklindeydi.<br />
Anlaşılan not etmemişler, şehirde yine festival coşkusunu anlatan süslemeler yok.<br />
Brandaya basılmış görseller, biraz megalight veya bilboard.<br />
<br />
Hadi Antalya'da yaşayanlar az çok biliyor festivali.<br />
Şehre gelenler bilmiyor neyin nerede yaşandığını.<br />
<br />
Seneye yine soracağım bu soruyu.<br />
Amacım şehrin festivalinin festival havasında yaşaması.<br />
Festival sadece festival alanlarında yaşanmamalı.<br />
Festival, vatandaş kafasını her kaldırdığında, "Haydi filme gidelim, haydi etkinliğe katılalım" hatırlatmasını yaşatmalı.<br />
<br />
Gelelim festival açılışına.<br />
Sahne gerçekten janjanlı, dev ekranlarda görsel şölen heyecanlı.<br />
Sanatçıların zihni dolmuş, kürsüye gelen, 'Yasakçı zihniyet, savaşçı anlayış' söylemi ile içindeki küskünlüğü döker hale gelmiş.<br />
Bir festivalde sanatçılar artık haksızlıklara isyan ediyorsa, o ülkede oturup düşünülmesi gerekenler birikmiş demektir<br />
Savaşlara ve ölümlere nefret kusuyorsa, dünyada yanlışlar çoğalmış demektir.<br />
<br />
Dönelim festival açılış gününe.<br />
Festivalin açılış programına katılmak için gittiğimde bir yasak da beni karşıladı.<br />
<br />
Festival canlı yayını başladığı için salona davetiyeli-davetiyesiz  kimsenin alınmayacağını görevli söyleyince şaşırdım.<br />
Bir başka davetli ise 'Sadece 6 dakika gecikme nedeniyle mi giremeyeceğim' diyerek sitemini sıralamıştı.<br />
<br />
Elbet görevli talimatları yerine getiriyor ancak bu talimat gerçekten de iç acıtıyor.<br />
Canlı yayına nasıl engel olabilir bir davetli.<br />
Kameranın önüne mi geçer endişesi?<br />
Bu mümkün değil, kameralar ona göre konumlanıyor.<br />
Gelenler en arkadaki boş alana geçiyor.<br />
<br />
Hani yasakçı zihniyet diyoruz ya...<br />
Davetiye gönderdiğini içeri almamakta neyin nesi.<br />
Düşünüyorum da...<br />
Bu üllede kraldan çok kralcı var.<br />
Yasak yerine, davetlini tedbirli şekilde alana sevk etmek yok.<br />
<br />
Eksik şehir süslemesiyle,<br />
Sahnedeki isyanlarıyla,<br />
Canlı yayın firmasının yasak kararıyla,<br />
Yağmur yağınca akan giriş-çıkış koridoruyla,<br />
Her şeye rağmen bu festival bizim, bu festival şehrimizin.<br />
<br />
Tek dileğim...<br />
Her şeyin çok güzel olması.<br />
Tek dileğim, halkın ağzında 'Kalkın, Altın Portakal geliyor.' havasının yaşanması.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kalkin-portakal-geliyor/291/</link>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 14:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Suyunu çıkarmayın!</title>
<description><![CDATA[<p>Korkuteli Sülekler Mahallesi ve Taşkesik Mahalle halkı bu aralar isyan bayrağını açtı.<br />
<br />
İsyanları ise son derece haklı.<br />
Çünkü birileri suyu gün yüzüne çıkartıyor, ama kökünü kurutacağının farkında bile olmuyor.<br />
<br />
Korkuteli'ne yapılacak Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yıllardır konuşulan bir konu.<br />
Arazi ayarlandı, onaylandı, ha bugün başlıyor, ha yarın bitiyor derken, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı rahmetli Ali Bahar projeyi kurulum sürecine kadar getirdi.<br />
<br />
O günlerde ise OSB hiç böyle bir sorunla gündeme düşmedi.<br />
<br />
Sorun büyük!<br />
OSB'ye gerekli suyu karşılamak için salınacak dev sondajlar ile su elde edilecek, su altı kaynakları adeta emilecek.<br />
Korkutelililerin endişesi ise bölgedeki su altı kaynaklarının büyük bölümünün OSB'ye gideceği, bölgede kuraklığın yüz göstereceği.<br />
<br />
Hatta barajın kuruyacağı, sadece yeşilin değil hayvan familyasının da bu durumdan ciddi şekilde etkileneceği.<br />
<br />
Bu gerekçeyle, kısa süre önce adeta gövde gösterisi yaptılar, şenlik adı altında dev bir miting gerçekleştirdiler.<br />
<br />
Mitingde konuya muhalif kişiler konuşma yaptı, hatta minik bir öğrencimiz konuyla ilgili şiir bile yazdı.<br />
Kürsüye çıktı büyüklerine haykırdı.<br />
<br />
İstedikleri OSB'nin bölgede kurulmaması ya da kurulacaksa da farklı su kaynaklarının OSB için bulunması.<br />
<br />
Mitinge pek çok siyasetçi katılırken, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı da konuya destek verdi.<br />
<br />
Çocukların ve kadınların ellerinde pankart, pankartta ise "OSB'ye evet, suya hayır. Doğadaki canlıları susuz bırakma. Yaşam hakımızı elimizden alma!" mesajları.<br />
<br />
Hepsinin ortak haykırışı Ankara'ya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a.<br />
<br />
Mitingde kurulan kürsüde katılımcılara konuşma hakkı verilirken, Yeniden Refah Partisi hariç diğer Korkuteli İlçe Başkanları da oradaydı.<br />
Ancak hiç birisi konuşma yapmaya çıkmadı.<br />
Gerekçe ise konuşma için öncelikle sehven MHP İlçe Başkanının çağrılması, Ak Parti İlçe Başkanının ilk sıraya alınmaması.<br />
Bu nedenle "Konuşmayacağız" kararı aldılar, kendilerini de siyasi hayatlarında zor durumda bırakacak sözler söylemekten kurtardılar.<br />
<br />
Mitinge katılmayan bir diğer lider ise Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Can'dı.<br />
<br />
Çünkü kendisi aynı zamanda OSB'nin yönetim kurulu, kısaca karşıt taraf.<br />
<br />
Buna rağmen mitinge katılsa, konunun tekrar masaya yatırılacağını anlatsa, Belediye Başkanı olarak alternatif su kaynaklarıyla ilgili çalışacaklarını söylese, gönüllere bir su serpse ne olurdu!<br />
<br />
Bu konu daha çok su götürür.<br />
Çünkü detaylarda çeşitli sıkıntılar yatıyor.<br />
Belli ki su ihtiyacı konusu enine boyuna düşünülmeden, bölge halkının su ihtiyacı gözetilmeden OSB projesi ilerlemiş, "Göçü yolda düzeltiriz" denmiş.<br />
<br />
Başka bir köşe yazımda yapılan hataları ve inandırıcı olmayan kararları ele alacağım, bölge halkının sesi olmaya çalışacağım.<br />
<br />
Kimse yatırıma karşı değil. Herkes bir yeri yaparken diğer yeri yıkmaya karşı.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//suyunu-cikarmayin/290/</link>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 14:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Raylı sistemi onaylatacak kişiyi açıklıyorum.</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi yeni etap raylı sistem inşaatına başlamak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan imza bekliyor.<br />
<br />
Şehrin toplu taşıma ile ilgili kaderi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eline bakıyor.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni etap raylı sistem projesini yatırım planına alması gerekiyor ama aylardır bir türlü imzayı atmıyor, neden atmadığını da kimse bilmiyor.<br />
<br />
Amaç projenin bitirilemeyeceği endişesi mi?<br />
Tasarruf tedbir kararları mı?<br />
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'e engel çabası mı?<br />
Halka, CHP'li Belediyeler hizmet edemiyor mesajının verilmesi mi?<br />
Yoksa çok yoğun da vakit ayıramaması mı?<br />
<br />
Bir kişi de çıkıp neden onaylamadığını sormuyor.<br />
<br />
Kişiden kastım Antalya Valisi Hulusi Şahin,<br />
Ak Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin,<br />
Ak Partili Antalya Milletvekilleri,<br />
MHP Antalya Milletvekilleri, yani Cumhurbaşkanı veya ilgili bakanlara ulaşabilen kişiler.<br />
<br />
Aslında bu şehirde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a en hızlı ulaşabilen ve projeyi kabul ettiren bir isim daha var.<br />
<br />
Bence Antalya'nın ulaşım kaderi bu kişinin elinde, bu kişinin girişiminde.<br />
<br />
Kim bu kişi diyeceksiniz.<br />
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan<br />
<br />
Neden sayın Özkan?<br />
Çünkü bu şehre kendinin söylemi ile bu kadar ekonomik daralmanın, bu kadar tasarruf tedbirlerinin olduğu yerde 900 yataklı hastane için onay aldı, bütçeyi çıkarttı.<br />
<br />
Hatta bütçeyi kendisinin deyimi ile kopardı.<br />
<br />
O zaman Özlenen Özkan halka bir armağan versin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan raylı sistemin yatırım planına almasını sağlasın.<br />
<br />
Baksanıza bu şehirde kimse taşın altına elini koymuyor, vatandaşa eziyeti reva görüyor.<br />
<br />
Elbet bu kendisinin değil Büyükşehir Belediyesi'nin görevi olabilir ama üniversiteye otopark yapmakta belediyenin işi değildi.<br />
Buna rağmen Başkan Böcek vatandaşın eziyetine cevap verdi, otoparkın maliyetine ortak oldu.<br />
<br />
Bu şehirde kimin hangi makamda olduğunun bir önemi yok.<br />
Önemli olan halka hizmet, makamın hakkını vermek.<br />
Sahi Cumhurbaşkanı Erdoğan neden raylı sistemi yatırım programını almıyor?<br />
Neden bunu Antalya Valisi Hulusi Şahin kendisine sormuyor.<br />
Milletvekilleri onay için ısrar etmiyor.<br />
İlla bu şehirde belediye başkanı mı olmak gerekiyor?<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise bu projeyi yatırım programını almamasını bu halk hiç anlamlaştıramıyor.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//rayli-sistemi-onaylatacak-kisiyi-acikliyorum/289/</link>
<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 16:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'da başıboşluk mu var?</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya'nın farklı bölgelerinde hem Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT) tarafından hem de CK Akdeniz Elektrik tarafından çeşitli altyapı çalışmaları var.<br />
<br />
Bu işler asli görevi olan kurumlarca yapılıyorsa övgüye de gerek yoktur, çünkü zaten asli görevleridir.<br />
<br />
Hadi biz çalışıyorlar diyelim, "Bravo" kelimesini ekleyelim, biraz övgüyle sözü geçiştirelim.<br />
<br />
Esas biz yergiye gelelim.<br />
Antalya'nın merkez ilçelerinden Döşemealtı’nda her yer delik deşik. Villa şehri diye anılan ilçe adeta virane bir görüntüde.<br />
<br />
Önce villa yapımına ruhsat vermişler, akıllarına biraz geç gelmiş olacak ki sonra altyapıya geçmişler.<br />
<br />
İki belediyede CHP'li, koordinasyonsuzluk ise had safhada.<br />
Kazılıyor-kapatılıyor, asfalt dökülmesi içinse aylarca bekleniyor.<br />
Toprak biraz daha çöksün diyerek geçiştiriliyor.<br />
Bu sorumlu kurumlar ise 0aslında vatandaşın rahatlığına bildiğiniz çöküyor, yaşam kalitesini aşağı çekiyor.<br />
Hele bir örnek var ki, akıl almaz boyutta.<br />
Yeniköy İlköğretim Okulu'nun önü, yanı, sağı, solu delik deşik.<br />
Öğrenciler korunaksız çukurların etrafında okula gidiyor, hele yağmur yağınca çamurun içinde 80'li yılların manzarasını yaşıyor.<br />
<br />
CK Akdeniz burada elektrik kablolarını yerin altını alıyor, çalışmayı ise yükleyici firma yapıyor.<br />
<br />
Yüklenici firma da kendini savunuyor, "Biz belediyeden izinsiz kazı yapamayız. Belediye de izni yeni verdi." Diyor.<br />
<br />
Okullar açılmadan yapılacak bu altyapı çalışması, sanki bilerek ve isteyerek veli ve öğrenciler eziyet çeksin diye şimdi mi yapılıyor?<br />
<br />
Döşemealtı Belediyesi'ndekiler, neye ne zaman izin vereceğini bilmiyor mu?<br />
<br />
Vatandaşa eziyet çektirmek hoşlarına mı gidiyor?<br />
<br />
Kaldı ki bu ülkede bir hükümet yok mu?<br />
Bir Milli Eğitim Bakanlığı yok mu?<br />
<br />
Kendine ait okulların önündeki, altındaki, üstündeki eksiklikleri tamamlamadan neden eğitimi başlatıyor.<br />
Neden okullar tatildeyken bunun yapılması için talimat vermiyor.<br />
Bu cezayı sorumlular değil de, neden sadece vatandaş çekiyor!<br />
<br />
Biz kime ne anlatıyoruz ki!<br />
Eziyeti çek, yerine otur.<br />
<br />
PUSULARIN SESSİZLİĞİ!<br />
<br />
Gelelim Antalya trafiğinde trafik polisinin yaptıklarına ve yapmadıklarına.<br />
<br />
Polis ana caddeye çıkan bir sokağın akışını değiştiriyor, ana caddeye çıkışı levhalarla yasaklıyor.<br />
Vatandaş bu ya...<br />
Alışkanlıklar kolay terk edilmiyor, doğal olarak, tabelaları fark etmediği için ana caddeye aracıyla çıkıveriyor.<br />
Çıktığında ne oluyor?<br />
Polis pusu kurmuş bekliyor.<br />
Anında ceza.<br />
<br />
Polis, yıllardır anayola çıkış veren ara cadde kapatıldığında, insanların ara cadde alışkanlığı nedeniyle tabelayı fark etmemesini hata olarak değerlendiriyor.<br />
Oysa orada daha uyarıcı bir sistemi formülüze etmiyor, pusuyu uygun görüyor.<br />
<br />
Tabela bildiğin klasik tabela.<br />
Ne ışık var, ne de gündüz fosfor.<br />
Görürsen şanslısın, görmezsen cezayı ödemeye mecburen razısın.<br />
<br />
Buraya kadar polis görevini yapıyor diyelim, bu pusuyu sineye çekelim.<br />
<br />
Peki...<br />
Üzerinde çarpı (X) işareti olan, " Duraklama ve park etmek yasak" işaretinin olduğu yerlere aracını park eden sorumsuzlara neden göz yumuluyor.<br />
<br />
Size sadece bir örnek vereceğim, onlarca örneği ise es geçeceğim.<br />
Örneğin Özdilek AVM karşısı.<br />
Oraya aracı park etmek, hatta duraklamak bile yasak, orası ise bildiğin otopark.<br />
Bırakın onu, yolun ilerisindeki tramvay durağında şerit ikiye düşüyor, üçüncü şerit ise otopark olarak kullanılıyor.<br />
Polisin burada ve bunun gibi onlarca otopark ihlali yapılan yerde pusu kurmasına da ihtiyaç yok.<br />
Polisin bazı konularda nefes aldırmayan kararları varken, bu konuda nedense aşırı esnekler.<br />
<br />
Bırakın sağa park etmeyi, aracın diğer yarısı da ikinci şeridi işgal ettiği halde, poliste alışkanlık olmuş bu ihlalleri de görmezden gelmeler.<br />
<br />
HANLARIN HAMAMLARIN OLMUŞ AMA!..<br />
<br />
Biraz da mesleğimize yapılan ve meslektaşlarımıza yapılan saldırıya değinelim mi!<br />
<br />
Bu ülkede siyasetçi, iş adamı, STK başkanı, hatta ıssız ve sessiz vatandaş ol hiç fark etmiyor.<br />
Yeter ki birinin eksikliğini, hatasını kalemine konu yap, gerçek ve olasılıkları yaz, hatalarını yüzüne çarp. Anında ne ahlaksızlığın, ne satılmışlığı, ne sağcılığın ne de solculuğun kalır.<br />
Yazıya konu olan kişi hemen ağzına hakareti, aşağılayıcı cümleleri tehditleri ve sindirici kelimeleri alır, sıvar da sıvar.<br />
Gazeteci Koray Geçgel'in başına gelen de tam bu.<br />
Eleştiriye tahammülün yoksa o koltukta ne işin var.<br />
Yaptığını ve yapamadıklarını gazetecilerin yorumlarına kapatıyorsan, senin anlattıkların senin kendini dinlediğin ve anlattığın kadar.<br />
<br />
Ya ya, şa şa haberleri yapsak harikayız,<br />
Eleştiri haberleri yaparken kakayız.<br />
Bu alışkanlık sadece tepedekilerde değil, toplumun her zerresine kadar sirayet etmiş.<br />
Sindirme denilen taktik, herkesin kullandığı bir davranış şekline evrilmiş.<br />
<br />
Antalyaspor A.Ş. Başkan Vekili Hakan Onay'ın meslektaşımıza kullandığı, "Etek değil başka bir şey giysin, ispatlamayan şerefsizdir" türü yakışıksız sözlerine şaşırdık mı!<br />
<br />
Hamam işketen bu zat etek yerine peştamal yazsaymış, hamamcılık mesleğine daha uygun hakarette bulunurmuş. Galiba onu da akıl edememiş, düşünce kısa kalmış.<br />
<br />
Gazeteci yeter ki seni yazsın, biliyorum ki sen de bizi şaşırtmayacaksın.<br />
<br />
Ne bu meslek bu baskılara boyun eğer, ne de meslekte dik duranlar bu söyleyenleri kabul eder.<br />
<br />
Kötü söz sahibine aittir.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//antalya-da-basibosluk-mu-var/288/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ya doğruysa...</title>
<description><![CDATA[<p>Önce Manavgat Belediyesi'ne, ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan operasyonlarda geldiğimiz nokta gösteriyor ki, "Hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olmuş"<br />
<br />
İki Belediye'de sözde yapılan yolsuzluklar, itirafçıların verdiği bilgiler insanda şok etkisi yaratacak içeriğe sahip.<br />
<br />
Gönül elbette ister ki... Şehrimizi yöneten kişilerin bu tür alavere-dalavere işlere girmemiş olması.<br />
<br />
İsimlerinin bile bu tür yolsuzluk ve rüşvet davasına karışmamış olması.<br />
<br />
Halktan aldığı oyu, vatandaştan aldığı güveni, hizmet etme sevdasıyla kullanması.<br />
<br />
Hep söylerim!<br />
Bir kişi hukuk karşısında suçlu bulunmadığı sürece suçsuzdur.<br />
<br />
Her ne kadar tüm deliller suçun oluştuğunu gösterse bile, masumiyet karinesi hukukun verdiği karara kadar geçerlidir.<br />
<br />
Ancak insan kendine sormadan da edemiyor.<br />
<br />
Antalya'da bilinen döviz firmasının hissedarı iş insanı Ali Y.’ın itiraflarını okuyorum, "Yok artık" diyorum.<br />
<br />
İş adamı Emin H.'nin Kepez'de yapmak istediği akaryakıt istasyonunun ruhsatının da rüşvet karşılığı verildiğini anlatması, "Serkan T. ve Gökhan Böcek, ruhsatı çıkarabilmek için 1 milyon TL nakit istedi" demesi, insanın zihninde masumiyet karinesini yerlebir ediyor.<br />
<br />
Bir yayın organın kestiği faturalar, çetrefilli işler, bunlara filan değinmeyeceğim, zaten cümle alem duydu, okudu.<br />
Tutuklu bulunan Başkan Böcek, cezaevinden bu kadar itiraf ve itirafçıya rağmen 'Suçsuzum' diye adeta isyanını dile getiriyor.<br />
<br />
İnsan kime ve neye inanacağını şaşırıyor.<br />
Aslında çoğu insanda Muhittin Böcek'e toz kondurmuyor.<br />
Böyle işlerin içinde olabileceğine ihtimal bile vermiyor.<br />
<br />
Sorun şu ki ya itiraflar doğruysa?<br />
Gerçekten bu suç işlenmişse!<br />
İşte o zaman bu halk kime güvenip oy verecek?<br />
<br />
Olası rüşvetlerin önüne geçecek sistemi kurmayan merkezi hükümete mi isyan edecek, yoksa mecburen "En az yiyen bizi yönetsin" anlayışına mı bürünecek.<br />
<br />
Başkan Böcek tarafından bakarsak kurulan bir kumpas.<br />
<br />
Anlatılanlara bakarsak, itirafçıları dinlersek, beyanatları incelersek, "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" cümlesini basitçe kurabiliyoruz.<br />
<br />
Vatandaş tarafından bakarsak, onlar kime ve neye inanacağını bilemez duruma gelmiş.<br />
<br />
Vatandaşın bazıları 'kumpas' derken, karşıtları 'yapmıştır' diyebiliyor.<br />
Bir bölümü de 'Yemeyen var mı' diye kendince durumu genele ve alışkanlığa, sistemsizliğe vuruyor.<br />
<br />
Gerçekten sorulacak soru şu.<br />
İddialar ya gerçekse!<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//ya-dogruysa/287/</link>
<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 15:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Surların içindeki gerçekler!</title>
<description><![CDATA[<p>Kesinlikle ülkemizde basına karşı zihinsel sansür, şiddetli şekilde uygulanıyor.<br />
<br />
Kesinlikle basına karşı baskıyı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.<br />
<br />
Bunu hissettiren iktidarın veya yandaşların rahatsız olmadığı bir süreçte, gerçekleri kaleme almaya devam ediyorsunuz.<br />
<br />
Ancak bazı gerçekleri de gerçekten olduğu gibi kaleme almanın, gerçek dışı yakıştırmaları da yapmadan vatandaşa sunmanın sorumluluğunu da taşımamız gerekiyor.<br />
<br />
Son dönemlerde Kaleiçi'nde binlerce m2 arazinin, aynı zamanda kale surlarının Turizm Bakanlığı tarafından satışa çıkartıldığı, yeni inşaatların yapılacağı, residans veya 5 yıldızlı otellerin yapılacağı ile ilgili uç haberleri görüyorum.<br />
<br />
Basına yapılan her türlü baskıya rağmen bazı gerçekleri de çarpıtmanın, aşırı uç yorumlamanın bir anlamı yok.<br />
<br />
Size karşı dürüst olunmasa da, sindirme politikası her an aktif olsa da, bizim mesleğimiz intikam fitili değildir, gerçekleri yazma eğilimidir.<br />
<br />
Antalya Kaleiçi’nde yüzlerce m2 alanın satıldığı ile ilgili bazı yorumlar gerçeği yansıtmıyor.<br />
<br />
Surların satılığa çıkarıldığı ile ilgili haberlerin doğruluğu inandırıcı değil.<br />
<br />
Evet, Turizm Bakanlığı Kaleiçi’nde bir kısım konak, pansiyon, otel, restoran gibi kendi uhdesinde olan alanların işletme hakkı ile ilgili tahsis sürecinde...<br />
<br />
Hatta surların içindeki mekanları da bu kapsamda tahsise açtı.<br />
<br />
1994 yılında Antalya'ya ilk geldiğimde, kale surlarının içinde otel, pansiyon ve kafelerin olduğunu bilmiyordum.<br />
Evet yanlış duymadınız!<br />
Surların içinde bildiğiniz otel, pansiyon ve restoranlar var.<br />
<br />
Üstelik surları mekanların içinden geçerek gezebiliyor, adeta bir tarihi yolculuğa çıkabiliyorsunuz.<br />
<br />
Bu mekanlar Turizm Bakanlığı'na ait. Tahsis süresi biten tesisleri de Bakanlık tekrar tahsise açıyor, sit alanı konumundaki bu tesislerde restorasyon hakkı tanıyarak turizme daha sağlıklı şekilde kazandırılması için çaba harcıyor.<br />
<br />
Bu durumu "Surlar satıldı" yaygarası ile kamuoyuna duyurmak, mesleki açıdan yanlı bakmak demek.<br />
<br />
Surların içinde turistik mekanlar olduğunu bilmemek, buna muhalefetlik etmek, önyargılı davranmak demek.<br />
<br />
Körü körüne karşı gelmek, abartılı içerik üretmek, mesleğimizde tercih etmeyeceğimiz intikam duyguları olmalı.<br />
<br />
İktidar basına karşı acımasız olsa da, mesleğimizin etik değerleri, intikam duygularına yenik düşmemeli.<br />
<br />
Mesleğimiz, başkaları gibi olmayı kabul etmez.<br />
<br />
Biz gerçeklerin ışığı olmadıkça, yalanların karanlığında kaybolamayız.<br />
<br />
Kim yalan söylerse söylesin, gerçek biziz, biz gerçekleriz.<br />
<br />
Gerçekleri karartanlara karşı aydınlatmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
Aydınlık yarınlar için, bu ülkenin geleceğiyiz!<br />
<br />
Kaleiçi ve surları ile ilgili...<br />
Burada takip edilmesi ve eleştirilecekse kaleme alınması gereken tahsis süresi ve tahsis ücreti.<br />
Tahsis gerçekleşmediği, ihale bitmediği için o eleştiri hakkımız saklı.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//surlarin-icindeki-gercekler/286/</link>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 16:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Akdeniz Üniversitesi'nde muhatapsız isyan!</title>
<description><![CDATA[<p>'Sağlık çalışanları hayat kurtardı.'<br />
'Sağlık çalışanlarına teşekkür etti.'<br />
'Sağlık çalışanları darp edildi.'<br />
'Sağlık çalışanı öldürüldü.'<br />
<br />
Bu tip haberlere bolca konu olan meslek sahibi, sağlık çalışanları.<br />
En kıymetli mesleklerin başında sağlık sektörü geliyor<br />
<br />
Son günlerde mücadeleleri ile haber küpürlerinde yer alanlar yine bir kısım sağlık çalışanları.<br />
Antalya'da, Öz Sağlık-İş Sendikası'nın temsil ettiği bir avuç insan.<br />
<br />
Neden bir avuç?<br />
Ülkemizin ucube gerçeklerinden biri olan 4D statüsü ve bu statüde ezilen sağlık çalışanları.<br />
Yani “4D çalışanı” demek, kamuda sürekli işçi kadrosunda görev yapan kişi demek.<br />
Hani şu meşhur başarısız ve binlerce kişiyi mağdur eden taşeron yasası vardı ya...<br />
Hükümetin en başarısız olduğu yasalardan birinin doğurduğu 4D mağdurları.<br />
<br />
Bir süredir Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde görevli 4D'li sağlık çalışanlarının mücadelesini izliyoruz.<br />
<br />
657 sayılı Kanun kapsamında 4/D statüsünde çalışan bu insanlar, toplu iş sözleşmesine tabi olarak görev yapıyor.<br />
Toplu iş sözleşmesi hükümleri, hükümet ve yetkili sendikaların yürüttüğü müzakerelerle çalışanların özlük hakları ve zam oranları belirleniyor.<br />
<br />
Diğer taraftan "Kamu Çerçeve Protokolü" denen, her iş kolu ve meslek grubunun sınıflandırmasını, çalışma şartlarını, özlük haklarını ve zam oranlarını belirleyerek emsal teşkil eden bir uygulama da var.<br />
<br />
Gelelim bu insanları yollara döken, isyan etmelerini sağlayan gerçeklere.<br />
Gelelim, "Sağlık çalışanları bizim kıymetlimiz" diyen, hatta demesi gereken anlayışın davranışına.<br />
<br />
Bu anlayışın başındaki muhatap, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan.<br />
Öz Sağlık-İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Savlı'nın açıklamalarına göre Rektör Özkan sendikaya randevu bile vermiyor, muhatap almıyor.<br />
<br />
2024 Kasım ayında sona eren sözleşmeden bu yana, 2025 yılının dokuzuncu ayına girdiğimiz günde hala 4D'lilerin maaş zamları belirlemiyor.<br />
<br />
Zam farkları enflasyon karşısında çöp oldu eridi, yönetimden kimse bu durumu iplemiyor.<br />
<br />
4D'li çalışan; can kurtaran, hayat veren, insanların sağlık dertleriyle uğraşan, en önemlisi riskin altına elini koyan hemşirelerin yine aynı sektörde çalışan sekreterden daha az maaş almasını umursamıyor.<br />
<br />
Sendika ile uzlaşıp anlaşma yerine, topu hakem heyetine bırakarak bir anlamda mecburiyetlere mahkum ediyor.<br />
<br />
Bu kadar problemi çözmesi gereken Rektör Özlenen Özkan kim!<br />
Sağlıkçılara en çok sahip çıkması gereken, özlük haklarını düzenlemesi, kayıplarını düzeltmesi gereken kişi.<br />
Bu görmezden gelen tavrı ile yarın bir gün sağlıkçılara uygulanacak bir saldırıda sahiplenme içerikli açıklama yapması bile kendisinin inandırıcılığını sorgulatacak, popüler türde bir açıklama olarak anılacak.<br />
<br />
Peki sendika ne istiyor!<br />
İstekleri basit!<br />
<br />
Muhatap alınıp randevu verilmesi.<br />
İsteklerinin not edilmesi, orta yol bulunması konusunda ılımlı hareket edilmesi.<br />
Çalışanlar arasındaki statü, tecrübe ve görev risk gruplarına bakarak hak edişlerinin düzenlenmesi.<br />
<br />
Yapılan müzakereler sonucunda herhangi bir kazanım elde edilemezse, Kamu Çerçeve Protokolü şartlarının yerine getirilmesi, sürecin hakem heyeti kararına mahkum edilmemesi.<br />
<br />
Kendi iddialarına göre üst yönetimden habersiz biçimde hareket eden, mağduriyeti derinleştiren hastane yönetimine müdahale edilmesi.<br />
Bu sorunu çözecek olan elbet Rektör Özlenen Özkan'dır. Sayın Özkan ise çözümü 'Hakem Heyetine' bırakıyor.<br />
<br />
Zira sayın Özkan bu sorunu çözme ise...<br />
Ülkemiz tarihinde, işçinin istediği şartlara yaklaşan zam oranını vermeyen hakem heyetinin vereceği karar, yüreklerde burukluk bırakacaktır.<br />
<br />
Haksızlık hissiyatını artıracaktır.<br />
Mesleğe olan sevgiyi azaltacaktır.<br />
Motivasyonu düşürecek, itibarsızlık duygusu oluşturacaktır.<br />
Hak dezelenmesini, zihinlerde artıracaktır.<br />
<br />
Son sözüm de Öz Sağlık-İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Savlı ve yönetimine olsun.<br />
<br />
Cesaretli adım atarak hak aramanız dikkat çekiyor.<br />
Kamuoyu oluşturma çabanız, üyelerinize umut aşılıyor.<br />
<br />
Hakkın verilmediği ülkemizde hakkınızı almanız, alamasanız bile bu çabanız, sizin başarınız sizin alın akınız.<br />
<br />
Yolunuz açık olsun.<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//akdeniz-universitesi-nde-muhatapsiz-isyan/285/</link>
<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 10:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kim takar kanunu!</title>
<description><![CDATA[<p>İnternetten veya mağazadan, kutusunda tanıtma ve kullanma kılavuzu olan bir ürün alıyorum.<br />
<br />
Doğal olarak ürünün nasıl kullanılacağını veya garanti şartlarının neler olduğunu, nelere dikkat etmem gerektiğini öğrenmek için önce youtube kanallarına değil, ürünün tanıtma ve kullanım kılavuzuna bakıyorum.<br />
<br />
Ülkemizde hangi dili konuşuyoruz, hangi dili yazıyoruz?<br />
Bizim resmî dilimiz, ana dilimiz Türkçe değil mi?<br />
<br />
Peki ürünlerin tanıtma ve kullanım kılavuzlarında neden Türkçe hariç farklı diller var.<br />
<br />
Çincesi, Almancası, İngilizcesi, maşallah yazmışlar da yazmışlar.<br />
Bir de ürünün kullanımında teknik terim ile anlatım var ise sarılıyorsun çeviri için translate'e.<br />
<br />
Bu ülkede hatırladığım kadarıyla yıllar önce yasa çıktı.<br />
Tanıtma ve kullanma kılavuzu olma zorunluluğu olan her ürünün yazılı anlatımlarında Türkçe içerik zorunlu hale geldi.<br />
<br />
Hatta ürünün dijital ekranlı kullanımı var ise bu dijital ekranlarda da Türkçe zorunluluğu var.<br />
<br />
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bunu açıkça zorunlu koşuyor.<br />
<br />
Tanıtma ve kullanma kılavuzlarıyla ilgili esaslar bu Kanun’un 55. maddesinde yer alıyor.<br />
<br />
"Üretici ve ithalatçı, Türkçe kılavuz hazırlama sorumluluğunu; satıcılar da tüketiciye teslim ve teslimin ispatını üstlenir." Deniyor.<br />
<br />
Bunu kim diyor?<br />
Kanun diyor!<br />
<br />
Kanun kim?<br />
Devlet!<br />
<br />
Kimin denetlemesi gerekiyor?<br />
Tabi ki devlet kurumlarının!<br />
<br />
Bu kanunu sallayan var mı?<br />
Son yıllarda sallamayan giderek artıyor!<br />
<br />
Verin internetten çadır, şişme yatak, elektronik ürün, kamp malzemeleri, spor malzemeleri, tamir malzemeleri vb. ürün siparişini, bakın tanıtma ve kullanma kılavuzları Türkçe mi.<br />
<br />
Tabi ki yüzde 90'ında Türkçe dilde anlatım yok.<br />
Bunu ben test ediyorum,  ben görüyorum.<br />
Tamamı farklı yabancı dillerde.<br />
<br />
İşimi gücümü bırakıp şikâyet mi edeyim?<br />
Hangi birisiyle mücadele içerisine gireyim?<br />
Devletin birimlerinin denetlemesi gereken eksikliğini ben mi gidereyim?<br />
<br />
Mesele kanun ya da yönetmelik çıkarmak değil ki...<br />
Tüm mesele...<br />
Kanun ve yönetmeliklere vatandaşın uyumasını sağlamak, denetimini aralıksız yerine getirmek.<br />
<br />
Tüm mesele...<br />
Vatandaşın kanun ve yönetmelikte uyma alışkanlığını bilinçaltına yerleştirmek.<br />
<br />
"Ben kanunu-yönetmeliği çıkartırım, uyma kısmını vatandaşa bırakırım" demek, ya da öyle hareket etmek ne kadar doğru.<br />
<br />
Firmalar denetim yoksa neden böyle bir zorunluluğa zaman harcasın!<br />
Neden yurt dışından ithal ettiği ürünün tanıtma ve kullanma kılavuzlarını Türkçeye çevirip matbaa maliyetine katlansın.<br />
Neden cebinden para harcasın.<br />
<br />
Denetimi ya devlet yapacak ya da devlet yaptıracak.<br />
Örneğin internetten firmalara mağaza açtırıp satış yapan platformlara, Türkçe içerikli tanıtma ve kullanma kılavuzu beyanı zorunlu hale getirilebilir.<br />
<br />
Firma alışveriş sitesine bu beyanı vermez ise satış yapmasının önüne geçilebilir.<br />
<br />
Ürünün açıklamasına, "Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu vardır." notu düşürülebilir.<br />
Böyle bir zorunluluğun ve yasanın olduğu, ürünü satanlara sürekli hatırlatılabilir.<br />
<br />
Ve en önemlisi, okkalı bir ceza yaptırımı ciddi emsal teşkil edilebilir.<br />
<br />
Lütfen şu sorunları çözün de köşemizde çiçek böcek yazalım, disiplinli bir ülkede yaşayalım.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kim-takar-kanunu/284/</link>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 13:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hangi delikanlı yıkacak!</title>
<description><![CDATA[<p>Profesyonel otel yöneticilerinin her ay düzenlediği toplantıların birine daha katıldım.<br />
Sektör adına oldukça faydalı buluşmalar gerçekleştiriyor, yine sektör adına oldukça faydalı konulara değiniyorlar.<br />
<br />
Son toplantılarında değindiği konu ise oldukça önemliydi.<br />
<br />
Konuya geçmeden önce...<br />
Otelcilik sektöründe, profesyonelliği geliştirmek, sektör yöneticileri arasındaki yardımlaşma ve iletişimi kuvvetlendirmek, sektörün ve yöneticinin sorunlarına müşterek çözümler aramak, yöneticinin sektördeki gerçek rolünü ve yerini bulmasını sağlamak, ayrıca otel yöneticiliği mesleğine belli bir düzen getirmek amacıyla kurulan Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD)<br />
<br />
Yönetim Kurulu Başkanlığını Hakan Saatçioğlu yürütüyor.<br />
<br />
Her ay aralıksız buluşuyorlar, oldukça cesaretli konuşmalar yapıyorlar.<br />
Bir tebriği hak ediyorlar.<br />
<br />
POYD'un son toplantısında yeni yangın yönetmeliği ve alınacak tedbirler konuşuldu. Çünkü oteller bu yönetmelikteki düzenlemelerden en çok nasibini alan sektör.<br />
<br />
Buluşmada konusunda uzman konuklara mikrofon uzatıldı, bugüne kadar eksik kalan bölümlere dikkat çekildi, yeni yönetmekteki katı kuralların ne olduğu anlatıldı.<br />
<br />
Toplantıda özellikle bir konu dikkatimi çekti.<br />
Bu konu ise bir tesisin inşaatının tamamlandıktan sonra yangın ruhsatına başvurulması.<br />
<br />
Hani hep deriz ya...<br />
"Bizim neremiz doğru?"<br />
<br />
Biz ülkece her zaman, göçü yolda düzeltmeyi severiz.<br />
Göç düzelene kadar kaybettiğimiz canlılara ise ne şehit ne de gazi deriz.<br />
Bir tür eğitim zahiyatı gibi görür geçeriz.<br />
<br />
Otel, fabrika, AVM adına ne derseniz deyin!<br />
İnşaat yapıldı, yangın ruhsatına başvuruldu.<br />
Ruhsatlandırma birimi bir bakıyor, yangın kaçış yolları yok ya da eksik.<br />
<br />
Acil durum asansörü yeterli değil.<br />
Tesisin çoğu bölümünde olması zorunlu olan tavan sprinkleri için su altyapısı yok.<br />
Yangın merdivenleri eksik ya da yönetmeliğe uygun değil.<br />
Kapılar, pencereler, havalandırmalar, yönetmelik şartlarına uymuyor<br />
<br />
Eksikleri sayalım da sayalım.<br />
Neden eksik yapılmış?<br />
Çünkü yangın ruhsatına uyumlu olabilecek her türlü yapı kontrolü inşaat bittikten sonra başlıyor.<br />
<br />
Yani yangın altyapısı, inşaat yapım izni ruhsatı verilirken kontrol edilmiyor, ya da zorunlu koşulmuyor.<br />
Zaten yönetmelikte bunu zaruri kılmıyor.<br />
İnşaat bittikten sonra yangın ruhsatına başvurulduğu için, tüm eksikler tüm çıplaklığıyla denetçilerin karşısına çıkıyor.<br />
<br />
Yapılan projede "Yangın ruhsatı için buralar eksik kalmış, yık yeniden yap" diyebilir misin.<br />
Hangi delikanlı diyecek, hangi delikanlı yıktırabilecek?<br />
<br />
Çünkü en başta istememişsin, en başta istemen gerekenleri en sona itivermişsin.<br />
Sonrasında muhtemelen rüşvet vermeler, "aman bu sefer görmezden gelin" deyivermeler, belki de pek çok ahlaksız teklifler.<br />
<br />
"Atın ölümü arpadan olsun." türünde düşünceler.<br />
<br />
İşte bizim ülkemizin gerçeğinden biri de bu.<br />
<br />
Çok şükür bu gerçek değişiyor.<br />
Artık projeyi yaparken, yangın ruhsatına uygun altyapı da ruhsatlandırmadan önce projede zorunlu koşulacak.<br />
Projede yangın ruhsatını almaya engel inşaat planı varsa, ruhsat verilmeyecek.<br />
<br />
Bu yönetmelik çıktı yada çıkacak.<br />
Bu yönetmeliğin çıkmasına neden olan acı gerçek ise muhtemelen Bursa'daki yanan canlar olacak.<br />
Umarım yönetmelik eksiksiz ve en güvenli şekilde çıkar.<br />
<br />
Bu yönetmeliği yıllarca olması gerektiği gibi  düzenlemeyen yöneticilere mi teşekkür edeceğiz, yönetmeliğin değişmesi gerektiğini hatırlatan, yanıp giden canlara mı üzüleceğiz.<br />
<br />
Ülkemizdeki tüm yönetmelikler günün şartlarına ve teknolojik standartlara göre elden geçmeli.<br />
"Hangi bir işi yapalım, yetişemiyoruz" diyorsanız, yapay zeka görevlendirilmeli.<br />
<br />
Sahi aklıma geldi...<br />
Bir ülkeyi insandan ziyade sadece yapay zeka denen bir başkanlık teknolojisi mi yönetse.<br />
<br />
Buraya yazıyorum...<br />
Gelecekte ülkeleri savaşa sürükleyen liderler değil, belkide felaketi önleyen mantık yüklenmiş yapay zekalar yönetecek.<br />
<br />
Ya da teknolojik diktatörlük başa gelecek.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//hangi-delikanli-yikacak/283/</link>
<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 10:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İyi başladık!</title>
<description><![CDATA[<p>Antalyaspor süper ligin ilk maçında, Kasımpaşa ile evinde karşılaştı.<br />
<br />
Başkanı istifa ettirilip seçime giden, mali krizle boğuşan, transfer tahtasını son anda açan, teknik direktörü,  "Sorunları çözün, sonra beni arayın!" dercesine giden ve tekrar geri dönen, 13 futbolcu gönderip 7 futbolcu alan Antalyaspor, ciddi sorunların aşılmaya çalışıldığı çalkantılı dönemden sonra ilk maçına çıktı.<br />
<br />
Hava 38 derece, nem yüksek, ortam adeta yanıyor.<br />
Ortada, her iki takımında yüksek efor sarf ederek maç çıkarmasını engelleyen bir hava şartı var.<br />
<br />
Kasımpaşa ile yaptığımız son 10 maça baktığımızda kendi evimizde maç kazanamıyoruz, genelde de tek puanla sahadan ayrılıyoruz.<br />
<br />
Maçın istatistiklerine baktığımızda ise bizim açımızdan çok da iç açıcı bir istatistik karşımıza çıkmıyor.<br />
<br />
Topla oynama yüzdemiz çok düşük.<br />
Antalyaspor yüzde 37, Kasımpaşa yüzde 63<br />
<br />
Toplam pas Antalyaspor 252, Kasımpaşa 419<br />
İsabetli pas Antalyaspor 178, Kasımpaşa 338<br />
Toplam orta Antalyaspor 11, Kasımpaşa 21<br />
Bu istatistiklere rağmen gol beklentisi Antalyaspor 1,66, Kasımpaşa 0,73<br />
<br />
Antalyaspor maçta topa sahip değildi ama maça sahipti.<br />
İstatistiklerde gerideydi ama sahada öndeydi.<br />
Çok gol kaçırdık, her an gol atacakmış gibi maç oynadık.<br />
<br />
Her ne kadar maç istatistiklerinin bir kısmında çok geride kalsak da, üç futbolcumuz maça damga vurdu, hemen hemen bütün istatistiklerin içinde bu üç futbolcumuz yer aldı.<br />
<br />
Maçın yıldızı Güray Vural, N. Storm ve S. van de Streek oldu.<br />
<br />
Pas arası, sahipsiz top kapma, çalım atma, top kapma, şut çekme, orta yapma gibi pek çok istatistikte bu futbolcuların ismi yer aldı.<br />
<br />
En beğendiğim oyuncu ise Belçika'nın KV Mechelen takımından gelen ve Ağustos'un başında sözleşme imzalayan 30 yaşındaki Nikola Storm oldu.<br />
<br />
Sol kanatta Kasımpaşa"yı sürekli tedirgin etti.<br />
Yaptığı her bindirime tehlike oluşturdu.<br />
Zayıf fiziği ve yaşına rağmen güçlü koşuları, ilk maçına baktığımızda iyi bir transfer olduğunu gösterdi.<br />
<br />
Bu maçı bu üç futbolcuya 'Golleri çalıştığımız yerlerden attık' diyen Teknik direktörümüz Emre Belözoğlu'na yazarım.<br />
<br />
Maçta anlamadığım olay ise kaleci Abdullah'ın maçın son bölümlerini sekerek tamamlaması.<br />
<br />
Belli ki kalecimiz sağ baldırından sıkıntı yaşıyor.<br />
Buna rağmen tüm out atışlarını yine kaleci yapıyor.<br />
Üstelik bu aut atışlarını da sakat bacağı ile gerçekleştiriyor.<br />
Atıştan sonra da bacağının sakat bölgesine müdahale ediyor.<br />
Neden defans oyuncularımızdan biri aut atışını gerçekleştirmiyor?<br />
İşte anlamadığım konu bu.<br />
<br />
Tebrikler Antalyaspor, teşekkürler Antalyaspor.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//iyi-basladik/282/</link>
<pubDate>Thu, 14 Aug 2025 09:12:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muhittin Böcek Ak Parti'de mi, yoksa...</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya'da ne zaman bir proje bitse, projeyi yapan çıkar ve konuşur.<br />
Proje çok geç kalmış, aslında yıllar önce tamamlanmalıymış, yapılırken neler yaşanmış, ihalesi şeffaf mıymış, hatta proje doğru bir proje miymiş? Açıklama yapılırken de bunlar asla gözetilmez.<br />
<br />
Çünkü günübirlik düşünülür, fırsat ele geçti mi kullanılır.<br />
Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediye eski Başkanı Menderes Türel'in Kepezüstü Köprülü Kavşağı üzerinde yaptığı açıklamayı izledik.<br />
<br />
İlk izlediğimde dedim ki...<br />
"Menderes Türel fırsatı buldu, lafı gediğine koydu. Koydu koymasına ama bunun inandırıcılığı ne boyuttaydı!"<br />
<br />
Çünkü bu kavşak projelerinin bedelini ne Ak Parti Antalya İl Başkanlığı ne de Türel'in yer aldığı Ak Parti MKYK ödedi.<br />
<br />
Bu proje geç kalırken ne Ak Parti Antalya İl Başkanlığı ne de Türel'in yer aldığı Ak Parti MKYK yollara dökülüp 'Hemen yapın' dedi.<br />
<br />
Yıllarca bu köprülü kavşaklar Devletin Kurumu olan Karayolları ve CHP'li Belediyeyi yöneten Muhittin Böcek arasında tartışma konusu oldu.<br />
<br />
Şimdi projenin bir kısmı bitti, siyaset başladı.<br />
Güncel yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ile açıklamalar süslendi, projenin yatırım bedeli ise imalı şekilde baklava kutusundaki rüşvet ile birleştirildi.<br />
Siyaset olarak bunlar ülkemizde olağan açıklamalar.<br />
Kim fırsatı buldu, değerlendiriyor, siyasi geleceğine yatırım yapıyor.<br />
Yapıyor yapmasına da...<br />
<br />
CHP'li olan Muhittin Böcek'e sorsanız...<br />
"Ak Partili bir Belediye Başkanı olup, projeleri bütçe ve uzun süre imza sorunu olmadan mı yapmak istersiniz, yoksa muhalefet Belediye Başkanı olarak merkezi destekten uzak mı kalmak istersiniz?"<br />
<br />
CHP'li olan Muhittin Böcek'e sorsanız...<br />
"Ak Partili bir Belediye Başkanı olup, istediğiniz bakanın kapısını istediğiniz anda çalmak mı istersiniz, muhalefet Belediye Başkanı olarak dışlanmış bir hissiyatla başbaşa mı kalmak istersiniz?"<br />
<br />
CHP'li olan Muhittin Böcek'e sorsanız...<br />
"Ak Partili bir Belediye Başkanı olup, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan övgü mü almak istersiniz, muhalefet Belediye Başkanı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eleştiri okunu bedenin her zerresinde hisseden başkan olarak mı anılmak istersiniz?"<br />
<br />
CHP'li olan Muhittin Böcek'e sorsanız...<br />
"Ak Partili bir Belediye Başkanı olup, eli sıcak sudan soğuk suya girmeyenler arasında mı olmak istersiniz, muhalefet Belediye Başkanı olarak elini kaynar su ile yıkayıp, dondurucu soğuk su ile mi durulamak istersiniz?"<br />
<br />
"Muhittin Böcek Ak Parti'de mi yoksa muhalefette mi Belediye Başkanlığı yapmak ister" sorusunun cevabı aslında çok net!<br />
<br />
VERECEĞI CEVAP!<br />
"Kim istemez ki böyle bir rahatlığı, böyle bir konforu.<br />
Kim istemez ki böyle bir avantajı, böyle bir şovu!"<br />
<br />
Maalesef ülkemizde Belediye hizmeti için halkın desteği değil, hükümetin isteği ve desteği şart.<br />
<br />
Kısaca eski ya da yeni bir Belediye Başkanı olarak hükümetin yaptığı yatırımın üstünde açıklama yapmak ve sahiplenmek, bir Türkiye gerçeği.<br />
<br />
Muhalefet Belediye Başkanlarının böyle bir şansı yok, zaten öyle bir davranış sergilese, ya transfer dedikodusu başlar, ya yaranmak yakıştırması yapılır.<br />
<br />
Benim güzel ülkemin enteresan gerçeği.<br />
<br />
Sahi...<br />
Muhittin Böcek Ak Parti de mi yoksa muhalefette mi Belediye Başkanlığı yapmak ister?<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//muhittin-bocek-ak-parti-de-mi-yoksa/281/</link>
<pubDate>Sat, 09 Aug 2025 13:47:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yılda 17 milyar zarar ediyoruz.</title>
<description><![CDATA[<p>Devlet vatandaşını korusun diye tonla vergi ödüyoruz.<br />
Hükümet vatandaşının hayatını kolaylaştıracak yatırım yapsın diye vergi veriyoruz.<br />
<br />
Yani yapılan yatırım vatandaşa bir lütuf değil, bir zorunluluktur.<br />
<br />
Bu zorunluluklardan olan köprülü kavşaklar da tek tek tamamlanıyor.<br />
Kepezüstü Köprülü Kavşağı' beklenen sürede yapıldı ve hayata geçirildi.<br />
Sanayi kavşağı da yakında açılacak.<br />
<br />
'Kavşaklarda kutlamalı açılış neden yapılmadı?' derseniz...<br />
Hepsi tamamlansın, şov o zaman yapılacak.<br />
Ülkemizde gereksiz temel atma ve gereksiz açılış organizasyon şaşasına para, zamanı gelince akıtılacak.<br />
Gelelim Antalya - Alanya arasında yapımına başlanan özel otoyola.<br />
<br />
Antalya - Alanya arası yıllar boyu hep eziyet oldu.<br />
Yıllarca tek gidiş tek geliş ile Antalya sıcağının yanında duble yolsuzluk vatandaşın çilesine dönüştü.<br />
Yıllar süren duble yol inşaatından sonra bir süre rahatlayan trafiğin keyfini yaşadık.<br />
<br />
Artan araç sayısı ve ilçelerdeki yapılaşma,<br />
Turizm amaçlı Antalya-Alanya yolunun kullanımının artması; Serik, Side, Manavgat güzergahlarına köprülü kavşak yapımını zorunlu hale getirdi.<br />
Alternatif yol yapmayınca, betona yatırım kaçınılmazdı.<br />
<br />
Antalya - Alanya yolu her zaman ikinci bir alternatif istedi.<br />
Mevcut yolu 4'er şeride çıkarmadığınız sürece yolun rahatlaması imkansız.<br />
Aşırı maliyetli kamulaştırma nedeniyle bu da mümkün değil.<br />
Geriye bir tek çare kalıyor, alternatif yol üretmek.<br />
Hükümet alternatifi üretti,<br />
Yap‑İşlet‑Devret modeliyle yeni otoban yapımına başlandı.<br />
Dolayısıyla Antalya–Alanya Otoyolu ücretli olacak ve kullanıcılar kilometre başına ücretlendirme kapsamında ödeme yapacak.<br />
<br />
Ülkemizde bu Yap İşlet Devret modeli hep tartışma konusu olmuştur.<br />
Bakalım proje bittikten sonra yolun kullanımında nasıl bir fiyat bizi bekliyor.<br />
<br />
Hükümet yolu devletin kendi kaynakları ile yapmış olsaydı tebriği hak edecekti.<br />
(Y.İ.D) ile zaten yolun parasını biz cebimizden ödeyeceğiz.<br />
Hatta yolun kullanım bedeli ciddi rakam olarak belirlenirse, kullanmaktan bile imtina edeceğiz.<br />
Bu kez de belli sayıda geçiş parasını yükleniciye hükümet ödeyecek, bizden de daha fazla vergi isteyecek.<br />
<br />
Bu gerçekler bir tarafa, yolun temel atma töreninde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu'nun söyledikleri dikkatimi çekti.<br />
<br />
Bakan Uraloğlu, Antalya-Alanya arasındaki yaklaşık 2,5 saatlik yolculuk süresinin projenin tamamlanmasıyla birlikte 36 dakikaya düşeceğini söylemesi...<br />
Projenin bölgeye yıllık 16,9 milyar lira zaman tasarrufu, 800 milyon lira yakıt tasarrufu olmak üzere toplamda 17,7 milyar lira ekonomik katkı sağlayacağını belirtmesi, aslında yaranın kangren olmuş hale geldiğini gösteriyor.<br />
<br />
İnsana, " Bu güne kadar neredeydiniz?' sorusunu sordurtuyor.<br />
Her yıl 17,7 milyar lira ekonomik zararı neden karşıladığımızı, ya da 17,7 milyarı neden kazanmadığımızı bizlere merak ettiriyor.<br />
Bir projenin yapımı için zararın hat safhaya ulaşması mı gerekiyor!<br />
1,5 saatte gidilmesi gereken Antalya - Alanya yol süresinin, 2,5 saate çıkması mı bekleniyor!<br />
Ülkemizde şu, 'Yumurta ağıza gelince sorun çözülür!' alışkanlığın terk edilmesi gerekiyor.<br />
<br />
Yazımın sonunda yapılan köprülü kavşakların yapım süresinin kısalığı, yapım esnasında trafiğin en akıcı şekilde sağlanması nedeniyle Antalya Karayolları 13. Bölge Müdürlüğü'nü kutluyorum.<br />
<br />
Bu arada halk arasında Hilmi Beken kavşağı diye bilinen kavşağın yapımına da başlandı.<br />
İnşaat aşamasından önce trafik ışıklarıyla yönetilen kavşakta şu an hiçbir ışık yok ve bu geçici hali, önceki trafik ışıkları ile kontrol edilen halinden daha akıcı.<br />
<br />
Merak edenlere yazalım...<br />
Yapımına başlanan bu kavşak, yonca şeklinde olacak.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//yilda-17-milyar-zarar-ediyoruz/280/</link>
<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 14:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yetki kimde ise o eleştirilir.</title>
<description><![CDATA[<p>Gazeteciler olarak ne yapalım?<br />
 </p>

