<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>RÖPORTAJLAR - Antalya Haber - AntalyaBurada - Antalya Haberleri</title>
<link>https://antalyaburada.com/roportajlar/</link>
<description>AntalyaBurada Yayın Grubu olarak kişi ve kuruluşları röportajlarımıza taşıyoruz.</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://antalyaburada.com</copyright>
<image>
<title>https://antalyaburada.com</title>
<url>
https://antalyaburada.com/images/genel/aaaa.png
</url>
<link>https://antalyaburada.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>2023 yılı Akdeniz güzeli İlsu Demirci ile dobra dobra Röportaj</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/2023-yili-akdeniz-guzeli-ilsu-demirci-ile-dobra-dobra-roportaj.jpg" width="250"><br><p><strong>İlsu merhaba. Okuyucularımıza kendini tanıtır mısın?</strong>  </p>

<p>Merhabalar ben İlsu Demirci 19 yasındayım.  Akdeniz üniversitesi Latin dili ve edebiyatı 2.sınıf öğrencisiyim. Antalya’da yaşıyorum. Yıllardır profesyonel  olarak modellik ve mankenlik yapıyorum. Ayrıca aldığım eğitimlerin ardından sinema ve dizi oyuncusu da olmak istiyorum.<br />
<br />
Geçtiğimiz yıl Antalya’da düzenlenen bir güzellik yarışmasına katıldın ve 1’nci oldun. Böyle bir yarışmaya katılmak nereden aklına geldi?<br />
Evet geçen yıl Miss Mediterranean güzellik yarışmasında  kraliçe seçildim. Gerçekten benim için çok güzel bir deneyim ve anı oldu . Klasik olacak ama, çocukluğumdan beri oyuncu olmak istiyorum. Tiyatroya her zaman bir hevesim oldu . Sosyal medyada böyle bir güzellik yarışması olduğunu gördüm ve neden şansımı denemiyorum dedim. Yarışmaya girip kazanınca da modellik sektörüne girmiş oldum.<br />
<br />
<strong>Yarışma sürecinde neler yaşadın, ne gibi eğitimler aldın ve bu yarışma sana neler kattı?</strong></p>

<p>Yarışmada kamp süresi boyunca yürüyüş , zerafet , poz , dans ve drama eğitimleri aldık . Bütün bu eğitimler bana çok şey kattı . Kendi potansiyelimi ve neler yapabileceğimi keşfettim . Kamerada nasıl güzel görünüyorum , duruşum nasıl olmalı , nasıl oturup kalkmalıyım , yüz ifadelerimi nasıl kontrol edebilirim gibi şeyleri hep buradan öğrendim. Finalde kraliçe seçildiğimde gerçekten çok mutlu olmuştum ve sonrasında kendi hayatımda çok şeyi değiştirdim. Ben  artık tescilli bir güzel olmuştum ve kendimi geliştirmeliydim. Bunun üzerine çok emek verdim ve  gelen çekimlere katıldım. Çekimlere katıldıkça kendimi daha da geliştirdim. Gerçekten bu mesleğin benim için olduğunu anladım ve şuanda da devam ediyorum . Sevdiğiniz , mutlu olduğunuz işi yapmaktan daha güzeli yok.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/IMG-20240724-WA0003.jpg" style="opacity: 0.9; font-size: 13px; width: 800px; height: 1000px;" /><br />
<strong>Yeni yetişen nesilde senin gibi güzellik kraliçesi olmayı hedefleyen kişilere neler söylemek istersin. Neler yapmalılar?</strong><br />
 Öncelikle bu tarz hedefleri olan gençlere tavsiyem,  bunu bir hırs haline getirmemeleri.  Evet bir şeyde başarılı olmak çok güzel bir şey ve  bunun için elinizden geleni de yapmalısınız zaten,  ama mütevazi bir şekilde. Çünkü hırs sizi olmak istemediğiniz bir kişiye dönüştürür. Güzellik Yarışmalarına katılmak isteyen kızlara kesinlikle deneyimlemelerini tavsiye ediyorum tabii ki  ama illaki birinci olamayabiliyorsunuz . Benim çok güzel kız arkadaşlarımda vardı dereceye girdiler tabi ki ama birinci ben oldum. Çünkü her şeyden önemlisi bulunduğunuz ortamın güzelliğini ve tadını çıkarmanız o mutluluk zaten sizin yüzünüze yansıyor . Sonrasında akışa bıraktığınızda her şey sizin için daha hayırlısı oluyor . </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG-20240724-WA0002.jpg" style="width: 800px; height: 1000px;" /><br />
<br />
<strong>İlsu duyduğum kadarıyla geçtiğimiz aylarda bir estetik ameliyat geçirmişsin. Ne ameliyatıydı?</strong><br />
Evet ilk estetik operasyonum oldu . Göğüs implantı ameliyatı geçirdim . <br />
<br />
<strong>Böyle bir ameliyata neden gereksinim duydun ve ameliyat sonrası neler değişti hayatında?</strong><br />
Bu benim özgüvenimi etkileyen bir durumdu. Her ne kadar vücudumda büyük bir sorun yaratmıyor olsa bile ben kendimi iyi hissetmiyordum. Bu ameliyatı geçirdikten sonra giydiğim her şeyi daha fazla yakıştırmaya daha özgüvenli olmaya başladım.<br />
<br />
Ben içinde bulunduğum sektör dolayısıyla her zaman doğallık arayan biriyim ve bu yüzden estetik bir operasyona karşı çok çekincem vardı çünkü,  bu sizin iş durumunuzu bile etkileyebiliyor . Çok araştırma yaptım. Doktorunuz ve seçtiğiniz silikon markası çok önemli .<br />
<br />
Ben iyi bir marka tercih ettim . Bütün araştırmalarımda, doktorumun odasında görüp bakma fırsatım olduğunda anladım ki en doğal ve tam olarak istediğim dokunun bu olduğuna karar verdim . Markayla birebir görüştüğümde kendileri de o güveni sağladılar. Gerçekten anlattıkları ve okuduklarım doğru çıktı. Şuanda gayet memnunum.</p>

<p><img alt="" src="/images/IMG-20240724-WA0005.jpg" style="width: 800px; height: 1000px;" /><br />
<br />
Hiç bir şekilde iş durumuma  da engel olmadı çünkü beni tanımayanlar bu operesyonun farkında bile olmadılar. Arion Fransız kökenli bir marka ve Türkiye’ye daha yeni geldi. Şuana kadar kullanan herkesin memnun olduğunu okudum ve gördüm . Tamamen yeni bir teknoloji ve artık eski tip göğüs imalatlarıyla kıyasladığımızda gerçekten büyük bir fark görebiliyorsunuz. </p>

<p><strong>Hedeflerinden bahseder misin?</strong><br />
Şuanda hedeflerimin içerisindeyim ama tabi ki henüz istediğim yere ulaşmış değilim . Daha önce bahsettiğim gibi küçüklüğümden beri kamera önü oyunculuğu istiyorum . Bununla ilgili adımları da atıyorum bir süredir ama tabi ki bu işler hemen olacak şeyler değil . Eğitimlerimi aldım. Ama halen kendimi geliştirmeye ihtiyacım olduğunu biliyorum. Bu da deneyimle öğrenilecek bir şey diye düşünüyorum.<br />
<br />
Onun dışında yurt dışında modellik yapmak gerçekten çok isterim. Türkiye’de devam ediyorum tabi ama burada bazı katı kurallar olabiliyor. Tanıdığım insanlardan duyduğum kadarıyla modellik sektörü gerçekten çok kapsamlı yurt dışında ve kesinlikle hedefim ünlü tasarımcıların defilelerinde yer almak ve büyük markalarla çalışmak. </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG-20240724-WA0004(1).jpg" style="width: 600px; height: 800px;" /></p>