<p>Denetim yetkisi ve yönetim yetkisi verilmemiş muhalefeti mi sürekli eleştirelim.<br />
 </p>

<p>Ne yapalım?<br />
Asıl görevi "Ülkeyi refaha taşımak, milli gelir yukarı çıkarmak, sınır güvenliğini sağlamak, dış politikada bizi başka ülkelerin esareti yapmayacak adımlar atacak, hukukun üstünlüğünü sağlayıp kendi başına bir hukuk olmayacak, liyakatli kadroları yönetim kademesine taşıyacak, kişiye bağlı değil, sistemin çarklarının tıkır tıkır işlediği bir yönetim sistemini oluşturacak" diye seçilen hükümeti değil de, sadece muhalefeti mi eleştirelim!<br />
 </p>

<p>Ne yapalım!<br />
İktidarın kendilerine kelime kısıtlaması koymadan, acımasız şekilde kişi, kurum ve kendine yakın olmayanlara karşı eleştirel hakkını kullandığı dönemde, biz her yazacağımızı on kez düşünüp, her düşüncemizi korkuyla mı söyleyelim.<br />
 </p>

<p>Bu mu istenen!<br />
Ya sinmiş bir gazeteci, ya da iktidar öven bir basın mensubu mu olalım.<br />
 </p>

<p>Ülkemizde biraz sert ve net dil kullanan gazetecilerin tutuklanmasını sıkça izler olduk.<br />
Gazeteci Fatih Altaylı'nın tutuklanma gerekçesini okuduğumda çok şaşırdım.<br />
Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunu anladım da, Cumhurbaşkanı'nı tehdit suçunu anlamlaştıramadım.<br />
 </p>

<p>Bir kişiyi tehdit etmek için "Yakarım, yıkarım, öldürürüm" gibi en direkt karşı tarafı korkutacak ve sindirecek cümleler kullanmak gerek.<br />
 </p>

<p>Evet, suçun oluşması için tehdit edilen kişinin gerçekten korkmuş olması gerekmez, korkutma amacı da yeterlidir.<br />
 </p>

<p>Evet, dolaylı veya ima yoluyla da tehdit oluşabileceğine hükmedilmiş örnekler var.<br />
Ancak bu örnekler de tarihten alıntı yapılarak tehdit içerdiği düşünülen örnekler değil, daha "Fiiliyata, eyleme dökerim'  türünde söylemler.<br />
 </p>

<p>Bu tutuklanmadan sonra artık gazeteciler tarihten örnekler veremez..<br />
Gazeteciler geçmişten benzetmeler yapamaz...<br />
Gazeteciler olasılıkları yazamaz...<br />
Gazeteciler öngörülerini paylaşamaz.<br />
Bilinç altına bu mu yerleştirilmek isteniyor.<br />
 </p>

<p>Gazecilik eleştirel bir meslektir.<br />
Yorumlayan bir meslektir.<br />
Fikir beyan eden bir meslektir.<br />
Olması gerekeni anlatan, olmaması gerekeni de aktaran bir meslektir.<br />
 </p>

<p>'Acaba birileri yanlış anlayacak mı, birileri tehditmiş gibi algılayacak mı' diye düşünürsek nasıl özgür basın olacağız!<br />
Nasıl düşüncelerimizi aktaracağız!<br />
 </p>

<p>Bizden istenen şey gönderilen bültenleri yayınlayan bir aracı olmak mı?<br />
Mesleğimizi yorumlamaya kapatıp, siyasetçinin konuştuklarını onların istediği gibi kitlelere ulaştırmak mı?<br />
 </p>

<p>Fatih Altaylı'nın kullandığı dil dönem dönem ağır eleştiri dili.<br />
Ama bunun da kanunda yeri var.<br />
Topluma mal olmuş kişiler bu eleştirilere maruz kalabilir, hukuk nezdinde bunu göğüslemek zorundadır. <br />
Nasıl gazetecilere eleştirel hak yasalarca tanınıyorsa, topluma mal olmuş sanatçı, siyasetçi gibi kişilere de bu eleştirilere göğüs gerecek dayanma sorumluluğu yükleniyor.<br />
 </p>

<p>Benzetmelerin ve kıyaslamaların tehdit olduğu kanısı ve tanısıyla gazetecilik mesleğini icra etmek ne kadar mümkün.<br />
 </p>

<p>Bir ülkede vatandaşın dilinde pelesenk olmuş "Silivri soğuktur." cümlesi ne kadar normal?<br />
 </p>

<p>Gerçekte sorulması gereken soru şu.<br />
Fatih Altaylı, konuşmasındaki tarihsel örneklemeyi muhalefetten birine yapsaydı, 'Muhalefeti tehdit' diye olmayan bir suç gerekçesiyle tutuklanır mıydı?<br />
 </p>

<p>Yazımın sonunda gazeteci Engin Korkmaz'a uygulanan çirkin davranışa da değineyim.</p>

<p>Bir AVM'nin güvenlik görevlisi, kendine yüklediği haddini aşan uyarı, engelleme, hakaret davranışını meslektaşımız Engin Kormak'a uyguladı.</p>

<p>Gazetecilere mobing sadece siyasetçiden değil, toplumun her alanından geliyor.</p>

<p>Yeter ki bir parazit, kendinde bu hakkı görsün.<br />
 </p>

<p>İş adamını haber yap,<br />
Açık alanda foto çek,<br />
Birinin illegalliğini köşene taşı,<br />
Veya esnafın ayağına bas yeter.<br />
Demediklerini bırakmazlar. <br />
 </p>

<p>Ne satılmışlığımız, ne yandaşlığımız, ne de teröristliğimiz kalır.<br />
"Sana mı kaldı düzeltmek" diye de cümle noktalaştırır.<br />
 </p>

<p>Oysaki düşünmezler...<br />
Olmaması gerekenleri kaleme alanlar olmasa, karanlık çöker hayatın her alanına.<br />
 </p>

<p>Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//yetki-kimde-ise-o-elestirilir/279/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 00:35:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Altın madeni Altıntaş</title>
<description><![CDATA[<p>Önce Manavgat Belediyesi'ne, ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu...</p>

<p>Operasyon elbet sadece bu kadarla sınırlı kalmayacak.<br />
Derinleştikçe derinleşecek, olası mağdurlarla temasa geçilecek, suçlular tespit edilecek.<br />
 </p>

<p>İşte bu kapsamda polis, Antalya'nın Altıntaş bölgesinde pek çok müteahhit ile temasa geçti.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ndeki kişilerin, kendilerinden 'rüşvet isteyip istemediği' soruldu.<br />
"Ruhsat ve iskâna karşılık sizden rüşvet istendi mi, kim istedi ve kime ne kadar rüşvet verdiniz?"<br />
 </p>

<p>Bu arada Altıntaş demişken...<br />
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım'ı karşı karşıya getiren, milyarlarca lira paranın döndüğü, müteahhitlerin milyarlarca lira para gömdüğü, Belediye ve birileri için ciddi getirisi olan bir bölge.</p>

<p><br />
Yani tam bir rant kapısı.<br />
Tam bir para musluğu.<br />
Rüşvetinin en babasının alınabileceği bir yapılaşma bölgesi.</p>

<p><br />
Bu bölgede hangi müteahhite sorarsanız sorun, hepsinin ortak şikâyeti ruhsat ve iskan aşamasının çok yavaş işlemesi, hatta isteklerin hiç bitmemesi.</p>

<p><br />
Maalesef bu ülkede bir şeyleri hızlandırmak istiyorsanız, para bu işi hızlıca çözer duruma gelmiş.<br />
Bir kuruma gebeysiniz, karşıdakinin taleplerine karşılamak zaruret halini almış.</p>

<p><br />
Bunlar pek çok sohbet ortamında konuşulan şeyler.<br />
'Neden itiraz etmiyorsunuz, neden şikayet etmiyorsunuz?' dediğimizde ise anlatılan hep klasikleşen mazeretler.<br />
<br />
Kimse kimseyi karşısına almak istemiyor.<br />
Zira para, her şeyi çözer hale geliyor.</p>

<p>Buradan net söyleyeyim. <br />
Parti fark etmeksizin bütün belediyelerin imar komisyonundaki ve ruhsatlandırma bölümündeki kişiler yakın radara alansın.<br />
Müteahhitler ihbar kanalı olarak kullanılsın.<br />
İmara açılan arazileri kimler toplamış incelensin.<br />
Kimlere ayrıcalık tanınmış tespit edilsin.<br />
Ruhsat ve iskan almayı hızlandırmanın bedeli neymiş öğrenilsin.</p>

<p><br />
Sonuçta herkes her şeyi biliyor.<br />
Avantajlı konumda olanlar kendisi yapmasa bile, dıdının dıdısına değerli arazileri çevirttiriveriyor.<br />
Kısaca kısa yoldan sebepsiz zenginleşmeyi kılıfına uyduruyor.</p>

<p>Kim bu duruma dur diyecek?<br />
Vergiyi verenler mi, vergiyi toplayanlar mı.<br />
Altıntaş'a değer katanlar mı, Altıntaş'ın değerinden faydalananlar mı?<br />
<br />
Bu arada işini yaptırmak için rüşvet verenler bir tarafa, defolarının görmezden gelinmesini isteyenler, kısaca bazı rüşvet verenler de hiç masum değil.</p>