<p><strong>Olmazsa olmazım dediğin şeyler nelerdir ?</strong><br />
Olmazsa olmazım dediğim şeyler öncelikle yaptığım her işe özen göstererek  en iyisi olmak. Bir çekime gideceksem saati saatine hazır ve orda olmuş olurum . Zaman çok önemli onu iyi kullanmakta çok önemli . Tabi ki insan görüp öğrendikçe her şeyden ders alır ve kendini ona göre hazırlar.</p>

<p><strong>Son olarak okuyucularımıza söylemek istediklerin nelerdir?</strong><br />
Son olarak bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim herkese. Umarım benimle aynı hedeflerde olan kızlarımıza , yaşıtım veya benden büyük insanlar için bile yararlı olmuştur . Ben görüp yaşadığım kadarını sizlere aktarmaya çalıştım.<br />
<br />
Bu işe başlarken keşke ben de birinden bu şekilde detaylı dinleseydim okusaydım diyorum şu anda . O yüzden işinde ilerlemiş bir konuda bilgisi olan insanlardan kesinlikle kendinize bir şeyler katmaya çalışın. Ben arkadaşlarım tarafından veya genç kızlar tarafından sorulan her konuda yardımcı olmaya çalışıyorum. Her zaman hedefleriniz doğrultusunda ilerleyin.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/2023-yili-akdeniz-guzeli-ilsu-demirci-ile-dobra-dobra-roportaj/22090/</link>
<pubDate>Wed, 24 Jul 2024 23:40:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Denizin altından çıkarmamız gereken dersler!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/denizin-altindan-cikarmamiz-gereken-dersler_1.jpg" width="250"><br><p><strong>Gazeteci Murat Seyirci Şarm El-Şeyh’te gerçekleştirdiği dalışlarla süreci yerinde deneyimledi, uzman isimlerle dalış turizmi ve dalış sporuna dair eksileri ve artıları ele aldı.</strong><br />
 </p>

<p><strong><img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-TEKNES%C4%B0.jpg" style="width: 800px; height: 500px;" /></strong><br />
 </p>

<p>Ülkemizde turizm denince akıllara ilk gelen şehir Antalya. Denizaltı zenginliği denildiğinde ilk akla gelen şehirlerden biri ise Mısır’ın dalış turizmi ile ünlü şehri, Kızıldeniz’in güzelliğini konuklarına sunan Sharm El Sheikh (Şarm El-Şeyh). Antalya ve Şarm El-Şeyh arasındaki dalış turizminin farklılıkları neler? Akdeniz’e kıyısı olan Antalyamız neden Şarm El-Şeyh kadar dalış turizminden payını alamıyor? Neden denizimin altındaki zenginlileri koruyamıyor, yerel halkın ve turistlerin verdiği zararlara neden göz yumuyoruz. Şarm El-Şeyh ziyaretimde iki şehrin dalış turizmini, su altı zenginliklerini, sürreal bir atmosferde yaptığım dalışlar ile inceledim, Antalya olarak avantajlarımızı, yaptığımız hataları ve eksiklikleri tespit ettim. Ancak öncelikle dalış turizmi ve dünyadaki gelişimine bakalım, ülkemizdeki durumuna bir göz atalım ve sonrasında Şarm El-Şeyh gezi notlarımdaki yaşanmışlıkları yelken açalım.<br />
<br />
<strong>DALIŞ TURİZMİ</strong><br />
Su altı dalışının geçmişi 16. yüzyılda karşımıza çıksa da, 1936 yılında başladığı dalış denemelerinde Fransız okyanus uzmanı Cousteau’nun taşınabilir dalış ekipmanlarında yaptığı değişiklikler, 1943 yılında Fransız mühendis Emile Gagnan ile tek parça olarak zahmetsiz, pratik kullanım imkanı sağlayan dalış kıyafetinin üretilmesi ve dalış regülatörünü icat edilmesi, dalış sporunun miladı olarak kayıtlara geçer.</p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E.jpg" style="width: 800px; height: 447px;" /><br />
 </p>