<p>Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//altin-madeni-altintas/278/</link>
<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 02:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Oyum Açık Artırmada: Başlayalım mı?</title>
<description><![CDATA[<p>Bir oy, bin umut, sıfır güven… Buyurun pazarlığa!<br />
<br />
Sahibinden satılık bir oy:<br />
Az yıpranmış, çok umutlanmış, her denemede biraz daha buruşmuş ama hâlâ çalışıyor.<br />
Kutusunda, orijinal vicdanıyla duruyor.<br />
Başlangıç fiyatı: Bir damla güven ve mümkünse biraz utanma duygusu.<br />
<br />
Buyurun, başlayalım mı?<br />
Evet siz… en önde duran, mikrofonu kaptığı gibi “şöyle yapacağız, böyle düzelteceğiz” diyen beyefendi…<br />
Siz kaç veriyorsunuz?<br />
Yine umut mu?<br />
Yine “yarınlar güzel olacak” mı?<br />
Ah canım… Yarınlarınız hep parlıyor, bize yine bugünün gölgesi düşüyor.<br />
<br />
Peki diğer beyefendi?<br />
Ne vaat ediyorsunuz?<br />
“Birlikte başaracağız”<br />
Ne güzel… Biz yıllardır tek başımıza batıyoruz, siz hâlâ “birlikte” diyorsunuz.<br />
Biriniz çıkıp da, “biz sizi hep kandırdık, özür dileriz” dese…<br />
Yok, tabii ki demez.<br />
<br />
Her gün biraz daha komik oluyor bu açık artırma.<br />
Kürsüde onlar bağırıyor, biz de içimizden artırıyoruz.<br />
Onlar bize umut satıyor, biz onlara hayatımızı veriyoruz.<br />
Sonra?<br />
Sonrası yine bildiğin:<br />
Yükselen faturalar, düşen hayaller, bir de “siz yanlış anladınız” diyenler.<br />
Evet, biz hep yanlış anlıyoruz zaten, siz hep doğru yapıyorsunuz.<br />
<br />
Bak mesela…<br />
Bir bakıyoruz, belediye başkanları birer birer gözaltına alınıyor; diğeri çıkıp zafer işareti yapıyor, öbürü ceketini düzeltiyor. Seçen umutla seçerken; seçilen sadece cebini düşünüyor.<br />
Sandıkta başlayan umut vaadi oyununuzu, kelepçeyle mi bitiriyorsunuz beyefendiler?<br />
Hani birbirinizi tutuklayıp tutuklayıp bize hâlâ umut satabiliyorsunuz ya…<br />
Vallahi helal olsun.<br />
<br />
Çünkü bu kadar numarayı sahneleyen bir tiyatroda bile seyirci en azından alkışlamayı bırakır.<br />
Ama biz yine sandığa gidip oyumuzu bırakıyoruz, siz yine birbirinizi götürüyorsunuz.<br />
<br />
Siz oynayın… biz bakarız.<br />
Oyun sizin, oy bizim.<br />
<br />
Oyumu en yüksekten bağırana değil, en az yalan söyleyene vermek isterdim.<br />
Ama piyasada öyle biri kalmadı sanırım.<br />
Satıcılar hep aynı, mal değişmiyor; sadece ambalaj yenileniyor.<br />
Her seferinde “bu kez farklı” deyip alıyoruz, eve gelip açınca yine eski model çıkıyor:<br />
Paslı, gürültülü, bozuk.<br />
<br />
Ama siz yine de teklifinizi yapın.<br />
Ben hâlâ açık artırmadayım.<br />
Oyum hâlâ temiz, umudum hâlâ bir köşede canlı.<br />
<br />
Yalnız uyarayım:<br />
İade yok.<br />
Fatura kesilmiyor.<br />
Yalancı çıkarsanız, biz yine gönülsüz gönülsüz veriyoruz ama gün geliyor oyunuz da, oyununuz da elinizde kalıyor.<br />
<br />
Çünkü artık biz, sizden daha çok öğrendik pazarlık yapmayı.<br />
Ve inanın, her geçen gün daha çok sessizleşiyoruz.<br />
O yüzden diyorum ki:<br />
Oyum açık artırmada, başlayalım mı?<br />
Yalancılar çekilsin, sesine güvenen gelsin.<br />
Varsa hâlâ dürüst biri… hadi!<br />
Çıksın ortaya.<br />
Çıkmazsa… bilin ki bu oylarınız da bir gün gözaltına alınacak.<br />
<br />
SATILIK: Bir adet oy.<br />
Az kullanılmış, içi umut dolu, vicdan dahil.<br />
Şartlar: Güvenilir alıcı, yalan söylemeyen ağız, biraz da utanma duygusu.<br />
<br />
Not: Teklifler kapalı zarf usulü alınır, güvenini ispat edemeyenler hiç zahmet etmesin.<br />
Yanında bir çift kelepçe, bir tutanak ve bolca seyirci bakışı da hediye edilir.<br />
<br />
Mutlu ve umutlu günler dilerim...</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//oyum-acik-artirmada-baslayalim-mi/277/</link>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Manavgat'ta Meclis Çoğunluk Mücadelesi.</title>
<description><![CDATA[<p>Manavgat Belediyesi'ne yapılan operasyonlardan sonra ardı ardına tutuklamalar geldi.<br />
<br />
Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara'dan sonra 7 meclis üyesi tutuklandı.<br />
<br />
Tutuklamalar sonucunda meclisteki bütün dengeler değişti.<br />
CHP'nin 21,<br />
Ak Parti'nin 10,<br />
MHP'nin 6 meclis üyesine sahip olduğuna bakarsak, başkanlık seçimi için ya transfere ya da tutuklamalara ihtiyaç vardı.<br />
<br />
İktidar partisinin sıkıntılı olduğu şu dönemlerde, meclis üyesi transferiyle durumu değiştirmek pek mümkün gözükmez.<br />
<br />
Çünkü herkes yerinden memnun, zaten yerelde de iktidar konumunda.<br />
<br />
Neden muhalefete düşüp etkisiz eleman olsun ki.<br />
<br />
Ama hiç hesap olmayan bu operasyon ve tutuklanan 7 meclis üyesi nedeniyle meclis aritmetiği bir anda değişti.<br />
<br />
Cumhur İttifakı'na bir anlamda şans doğdu.<br />
Tutuklamalardan sonra şu an 14 meclis üye sayısına düşen CHP ve 16 meclis üye sayısına sahip Cumhur İttifakı var.<br />
<br />
CHP yöneticileri bu durumu önceden görüp, tutuklanan 7 meclis üyesinden beşinin istifasını alarak işleme koydu.<br />
Bu konuda oldukça hızlı davrandı, Belediye Başkanlığının tekrar CHP'de kalması için yerinde bir hamle yaptı.<br />
<br />
CHP'nin içindeki pek çok kişi tutuklanan meclis üyeleriyle görüştürülmedikleri için istifa yazlarını alamadıklarını, bunun kendilerine karşı bir taktik olduğunu düşünürken, yönetim tarafından istifaların tutuklanmadan önce alınması akıllıca bir düşünce.<br />
<br />
CHP açısından tehlike geçti mi, hayır.<br />
Çünkü istifaları Yüksek Seçim Kurulu'nun onaylaması ve yedeklerden gelecek beş yeni meclis üyesini tasdiklemesi gerekiyor.<br />
<br />
CHP'lilerdeki şimdiki endişe ise iktidar tarafından YSK'ya baskı yapılması, istifaların onayının geciktirilmesi veya istifaların meclis kararı ile onaylanması gibi emsali olmayan bir karar alınma olasılığı.<br />
<br />
CHP'liler her ne kadar TBMM'de vekil istifalarında meclis onayının gerektiğini, meclis üye istifasında böyle bir onaya gerek olmadığını söylese de, yine de içlerinde bir endişe hakim.<br />
<br />
İktidar taraftarlarından böyle bir hamle olur mu göreceğiz.<br />
Zira, istifa eden meclis üyelerinin yerine yenileri mecliste görev başlarsa, bu durum CHP Antalya İl ve İlçe yönetiminin başarısı demektir.<br />
<br />
Manavgat'ta Belediye Başkanlığı için ismi geçenlere gelince...<br />
Manavgat'ın etkili isimlerinden gazeteci Sedat Manav CHP'de Hüseyin Sırcan, Ak Parti'de Süleyman Öz, MHP'de ise Mücahit Tatar isminin adaylar arasında konuşulduğunu söyledi.<br />
<br />
Bölgenin hakimi gazeteciden kulis almak ve hakkını da vermek gerekir.<br />
Tüm bunlar bir tarafa, kim seçilse seçilsin, önce belediyedeki rüşvet çarkındaki pislikleri temizlesin.<br />
<br />
.............................<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi meclisinde ise CHP açısından durum rahat.<br />
Zaten ezici bir üstünlük söz konusu.<br />
CHP İl Yönetimi el çektirilen Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile görüşecek, yerine geçecek başkanı belirleyecek.<br />
Sonuçta burada Muhittin Böcek, kim isterse o olacak.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//manavgat-ta-meclis-cogunluk-mucadelesi/276/</link>
<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 17:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Belediye mi, haraçhane mi?</title>
<description><![CDATA[<p>Son günlerde ülkemizde rüşvet ve haraç operasyonları klasik haberler oldu.<br />
"Haraç mı?<br />
Rüşvet mi?<br />
Olabilir, CHP'li Belediye Başkanı değil mi yapar!<br />
Bal tutan parmağını yalar.<br />
Sanki Ak Partili Belediye Başkanları yapmıyor mu?"<br />
<br />
Toplumda normalleşen, herkesin kendi tarafından baktığı ve zihninde oluşturduğu söylem.<br />
<br />
Vatandaşta bir başka klasikleşen söylem de...<br />
"CHP'li olunca operasyon,<br />
Ak Partili olunca Recep Tayyip Erdoğan tarafından sadece görevden el çektirilme, dava bile açılmama.<br />
Ak Partili Belediyelerdeki rüşvet ve haraç gerçeklerinin sümen altı edilmesi, şikayet konusu bile olmaması."<br />
<br />
Operasyonlara bakılırsa kamu adeta rüşvet ve haraçhane haline gelmiş, bunun sorumlusu da sadece C-H-P harfleri ile başlayan parti.<br />
<br />
Ben partinin ismine cismine  bakmam.<br />
Yılardır hangi partiden olursa olsun müteahhitlerden duyduğum şu!<br />
"Ruhsat almak için vermediğim para kalmadı.<br />
Vermezsem ruhsatı keyfi bekletiyor, projem başlamadığı için zarar ediyorum, para vermek zorunda kalıyorum."<br />
<br />
Otel sahiplerinden ya da genel müdürlerinden çeşitli masa konuşmalarında duyduğum şu!<br />
"Ruhsata aykırı biraz taşma olmuş, bir şeyler vermezsek otel kapısının önü Belediye tarafından kazılıyor, otele giriş imkansız hale geliyor, parayı verene kadar kapatılmıyor. Belediye<br />
Başkanı'nın yakınlarını otelde bedava konaklatıyoruz. İskan alacağız, iş hızlanacaksa para vermeden onaylanmıyor."<br />
<br />
Bunları basın meslek camiamızdan hangimiz duymamıştır!<br />
<br />
Bu gerçekleri hangi siyasetçi bilmiyor!<br />
<br />
Herkes her şeyi biliyor, sus-pus olmuş şimdi bu operasyonları konuşuyor.<br />
<br />
Gelelim Manavgat Belediyesi'ne...<br />
MASTOB Başkan Yardımcısı Zafer Süral'in söyledikleri öyle yenilir yutulur sözler değil.<br />
<br />
Bu kişi aynı zamanda MANAVGAT – SİDE TURİSTİK OTELCİLER BİRLİĞİ DERNEĞİ (MASTOB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı<br />
<br />
Bu dernek, aylardır yaşanan bu rüşvete, haraca nasıl göz yumar.<br />
Mağdur olan dernek üyeleri ve dahası Başkan Yardımcısı...<br />
Neden gereken şikayeti birimlere iletmez?<br />
Neden kurumsal olarak haykırmaz?<br />
<br />
Acaba herkesin Belediye ile işi, açık bir tarafı mı var, mahkumiyeti mi var?<br />
<br />
Hayretler içerisinde bırakan diğer bir  gerçek de Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve adını yazmaya bile gerek duymadığım , belli ki baklavayı çok seven Başkan Yardımcısı.<br />
<br />
Başkan Nefi Kara'nın suçu henüz sabit olmadığı için lafımı sonraya saklıyorum.<br />
CHP'nin ön seçiminde Deniz Baykal'ın önünde Antalya'dan birinci çıkmış birinin, bir doktorun bu yaptıkları gerçekse...<br />
Artık hukuk çerçevesinde söylenecek hiç bir kelime esirgenemez.<br />
<br />
Diğer taraftan nereden buluyorsunuz böyle Başkan Yardımcılarını?<br />
Belediye hizmet yeri mi, haraçhane mi?<br />
Bu pisliği makama kadar taşımak hangi düşüncenin mimarı.<br />
Böyle bir hakkı kendinde görmek, hangi zihniyetin cesareti.<br />
<br />
Gelelim hükümete...<br />
Sanki siz bilmiyor musunuz otellerin çoğunun her yeri açık dolu, ihlal dolu olduğunu!<br />
İmara aykırı, yönetmeliklere aykırılıkların paçalardan aktığını!<br />
Hangi partiden olursa olsun aykırılıkların, görmezden gelmelerin rüşvetle döndüğünü!<br />
Bunun en bariz gerçeği, yangın denetimlerinde otellerin sınıfta kalması.<br />
<br />
Hükümet olarak denetimi sadece Belediyeye bırakmayın!<br />
Rüşvet, haraç, tehdit çarkının önüne geçecek sistem ve ceza hukukunu getirin.<br />
<br />
Rüşvet ile işini gördürenlerin, rüşvet ile cebini dolduranların sorumluluğu eksik denetim, uygulanmayan yasalar, birbirini kontrol etmeyen yapısal bozukluklardır.<br />
<br />
SORUMLULUK HÜKÜMETTE!<br />
Milletvekillerinin yaptığı aracılıkları...<br />
Belediye Başkan ve yardımcılarının usulü zorlayan istekleri...<br />
Meclis.üyelerinin (özellikle imar komisyonu) her hareketi...<br />
Kamuda imza yetkisi olan herkesin kontrolü ve sorumluluğu, ya hükümette ya da sistemde.<br />
Sistem yok ise kuracak olan, kurmaz ise sistem gibi denetleyecek olan da yine hükümettir.<br />
<br />
Biz ne hırsız, arsız, yüzsüz görmek istiyoruz...<br />
Ne de hırsızı, arsızı, yüzsüzü seçmek istiyoruz.<br />
<br />
Suçlu kimden olursa olsun bulunsun, en ağır cezası verilsin.<br />
Bütün hırsızlık gerçeği, öyle bir partinin içindeki parazitlere yüklenerek 'arındık' cümlesi kurulmasın.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//belediye-mi-harachane-mi/275/</link>
<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 08:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muhalefet yok deniyor ya!..</title>
<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her defasında etkili bir muhalefet olmadığı söyleniyor.<br />
Ben bu tanımı doğru bulmuyorum!..<br />
Çünkü ülkemizde her şeye rağmen iyi bir muhalefet olduğunu düşünenlerdenim.<br />
<br />
Muhalefetin meclise getirdiği gündem maddelerinin, hükümeti destekleyen iktidar olarak seçilememiş başka partilerin oyları ile reddedildiğini görüyorum.<br />
<br />
Muhalefetin soru önergeleri ve gündem tekliflerinin dikkate bile alınmadığını seyrediyorum.<br />
<br />
Muhalefetin adım attığı ancak ihanetle suçlandığı, iktidarın aynı konuda adım attığı ve adına 'devlet aklı' dendiği ilginç adımları takip ediyorum.<br />
<br />
"Muhalefet yok" denilen ülkede asgari ücretin üst seviyede verilmesine neden olan muhalefettir.<br />
<br />
Bayramlarda emekliye ikramiyeyi seçim vaadi yaparak iktidara zorla çıkarttıran bu muhalefettir.<br />
<br />
EYT'lilere "İktidar yapın, yasayı çıkartacağım" diyerek iktidarı mecbur bırakan muhalefettir.<br />
<br />
İktidarın Anayasa'ya aykırı yasa maddelerini mahkemeye taşıyıp iptal ettiren, iyi bir denetim sistemi olan bu muhalefettir.<br />
<br />
Mülteci konusunda çığırtkanlık yaparak daha fazla mülteci girişini engelleyen muhalefettir.<br />
<br />
Bir taraftan da muhalefet doğru bile yapsa yanlış, iktidar ise yanlış bile yapsa doğru anlatıldığı günlerde yaşam mücadelesi veriyor.<br />
<br />
Öyle bir sistem, öyle bir medya, öyle bir yönetim var ki, muhalefetin yaşamasına olanak sağlamıyor.<br />
Öyle bir hükümet var ki, kendine ciddi rakip gördüğünü ya bünyesine alıp sindirim sisteminde eritiyor, ya da bünyesine alamayacaklarını sistemin dışına bir bir itekliyor.<br />
Muhalefet ülke gündemiyle mi uğraşsın, sistemin içinde kalma mücadelesiyle yaşamaya mı çalışsın.<br />
<br />
Haydi gelin şöyle bir çözüm üretelim.<br />
<br />
Düne kadar ülkemize oldukça iyi hizmetler yapan,  son yıllarda ise faiz indiriminde ısrarcı tavırları sonucu ülkeyi enflasyon ve daha uzun süreli faiz sarmalına sokan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan bir istekte bulunalım.<br />
<br />
Kendisi bu ülkede muhalefet olmadığını söylüyor.<br />
Muhalefetin iktidarı zorlayamadığını dillendiriyor.<br />
<br />
Ben şayet hiç muhalefet olmamış bir partiden nasıl ülke yönetildiğini gördüm.<br />
"Bu ülkede muhalefet yok" diyen iktidardan ise nasıl bir muhalefet olacağını da görmek isterim.<br />
<br />
Kısaca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bize bu ülkede nasıl muhalefet yapılacağını göstermesini beklerim.<br />
<br />
Zira, ülkenin sorunlarından birinin muhalefet olduğunu söyleyen kendisi.<br />
İyi bir muhalefet nasıl yapılır gösterecek olan da kendisi.<br />
<br />
Ak Parti muhalefete düşse, ülkenin özlediği muhalefet görevini üstlenir mi?<br />
Muhalefetin nasıl olması gerektiğini siyaset camiasına öğretir mi?<br />
Siyaseti sindirmeye çalışan bir iktidar karşısında neler yapılacağını atacağı adımlarla bize gösterir mi?<br />
<br />
İşin doğrusu ben çok merak ediyorum!..<br />
Ak Parti muhalefeti bu ülkeye nasıl bir kazanç sağlar, iktidardan ziyade muhalefet göreviyle ülkeyi daha mı ileriye atar?<br />
<br />
Muhalefet olmanın her partiye katacağı düşünce zenginliğini, yönetimde empati yeteneğinin gelişmesini anlatmaya gerek yok.<br />
<br />
Düşünsenize...<br />
Muhalefetin nasıl olması gerektiğini muhalefette olan bir Ak Parti bize göstersin.<br />
<br />
İktidar olduğun sürece muhalefeti sindirmek, reddetmek, vasıfsız ilan etmek kolay.<br />
<br />
Ya muhalefet olunca bu dediklerin karşısında mücadele etmek nasıl bir his?<br />
<br />
İşte o zaman gerçekten ülkeyi sevmek, ülkeye hizmet etmek olay.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//muhalefet-yok-deniyor-ya/274/</link>
<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 18:55:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Er Meydanı mı, Panayır Alanı mı?</title>
<description><![CDATA[<p>Bir çayırın ortasında, zeytinyağının parladığı bir güneşin altında, bin yıllık bir gelenek ayakta kalmaya çalışıyor. Yağlı güreş. Er meydanı. Diz bağı çözülmeyenlerin, kol bağından onur damlayanların sporu. Fakat izleyici koltuğundan bakınca bazen er meydanı değil de bir panayır kalabalığına benziyor sahne.<br />
<br />
İzleyici misin, yoksa mangal başı mı; pehlivanı mı izliyorsun, yoksa çaycıyla güreş ağasının yer kavgasını mı? Anlamak güç.<br />
<br />
Başpehlivanlık finalindeyiz. Kıran kırana bir mücadele var ama gözümüz, gönlümüz bir türlü kilitlenemiyor. Çünkü çevrede plastik sandalyelerden bir ordu kurulmuş, dev bir tente sağa sola uçuşuyor, hoparlörler kendi arasında karambole konuşuyor. Alan sanki “alabildiğine” diyerek bırakılmış. Kameralar rastgele, spiker ne dediğini bilmiyor, protokol tribünüyle pehlivanın arasına neredeyse midye satıcısı girecek!<br />
<br />
Oysa bu toprakların en kadim sporlarından biri bu.<br />
Miras.<br />
Onur.<br />
Yağlı güreş sadece pehlivanın değil, seyircinin de “duruş” meselesi olmalı. Ama gel gör ki, yağ var, kispet var ama organizasyonun beline kadar çamurda kaldığı çok açık.<br />
<br />
Ağalar para veriyor, lakin nereye gidiyor bu para? Her yıl bağış rekorları kırılıyor ama çayır aynı çayır. Gölgeliği olmayan tribün, yetersiz tuvalet, birbiriyle yarışan sunucular, kayıtsız bir ses sistemi... Bu mudur 650 yıllık gelenek?<br />
<br />
Mesele sadece “güreş ağası kim oldu?” meselesi değil artık. Sormamız gerek: Bu güreşin ağrısı neden hâlâ izleyicide kalıyor? Neden başpehlivanı izleyemeden "patır patır" yan müsabakalara maruz kalıyoruz? Neden bu kadar çok emek, bu kadar az odakla sunuluyor?<br />
<br />
Oysa bu çayıra vizyon lazım. Profesyonel bir dokunuş. Dijital ekranlar, düzenli koltuk sistemleri, tek maç yayını, anlatıcılar, kamera açıları... Gelenek, vitrinle değil içerikle yaşar. Pehlivanlar gibi dimdik ayakta kalmak istiyorsak, organizasyonu da diz çöktürmemeliyiz.<br />
<br />
Her yıl kispetler yenileniyor, organizasyonlar neden hep eski sayfada kalıyor?<br />
Unutmayalım... Er meydanı yağla değil, akılla da parlar..</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//er-meydani-mi-panayir-alani-mi/273/</link>
<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 12:46:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kısaca dendi ki, "Fazla para ödeyeceksiniz!"</title>
<description><![CDATA[<p>Hani şu meşhur Mermerli pilajımız var ya...<br />
Bin TL giriş ücreti alınan, Bodrum fiyat tarifesini Antalya'ya taşıyan meşhur pilajımız.<br />
<br />
Tepkiler gelince geri adım atılan, önce kapatılan, sonra giriş ücreti '500 TL'ye inecek' denilen Mermerli pilajımız.<br />
Yoğun tepki sonrası valilikten açıklama geldi. Açıklamada kısaca, kamu zarardan kâra geçti dendi.<br />
<br />
Aslında 'kamunun ve firmanın kâr yükünü vatandaşın sırtına sardık' demek istendi.<br />
Ne denmişti açıklamada?<br />
<br />
Mermerli Plajı Kaleiçi’nde, Devletin tasarrufu altında bulunan 1.077,70 metrekarelik bir alan olup, 30 yılı aşkın bir süre boyunca, ecrimisil ödenmek suretiyle, alkollü bir restoranın plaj işletmesi olarak halkın hizmetinde olmuştur. Yıllık (2025) ecrimisil bedeli 720.000 TL ve kira bedeli 400 TL  (Birim Fiyat) olan yaklaşık 300’ün üzerinde şezlong ile hizmet veren uygulamaya son verilmiştir.<br />
<br />
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı arasında, ilk yıl için 2.700.000 TL maktu kira bedeli olmak üzere, 10 (on) yıl süre ile kiralanmıştır.<br />
<br />
Kiralama işlemlerinin hemen ardından, Valiliğimiz Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, Mermerli Restoran ve üzerine konumlandığı sur duvarlarında yapılan teknik inceleme sonucunda, Mermerli Parkını kapsayacak şekilde yapılan Mermerli Plajı Restorasyon ve Onarım Projesi kapsamında, Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, Mermerli Sur Duvarları Onarımı İşi Korunması Gerekli Kültür Varlıklarının Onarımları ve Restorasyonları ile Çevre Düzenlemesine İlişkin Mal ve Hizmet Alımlarına Dair Usul ve Esaslar Kapsamında, Nelli İstekliler Arasında ihale yöntemi ile ihale edilmiştir.<br />
<br />
Söz konusu ihaleye 5 istekli teklif sunmuş olup ekonomik açıdan en uygun teklif sahibi Akçaylar Restorasyon Şirketine ihale bırakılmıştır. Mermerli Restoranın onarım çalışmaları ise Valiliğimiz şirketi AYDAŞ Yatırım İnşaat Turizm A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiş olup, şirket kamu ihale kurumu mevzuatına tabi değildir.<br />
<br />
Sur duvarlarının restorasyonu için 28 Milyon 778 Bin 964 TL; restoran ve çevre düzenlemesi için 36.000.000 TL harcanmak suretiyle, toplamda 64 Milyon 778 Bin 964 TL’ye Mermerli Plaj ve Restorasyon işi tamamlanmıştır.<br />
<br />
Geçmiş yıllarda plaj ve restoran alkollü işletme belgeli olarak birlikte işletilmiş ancak, turistik bir mekân olduğu için plaj ile restoran işletmesi ayrılmış, restoran bölümünün AYDAŞ tarafından alkolsüz olarak işletilmesi planlanmış, plaj işletmesi ise, alkollü olarak işletilebilecek şartlarda kiraya verilmiştir.<br />
<br />
Plaj işletmesi için pazarlık usulü ile alınan 6.000.000 – 8.000.000 ve 15.000.000 TL’lik teklifler arasında, 15.000.000 + KDV bedel ile en yüksek teklifi veren firmaya kiralama işlemi gerçekleştirilmiş; kiralama protokolünde hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın halka açık bir işletme olacağı kayıt altına alınmıştır.<br />
<br />
Sonuç olarak, 2025 yılı itibariyle, ecrimisil bedeli yıllık 720 bin TL olan plaj ve restoran yerine, sadece plajdan yıllık 15.000.000 TL+KDV ile kamu yararına gelir sağlanmıştır.<br />
<br />
Açıklama bu!<br />
Yapılan basın açıklamasında kamu kazanıyor, kiralayan işletme kazanıyor, tek kaybeden vatandaş.<br />
Sanılıyor mu ihaleyi alan işletme verdiği paranın mislini vatandaştan çıkarmasın, girişi bin TL yapmasın.<br />
<br />
Hadi girişi 500 TL'ye indirdi ki o bile bu ekonomide ciddi miktar!..<br />
Sanılıyor mu firmanın vazgeçtiği 500 TL diğer hizmetlere yansıtılmayacak!..<br />
<br />
Belli ki sözleşmede kâr oranı miktarı, fiyat çizelgesi, zam oranları belirlenmemiş, serbest piyasa ekonomisinde fiyatları firma kendisi belirlemiş.<br />
Buna da ilgili kamu kurumları müsaade etmiş.<br />
Kamu dahil birileri kazanacak, bedeli vatandaşın cebinden çıkacak.<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kisaca-dendi-ki-fazla-para-odeyeceksiniz/272/</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2025 15:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gözler üzerinizde olacak!</title>
<description><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi'nde öğrencilerin mezuniyet töreni tasarruf tedbirleri kapsamında iptal edilince, akıllara gelen ilk soru şu oluyor!<br />
<br />
"Öğrenciler mezuniyet töreninde hükümete karşı karşıt söylemde bulunabilir, bu da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok kızdırabilir. Rektör Özlenen Özkan'ın neden o makamla durduğu tartışılabilir"<br />
<br />
Bu sorunun ilk olarak akla gelmesi son derece doğal.<br />
Zira ülkemiz, büyük bir sınavdan geçiyor.<br />
Mevcut hükümet de elbet, gençlerin tepki içerikli söylemlerinin kendilerine yönelmesini ve yeni bir Pikachu vakası hareketi ile karşılaşılmasını istemiyor.<br />
<br />
Karar böyle anlaşılabilir, bir tedbir alma talimatı olarak düşünülebilir.<br />
<br />
Görevde olduğu sürece rektör Özlenen Özkan'a "Mezuniyet töreni neden yapılmadı?" sorusu sürekli sorulacak.<br />
Özlenen Özkan gençlerin zihninde mezuniyet törenine iptal eder rektör olarak kalacak.<br />
<br />
Sonuçta karar merci kendisi.<br />
Ancak üniversite tarafından yapılan her harcama, kamuoyu tarafından mercek altına alınacak.<br />
Sürekli olarak, tasarruf tedbirlerinin dışına başka harcama kalemlerinde çıkılıp çıkılmadığına bakılacak.<br />
<br />
Aslında üniversitenin mali tablosunun iyi olmadığı bilgileri kulağıma geliyor. Ancak mali tablonun mezuniyet törenini iptal ettirecek kadar kötü bir seviyede kötü olduğuna da düşünmüyorum.<br />
<br />
İstense çeşitli sponsorlarla maliyet sorunu çözülebilir.<br />
<br />
Peki, başka kurum sponsor olursa mezuniyet töreni yaptırılır mı?<br />
<br />
Esas sorulması gereken soru bu!<br />
<br />
Örneğin, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin kapalı otopark inşaatını, temelinden betonuna kadar Antalya Büyükşehir Belediyesi yaptı.<br />
<br />
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek belediye olarak gençlerin mezuniyet törenine sponsor olsa, rektör Özkan yapılmasına izin verir mi?<br />
<br />
Tören iptali sonrası ilk akla gelen sorunun cevabı da burada gizli.<br />
<br />
Kişi veya kurum sponsor olur, tören gerçekleşirse, işte o zaman gerçekten tasarruf tedbirleri kapsamında törenin iptal edildiği ispatlanmış olur.<br />
<br />
Aksi halde bu iptal kararı zihinlerde, "Olası protesto korkusu nedeniyle alındı!" olarak kalır.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//gozler-uzerinizde-olacak/271/</link>
<pubDate>Sat, 24 May 2025 19:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Oh ne ala...</title>
<description><![CDATA[<p>Öyle bir ülke düşünün ki, ülkedeki pek çok seçimde denetim kurulunu seçenler değil, seçilenler belirlesin.<br />
<br />
Seçmenler de mecburen, o denetim kuruluna "evet" desin.<br />
Örneğin meslek odaları;<br />
örneğin dernekler,<br />
örneğin sendikalar,<br />
örneğin siyasi partiler.<br />
<br />
Ne enteresan değil mi!<br />
Bu kurumları denetleyecek denetim kurulunun kim olduğuna, seçilecek başkan karar veriyor.<br />
<br />
Yani bir diğer anlamda... Denetleyecek kişiyi, denetlenecek kişi seçiyor. Bu durum ise adeta ülkemizde çarpık yapılaşma dediğimiz, ucube gerçeği hatırlatıyor.<br />
<br />
Yani yönetim kurulundaki kötü niyetli olanlar her türlü alavereyi dalavereyi çevirebilir, bunu da seçtirdikleri denetim kurulu görmezden gelebilir.<br />
Doğru mu?<br />
Seç beni, olması gerektiği gibi denetlemeyeyim seni.<br />
<br />
Farkında mısınız?<br />
Bu durumdan kimse rahatsız değil.<br />
Bu ülkede kimse denetlenmeyi istemiyor, kimse kendine karşı denetimi sevmiyor.<br />
<br />
Lafa gelince de, "Neden denetlemiyorsunuz?" diye feryat ediyor.<br />
Yürekli bir babayiğit çıkıp da, "Tüm seçimlerde denetleyecek kişi dışarıdan, bağımsız kurumdan atansın, denetim kurulunu başkan belirlemesin" demiyor.<br />
<br />
Yasa çıkartma gücü olan partiler ise kılını bile kıpırdatmıyor.<br />
Yerli otomobil üretilmesi için babayiğit arayan siyasi irade, böylesi bir yanlışı düzeltmekten, babayiğitlik yapmaktan geri duruyor.<br />
<br />
Neden bu ucube sisteme göz yumulduğunu anlamıyorum.<br />
Ucube heykelden bile rahatsız olanların, bu durumdan memnun kalmasını yadırgıyorum.<br />
<br />
Böyle ucube bir sistem olur mu, buna göz yumulur mu?<br />
Denetim denilen en önemli yapı, yandaşlarca doldurulur mu?<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//oh-ne-ala/270/</link>
<pubDate>Mon, 12 May 2025 11:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çok yaşa Kubilay</title>
<description><![CDATA[<p>Kısa süre önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle aramızdan ayrılan, basın camiasının sevilen isimlerinden Kubilay Eldemirci'nin ismi Kepez'de yaşatılacak.<br />
<br />
Bu gelişmeyi duyduğumda o kadar sevindim ki...<br />
Çünkü hem gazetecilik mesleği, hem rahmetli Kubilay bu ayrıcalığı hak ediyor.<br />
<br />
Aslında işini layıkıyla yapan, toplumun aynası olan, belli bir taraf olmayan, tek doğrusu gazetecilik etik değerleri olan her gazetecinin ismi bir yerlerde yaşatılmalı, anlamlaştırılmalı.<br />
<br />
Bir gün gelecek, bu düşünce mi fiiliyata dökecek adımlar atacağım, meslektaşlarımızın ismini yaşatmaya çalışacağım.<br />
<br />
Mesleğimiz bunu fazlasıyla hak ediyor.<br />
<br />
Gelecek bir tarafa bugüne dönecek olursak, Kepez Belediyesi Kubilay Eldemirci'nin ismini Çankaya Mahallesi, Şehit Uzman Çavuş Erdoğan Sönmez Caddesi ile 6448 Sokak arasındaki parka verdi.<br />
<br />
Öncelikle bu güzel düşünceyi teklif olarak başkana götüren gazeteci, aynı zamanda Kepez Belediyesi Basın Danışmanı olan Erdoğan Kahya'yı tebrik ediyorum. Kendisini telefon ile arayarak özellikle de teşekkür ettim.<br />
<br />
Bir diğer teşekkür de, Erdoğan abinin teklifini "İyi düşünmüşsün" diyerek öneriyi meclise getirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'e.<br />
<br />
Bir gazetecinin geride bırakabileceği en güzel miras, ismi olur.<br />
En büyük isteği de muhakkak, isminin yaşatılması olurdu.<br />
<br />
İsmi verildi ama park da bence mesleğe göre düzenlenmeli, Kubilay Eldemirci'nin haberlerini içeren gazete küpürleri, fotoğraf makinesi, gazetecilik mesleğini andıran objeler parka eklenmeli, park daha dikkat çekici hale getirilmeli.<br />
<br />
Parka gelen gençler gazetecilik mesleğini tanımalı ve mesleğin önemini görmeli. Park, meslek ve isim ile özdeşleşmeli.<br />
<br />
Benimki bir fikir ve teklif.<br />
Daha anlamlı olması için bir öneri.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//cok-yasa-kubilay/269/</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2025 16:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'nın kurtarıcıları.</title>
<description><![CDATA[<p>“Bir hayat kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.”<br />
<br />
Tarihin en büyük depreminde<br />
Kahramanmaraş'a gittiğimde gördüğüm manzara, dün gibi gözlerimin önünde.<br />
<br />
Şehir adeta yer çekimine mahkum olmuş, toprak ana adeta binaları içine çekmiş, acılar çığlık olmuş, her yerde hummalı bir kurtarma çalışması.<br />
Yakılan ateşin bile ısıtamadığı çıldırtan soğuk, bir canı kurtarma kararlılığını engelleyememiş.<br />
Tüm bunlar bir tarafa bir gazeteci olarak enkaz bölgesine girmek istiyorsun, izin vermiyorlar. Bir şeyler yapmak istiyorsun "dur bakalım" diyorlar.<br />
<br />
Yani arama kurtarma denince, herkesi işin içine bulaştırmıyorlar.<br />
İşte orada anladım ki bir başka görev tanımı, bir başka kural silsilesi, bir başka disiplin, arama kurtarma ekipleri tarafından kullanılıyor.<br />
Sonra dedim ki kendime, "Murat, bence sen de canlara dokunmalısın, hayat kurtaracak altyapıya sahip olmalısın.<br />
<br />
O gün bugündür üyesi olduğum Suda Arama Kurtarma Derneği (SKUT)'ta pek çok eğitimden sonra tatbikatlar yaptık, AFAD'a akredite bir dernek haline geldik, hepimiz kollarımıza peç (Patch) taktık.<br />
<br />
“Bir kalbi yeniden atmaya ikna etmek, sessiz bir mucizeye ortak olmaktır.”<br />
<br />
DÜŞÜNÜN!<br />
Öncelikle olası doğal afet, arama ve kurtarma gerektiren her türlü ihtiyaç anı için her gün iki kişinin nöbet tuttuğu bir dernek düşünün.<br />
Çağrı zinciriyle haberleşme ağını en üst seviyede tutan bir dernek düşünün.<br />
<br />
30 kişinin üzerinde, arama kurtarmaya hazır tam teçhizatlı ve eğitimli bir gönüllü ordusunu düşünün.<br />
<br />
Ceplerinden para harcayarak, en kıymetli zamanlarını kurtarma sevdasına ayırarak bir yaraya merhem olma gayesiyle, insanlığa faydalı olma düşüncesiyle hareket eden minik bir topluluk düşünün.<br />
<br />
Kurtarıcı sayısı yüzlerce olmayan ama binlerce kişiyi kurtarabilecek eğitim ve birikime sahip bir ekip düşünün.<br />
Her yaştan insanın olduğu, emir komuta zincirine bağlı hareket etme disipline sahip bir grup düşünün.<br />
İşte bu ekibin, grubun, topluluğun adı Suda Arama Kurtarma Derneği (SKUT)<br />
Başkanlığını Mustafa Bilyaz'ın yürüttüğü SKUT, Antalya merkezde AFAD tarafından akredite edilmiş ilk ve tek Arama Kurtarma Derneği.<br />
Yani herhangi bir arama kurtarma ihtiyacında, AFAD tarafından göreve davet edilebilen akredite dernek.<br />
Kentsel arama kurtarmada eğitimlerini tamamlayan dernek üyelerinin bir özelliği de, dalgıçlardan oluşması.<br />
Su üstü ve su altı kurtarmada da ihtiyaç halinde başvurululabilecek isimlerin yer alması.<br />
<br />
Dernek şu aralar, suda arama kurtarma akredite eğitimi için ön hazırlıklarını yapıyor, katılımcılarını belirliyor. Kurtarma denince tüm deneyimi, eğitimi almak için can atıyor.<br />
<br />
“Kurtardığın her hayat, hayata olan inancını da kurtarır.”<br />
<br />
HER BAĞIŞ, CAN KURTARMAYA EŞİT!<br />
Dernek, arama kurtarmada ihtiyaç duyulan araç ve gereç ne ise bunların tamamına yakınını kendi öz kaynakları ve bağışlar ile satın aldı. Üyelerinin desteği, yönetimin özverisi gerçekten alkışı hak ediyor.<br />
<br />
Yeter mi? Yetmez!<br />
Firmalar, kurumlar SKUT'un bu özverisine destek olmalı.<br />
Hayat kurtaracak ekibin ihtiyaçlarına sponsor olmalı.<br />
Fiilen hayat kurtarmayabilirsin ama desteğinle hayat kurtaranlara destek olabilirsin.<br />
Başkan Mustafa Bilyaz önderliğinde, benim de içinde bulunduğum tüm ekibi kutluyorum.<br />
<br />
Hayati bir öneme sahip derneği kuranları da tebrik ediyorum.<br />
Ben bu derneği, binlerce derneğin içinde ayrı tutuyorum.<br />
SKUT üyeleri bugüne kadar çok hayat kurtardı, kaybolanları aradı, hayatını kaybetmiş olanları da aramalarda bularak görevini layığıyla tamamladı.<br />
Suda Arama Kurtarma Derneği (SKUT) olarak sesleniyoruz.<br />
<br />
"Sesimi duyan var mı?"<br />
"Gel, sen de bu en insani davranışa üye ol!"<br />
"Haydi, sen de bu hayati önem taşıyan derneğe bağışlarınla katkı sun.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//antalya-nin-kurtaricilari/268/</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2025 13:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Dilim Ekmek, Bir Yutkunma: Sınıfta Açık Açık Sınıf Farkı</title>
<description><![CDATA[<p>Sosyal medyada karşıma çıktı bu video. “Sağlıklı beslenme etkinliği” adı altında çekilmiş ama bana göre adı konmamış bir mahcubiyetin videosuydu. Kimi çocuklar yalnızca iki zeytin, bir dilim ekmek ve gözlerinin içine çöken utançla oturuyordu o sıralarda. Bazılarının tabaklarıysa taşmak üzereydi; sadece yemekle değil, imkanla, konforla...<br />
<br />
Bu görüntüler yalnızca midemizi değil, vicdanımızı da burktu. Çünkü mesele ne yedikleri değil, kimin neyi göremeyecek kadar tok olduğuydu.<br />
<br />
<strong>Bir Sınıfın İki Yüzü: Eğitimde Eşitsizlik</strong><br />
Çocuklar okula yalnızca okumaya değil, aynı zamanda görünmemeye de geliyor artık. Yokluklarını örtmek için sessizce oturuyor, arkadaşlarının zengin kahvaltılarına bakmamaya çalışıyorlar.<br />
<br />
Oysa çözüm çok uzak değil.<br />
Her okulda eşit ve ücretsiz kahvaltı programları olabilir.<br />
Ailelerin ekonomik yükünü hafifletecek sosyal destekler, belediyeler ve devlet iş birliğiyle sağlanabilir.<br />
"Evden getirilen" değil, "ortak hazırlanan" etkinliklerle çocukların gözleri değil, mideleri dolabilir.<br />
<br />
Ama biz ne yapıyoruz? Tabağındaki zeytini çocuğun yüzüne çarpan bir etkinlik düzenliyoruz.<br />
<br />
<strong>Eğitimci mi, İçerik Üreticisi mi?</strong><br />
Ve asıl acı veren kısım... Bu etkinlik yalnızca sınıf içinde yaşanmadı. Kamera açıldı, kayıt düğmesine basıldı, çocuklar birer “kadro dışı figüran” gibi yüzleri açık şekilde sosyal medyaya servis edildi. Öğretmen ise bir “influencer” edasıyla içeriğini paylaştı.<br />
<br />
Reşit olmayan çocukların yüzlerinin paylaşılması sadece etik değil, hukuki bir sorumluluk da doğurur. Çocuk hakları, kamuoyuna içerik üretme hakkından önce gelir. Eğitimciler kürsüde durmalı, kamera arkasında değil.<br />
<br />
<strong>Ve Biz... Bu Utancı Neden Hissediyoruz?</strong><br />
Çünkü hâlâ bazı çocuklar sadece karnını değil, duygularını da aç bırakıyor. Ve biz hâlâ aynı sınıfın içinde birbirine yabancı hayatlar yaşıyoruz.<br />
Sınıflarda matematik, fen, Türkçe öğretiliyor ama en temel insani değer olan empati sık sık müfredat dışı kalıyor.<br />
Eşitliği anlatan kitapların hemen yanında, eşitsizliği belgeleyen kahvaltı tabakları var artık. O yüzden susamış çocuklara su değil, sessizlik sunuluyor. Ve biz seyrediyoruz.<br />
<br />
Çünkü bu ülkede, bazı çocuklar kahvaltıya değil; görülmeye aç uyanıyor.<br />
<br />
Dilerim bir gün tüm çocuklar okula aç değil, eşit başlar.<br />
Ve dilerim o gün geldiğinde, öğretmenler çocukları beslemekle meşgul olur, izlenme almakla değil...</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bir-dilim-ekmek-bir-yutkunma-sinifta-acik-acik-sinif-farki/267/</link>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 16:14:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İşçiye vereceğiniz müjde var mı?</title>
<description><![CDATA[<p>Her yıl 1 Mayıs geldiğinde, meydanlarda yükselen ses aslında yalnızca bir bayram coşkusunu değil; yüzyıllardır süregelen mücadelenin, emeğin ve alın terinin sessiz ama derin çığlığı.<br />
<br />
Ülkemizde 1 Mayıs İşçi Bayramı, sadece çalışanların haklarını hatırlattığı bir gün değil; aynı zamanda adaletin, eşitliğin ve insan onurunun konuşulması gereken bir gün.<br />
<br />
Dünyada iyi örneklerin dışında işçiler, patronların daha çok çalıştırma, daha az hak edişi verme zulmü ile ezildiğini de görüyorum.<br />
<br />
Tarih, emeğin yok sayıldığı, sömürünün sıradanlaştırıldığı nice dönemlerle dolu.<br />
Ancak her dönemin arkasında, ekmeğini kazanmak için direnen insanların hikâyesi var.<br />
<br />
İşte 1 Mayıs, o hikâyelerin sembolü.<br />
Türkiye’de ise bu gün, zaman zaman yasaklarla, zaman zaman coşkuyla ama hep bir umutla anıldı.<br />
1977 Taksim'inden bugüne, 1 Mayıs’ın simgesi yalnızca pankartlar değil, aynı zamanda toplumsal hafızamızın da bir parçası oldu.<br />
Bugün işçi olmak; sabahın ilk ışığında uyanmak, bazen güvencesiz çalışmak, bazen de emeğinin karşılığını beklemek demektir.<br />
<br />
1 Mayıs bize şunu hatırlatır:<br />
Hiçbir emek değersiz değildir!<br />
Bir maden işçisinin yüzündeki kömür karası, sağlık çalışanının gece nöbeti...<br />
Bir grafikerin göz nuru, ustanın sıcağın altında salladığı kürek.<br />
Tüm işçiler, bir toplumun omurgasını ayakta tutan temel taşlar.<br />
<br />
1 Mayıs’ı sadece bir gün olarak değil, bir vicdan muhasebesi olarak görmek gerekli.<br />
Asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonların, sendikasız çalışan işçilerin ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilerin sesi bu günde daha gür çıkmalı.<br />
Taşeron ile devlet işçiliği arasında sıkışıp kalmış 4D'lilerin devlet memurluğuna alınması gerekli.<br />
Berber çırakları dahil bazı mesleklerde kaldırılan teşvikler geri getirilmeli.<br />
<br />
1 Mayıs, susturulmak istenenlerin günü değil, müjdeli yasaların çıkartıldığı bir gün olmalı.<br />
Bir toplumun medeniyeti, en çok emekçisine verdiği değerle ölçülür. O yüzden bugün; yalnızca kutlama değil, aynı zamanda hatırlama, sahip çıkma ve yeniden düşünme günüdür. Daha adil, daha eşit, daha yaşanabilir bir dünya hayalinin ilk adımıdır.<br />
<br />
Bugün, emeğe saygı duyma ve emekçinin yanında olma günüdür. Çünkü emek varsa, gelecek vardır.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//isciye-vereceginiz-mujde-var-mi/266/</link>
<pubDate>Thu, 01 May 2025 10:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ver yetkiyi, gör etkiyi.</title>
<description><![CDATA[<p>Ver bir Türk'e yetkiyi, gör o zaman etkiyi. Bak bazen nasıl yetkisini aşıyor, eylem, kasıt durumuna nasıl geçiyor.<br />
<br />
"Öncelikle lafın tamamı deliye söylenir" derler.<br />
Tüm yetkiyi alanların yetki gaspı yapmadığının altını çizeyim.<br />
<br />
Sonra işini dürüst yapanlar üstüne alınıp, içten içe kendilerini yemesinler.<br />
En yetkisiz yetkililerden biri trafik fahri müfettişleri.<br />
<br />
<strong>YETKİLERİ NELER?</strong><br />
Fahri Trafik Müfettişlerinin Yetkileri:<br />
1.⁠ ⁠En temel yetkileri, trafik kuralı ihlallerini görmeleri halinde bu durumu tespit ederek trafik cezası tutanağı düzenlemek ve ilgili makamlara (Emniyet veya Jandarma) iletmek.<br />
2.⁠ ⁠FTM’leri sadece gözlem yoluyla tespit edilebilecek bazı trafik ihlallerine işlem yapabilir. Örneğin:<br />
<br />
*Emniyet kemeri takmamak,<br />
*Kırmızı ışıkta geçmek,<br />
*Cep telefonu ile konuşmak,<br />
*Park yasağına uymamak,<br />
<br />
<strong>NOT:</strong><br />
Bazı şehirlerde emniyet birimleri, park cezası kesme veya bildirme yetkisini askıya aldı.<br />
*Şerit ihlali yapmak,<br />
*Yayaya yol vermemek.<br />
<br />
3.⁠ ⁠Durum tespiti yaparlar, aracı ve yayayı durduramaz, sürücü ile iletişim kuramazlar. Sadece gözlem yapar ve ilgili ceza tutanağını düzenleyerek bildirirler.<br />
4.⁠ ⁠Fahri müfettişlerin kimlikleri gizlidir ve açıklanamaz. Kişisel güvenlikleri açısından bu bilgi korunmak zorundadır.<br />
5.⁠ ⁠Müfettişler aslında doğrudan ceza kesmez. Onların tespit ettiği tutanaklar ilgili trafik birimleri tarafından incelenir, uygun bulunursa cezaya dönüşür.<br />
<br />
<strong>Yetki Sınırları:</strong><br />
Ceza uygulamaları sadece karayollarında geçerlidir.<br />
Trafik polisi gibi davranamazlar.<br />
Denetim yetkileri yoktur, sadece bildirim yapabilirler.<br />
Tüm bu bilgiler bir yana...<br />
<br />
Kanunda yetkileri belirli sınırlara dayanıyor. Ancak bazen halkın canını gerçekten çok yakıyorlar.<br />
Hak edene ceza kesilsin, hatta ceza oranı her ihlallerde katlanarak artsın.<br />
<br />
ANCAK!<br />
Yetki aşılıyorsa...<br />
<br />
Fahri Trafik Müfettişlerinin araç durdurma veya sürücüyle konuşma yetkisi yok. Ancak bazıları bu sınırı aşıp, kendini trafik polisi gibi gösterip işlem yapmaya çalışabiliyor.<br />
Hatta fiziksel temas, durdurma, kimlik isteme gibi şeylere girişenlerin de olduğu kulaklarımıza geliyor.<br />
Kamera ya da fotoğrafla kanıt olmadan ceza yazılamaz. Bu durumlarda tartışma büyüyor, çünkü müfettiş sadece kendi beyanına göre ceza yazıyor veya yazdırıyor.<br />
<br />
Emniyet kemeri takılı mı, değil mi?<br />
Sürücü telefonla mı konuşuyordu?<br />
Bunlar uzaktan kesin olarak görülemeyebiliyor.<br />
Gözlem net değilse, ceza yazamazsın.<br />
Ceza yazarken yanlış plaka ya da adres bilgisi yazılması da ayrı bir sorun.<br />
Plaka hatası ya da araç tipi yanlış yazılırsa, başka birine ceza kesiliyor, suçsuz biri mağdur olabiliyor.<br />
Suçsuz cezayı yiyen, aracının orada olmadığını anlatmaya çalışıyor.<br />
Yetki dışı ihlallere ceza yazmakta ayrı bir şikayet konusu.<br />
Fahri müfettişler her trafik kuralına ceza yazamaz.<br />
<br />
Alkollü araç kullanma,<br />
Hız sınırı aşımı,<br />
Sigortasız araç kullanma.<br />
Bu tip durumlara ceza yazmaları usulsüz.<br />
<br />
Bazen müfettişler kendi tanıdıklarına veya husumet yaşadığı kişilere keyfi ceza yazabiliyor. Bu tamamen kötüye kullanım demek.<br />
Yasal olarak şikayet edilip müfettişlik görevinden alınabilir ama ıspat dediğin şey kolay elde edilen bir hak değil.<br />
<br />
Aynı ihlale tekrar tekrar ceza yazmakta alışkanlıklar arasında.<br />
Örneğin bir park ihlali için aynı gün içinde 3 ayrı ceza yazılması gibi gerçekler de yok değil. Bu durum zaten husumeti de ortaya koyuyor.<br />
Yani bir yetkiyi veriyorsan, yetkinin nasıl kullanıldığını da denetleyeceksin.<br />
Vatandaşı yargı ve müfettişlerle karşı karşıya getirmeyeceksin.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//ver-yetkiyi-gor-etkiyi/265/</link>
<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 13:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ülkeler kavgada, halklar barışta.</title>
<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Yunanistan arasında bu güne kadar onlarca sorun ve görüş ayrılığı, hatta savaşın eşiğine getiren kavgalar yaşandı.<br />
<br />
Tüm görüş ayrılıklarına rağmen en kötü senaryo gerçekleşmedi.<br />
Tarih boyunca;<br />
Kıbrıs sorunu,<br />
Ege Denizi sorunları,<br />
Kıta Sahanlığı,<br />
12 Mil Karasuları sorunu,<br />
10 Mil Hava Sahası sorunları,<br />
Adaların silahlandırılması,<br />
Kardak krizi,<br />
Doğu Akdeniz ve Enerji Kaynakları sorunu,<br />
Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmazlıkları,<br />
Azınlık Hakları ve Fener Rum Patrikhanesi sorunu,<br />
Göçmen krizi,<br />
NATO ve askerî gerilim,<br />
<br />
Şimdilerde ise Amerika'nın Türkiye'yi tekrar F-35 programına alma olasılığı, komşu Yunanistan ile yaşadığımız sorunlardan bazıları.<br />
Tüm bunlara rağmen geçmişte Yunanistan ile yakınlaşmamızı sağlayan anlaşmalar yapıldı, adımlar atıldı.<br />
<br />
Örneğin;<br />
Atatürk – Venizelos Dönemi 1930 Ankara Anlaşmaları,<br />
<br />
Venizelos'un 1934’te Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi,<br />
<br />
1999 “Deprem Diplomasisi”<br />
Türkiye (Gölcük), ardından Yunanistan (Atina) büyük depremlerindeki yakınlaşma,<br />
<br />
Ekonomik ve kültürel anlaşmalar,<br />
Vize kolaylıkları,<br />
Turizm işbirliği,<br />
Ulaştırma anlaşmaları, Yüksek Düzeyli İşbirliği anlaşmaları,<br />
Azınlıklar konusunda pozitif adımlar,<br />
Spor ve kültür işbirlikleri iki ülkeyi birbirine yaklaştırdı.<br />
Manavgat Belediyesi'nin ev sahipliğinde Side'den Girit'e Kültür ve Lezzet Festivali ise yakınlaşmanın en son ve somut adımı.<br />
Tüm ayrışmalara rağmen halkların büyük bölümünün birbirine nefretle yaklaşmaması, et-tırnak olması, bu tür festivallerin tadını da artırıyor.<br />
Özelikle Giritlilerin Antalya'da yaygın şekilde yaşaması, bu festivali daha da anlamlaştırıyor.<br />
Etkinliğin içeriğinde eksikler olsa da, ilki için oldukça başarılı bir organizasyon.<br />
Antalya'nın dışında farklı şehirlerden gazeteciler ve içerik üreticilerinin getirildiği etkinlik, kamuoyunda yer alması için önemli.<br />
<br />
3 gün olarak planlanan etkinlik, bugün sonra erdi.<br />
İlk gün hava muhalefetine rağmen organizasyonlarda içerik iptalleri olsa da, ikinci günden itibaren etkinlikler ardı ardına gerçekleşti.<br />
Düzenlenen sempozyumlarda tarihe yer verildi.<br />
<br />
Ülkemizde giderek artan demokrasi dışı gelişmeler ve yurt dışındaki bakış açısının negatife dönmesi bu tip organizasyonlar ile bir nebze kırılabilir, dostluk köprülerinin sağlamlaşmasına vesile olabilir. Daha da önemlisi, ülkemize karşı oluşan ters algının az da olsa kırılmasına katkı sağlayabilir.<br />
<br />
Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı da bu anlamda kıymetli.<br />
<br />
Zira ayrışmanın ve kavganın kazananı olmaz.<br />
3 günlük dünyada kültürler de, lezzetler de buluşmalı, buluşturmak isteyenlere de destek olunmalı.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//ulkeler-kavgada-halklar-barista/264/</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 09:24:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ASAT ve Asfalt!</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü (ASAT)<br />
Kime bağlı bu kurum!<br />
Tabii ki Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne.<br />
<br />
Peki, en bilinen tabir ile nedir bu kurum?<br />
Kendileri, bizim evimize, iş yerimize, ihtiyaç olan noktalara suyu ulaştıran kurum.<br />
Kendileri, aynı zamanda su ve atıksu ile ilgili altyapı çalışmalarını yürüten kurum.<br />
Ve ayrıca kendileri, kazdıkları ve sonrasında kapattıkları yerlere aylarca asfalt dökmeyen ve insanların sinir uçlarıyla oynayan bir kurum.<br />
Ve yine kendileri ayrıca, "Asfalt dökmeme nedenimiz, toprağın oturmasını bekliyoruz..."<br />
<br />
"Asfalt dökmeme nedenimiz, ihaleye çıkılacak bekliyoruz..."<br />
"Asfalt dökmeme nedenimiz, 'yan yattı, çamura battı' gerekçelerimiz..."<br />
"Asfalt dökmeme nedenimiz, biz istediğimiz zaman dökeriz..." Anlayışını benimsemiş kurum.<br />
<br />
Benim bildiğim bir iş, bir tamirat, bir yenileme yapılır...<br />
Yapıldıktan sonra kazılan yer kapanır, asfaltla yamanır.<br />
<br />
Peki bizim ülkemizde ve Antalya'da böyle mi?<br />
Örneğin Döşemealtı ilçesinde altyapı çalışması yapılıyor. Zaten bir bölgeye yerleşim ruhsatı verilmeden neden önce altyapılar yapılıp tamamlanmaz bunu hiç anlamış değilim.<br />
<br />
Yetkiyse yetki;<br />
Paraysa para.<br />
Yetkiyi vatandaş veriyor, parayı da vatandaş veriyor.<br />
<br />
O zaman neden vatandaşa eziyet ediliyor?<br />
Neden günlerce açılan çukurlar kapatılmıyor; kapatıldıktan sonra asfalt dökülmüyor, toz ve çamur çilesi insanlara çektiriliyor?<br />
Bana bugüne kadar bu sorunun cevabını doyurucu ve haklı bir gerekçeyle anlatabilen hiç çıkmadı.<br />
Sürekli mazeret, sürekli planlama hatası...<br />
<br />
Sürekli topu taca atma, tacı da elinden geldiği kadar geç kullanma kararlılığı.<br />
<br />
Gözünüzü seveyim vatandaşa eziyet çektirmeyin.<br />
Bana, "Bir yeri kazdıktan sonra toprağın oturması gerekiyor, üstünden süre geçmesi gerekiyor" mazeretleriyle de cevap vermeyin.<br />
<br />
Tek istediğimiz biraz koordinasyon, daha az toz yutmak, daha az araçlarımızı yıpratmak, camlarımızı toz nedeniyle kapatmak zorunda kalmamak, daha az sinir olmak.</p>