<p>Günümüzde ise turistlerin değişen istekleri ve bilinmeyene olan özlemleri içlerindeki keşif içgüdüsünü gün yüzüne çıkartırken, suyun altındaki zenginlikleri görme isteği de ‘Dalış Turizmi’nin de her geçen gün talep gören seçenekler arasına girmesine neden oluyor. Su altı dalış turizmi; su altı dünyasının flora, fauna ve arkeolojik kültür varlıklarını gösteren, fotoğraflanmasını ve kayda alınmasını sağlayan, ziyaret edilen şehri görme fırsatı sunan, konaklama ve ağırlama hizmetlerini de içine alan bir turizm çeşidi. Kısaca bir ülke için döviz, şehir için tanıtım, kişiler için farklı bir deneyim demektir.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-EK%C4%B0P(1).jpg" style="width: 800px; height: 500px;" /><br />
<br />
<strong>DÜNYADA DALIŞ TURİZMİ</strong></p>

<p>Profesyonel Dalış Eğitmenleri Birliği (PADI) verilerine göre 1967 yılından bu yana 32 milyonun üzerinde kişi dalış belgesi sahibi oldu. 1996 - 2015 yılları arasında her yıl verilen sertifika sayısı 900.000 civarında. 2023 yılına kadar bu sayı her yıl (pandemi dönemi hariç) ortalama yüzde 15 arttı.</p>

<p>Avrupa’da bulunan 6 milyona yakın gezgin sertifikalı dalıcının dörtte biri, her yıl farklı bölgelerde dalış gerçekleştiriyor. Güney Avustralya, Bahama Adaları, Kanada-Baffin Adası, Papua Yeni Gine, Mısır Kızıldeniz, Güney Afrika Ümit Burnu, Ekvador-Galapagos Adaları, Brezilya, Endonezya, Filipinler, Maldiv Adaları, Mısır, Tayland- Similan Adaları, Meksika, Costa Rica, Mikronezya Federal Devletleri gibi dünyada sayılı dalış noktaları bulunuyor. Yılda 10 milyon Avrupalı turistin dalış için sadece Mısır’a gitmesi, dalış turizminin önemli ortaya koyuyor. Bazı raporlamalarda dünya üzerindeki mercan kayalarının toplamda yıllık 36 milyar dolarlık bir ekonomik değeri olduğu, bunun 19 milyar dolarının dalış turizminden geldiği belirtilmekte.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-GRUP-%C3%9CYES%C4%B0.jpg" style="width: 800px; height: 449px;" /><br />
 </p>

<p><strong>.........................................................<br />
DALIŞ SPORU İÇİN EĞİTİMLER<br />
1 yıldızlı dalıcı olmak için 5 dalış ve teorik eğitimler alınmalı.<br />
2 yıldız dalıcı olmak için 25 dalış, teorik ve su altı pratik eğitimler alınmalı.<br />
3 yıldız dalıcı olmak için öncelikle 3 uzmanlık (İlk Yardım, Yön Bulma ve Derin Dalış Uzman Dalıcı) eğitimleri alınmalı. Sonrasında 3 yıldız brövesini almaya hak kazanıyorsunuz.  3 Yıldız almak için 2 yıldız belgesini aldıktan sonra kayıtlı 50 dalış yapmak zorundasınız. Tüm belgeler için yapacağınız dalış sayısı ise 91<br />
.............................................................................<br />
<br />
<img alt="" src="/images/Screenshot_24(1).jpg" style="width: 800px; height: 486px;" /></strong><br />
 </p>