<p>Tek istedimiz, herkesin işini biraz daha iyi yapması.<br />
<br />
Gerçekten bana haklı ve doyurucu bir yazıyla neden geç yaptığınızı iletirseniz... "Noktasına virgülüne" dokunmadan okurlarıma aktaracağım.<br />
<br />
Konu su parası tahsil etmeye gelirken muhteşemsiniz;<br />
Konu, atıksu parasını çatır çatır alırken muhteşemsiniz;<br />
Konu, su faturasını geç ödeyene ceza (Geç ödeme faizi) keserken, ödeyemeyenin ise suyunu keserken muhteşemsiniz.<br />
<br />
Peki, halka eziyet etme cezasını neden yaşam faturamıza yüklersiniz?<br />
Gördüğümüz kadarıyla bu konuda tek ceza kesen kurum sizsiniz.<br />
<br />
Faturasını ödemeyene ceza kesebilirsiniz...<br />
Ancak doğru hizmetle çukurları zamanında kapatarak, üzerine asfaltı zamanında dökerek vatandaşı da ödüllendirebilirsiniz.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//asat-ve-asfalt/263/</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2025 15:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Alkışlar Menderes Başkana</title>
<description><![CDATA[<p>Gazetecilik mesleğimde sürekli dillendirdiğim, rahatsızlığımı en süt perdeden seslendirdiğim, belediye kaynaklarının kişisel değil kurumsal ve toplumsal yarar için harcanması gerektiğini söylediğim pek çok yazım olmuştu.<br />
<br />
Uzun bir aradan sonra bir kez daha hatırlatmak istedim.<br />
Ama bu kez yazımı bir teşekkür ile süsledim.<br />
<br />
Belediye başkanlarının şehrin girişine fotoğraflarını asması, farklı noktalarda pozlarını gözümüze sokması yıllardır terk edilemeyen alışkanlıklar.<br />
<br />
Üstelik yasalar ve mahkeme kararları bu uygulamayı kısıtlasa bile, dinleyen kim!<br />
Kendi görselini halkın önüne sürekli asma alışkanlığını terk eden kim!<br />
<br />
Uzun yıllar sonra bu alışkanlıklara ters, kanunlara uyan, mahkeme kararlarını uygulayan bir belediye başkanımız var. Her ne kadar aynı partiden olan önceki belediye başkanının bıraktığı borçları belediye binasına asıp, partisince eleştirilse de, her ne kadar makamında ‘Kral Çıplak’ pozlarını basına yansıtıp, çulsuz, batak bir belediye portresi kurumsal duruşa ters gelse de, benim benimsediğim bir yönetim tarzı benden tam puanı aldı.<br />
<br />
Bildiniz, bahsettiğim kişi Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal.<br />
Döşemealtı’na geldiğinizde dikkat edin.<br />
Hoş geldin toteminde kendi fotoğrafı mı var, kentin önemli tarihi görseli mi var!<br />
Şehrin merkezinde kendi görselleri mi var, Belediyeye gelir elde etmek için firma reklamları mı var!<br />
Başınızı kaldırdığınız her noktada Menderes Dal fotoğrafları mı var, bu alanda kanunlara uyarak belediyeye tasarruf ettiren bir anlayış mı var!<br />
<br />
Gazeteci olarak siyasetçiyi, belediye başkanını övmek en son yaptığım eylemdir.<br />
Çünkü hizmet etmek zaten onların görevidir.<br />
Ancak bu konuda Menderes Dal’ı ellerim çatlayana kadar alkışlıyorum.<br />
Halkın parasını kendi tanıtımına harcamadığı için kutluyorum.<br />
Şehrin girişine kendi fotoğrafı yerine kentin tarihi noktasını astığı için iki kez tebrik ediyorum.<br />
<br />
Artık fotoğraf asma alışkanlığının tepeden tırnağa değişmesi gerekiyor.<br />
Bu iş önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başlamalı, alışkanlık yaygınlaşmalı.<br />
Karayolları'nın zaten yapmak zorunda olduğu Kepez üstü köprülü kavşağa, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Antalya'ya armağanı' şeklinde fotoğrafının kaplanması, daha bizim çok israf yapacağımızın kanıtı.<br />
Balık başta taze kalacak ki, diğer kurumlar da örnek alsın.<br />
Gereksiz fotoğraf asma alışkanlığı yok olacak ki, halkın parası halka harcansın.<br />
<br />
Menderes Dal!<br />
Bu öncülüğü sen yaptın, umarım senin bu harika davranışın gibi Cumhurbaşkanı dahil diğer Belediye Başkanları da karar alır, bizim paramız ile kendi tanıtımlarını yapmaktan uzaklaşır.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//alkislar-menderes-baskana/262/</link>
<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 17:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bugünlük Bu Köşe Benim!</title>
<description><![CDATA[<p>Merhaba!<br />
Ben Eylül Bilge. 7 yaşındayım ve 2. sınıfa gidiyorum.<br />
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Bu yüzden büyüklerden küçük bir koltuk devri oldu! Yani bu köşeyi bir günlüğüne ben yazıyorum çünkü bugün çocukların günü...<br />
<br />
Bugün 23 Nisan!<br />
Sabah uyandım, gözümü bile tam açmadan seslendim:<br />
“Günaydın halkım! Ben bugün evin başkanıyım!”<br />
Annem güldü ama babam hemen "Emredersiniz Sayın Başkan" dedi.<br />
Bana kahvaltıda kalp şeklinde pankek yaptılar. Yanına da salatalık ama düz değil, zikzaklı! Çünkü başkanlar özel şeyler yer.<br />
<br />
Kahvaltıdan sonra dedim ki:<br />
“Bu evin kurallarını bugün ben koyuyorum. Mesela halının üstünde yuvarlanmak serbest, televizyon kumandası tamamen bana ait, bir de çorap giymek zorunlu değil.”<br />
Annem kuralları yazmaya başladı. Çok ciddi oldum ama içimden gülüyordum.<br />
Başkanlık çok güzelmiş.<br />
<br />
Sonra… EN GÜZEL KISIM:<br />
Lunaparka gittik!<br />
İlk önce çarpışan arabalara bindim. Herkese çarptım çünkü başkan olduğum için yol benimdi.<br />
Sonra dönme dolaba bindik. En tepeye çıkınca “Başkan Eylül Bilge, gökyüzüne yaklaşıyor!” diye bağırdım. Aşağıdaki insanlar minnak gibiydi.<br />
Annem “biraz sessiz ol canım” dedi ama bence sesimi bulutlara duyurmalıydım.<br />
<br />
Pamuk şekeri aldım ama çok yemedim, çünkü dişimin üstüne yapıştı. Zaten ben çikolatadan da çok hoşlanmam. En çok dönme dolap ve balon severim.<br />
Bir baloncu vardı, “hangisini istersin?” dedi. “Başkan balonu varsa onu” dedim. O da güldü, kırmızı kalpli verdi. Kabul ettim.<br />
<br />
Lunaparktan dönerken yorgundum ama mutluydum.<br />
Arabanın camından gökyüzüne baktım.<br />
<br />
Sonra dedim ki:<br />
“Atatürk bize bu günü hediye etmiş, ben de bugünü en güzel şekilde geçirdim. Teşekkür ederim Atatürk. Bu bayram en çok bana yakıştı.”<br />
Ve şimdi, bu yazıyı yazarken bile içim hala lunaparktaymış gibi.<br />
<br />
23 Nisan demek… biraz kahkaha, biraz rüzgar, biraz da başkan olmak demek.<br />
<br />
Sizi seviyorum,<br />
Başkan Eylül Bilge.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bugunluk-bu-kose-benim/261/</link>
<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 09:19:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya’nın güzelliği turizmin gölgesinde soluyor!</title>
<description><![CDATA[<p>1994 yılında Antalya’ya gelmiş biri olarak, her yaz kalbim biraz daha kırılıyor. Çünkü şehir her geçen yıl biraz daha bize yabancılaşıyor.<br />
<br />
Antalya, dışarıdan bakıldığında canlı, hareketli bir tatil cenneti. Ama içeriden bakınca, Antalya sessizce tükeniyor.<br />
<br />
Turizm elbette önemli. Şehrin ekonomisi büyük ölçüde ona dayanıyor. Ancak her güzel şeyin bir bedeli var ve biz bu bedeli ödüyor, dezavantajlarını çok net hissediyoruz.<br />
<br />
Antalya'nın doğasıyla birlikte kültürü de yıpranıyor. Her şey dahil sistemi sayesinde turist otelden dışarı adım atmadan tatilini tamamlıyor. Bu durum, mahalle bakkalını, esnaf lokantasını, el emeği göz nuru ürünleri satan kadın üreticiyi bitiriyor. Yani turizm büyürken, yerel küçülüyor.<br />
<br />
Otelden çıkıp şehrin surlarını aşmayan turistler, tarihi miraslardan da yoksun kalıyor.<br />
<br />
Ya turizm işçiliği...<br />
Şehir nüfusunun, gençlerin ciddi bir kısmı, geçici ve güvencesiz turizm işlerinde çalışıyor. Yazın gece gündüz mesai yapan bu insanlar, kış geldiğinde işsizlik yükünü sırtlanıyor.<br />
<br />
Yükselen kira fiyatları, artan yaşam maliyeti ise kent merkezinde yaşamayı her geçen gün daha da imkansız hale getiriyor.<br />
<br />
Antalya, sadece turistlerin değil, burada doğan, sonradan dolan insanların da şehri. Ve biz bu şehirde yaşamak istiyoruz.<br />
<br />
Nefes alarak, doğayı koruyarak, kültürümüzü yaşatarak, şehrin dokusuna sahip çıkmak istiyoruz.<br />
<br />
Bunun yolu, turizmi ranta değil, sürdürülebilirliğe dayandırmaktan geçiyor.<br />
<br />
Antalya, yalnızca kartpostallık bir manzara değil.<br />
<br />
Antalya, sıcak bir yuva...<br />
Bir cennet...<br />
Adeta bir döviz bürosu.<br />
<br />
Burası bizim evimiz. Ve bu evi korumak hepimizin sorumluluğu.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//antalya-nin-guzelligi-turizmin-golgesinde-soluyor/260/</link>
<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 11:41:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mahalleye Yeni Taşınan Zeki Ama Biraz Soğuk Komşu: ChatGPT!</title>
<description><![CDATA[<p>Eskiden biri bir şey anlatınca “Vay be ne çok biliyorsun!” derdik. Şimdi aynı bilgiyi ChatGPT söylüyor, biz de “Bu kesin Google’dan bakmıştır” diye kıskanıyoruz. E haklıyız, o kadar da biliyor ki insanın kendini cahil hissediyor.<br />
<br />
Düşünsene, çocuk ödevini yapamıyor, annesi “Git ChatGPT’ye sor!” diyor. Genç kız diyet listesi yapacak, ChatGPT yazıyor. Adam vergisini ödemeyi unutmuş, hemen ona soruyor. Yani herkesin evine bir ChatGPT girmiş de, biz bi fark etmemişiz. Hani akşam çayı bile onunla içilecek neredeyse.<br />
<br />
Ama bu yeni komşunun bazı huyları var…<br />
Mesela her şeye cevabı var ama hiçbir sorumluluğu yok. “Yanlış bilgi verdim, ama bana dava açamazsın” diyor gibi bir hali var.<br />
<br />
Bir de hiç duygusu yok yahu! Yazıyorsun, “Bugün çok mutsuzum” diyorsun, o da sana motivasyon cümleleri sıralıyor. Oysa bir “Canın mı sıkkın be gülüm, anlat hele” dese içimiz ısınacak.<br />
<br />
Gençler için ayrı dert, çocuklar için ayrı. ChatGPT varken araştırma yapmak yok, okuma yok, merak zaten rafa kalkmış. Öğretmen “Bu ödevi sen mi yaptın?” diye sormuyor artık, “Bu ödevi ChatGPT mi yaptı?” diye soruyor. Teknolojiye alıştık ama samimiyet kayıyor arada bir yerlere.<br />
<br />
Büyükler desen, torunla ortak bir şey yapmanın peşinde: “Bak dede, buna istediğini soruyorsun.” Dede de önce çekiniyor ama sonra alışıyor: “Dünya ne zaman bitecek, bir de çorba tarifi ver bakalım” gibi sorularla sohbeti başlatıyor.<br />
<br />
Ama işin özü şu: ChatGPT bir dost değil. Bir yardımcı. Hani mahalleye yeni taşınan, çok şey bilen ama yüzü az gülen komşu gibi. Evi temiz tutar, fikri boldur ama samimiyet biraz eksiktir.<br />
<br />
O yüzden ne tam kaptır kendini, ne de tamamen dışla. Kullan ama insanlığını unutma. Çünkü en iyi cevap bazen karşındaki insanın gözlerinde saklıdır, bir ekranın satırlarında değil.<br />
<br />
Hadi bakalım… Sorulacak soru çok, ama önce bir kahve içelim.</p>

<p>Sevgiyle ve gülümsemeyle...</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//mahalleye-yeni-tasinan-zeki-ama-biraz-soguk-komsu-chatgpt/259/</link>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 17:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'nın Mantareli İlçesi</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) ve Antalya İş İnsanları Derneği (ANTİAD) işbirliği ve Korkuteli Belediyesi'nin ev sahipliğinde “Yerel Değerlerimize Sahip Çıkıyoruz” projesi kapsamında gazeteci meslektaşlarımızla birlikte Korkuteli'ne gittik.<br />
<br />
Öncelikle dernekler, üyelerine hizmet etmenin yanında, derneğe de katkı sağlayacak bu tür projeleri hayata geçirmeli, tarihi miraslara sahip çıkmalı, gördüklerini de topluma anlatmalı. Korkuteli gezisi de biz AGC üyeleri için bir anlamda böyle bir geziydi.<br />
<br />
Gazeteciler, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamaz.<br />
Özellikle anlatılanları değil, gördüklerini yazmak, yorumlamak, biz gazetecilerin tercih ettiği bir birikimdir.<br />
<br />
Korkuteli gezimizde mantarın bölge için, bölge ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu yerinde görerek daha fazla öğrendik.<br />
<br />
Mantar yatırımcılarının ve üreticilerinin sorunlarını, taleplerini dinledik. Sorun ve taleplere, ekonomik verilere gazetemizin dünkü sayısında geniş şekilde yer verdik. Bu nedenle Korkuteli'nde mantarın ne kadar üretildiğine değil, Korkuteli'nin mantarla ne kadar yaşadığına dikkat çekmek istiyorum.<br />
<br />
Korkuteli için mantar, yüzyıllar öncesinden bugüne üretilen bir sebze değil. Anlatılana göre, bir dönem üretimin merkezi olan Burdur'dan zamanla Korkuteli'ne gelen bir sebze.<br />
<br />
Bu süreçte mantar üretim ivmesi o kadar hızlı yükseliyor ki, ülkemizin mantar üretiminin yarısından fazlası Korkuteli'nde üretiliyor, Korkuteli denince akla ilk gelen mantar oluyor.<br />
<br />
Bu detaylar bir yana, gördüğüm kadarıyla mantar kentin kimliğine yansımamış, çeşitli objelerde yaşatılmamış.<br />
<br />
Mantar sadece üretim tesislerinde kalmış, mantara sadece bir ekonomik girdi, istihdam avantajı olarak bakılmış. Kentin kimliğine kazınmamış.<br />
<br />
Bu konuda Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran'a büyük iş düşüyor. Madem böyle bir değer var, bu değerin ilçenin her zerresinde hissedilmesi gerekiyor.<br />
<br />
Mantar evleri,<br />
Mantar satış noktaları,<br />
Mantar lezzet durakları,<br />
Mantardan banklar,<br />
Mantar şeklinde çatılar,<br />
Mantar şeklinde gölgelikler,<br />
Mantar kulesi,<br />
Mantar müzesi,<br />
Mantar giriş tagları gibi daha aklımıza gelebilecek pek çok detay kente entegre edilebilir.<br />
<br />
Korkuteli adeta bir Mantareli ilçesine dönüşebilir. Belediye Başkanı Saniye Caran'ın bahsettiği Korkuteli’ni daha fazla tanıtma fikrine, bu yöntemle daha hızlı katkı yapılabilir.<br />
<br />
Korkuteli, film platoları gibi estetik bir mantar ilçesine dönüşebilir.<br />
Yatırımcı mantardan kazanç sağlasın,<br />
Ülkemiz mantardan döviz kazansın,<br />
Korkuteli de mantarın ekonomik katkısının yanında, fiziki görünümünden de maksimum bu şekilde faydalansın.<br />
<br />
Benimki bir öneri, ilçeye farklı bir kimlik kazandırma hevesi.<br />
Bu öneriden sonra gelelim cemiyetimizin “Yerel Değerlerimize Sahip Çıkıyoruz” projesine.<br />
<br />
Bu projeyi, bir dönem kurucusu olduğum Keşif Ekibi Derneği'mizin yapmış olduğu tarihi destinasyonları tanıtma gezilerine benzettim. O projemizde de gazeteci meslektaşlarımız, iş insanları ve siyasetçiler gezilerimize katılıp, Antalya'nın hatta ülkemizin pek çok noktasındaki antik kentleri gezme, görme ve tanıtma imkanı bulmuştu.<br />
<br />
Verilen her emek çok değerlidir. Antalya Gazeteciler Cemiyeti'mizin yapmış olduğu bu proje de tarihi miraslar, yerel lezzetler açısından çok kıymetlidir.<br />
Bu proje nedeniyle AGC Başkanı sevgili İdris Taş'ı ve Yönetim Kurulunu kutluyorum. Projeye destek verin STK'ları da tebrik ediyorum.<br />
<br />
Hayata tarihi miraslara Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//antalya-nin-mantareli-ilcesi/258/</link>
<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 08:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kurultayın yarış olmadığını anlayamamak!</title>
<description><![CDATA[<p>Öyle bir parti düşünün ki adeta sırat köprüsünden geçiyor. Belediye başkanları bir bir tutuklanıyor, geçmiş kurultayı iptal edilme riskini taşıyor, para sayma manzaraları ortaya çıkıyor, bir partinin başına daha başka ne gelebilir diye insanlar merak ediyor.<br />
<br />
<strong>Tüm bunlar bir tarafa, kurultay kararı alınıyor.</strong><br />
Sırat köprüsünden geçen partinin tek adaylı seçime gitmesi gerekirken, eski başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olup olmayacağı günlerce medyaya konu oluyor.<br />
<br />
İktidar yanlısı medya ise bu adaylık olasılığını adeta, gerçek bir kindarlığa ve öç alma yarışına dönüştürüyor.<br />
Kemal Kılıçdaroğlu ise günlerce aday olmayacağını, partiyi bu süreçte böyle bir tartışmaya sürüklemeyeceğini açıklamıyor, kurultaya üç gün kala CHP’yi “iç çekişmelere sevk etmemek, dikkatleri mücadele alanından başka alanlara çekmemek” gerekçesiyle aday olmayacağını ilan ediyor.<br />
<br />
Anlaşılan o ki Kılıçdaroğlu hala siyaseti öğrenememiş, özellikle Ak Parti'nin yıpratma politikasının karşısında neler yapması gerektiği dersine hiç çalışmamış. Geçmişte en büyük rakibi olan iktidar partisine, sürekli olarak konuşulacak malzeme vermeye devam etmiş.<br />
<br />
Daha ilk günden aday değilim dese, liderlik sınavından başarıyla geçecekti.<br />
Kılıçdaroğlu gerçeğe bir tarafa, bir diğer potansiyel aday Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın adaylığını açıklaması da ayrı bir garip görüntü.<br />
<br />
Uysal için bu kurultay, ismini parti içinde duyurmak açısından oldukça uygun bir fırsat diyebiliriz. Ancak CHP'nin içinde bulunduğu şuan ki durum, hiçbir fırsatın kullanılmaması gerektiği bir dönem.<br />
<br />
Uysal bunu geç hatırlamış olacak ki, "Partimi yıpratmamak için adaylık iddiamı sürdürmeme kararı aldım" diyerek adaylıktan çekildi.<br />
Kendisinin aday olmasıyla, partisinin daha çok yıpranacağını ise daha önceden bilmeliydi.<br />
<br />
İstanbul eski milletvekili Berhan Şimşek'in de sadece kendi tanıtımını yapmak için aday olduğu aşikar.<br />
Yani en koyu CHP'liler bir CHP'li gibi davranmıyor, en küçük fırsatta kendi tanıtımını düşünüyor. Bu durum ise yaygın medyanın büyük bölümüne hakim olan rakibi Ak Parti'ye malzeme veriyor. CHP'deki başkanlık yarışı görüntüsü, günlerce yapay gündem olarak ekranlara taşınıyor, gerçek gündem unutturuluyor.<br />
<br />
Sonuçta genel başkanlık yarışı değil, bir tazelenme ve hukuki yönden kendini temizleme girişimi olan bu kurultay CHP'ye birlik ve beraberlik getireceğine, parti daha fazla tartışılan bir konuma sürükleniyor.<br />
<br />
Bu sürüklenmeyi de yine parti içindeki isimler tetikliyor.<br />
CHP'nin ihtiyacı olan bir yarış değil, geçmişin topyekûn unutulduğu bir barış.<br />
<br />
CHP'nin içinde bulunduğu durumda, aday ne zaman olunur? demokratik yarış ne zaman yapılır? sorusuna cevap bulmayanlar, bu güncel siyaseti öğrenememiş demektir.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kurultayin-yaris-olmadigini-anlayamamak/256/</link>
<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 12:02:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yakıcı gerçeklerimiz...</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size: 13px;">Yakıcı gerçeklerimiz...</span></p>