<p><strong>TÜRKİYE’DEKİ DENİZ ALTI GERÇEĞİMİZ</strong><br />
Türkiye, sahip olduğu boğazlar nedeniyle tarih boyunca ticaret gemilerini ya limanlarına çekti ya da kıyılara yakın seyretmelerine neden oldu. Yol gösterici cihazlarının bulunmadığı dönemlerde, kıyılara yakın seyreden bazı gemilerin sis, bilinmeyen kayalıklar ya da ani gelişen fırtınalar nedeniyle battığı biliniyor. Yine denizlerimizde savaş nedeniyle batan gemiler de bize tarihten kalan bir miras.<br />
<br />
Bu durum, Türkiye kıyılarını su altı dalış turizmi ve su altı arkeolojisi açısından oldukça cazip kılıyor. Ancak ülkemiz, üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen dalış turizminde dünyada istenen noktada değil. Denizlerimiz; Kızıldeniz, Kanarya Adaları, Maldiv Adaları, Papua Yeni Gine ve Avustralya’nın kuzey ve doğu kıyılarındaki tropikal denizlerin çok zengin flora ve faunasına sahip değil. Ancak mevcut zenginliğimizi korursak ve dalış turizmini çeşitlendirirsek, denizin altındaki doğalgaz buluşu kadar değerli bir gelire sahip oluruz.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/Side-Sualt%C4%B1-M%C3%BCzesi--.jpg" style="width: 748px; height: 500px;" /><br />
 </p>

<p>TÜRKİYE’DE DALIŞ NOKTALARI<br />
<span style="font-size:14px;">Antalya merkez daha çok eğitim amaçlı dalışlara ev sahipliği yaparken, Alanya, Side, Manavgat, Kemer, Kaş, Kalkan, Tekirova, Fethiye, Muğla, Bodrum, Ayvalık, Çanakkale, İstanbul’daki pek çok dalış noktasında tarihten kalma batıklar, tarihi antik kalıntılar, mağaralar, sonradan oluşturulmuş denizaltı müzeleri, denizaltı bitki ve balık familyası bulunuyor.</span><br />
<br />
<span style="font-size:12px;"><span style="font-size:14px;">Pahalı bir hobi ve spor olan dalış, ülkemizin para biriminin çoğu para birimi karşısında değer kaybetmesi nedeniyle yabancı turistler tarafından daha kolay finanse edilebiliyor. Bu durum ülkemize döviz kazandırmak için avantaj gibi gözükse de, maalesef yerli halkın dalış sporundan yeterince faydalanamamasına neden oluyor</span>.</span></p>

<h3><br />
<img alt="" src="/images/Tank-Bat%C4%B1g%CC%86%C4%B1-Kas%CC%A7-Antalya.jpg" style="width: 749px; height: 500px;" /><br />
 </h3>

<p><strong>..................................................<br />
DALIŞ VE EĞİTİM FİYATLARI<br />
Pahalı bir hobi-spor olan dalış için Antalya’da ayrılması gereken ortalama bütçeler ise…<br />
Tek dalış 25 Dolardan başlıyor.<br />
1 Yıldız dalıcı olmak için harcayacağınız rakam 200 ile 350 USD aralığında.<br />
2 Yıldız için 850 ile 1200 USD,<br />
3 Yıldız dalıcı olmak için harcayacağınız rakam 3500 USD<br />
......................................................................................<br />
<br />
<img alt="" src="/images/OSMANLI-BATI%C4%9EI-%26-C47-BATI%C4%9EI-(KA%C5%9E).jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></strong><br />
 </p>

<p><strong>ANTALYA’DA DALIŞ DÖNEMİ</strong><br />
<span style="font-size:14px;">Antalya’da ve ilçelerinde faaliyet gösteren dalış okullarının bir kısmı sadece yaz sezonunda, diğer kısmı ise yıl boyunca faaliyetlerine devam ediyor. Dalış turizmi Nisan ayında başlayıp, Ekim ayına kadar sürüyor. Kışın ise dalış okullarının büyük bölümü hava şartlarına göre dönem dönem hizmet veriyor. Akdeniz ikliminde yılın büyük bölümü hava durumu açısından dalış turizmine uygun durumdayken, bu avantajı yeterinde kullanamadığımız bir gerçek. Buna rağmen 2023 yılında Antalya ve ilçelerini kapsayan dalış noktalarında 120 binin üzerinde kişi dalış gerçekleştirdi.</span><br />
<br />
<img alt="" src="/images/D%C4%B0M%C4%B0TR%C4%B0-BATI%C4%9EI-(KA%C5%9E).jpg" style="width: 800px; height: 534px;" /><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;">2019 yılında yaklaşık 10 bine yakın yerli ve yabancı turist ‘Side Sualtı Müzesi’ne dalış yaptı. Sadece Antalya ölçeğinde bakıldığında dalış turizminin sağladığı ekonomik değer 3 ile 5 milyon dolar arasında. Üstelik bu rakama konaklama, alışveriş, eğlence giderleri ve özel harcamalar dâhil değil.<br />
<br />
Mısır’ın dalış turizmi için yılda 10 milyon turisti ağırladığını, konaklama ve özel harcamalarla dalış turizminden 1 milyar dolara yakın para kazandığını düşünürsek, ülkemizin bu pastadan aldığı payın minik bir dilim olduğu ortaya çıkıyor.</span><br />
<br />
<img alt="" src="/images/C-47-DAKOTA-U%C3%87AK-BATI%C4%9EI-(BODRUM).jpg" style="width: 800px; height: 481px;" /></p>

<p><strong>...................................................................<br />
ANTALYA BÖLGESİNDEKİ BATIKLAR</strong></p>

<p><strong>B-24 Amerikan Savaş Uçağı Batığı</strong><strong> (</strong><strong>Manavgat)</strong><br />
<strong>Gelidonya Antik Batığı (</strong><strong>Antalya körfezinin en batısında)</strong><br />
<strong>Uluburun Antik Batığı (Kaş)</strong><br />
<strong>İtalyan Savaş Uçağı Batığı (Kaş)</strong><br />
<strong>Paris Batığı (</strong><strong>Kemer Yat Limanı bir buçuk km. açıkta)</strong><br />
<strong>Fransız Sosyete Batığı St.Didier (Antalya Yat Limanı)<br />
....................................................................................................... <br />
<br />
<img alt="" src="/images/sharm-el-sheikh-U%C3%87AK-%C3%87EK%C4%B0M%C4%B0.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></strong><br />
 </p>