<p>Bolu Kartalkaya'da bulunan Grand Kartal Otel'de meydana gelen ve 78 canımızı kaybettiğimiz yangında yine suçlu aramaya başladık.</p>

<p>78 can gitmiş, ne yapacaktık?<br />
Buna kader mi diyecektik?<br />
Kaderci olan toplumumuza, kader yalanına mı inanın diyecektik?<br />
<br />
Manavgat'ta tarihin en büyük orman yangınlarından biri çıkar, biz yangın helikopterini, yangın söndürme uçağını sonra alırız...<br />
Madenlerde yüzlerce işçi göçük altında kalır, biz yönetmeliklerdeki eksiği öyle hatırlarız...<br />
 </p>

<p>Tarihin en büyük depremini yaşarız, fırsatçı simsarlar gibi vatandaşa faydalandırılan, hükümete kaynak sağlayan imar barışının hatasını tartışırız...<br />
Pandemi dünyayı kasıp kavururken, biz sınırlarımızı ardına kadar açık tutarız...<br />
Her haltı yiyen caniler halkın yüreğinde isyana dönüştükten sonra ceza oranlarını artırırız...<br />
Bolu'da 78 vatandaşın yangında ölmesi sonrası, şimdi eksikliğimizi tamamlamaya çalışırız.<br />
 </p>

<p>Daha yazayım mı?<br />
Neremiz doğruyu, hangi emsaller ile aktarayım?<br />
 </p>

<p>Bolu yangını ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy canlı yayına çıktı.<br />
Dedi ki..!<br />
Büyükşehirlerde ruhsatı belediye, Büyükşehir kapsamı dışındaki şehirlerde ise İl Özel İdare'ler ruhsatı verir.<br />
Bolu Büyükşehir olmadığı için, İl Özel İdaresi ruhsat verme ile yetkili.</p>

<p> </p>

<p>Kimler var bu İl Özel İdare'sinde?<br />
Vali ve seçtiği birim amirleri, İl Genel Meclisi Üyeleri, Genel Sekreter.<br />
İşin daha komiği...<br />
1978 yılında faaliyete başlayan otele ruhsatı kimin verdiği konusu bu ülkede açıklanamadı.</p>

<p> </p>

<p>Dönemin, 54. hükümetin Turizm Bakanı Bahattin Yücel, 1997'deki ruhsatı kendisinin verip vermediği sorusuna... "Otel 1978'te faaliyete başlamış. Daha sonra bir takım değişiklikler ve eklemeler yapılmış. Devamında da 2007 ya da 2008'de ruhsata bağlanmış ve devam etmiş." diyor.<br />
Yani ruhsatın kimin verdiğini o bile söyleyemiyor.<br />
Bu ülkenin arşivi bile soruya  cevap bulamıyor.</p>

<p> </p>

<p>Dönelim Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un dediklerine.<br />
Ersoy, "Firma ruhsat için başvurur, aralarında Bolu İtfaiyesi'ninde olduğu pek çok kurumdan belgeleri toplar, İl Özel İdaresi de belgeler uygun ise ruhsatı verir. Burada yangın tertibatı eksikliklerinden sorumlu Bolu Belediye İtfaiyesidir. Bakanlık ruhsat vermez, Turizm İşletme Belgesi verir."</p>

<p> </p>

<p>Bakan Ersoy'a sorulur. Otel sahibi "Gelin yangın eksiklerimize bakın" diye başvuru yapar. Bolu İtfaiyesi 8 kritik eksiği raporlar ve tamamlayın" der.<br />
;Sonra firma başvurusunu çeker. Peki bu otel nasıl hizmet vermeye devam eder?</p>

<p> </p>

<p>Bakanın verdiği cevap ilginç.<br />
Bolu İtfaiyesi Bakanlığa veya İl Özel İdaresi'ne eksiklikler ile ilgili ihbarda bulunması gerekiyordu.</p>

<p> </p>

<p>Yani Bakan topu taca, Belediye auta atıyor.<br />
İl Özel İdaresi ise sus pus orada oturuyor.<br />
Bakan bir de "Bu güne kadar binin üzerinde oteli Bakanlık olarak kapattık" diyor, bu oteli neden kapatmadığının cevabını ise veremiyor. Kendisini yetkisizlikle savunuyor ama ne hikmetse kapatma yetkisini ise böbürlenerek anlatıyor.</p>

<p> </p>

<p>Denetim yetkiniz yok ise nasıl kapatıyorsunuz?<br />
Bir diğer eksiğimiz...<br />
Düşünün, 21. Yüzyıl teknolojisinin olduğu dönemde 8 ölümcül eksik itfaiye tarafından raporlanıyor, bu rapor ne İl Özel İdare, ne de Bakanlığın online sistemine düşüyor.</p>

<p> </p>

<p>İtibardan tasarruf olmaz ama böyle bir teknolojiyi kurmaktan tasarruf olur.<br />
Kişilerin etki altında kalmasını, keyfi davranış sergilemesini, birilerinden korkmasını engelleyecek bir online uyarı sistemini kurmak, Bakan aracının 1 haftalık yakıt maliyeti değil.<br />
Günümüzde polis bile kişinin TC kimlik numarasını tablete girdiğinde tüm seceresini görürken, bu kadar kritik bir hatayı ilgili kurumların görmemesi bizi yönetenlerin ayıbı.<br />
Bakanın topu bir kişinin inisiyatifine bırakması, 'ihbar etmeliydi' demesi, daha çok ölümleri göreceğimizin kaydı.<br />
Vatandaşa, 'Gittiğiniz otelin yangın tedbirlerini kontrol edin diyen' turizm acentalarının, yanan otele müşterilerini göndermesi ise bu ülkenin düşünce zayıflığı.<br />
Bakan Ersoy'un 'Biz göreve geldiğimizde kapattığımız otel sayısı bin küsür' demesi, ne kadar ayıplı bir ülke olduğumuzun kanıtı.<br />
Ayıplı oteli açtırmamayı değil, kapatmayı marifet sayan yöneticilerimizin olduğu bir ülkede yaşamak, gerçekten bizim en taktir edilecek yanımız.</p>

<p> </p>

<p>Kimsenin işini düzgün yapmadığı,<br />
Topu başkasına attığı,<br />
Öngörüsüz davrandığı bu ülkede, daha biz çok köşe yazar, çok canların arkasında rahmet okumaya başlarız.</p>

<p> </p>

<p>Önerim: Kişinin değil, kişilerin zorunlu denetim zincirine bağlanması.<br />
Tesislerin keyfi zamanlarda değil, kategorisine göre belirli periyotlarda denetlenmesi.<br />
Eksiği olan tesisin eksiğini tamamlayana kadar açılmaması.;<br />
Kurumların tek görevi sadece belgeyi incelemek değil, denetlenecek yeri de incele zorunluluğunun olması.<br />
Hataya yer bırakmayacak yönetmeliklerin çıkartılması.</p>

<p> </p>

<p>Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//yakici-gerceklerimiz/254/</link>
<pubDate>Tue, 28 Jan 2025 02:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>8 KİLO PATATES 50 “LİRİYA!”</title>
<description><![CDATA[<p>Yoruluyoruz, yıpranıyoruz, dinlenemiyoruz…<br />
Uzun zamandır sıklıkla maruz kaldığımız, çözüm bulunmadığı ve önüne geçmek için hiçbir adımın atılmadığı bir sorun ile ilgili konuşmalıyız artık.<br />
<br />
Seyyar satıcılar!<br />
Megafon ve yoğun gürültü ile insana evlerinde bile dinlenebilme şansı tanımayan; günü, saati, sıklığı belli olmayan sokak problemimiz…<br />
<br />
Hafta içi ya da haftasonu farketmeksizin, saat kaç umursamadan eline megafon alanın sokak aralarında bas bas bağırmasına kim dur diyecek?<br />
<br />
Şuan bunu yazarken bile sokaktan gelen “8 kilo patates 50 liriya!”, 8 kilo soğan 50 liriya!” “Kızartmalık Patates” “Sarı Patates” feryatlarını kendi iç sesimden daha çok duyuyorum. (Yazıda bir hata yok 50 liraya değil, 50 “liriya”)<br />
<br />
Ekmek parası elbet…<br />
Fakat bir kişinin ekmeğinin peşinde olması durumu “başka insanları rahatsız edebileceği” anlamına gelmemeli.  Mahalle aralarından sürekli bir seyyar satıcının geçmesi, sokağın sürekli olarak megafonla, bağırtıyla gürültü kirliliğine maruz bırakılması ne kadar doğru?<br />
<br />
Hastası, yaşlısı, annesi, bebeği; ders çalışan çocuğu, yorgun olup dinlenmek isteyen kişiyi, kitap okumak isteyeni bu denli bir kirliliğe maruz bırakmak ve bunu çözmek için adım atan hiçbir yerin olmaması çok üzücü…<br />
<br />
İnternette konu ile ilgili minik bir araştırma yaptım ve insanların bu konu le ilgili çok fazla mağduriyeti olduğunu gördüm. İnsanlar sorunun çözümü için belediyelere, Cimer’e, Zabıtaya her yere şikayetlerini iletmişler fakat çözüm adımı atan kurum bulamamışlar.<br />
<br />
Nereye, kime söyleyelim?<br />
Haftanın 7 günü, gün ağarınca başlayıp gün kararıncaya kadar dönüşümlü olarak sokakta bulunan bu yoğun gürültüyü kim çözebilir?<br />
<br />
Çevre kanunu 14. Maddesinde der ki: “Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde yönetmelikle belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılması yasaktır.”<br />
<br />
Buna göre; çevrede gürültü kirliliği yapan mikrofon, megafon, hoparlör, korna gibi cihazlarda aşırı derecede gürültü yaparak; hastayı, yaşlıyı, bebeği, çocuğu, öğrenciyi, gece çalışıp gündüz dinlenenleri rahatsız eden bu kişiler yasayı ihlal etmekte…<br />
<br />
Fakat bunun yanında; yüksek ses yasağı sabah 7’den itibaren bitiyor. Kişiye sabah 7’den sonra gürültü kirliliği yapma izni de verilmiş oluyor…<br />
<br />
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?<br />
Bunun önüne kim geçebilir?<br />
Evlerimizde maruz kaldığımız bu yoğun gürültüyü kim engelleyebilir?<br />
Belediyeler tarafından kaçının iş yapma ehliyeti var?<br />
Ne kadarı denetleniyor?<br />
Kaçı fiş ile fatura ile çalışıyor?<br />
<br />
Ne diyelim… 10 dakika 20 dakika ara ile sürekli olarak hurdacıııı, sarımsaaak, soğan, patateees bağırışlarına maruz kalmak, bozuk megafonlardan boğuk ve yüksek gürültülü sesler dinlemek kaçınılmaz olmuş. Stresi her yerde olağan hale getirmek durumuna sürüklenmiş olan güzel ülkemin insanları halı altına süpürülmüş sorunlarla yaşamaya da mecbur bırakılmış…<br />
<br />
Simitçi, kahveci, gazozcuuu<br />
Şinanay da yavrum,<br />
șina şinanay<br />
Şinanay da şinanay,<br />
hoppa şinanay…</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//8-kilo-patates-50-liriya/253/</link>
<pubDate>Sat, 02 Nov 2024 15:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Stant parası vatandaşa ödetildi.</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya'nın en uzun ömürlü etkinliklerinden biri "YÖREX", Yöresel Ürünler Fuarı.<br />
Ne deniyor YÖREX web sitesinde...<br />
<br />
"Üretildiği veya yetiştirildiği yörenin adıyla anılan tarım ürünleri, gıda ürünleri, el sanatı ve sanayi ürünlerini ulusal ve küresel ölçekte tanıtmak amacıyla düzenlenen bir organizasyondur."<br />
<br />
Gittim, gezdim, gördüm!<br />
Tanıttıkları pek bir şey kalmamış, ürün satış şarküterisine dönmüş.<br />
<br />
Bir kaç belediye halkın vergileri ile etkinlik ve tanıtım yapmasa, firmalar zaten ürün satış telaşına düşmüş.<br />
YÖREX sanki kuruluş amacından uzaklaşmış, katılımcıları tarafından eleştirilen stant ücretleri nedeniyle, fahiş fiyatlara ürün satışıyla nam salmış.<br />
Balından salçasına, peynirinden tahinine, sucuğundan tereyağına tamamı piyasa fiyatlarının üstünde, bazıları neredeyse iki katı.<br />
Üstelik alışveriş yapıyorsunuz fatura vermiyorlar, fiş kesmiyorlar, 'yazar kasamız yok' mazeretini sunuyorlar. Ama pos cihazını getirmeyi unutmuyorlar.<br />
Bir diğer konu, binlerce liralık kredi kartından geçilen bedellerin karşılığı olan KDV, firmalar şehirlerine döndüklerinde kimlere kesiliyor belli değil.<br />
Ürünler gerçekten organik mi, yoksa bildiğimiz şarküteri firmalarının getirip sattığı ürünler mi o da insanı düşündürüyor.<br />
<br />
Hepsinin ismine bakıyorsun oldukça organik.<br />
Ürünlerini soruyorsun, hepsi neredeyse dalından, toprağından, suyundan, havasından oluşuyor.<br />
Geliyorsun Antalya'da pazar yerine veya gidiyorsun şarküterine, soruyorsun 'nereden geliyor bu ürün', aldığımız cevap YÖREX'te yer alan firmaların geldiği yerlerden geliyor.<br />
<br />
Fiyatlara bakıyorsun yarı fiyatına daha ucuz.<br />
Ya bizimkiler yalan söylüyor, ürünün geldiği şehri farklı söyleyerek bizi kandırıyor, ya da YÖREX'teki ürünler fahiş fiyat.<br />
<br />
Piyasa şartlarına göre de, YÖREX fiyatlarını aşırı abartılı buluyorum.<br />
Bunu tüm ürünler için söylemiyorum ama yüzde 80'inin pahalı olduğunu görüyorum.<br />
<br />
Bunun nedeni yüksek stant fiyatları, lojistik maliyetler, konaklama vb. ek giderler.<br />
<br />
O zaman ne anlamı kaldı YÖREX'in.<br />
Birileri stant kirası kazansın diye, otel odasından gelir elde etsin diye bunun bedeli vatandaşa mı kesilmeli.<br />
Enflasyonu düşürmek için çabalayanlara nazire yaparcasına, enflasyon oluşturmak için mi kuruluyor YÖREX.<br />
<br />
YÖREX'in havası olsun ama pahası olmasın.<br />
YÖREX'in adı ve geleceği olsun ama fahiş fiyatları olmasın.<br />
<br />
Bu arada gerçekten YÖREX'e giren her ürün denetleniyor mu?<br />
Tereyağı diye satılan gerçek tereyağı mı?<br />
Sucuk diye satılan gerçek sucuk mu?<br />
Merakımdan soruyorum... Denetleniyor mu, yoksa isminde biraz organik kelime olması yetiyor mu!<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//stant-parasi-vatandasa-odetildi/252/</link>
<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 11:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Havalimanında neler yaşanıyor?</title>
<description><![CDATA[<p>Günlerdir Antalya Havalimanı'nda uçakların rötarlı iniş ve kalkışları konuşuluyor.<br />
<br />
Bu rötarların nedeni ise havalimanında hava trafik kontrolürlerinin yaptığı iş yavaşlatma eylemi olarak biliniyor.<br />
<br />
Ancak hakikat iş yavaşlatma değil, inisiyatif almadan çalışma diye özetleniyor.<br />
<br />
Detaylara inmeden önce...<br />
Antalya'da yaşayanlar olarak farkında olmadığımız bir hava trafiği, tepemizde dolaşıyor.<br />
<br />
Bu trafik, basitçe bahsedilecek bir trafik değil.<br />
<br />
Uçaklar iniş yapabilmek için dakikalarca Antalya semalarında uçuyor, iniş izni bekliyor.<br />
Aslında farkında olmadığımız bir hava yoğunluğu, gökyüzünü kaplıyor.<br />
<br />
Konuyu derinlemesine incelediğimde karşıma ilginç notlar ve gerçekler çıktı.<br />
<br />
Konunun uzmanları ve sendika yetkilileri ile temasa geçtiğimde öğrendim ki, bu konu uzun süre öncesine ve "Ulaştırma Torba Yasa" sürecine dayanıyor.<br />
<br />
Yani tek sorun maaş değil. Bütün mesele, hava trafik kontrolör mesleğinin, uçak pilotluğu gibi itibarlı ve özlük hakları yüksek bir meslek olması için çaba gösterilmesi.<br />
<br />
Konunun bilinmesi açısından biraz daha geçmişe gidersek...<br />
<br />
DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hüseyin Keskin, Türkiye'deki hava trafik kontrolörlerinin tamamına yakınını bünyesinde bulunduran sendika olan Hava Trafik Kontrolörleri ve Diğer Ulaştırma Çalışanları Sendikası (HTKSEN) yetkililerine bir söz verir. Bu söz, mecliste olan "Ulaştırma Torba Yasa" tasarısı içeriğinde bu meslekteki kişilerin özlük haklarının iade edilmesi, ek havacılık tazminatının karşılanması sözüdür.<br />
<br />
Ancak burada verilen sözlerin büyük bölümü tutulmaz, ilgili bakanlığa bu konuda bir tavsiyede, görüşte, baskıda bulunulmaz, bulunulsa bile üzerinde durulmaz.<br />
<br />
Keskin daha sonra da böyle bir sözün verilmediğini söyler, bir anlamda geri adım atar.<br />
<br />
Ancak bu kez konuya müdahil dernekler ortaya çıkar.<br />
<br />
Türk Ulaşım-Sen,<br />
<br />
Ulaştırma Memur-Sen,<br />
<br />
Birleşik Taşımacılık-Sen dahil, hava trafik kontrolürlerinin büyük bölümünün üye olmadığı, ancak yer ekibi çalışanlarının üye olduğu 11 dernek, 'İş yavaşlatma eylemi' adı altında açıklamalar yapar.<br />
<br />
Bu açıklamalar ise Bakanlık ve DHMİ tarafından tepkiyle karşılanır, kendilerine karşı bir eylem kanısını ortaya koyar.<br />
<br />
Diğer derneklerin yaptığı bu karar HTKSEN yönetimi tarafından popülizm adımı olarak algılanır, hakların alınmasının önüne set çekilen bir eylem olarak adlandırılır.<br />
<br />
Çünkü eyleme konu olan çalışanların tamamına yakını HTKSEN üyesidir.<br />
<br />
Yani açıklamaya imza koyan sendikalar aslında direkt değil, dolaylı taraftır.<br />
<br />
GERÇEKTEN BİR EYLEM VAR MI?<br />
<br />
Aslında 11 derneğin bahsettiği gibi bir iş yavaşlatma eylemi yok.<br />
<br />
Eylemin adı, 'İnisiyatif almadan çalışma faaliyeti.'<br />
<br />
Türkiye'de 2 bin, Antalya'da 105 hava trafik kontrolörünün yaptığı bu tanıma uygun eylem ne anlama geliyor derseniz..?<br />
<br />
İNİSİYATİF ALMADAN ÇALIŞMA (“İAÇ”) NEDİR?<br />
<br />
Hava trafiği kurallarının direkt uygulanması veya inisiyatif alınarak esnetilmesi çalışanların elinde.<br />
<br />
Kural ve olması gereken, hava trafik kontrolörünün kuralı direkt uygulaması; istisna ise trafik ve diğer faktörlerin izin vermesi halinde, uçuş sırasında hava trafik kontrolörü tarafından uçağa verilen dosyalanmış uçuş planından, inisiyatif alınarak sapma olmasıdır.<br />
<br />
EUROCONTROL’ün de hava trafik kontrolörlerine tavsiyeleri arasında, hava trafiği kontrolü nedenleriyle gerekli olmadıkça shortcut/ kestirme verilmemesi.<br />
<br />
Aksi durumun, bir radar açısından veya bir varış havaalanında zaman dalgalanmasına ve öngörülebilirlik kaybına neden olacağı ve her şeyin ötesinde hava ulaşımının emniyetine ve güvenliğine ihlal oluşturma ihtimalinin yüksek oranda olma ihtimalinin bulunmasıdır.<br />
<br />
Bir hava trafik kontrolörünün bireysel inisiyatif almadan çalışması, aslında kuralı birebir uygulaması demektir.<br />
<br />
İnisiyatif almama eyleminde ayrıca..:<br />
<br />
Mesleki açıdan zorunluluk teşkil etmediği durumlarda iş yükü ve sorumluluklarını arttırma pahasına yapılan direkt rota verme uygulamasının askıya alınmasına...<br />
<br />
Meydan AIP’lerinde var olan standart push-back, motor çalıştırma ve taksi usullerine inisiyatif kullanmaksızın, harfiyen riayet edilmesine...<br />
<br />
Bu uygulamalar dışında, kamu yararı gözetilerek hizmetin gerekleri ve görev tanımın kapsamındaki tüm iş ve işlemlerin eksiksiz ve layıkıyla ifasına devam edilmesine...<br />
<br />
İlaveten, VIP ve ambulans uçaklar, askeri uçuşlar ve İHA/SİHA’lar, havacılık kuralları çerçevesinde acil durum deklare eden trafikler için öncelikli iniş kalkış, direkt rota verme ve diğer her türlü inisiyatif dahilindeki uygulamaların sürdürülmesine de karar verilmekte.<br />
<br />
Sözün özü, her şeyi kuralına göre yapma kararlılığı, şu anki eylemin adı.<br />
<br />
Düşünün..!<br />
<br />
Hava trafik kontrolürlük mesleğinde prosedür çöplüğünü risksiz şekilde işin hızlı yürümesi için yapanların, sadece bu prosedürleri harfiyen yerine getirmesi ile oluşturduğu manzara ciddi aksama olarak gündemde.<br />
<br />
Bu da işin yavaşlatıldığı kanısını oluşturuyor, yapılan eylem kararı bu algıyı tetikliyor.<br />
<br />
Hava Trafik Kontrolörleri ve Diğer Ulaştırma Çalışanları Sendikası (HTKSEN)'in üye meslek haklarını koruma isteği, son derece haklı gerekçe.<br />
<br />
Bizim ülkemizde kaç meslek gurubu hakkını alıyorki!<br />
<br />
Kaç meslek itibarlaştırılıyorki!<br />
<br />
En basiti gazetecilik mesleği.<br />
<br />
Bizim mesleğimiz bile her defasında itibar suikastine maruz kalıyor.<br />
<br />
Antalya'nın turizm şehri olması nedeniyle, sadece inisiyatifsiz çalışma performansı bile eziyetin ciddi oranda hissedilmesine neden oluyor.<br />
<br />
Yetkililer bu sorunu derhal çözmeli.<br />
<br />
Aylar sonra mecburen çözecekleri sorun için vatandaşa eziyet edilmemeli.<br />
<br />
İnisiyatif almadan çalışan bu mesleğin ne kadar itibarlı bir meslek olduğunu, özlük haklarını ne kadar hak ettiklerini Antalya iliklerine kadar hissetti.<br />
<br />
Hissetmeyen kurumlar ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile DHMİ yönetimi.<br />
<br />
İnisiyatif alma zamanı şimdi bu kurumlarda.<br />
<br />
Göreviniz bu eziyete son vermek, krizi bitirmek.<br />
<br />
Göreviniz mesleğin itibarını iade etmek, özlük haklarını yükseltmek.<br />
<br />
Bunu yapmadığınız her gün Antalya kaybedecek, turizm etkilenecek, iş dünyasının sinirleri gerilecek, vatandaş üzülecek.<br />
<br />
O zaman bu soruna Seyirci kalmayın, çözüm arayın.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//havalimaninda-neler-yasaniyor/251/</link>
<pubDate>Fri, 28 Jun 2024 13:42:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bu soğukluk seçim kaybettirir ve..!</title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bu soğukluk seçim kaybettirir ve..!</span></p>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Döşemealtı Belediye Başkanlığı seçiminde CHP'nin adayı açıklanmadan önce seçim sonucu konusundaki tahminlerim farklıydı.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">CHP, mevcut Başkan Turgay Genç'i aday göstermeyince zamanla işin rengi değişti, tahminlerimizdeki olasılıklar çöpe gitti.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Şimdi karşımızdaki tablo!</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">CHP'de Menderes Dal'ın adaylığı, mevcut başkan Turgay Genç'in kendisi aday olamasa bile, adaylığını istediği en son kişiydi.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Turgay Genç'in Menderes Dal'dan haz etmediği, partide bilinen bir gerçek.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Her ne kadar Turgay Genç "Oyum CHP'ye" dese de, bu söylemin parti açısından söylendiği, Menderes Dal'a destek için söylenmediği aşikar.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bu durum Ak Parti adayı Bekir Kıvrım için ciddi bir avantaj getirdi.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bu gerçekler ışığında dikkatimi çeken diğer detay ise ilçe merkezinde Döşemealtı Belediyesi sorumluluğundaki bilboard tanıtım alanında, Ak Parti adayı Bekir Kıvrım'ın afişinin daha geniş alanda yer almasıydı.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">CHP'li Başkanın yönettiği Belediye ait tanıtım alanında Ak Partili adaya yer verilmesi, günümüz agresif seçim yarışında anormal değil mi?</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">CHP adayı Menderes Dal'ın seçimi alması için Ak Parti adayı Bekir Kıvrım'ın ciddi hatalar yapması gerekiyor.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Adaylar ilk açıklandığında ciddi anlamda önde olan Kıvrım'ın, meclis üye listesi açıklandıktan sonra olası kırgınlıklar, önde olan oy oranını biraz geri çekse de, yarışta hala daha avantajlı olduğu net.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">İyi Parti adayı, önceki dönem Ak Parti adayı olan Emre Afacan'ın her ne kadar Ak Parti oylarını böleceği düşünülse de, kendisine daha önce oy veren kitlenin bir bölümünün CHP'li seçmen olduğu da unutmamalı.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bekir Kıvrım, Menderes Dal ve Emre Afacan arasında geçecek olan yarışta, bölgeye taşınan üst gelir gurubunun oyları kilit önem arz ediyor.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Örneğin, sadece son bir yılda yerleşime açılan Vali Konakları 2 sitesinde bir mahalle sayısına eş oy potansiyeli var.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bölgede alt yapı, elektrik, sosyal alanlar, ulaşım gibi ciddi sorunlara da bakılınca, halk kavga değil hizmet bekliyor. </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Yeni seçmenin gönlünü fetheden, seçimde avantajı ele geçirir.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bölgede diğer bir ilkel oy getirme modeli ise kesenin ağzının açılması.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Son gece atağını mali anlamda iyi yürüten, bir kısım kaygan oyları toplar getirir.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Seçime saatler kasanın ağzının açıldığını bilmeyen yok. </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Bunlar maalesef bölgenin gerçekleri.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Ak Parti adayı Bekir Kıvrım mali yönden güçlü olan rakibini yakın markajda tutarsa, seçimi farkla alır.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Markajı biraz hafif tutarsa, aradaki oy oranı kapanır.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Demedin demeyin.</div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;"> </div>