<h3>MISIR SHARM EL SHEİKH NOTLARI</h3>

<p><span style="font-size:14px;">Dalış tarihi, dalış turizm ve dalış noktaları bilgilerinden sonra gelelim dünyanın en güzel dalış noktalarından birine sahip Mısır – Şarm El-Şeyh (Sharm El Sheikh) seyahatime…</span><br />
<br />
<span style="font-size: 14px;">24 Ocak 1993 yılında suikast sonucu öldürülen değerli meslektaşımız, büyüğümüz, gazeteci Uğur Mumcu’nun dediği gibi… ‘Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz’. 3 yıldıza sahip bir dalıcı olarak Sina Yarımadası’nın güney ucunda yer alan Şarm El-Şeyh’te dalış turizmini bizzat deneyimleyerek ve araştırarak yaşamak istedim. Hatırlatmakta fayda var, Kızıldeniz’in su altı zenginliğini keşfetmek için en iyi zaman Mart –Nisan, Ekim – Kasım aylarıdır. Şarm El-Şeyh’e gidişte vize gerekmiyor. Aralarında Suda Arama Kurtarma Derneği üyelerinin de olduğu sekiz kişi ile önce İstanbul, ardından direkt uçuş ile 2 saatte Şarm El-Şeyh’e ulaştık. Özellikle meraklılarına not düşelim, gazeteci dâhil hiçbir yabancının drone ile şehre girişine izin verilmiyor. Drone havalimanında emanete alınıyor, çıkışta da emanet bedeli yatırılarak drone sahibine teslim ediliyor. Ancak prosedür çok uzun sürüyor.</span></p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/sarm-el-seyh-shaba-cami.jpg" style="opacity: 0.9; width: 800px; height: 492px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-TEKNES%C4%B0(1).jpg" style="width: 800px; height: 500px;" /><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;">Şık ve tertemiz caddeleri, geceleri eğlence dolu mekanları, lezzetli yemekleri ile Şarm El-Şeyh, küçük bir tatil şehri. Para birimi olarak Mısır Lirası kullanılıyor. Dolar, şehirde kullanılan diğer para birimi ama dolarınızı Mısır lirasına çevirmek isterseniz, ilginçtir ki döviz bürosu bulmanız çok zor. Taksi dahil herhangi bir toplu taşıma aracında, bazı restoranlarda, teknelerde, Kuran’ı Kerim dinlendiğine şahit olursunuz. Bu gerçeğe rağmen (Park ve caddeler hariç) açık ve kapalı işletmelerde alkol yasak değil.</span><br />
<br />
<span style="font-size: 14px;">ŞARM EL-ŞEYH DALIŞ NOKTALARI</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Şarm El-Şeyh’te de ülkemizde olduğu gibi yabancılar rehber dalıcı olmadan dalış yapamıyor. Antalya grubunun rehber dalıcıları ise şehirde Aquamarıne Sharm isimli dalış okulunun sahibi Mohammed Gamal Morsy, yardımcı rehberler Mina Magdy ve Osama Al-Sultan oldu. Şarm’da kişi başı tek dalış fiyatı 40 dolardan başlıyor, türü, yeri ve lojistiğine göre 100 dolara kadar çıkıyor.</span></p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/SHARM-YAT-L%C4%B0MANI(1).jpg" style="width: 800px; height: 379px;" /><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;">Şarm El-Şeyh’te yat limanına geldiğinizde dalış turizminin ne derece ciddiyetle yapıldığını daha net anlıyorsunuz. Öncelikle yatların tamamı lüks, fiberglas, saç ve alüminyumdan yapılmış. Ahşap yat görmeniz çok zor.<br />
<br />
Kısa sürede tüm hazırlıklar ve ekipmanlar tamamnarak dalış için Kızıldeniz’e açılıyoruz. Sahrk & Yolanda, Dunraven Wreck, Thistlegorm Batığı, Canyon Dahab, Bluehole, Gordon Resifi (Kayalığı), Thomas Resifi, Woodhouse, Jackson Resifi, Laguna Resifi, Ras Bob, Ras Nasrani, Far Garden, Near Garden, Middle Garden, Ras Umm Sid, Temple, Ras Katy, Ras Za’atar, Ras Ghozlani, Shark Observatory ve Jackfish Alley olmak üzere 22 görülmesi gereken dalış noktası olan Şharm’da, denizin altı büyüleyici bir görsel ikram sunuyor. Kızıldeniz’in altında mercan resiflerini, barakudaları, mürenleri, yarasa ve Napolyon balıklarını, dev kaplumbağaları  görerek… Teknede ise Mohammed Gamal Morsy ile sohbet ederek bölge ve dalış turizmi hakkında pek çok bilgi edindim.</span><br />
<br />
<img alt="" src="/images/MUHAMMED(1).jpg" style="width: 800px; height: 750px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="/images/SUDA-ARAMA-KURTARMA-DERNE%C4%9E%C4%B0-(SKUT).jpg" style="width: 800px; height: 375px;" /><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;">Ben sordum dalış eğitmeni ve turizmci Mohammed Gamal Morsy cevapladı. Verilen cevaplara karşılık Antalya’da nasıl bir uygulama ve davranış sergilediğimizi ise Antalya’daki dalış eğitmenleri Yücel Turhan, Suda Arama Kurtarma Derneği Başkanı Mustafa Bilyaz, dalış okulu sahipleri ve konunun uzmanları anlattı. Cevaplar, ‘Antalya’daki uygulama’ bölümünde.<br />
<br />
<strong>Murat Seyirci:<br />
‘Teknelerin dalış noktalarında demir atmaması dikkatimi çekti. Yasak mı?’<br />
<br />
Mohammed Gamal Morsy:</strong><br />
‘Evet yasak!’ Sualtındaki resiflere, mercanlara, bitki örtüsüne, balık yuvalarına zarar vermemesi için teknelerin demir atması yasak. Dalıcıları dalış noktasına bırakan kaptan, teknesini daha derin sulara çekerek dalışın bitmesini bekler<strong>.</strong></span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Antalya’daki uygulama:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">(Kaş’ın bazı dalış noktalarında ya da gemi trafiğinin yasak olduğu bölgelerde</span><strong style="font-size: 14px;"> </strong><span style="font-size: 14px;">ve Kekova Batık Kent bölgesinde demir atmak yasak. Side Su Altı Müzesi’nin kapsadığı alanda da demir atmak yasak ancak müze, demir atan yatlar ve balık yakalamak için ağ atan yerel halk tarafından tahrip edildi.  Antalya dahil, diğer bölgelerde yasak bulunmuyor.)</span></p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-MURAT-SEY%C4%B0RC%C4%B0-DEV-KAPLUMBA%C4%9EA.jpg" style="width: 800px; height: 475px;" /><br />
 </p>