<div style="color: rgb(26, 26, 26); font-family: &quot;YS Text&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px;">Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</div>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//bu-sogukluk-secim-kaybettirir-ve/250/</link>
<pubDate>Thu, 21 Mar 2024 13:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kimin sloganı?</title>
<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek mi olacak, yoksa seçimi Hakan Tütüncü mü kazanacak?<br />
<br />
Biraz cevap bulmaya çalışalım mı..!<br />
Muhittin Böcek Antalya merkezde halkın bazı şikayetleri nedeniyle oy kaybına uğradı.<br />
Kırsalda ise bu durum tam tersine. Böcek'in kırsaldaki oyları iyi seviyede.<br />
<br />
Ancak Ak Parti'nin kırsaldaki oyları medya gücü ile etkilemesini hesaba katarsak, merkezde daha etkili olan Hakan Tütüncü'nün kırsaldaki oyları lehine çevirmesi güçlü bir olasılık.<br />
<br />
Antalya merkezde trafik sorunu Böcek'in ciddi sorunu.<br />
Şu an toplu taşıma araç sahiplerine adeta para akıtması, ek olarak "Taşıdığın kadar kişi başına ödeme vereceğiz" demesi,<br />
Özel halk otobüs şoförlerinin duraklarda kimseyi bırakmamaya özen göstermesi,<br />
Toplu taşımada yapılan oy getirici hamleler olarak göze çarpıyor.<br />
<br />
Diğer taraftan bazı bölgelerde bence ihtiyaç olmasa bile Antalya caddelerinin asfaltını yenilemesi, sarı yol şeridi çizerek yeni çalışma imasını vermesi, önem bir hamle.<br />
<br />
Unutmayın!<br />
Yol, bu ülkede oy getirir.<br />
<br />
Diğer yandan, yeşil ışık uygulaması ile belli hızda ışıklara yakalanmadan geçme projesi bile trafiğin akmasına, oyların Böcek saflarına geçmesine neden olur.<br />
<br />
Ya sloganlar..!<br />
Muhittin Böcek'in kullandığı "Herkesin Başkanı" sloganı oldukça yerinde ve doğru mesaj veren bir slogan.<br />
<br />
Bu slogan, bir anlamda da İyi Parti ile kopan ittifak oylarına ve arası bozulan DEM Parti seçmenini kendine çekme hamlesine hizmet ediyor.<br />
<br />
Diğer taraftan 'kucaklama' mesajı veren, Muhittin Böcek klasiğini ortaya koyan, buna ek liderlik algısını da aşılayan bir slogan.<br />
<br />
Proje sloganı yerine, toplumun oldukça ihtiyaç duyduğu, "Herkese eşit hizmet eden Başkan" vurgusunu ortaya koyan bir söylem.<br />
<br />
Her ne kadar yerel seçim olsa da, iktidar partisinin toplumu ayrıştırdığını düşünenlerin kararsız oylarına göz kırpan bir hamle olarak da görüyorum.<br />
<br />
Zaten Böcek'in proje sloganını kullanması beklenemezdi.<br />
Zira, "Seni tutan mı vardı, neden yapmadın?" sitemi edilir, oy getirici değil, irite edici bir slogan haline dönüşebilirdi.<br />
<br />
Saydığım artılara rağmen diğer aday Tütüncü'nün sloganı da farklı kalitede bir slogan.<br />
<br />
Tütüncü açısından "Antalya’nın Altın Çağı" sloganı üç açıdan doğru bir hamle.<br />
<br />
Birincisi... Hizmet almadığı düşünülen bir şehir algısını bilinçaltına yazması.<br />
<br />
İkincisi... Projeler Antalya'ya akacak mesajının verilmesi.<br />
<br />
Üçüncüsü ise genç yaşı ile Tütüncü'ye bir anlamda 'Altın Çocuk, Altın Başkan, Altın Fırsat' benzetmesinin yapılması.<br />
<br />
Sözün özü bu sloganın,<br />
"Altın fırsatı kaçırma Antalya!" nasihatine dönüşmesi.<br />
<br />
Her ne kadar slogan ile birlikte kullanılan Hakan Tütüncü fotoğrafını yeterli bulmasam da, verilen mesaj başarılı.<br />
Fotoğrafta takıldığım detay ise Tütüncü'nün gülüşü.<br />
Gülmek her insan yakışır ancak seçim tasarımlarındaki gülüşün derecesi, seçmenin zihninde yorumlamaları da beraberinde getirir.<br />
<br />
Gülmek ve gülümsemek, ılık ılık beynin derinliklerine akmaktır.<br />
Tütüncü'nün fotoğraftaki gülüşü biraz daha yumuşatılsa, biraz daha doğal tutulsa çok daha etkili olurdu.<br />
<br />
Daha net anlamanız için...<br />
Slogan altın, gülüş ise pırlanta olmuş.<br />
Sloganın önüne geçmiş.<br />
<br />
Daha projeler açıklanmadı.<br />
Seçimin sıcak atmosferi henüz yakalanmadı.<br />
<br />
CHP'li Muhittin Böcek'in Antalya'da iktidar olması şu anki en büyük gücü.<br />
Seçimden önce ücretsiz taşıma, hizmette ucuzluk, geçici çözümlerle vatandaşı rahatlatacak detaylar gibi pek çok hamle, anketlerdeki gidişata göre hayata geçirilecektir.<br />
<br />
Ak Parti'nin genelde iktidar olması ise Hakan Tütüncü'nün avantajı.<br />
<br />
Çılgın projeler, merkezi hükümet destekli zamanı belli vaatler, yaygın medya gücü, Kepez bölgesindeki başarılı yönetimi de diğer artılar olacak.<br />
<br />
Bir dönem Ak Parti, bir dönem CHP klasiği bu seçimde cevap bulur mu? Bunun cevabını Şubat ayının  sonunda görmeye başlarız.<br />
<br />
Hakan Tütüncü isminin açıklanması sonrası Tütüncü rüzgarı ciddi esmişti.<br />
<br />
Muhittin Böcek isminin açıklanması ile Böcek o rüzgara karşılık verdi.<br />
<br />
Kıran kırana bir yarış, farkın olmayacağı bir sonuca hazırlıklı olun.<br />
<br />
Şu anki tüm hamleler, tespitlerim bunu gösteriyor.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//kimin-slogani/249/</link>
<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 14:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ya getir, ya da oturduğun yerde otur.</title>
<description><![CDATA[<p>Yaşlı, eşinden boşanmış bir kadın.<br />
Ne evi var, ne de emekli veya babasından kalmış bir maaşı.<br />
<br />
Ne tarlası var, ne de üzerine kayıtlı bir mirası.<br />
<br />
Ne kolunda bileziği var, ne de cüzdanında parası.<br />
<br />
Ayrıldığı eşinden aldığı aylık nafaka sadece 800 TL.<br />
Harca harca bitmez, harcamaya da güç yetmez.<br />
<br />
Bırakın maaş almayı, sadece yeşil kart alabilmek için devlet diyor ki...<br />
<br />
"Önce gelir testine gireceksin.<br />
Oturduğun evde bir asgari ücretin dışında gelir olmayacak.<br />
<br />
Kızının, damadının evinde mi kalıyorsun?<br />
Onların kaç çocuğu olduğunun hiç bir önemi yok, kazançları en fazla bir asgari ücret olacak.<br />
5 çocuğu da olsa, en fazla bir asgari ücret gelirleri olacak.<br />
O zaman fasfakir sayılacak.<br />
<br />
Eğer iki asgari ücret olursa, bunu senden sorumlu tutar, yeşil kart vermem veya iptal ederim."<br />
<br />
Özetle devlet diyor ki, "Sen fakir kalacaksın, yanında kaldıkların da fakir olacak.<br />
O zaman sana yeşil kart, hak kalacak."<br />
<br />
Sizce burada bir yanlışlık yok mu?<br />
Yaşlısının sağlığına bile bakamayan, yeşil kart vermeyen, şehir hastaneleri övünen bir devlet olur mu?<br />
<br />
Gelelim daha da vahim gerçeğe.<br />
<br />
Yaşlı kadın eşinden boşanmış, 800 TL nafakası var.<br />
Yeterli geliri olmadığı için damadının evinde kalıyor.<br />
<br />
Der ki yaşlı kadın kendi kendine...<br />
"Ben kimseye yük olmayayım, devletim nasılsa bana bakar.<br />
Ben tek göz odası, bir de mutfağı olan bir eve çıkayım."<br />
<br />
Peki kiralık evde tek kişinin aylık masrafı ne kadar.<br />
En düşük 3 bin ₺ kira<br />
Aylık 1500 ₺ market,<br />
Ortalama 400 ₺ de fatura yazalım,<br />
Kışında ısınma gideri aylık 500 ₺ olsun.<br />
Etti mi en fakirinden kaba hesap 5400 ₺<br />
<br />
Yazın evi klima ile soğutmaya gerek yok, yansın kavrulsun.<br />
Kıyafet, hastane, yol vb. masrafların hiç birini yazmaya gerek yok, hayatı bitsin telef olsun.<br />
"Devletim bana bakar" diyerek devletin Sosyal Yardımlaşma Vakfı'na gidiyorsun.<br />
<br />
Öncelikle gelir testine gireceksin.<br />
Testten beş parasız çıkacaksın.<br />
Üzerine kayıtlı ne bir mal, ne bir maaş olacak.<br />
800 TL nafakadan da cayacaksın.<br />
<br />
Tüm bunları kabul ediyorsan sana vereceğimiz aylık para 2 bin ₺.<br />
<br />
Rakam ile anlamadıysanız yazı ile yazayım.<br />
Tam tamına, (İki bin Türk Lirası)<br />
<br />
Bozdur bozdur harca.<br />
Sizce bu fakire, bu devletin yaptığı reva mı?<br />
"Yaşlıma bakıyorum" diyen hükümete inanç mı?<br />
<br />
Çalışmaya gücü olmayan, muhtaç insanlara yapılan cefa mı?<br />
<br />
Devlet baba...<br />
Neden 800 TL nafakasından vazgeçirmeye zorluyorsun.<br />
<br />
Bir de mahkeme kararı ile şart koşuyorsun.<br />
<br />
Vereceğin 2 bin ₺ yardım, "800 ₺'nin üstüne 1200 ₺ de ben ekleyeyim" demiyorsun.<br />
<br />
Gerçekten yaşlısına bakan Almanya bile bizi kıskanıyor ya...<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//ya-getir-ya-da-oturdugun-yerde-otur/248/</link>
<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 13:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sayın Valim, hoş geldiniz!</title>
<description><![CDATA[<p>Sayın Valim, Antalyamıza hoş geldiniz.<br />
Geleli epey oldu sayılır elbet. Özel resepsiyonlarınız ve özel konuklarınız arasında "halk" olarak yer alamadığımız için size hoş geldiniz diyemedik, affedin…<br />
<br />
Antalyamızda yabancı nüfus epey arttı farkettiniz mi?<br />
Biz farkettik. Bir de şaşırdık, bilmiyorduk güzel Antalyamızın saygıdeğer mülki amirinin yalnızca "özel" insanlar ile şahane bir resepsiyon düzenleyip bizleri yabancı göreceğini. Kendimizi hepten yabancı hissettik…<br />
<br />
Sayın Valim, saygıdeğer valim...<br />
Özel Cumhuriyet Resepsiyonunuzu sosyal medyada yapılan yayınlardan ve paylaşımlardan gördük pek imrendik, halk olarak bizler de isterdik; sizi tanımayı konuğunuz olmayı…<br />
<br />
Davetiyeleri görünce gözlerimiz parladı, keşke halk olarak 100. Yılımızda bizim de olsaydı.<br />
<br />
Sayın Valim, halkımızın özel insanları umarım Cumhuriyetimizi çok “şık” bir şekilde kutlamışlardır. Biz o kadar “şık” kutlayamazdık. Size ne kadar teşekkür etsek azdır...Halkımızın yalnızca özel insanlarını fevkalade davetiyelerle o muazzam resepsiyona davet ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. İlimizin “özel” insanları halka açık olan kutlamaya, oradaki kalabalığa; her türden insanla, fakirle, küçükle, büyükle giremezlerdi; onlar özel, siz de öyle…<br />
<br />
Saygıdeğer Valim, hoş geldiniz...<br />
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun, bunu da size söyleyemedik... Çünkü bizim özel davetiyelerimiz yoktu. Bürokrat ya da tanınmış iş insanı değildik…<br />
<br />
Saygıdeğer Valim,<br />
Ülkemizde ayrıştıran dil bizi, hepimizi artık çok üzüyor.<br />
Umarım halk ile iş insanlarını ayrıştırmadan, herkes için özel olan milli bayramlarımızı bir arada kutlayabileceğimiz günler de gelir.<br />
<br />
Bu özel resepsiyonlar yalnızca ilimize ait değil elbette, toplu bir şekilde her yerde yapılan; herkes tarafından normalleştirilen bir durum maalesef…<br />
Ülkemizin 100. Yılında bu sorunu da geride bırakalım ne dersiniz? Artık milli bayramlarımızda hep birlikte olalım…<br />
<br />
Sayın Valim, sizden ricamız milli bayramlarımızda bir arada olabileceğimiz bir halk resepsiyonu. Halk olarak sizi tanımak ve elinizi sıkmak ve bayramınızı kutlamak isteriz. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatlarıyız, davetlileriniz de öyle. Bütün milli bayramlar hepimizin, siz de hepimizin Valisisiniz.<br />
<br />
Yaptığınız organizasyonu ve verilen emeği çok beğendik.<br />
Özellikle sahne sunumlarını görmeyi, Cumhuriyet aşığı olduğunuzu gösteren konuşmayı canlı dinlemeyi biz de isterdik…<br />
<br />
Biz size, halkın da içinde olduğu "Halk Resepsiyonu" isteğimizi tekrar yineleyelim.<br />
Milli bayramların insanların toplumsal sınıflarının çok daha üstünde bir konu olduğunu ve Türkiye Cumhuriyetinin evlatlarının bir arada olması gerektiğini özellikle böyle günlerde gösterelim.<br />
<br />
Sizin bunu yapacağınızı düşünüyorum.<br />
Tekrar hoş geldiniz…</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//sayin-valim-hos-geldiniz/247/</link>
<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 13:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gençler camiye gitsin de...</title>
<description><![CDATA[<p>Dini inanç çocuklukta gençliğe nasıl işlenir..?<br />
Eğitimle, aile öğretisiyle, gördükleri dini ritüellerle, çevresel faktörlerle, güzel örneklerle, islamiyeti temsil eden davranışlarla, tembihlerle, ‘hadi oğlum-kızım sen de arkadaşınla git’ demelerle, anne ve babanın tatlı sert yönlendirmeleri ile daha pek çok nedenlerle çocukların ve gençlerin zihnine işlenir.<br />
<br />
Gençler dini inançtan nasıl uzaklaşırlar..?<br />
Dini inanca etken kişi ve kurumların, dinin emrettiği davranışların dışına çıkararak.<br />
Siyasetçilerin, ‘dün dündür, bugün bugündür’ tarzında oy ve davranış çıkarı içeren falsoları nedeniyle.<br />
Aile yapısının bozulmasıyla.<br />
Toplum örf ve ananelerinin deforme olmasıyla.<br />
Menfaatçi toplum oluşturulmasıyla.<br />
Tasarruftan ziyade, israfçı anlayışın yerleşmesiyle.<br />
İslamiyetin en önemsediği davranış biçimlerinden biri olan tasarrufun, kurumlarca ‘İtibardan tasarruf olmaz’ yakıştırması ile hiçe sayılmasıyla.<br />
Gerçekçilikten ve hakkaniyetten uzak yandaş insanların oluşmasıyla.<br />
Algı üreten trollerin ortaya çıkmasıyla.<br />
Savunduğu değerlere saldıranların çoğunun, İslamiyet perdesinin arkasına saklanmasıyla.<br />
<br />
O kadar çok gerekçe var ki gençleri dinden-namazdan uzaklaştıran.<br />
<br />
Gençlere dini-namazı sevdirecek olan kim?<br />
Öncelikle aileden başlayacak ama aile yapımız giderek bozuldu.<br />
<br />
Sonrasında devlet…<br />
Devletin görevlendirdiği kurum ise Diyanet İşleri Başkanlığı. Başkanlığa inancın sorgulandığı, halkı şükürcülüğe yönlendirip, lüks makam araçları ve harcamaları ile topluma İslamiyeti anlatan bir kurum ne kadar başarılı olabilir?<br />
<br />
Örf ve ananeler: Kaldı mı? Evet hala kırıntıları var ve toplumun bir kısmı sahiplenmeye devam ediyor ancak o toplumun çocukları da maalesef namazı terk ediyor.<br />
Bu sorun, twitter üzerinden çağrı yaparak gençleri Cuma namazına çağırmakla çözülmez.<br />
Öğretmenlere, namaz saatindeki ders saatini değiştirin çağrısı ile sonuç alınmaz.<br />
<br />
Bu sorun samimiyet ile çözülür.<br />
Örnek olma ile gösterilir.<br />
Dini inancı sorgulatanlarla, mücadele ile mümkün olur.<br />
<br />
Halkın ticarette menfaatçi olacak,<br />
Hükümet, tasarrufun T’si ile yan yana durmayacak,<br />
Dün söylenen doğrular ile bugün çelişki oluşacak,<br />
Adalette aşınmalar tartışılacak,<br />
Sonra da hiç bir şey yokmuş gibi camilerin dolması beklenecek.<br />
<br />
Bende çok isterim ancak bu sorun böyle çözülmez.<br />
Seyrederek bir yere gelinmez.<br />
Önce samimiyet, sonra uygulama.<br />
Marifet ise bunu en alttan değil, en tepeden başlayarak yapmak.<br />
<br />
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/yazarlar//gencler-camiye-gitsin-de/246/</link>
<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 14:29:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>