<p><span style="font-size:14px;"><strong>Murat Seyirci:<br />
Dalgıçlara eldiven giyilmemesi konusunda uyarınız oldu, neden</strong>?<br />
<br />
<strong>Mohammed Gamal Morsy:</strong><br />
Dalış esnasında dalıcılar, eldivenin verdiği koruma özgüveni ile dokunmaması gereken hassas yerlere dokunuyor. Resiflere, balık üreme noktalarına zarar veriyor. Dokunulmaması için uyarıyor, eldiven ile gelecek cesareti de eldiven taktırmayarak engellemek istiyoruz.</span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Antalya’daki uygulama:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">(Rehber dalıcılar dokunulmaması konusunda uyarılarda bulunurken, tehlikeli ve zehirli olabilecek canlılara da dikkat çekiyor. Eldiven, sıklıkla deniz dibi temizliğinde kullanılıyor.)</span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Murat Seyirci:</strong><br />
<strong style="font-size: 14px;">Su altında zemine belirli bir yakınlıkta palet vurulmaması için ciddi uyarılarda bulunuyorsunuz. Resmi bir yasak mı, sizin koruma hassasiyetiniz mi?</strong><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Mohammed Gamal Morsy:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">Denizin derinliklerinde palet vuranı denetlemek bizim işimiz. Biz rehberler denizimizi ve deniz altındaki zenginliğimizi korumak zorundayız. Zeminde palet vurmak, teknenin demir atması ile eş değer. Biz dalış rehberleri bu konuda yasal bir koruma olmasa bile mesleki açıdan kendimizi sorumlu tutuyor ve dalgıçları uyarıyoruz.</span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Antalya’daki uygulama:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">(Denizaltı zenginliğinin her geçen gün yok olması, çoğu rehber & eğitmen dalıcılar dahil, diğer dalıcıların da bu konuda hassas davranmaması, koruma iç güdüsünün gelişmemesi açısından en önemli sorun.)</span></p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E(1).jpg" style="width: 800px; height: 447px;" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-size:14px;"><strong>Murat Seyirci:<br />
Balıklara yemek verilmemesi konusunda kati uyarılarınız oldu. Bunun nedeni nedir?</strong></span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Mohammed Gamal Morsy:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">Balıklara yemeğinizden bir parça vermek, onların doğal beslenmesini engellemek, beslenme alışkanlıklarını değiştirmek, avlanma reflekslerini zayıflatmak, zamanla renklerinin solarak fiziksel açıdan değişeme uğramasına neden olmak, yemeklerdeki bakteriler nedeniyle farklı hastalıkların oluşmasını sağlamak gibi pek çok sorunu ortaya çıkarabilir. Balıklara yemeğinizi vererek onları beslemiş olmuyorsunuz. Aksine zarar veriyor, yok oluşlarına zemin hazırlıyorsunuz.</span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Antalya’daki alışkanlık:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">(Tekne müşterilerince balıklara yemek artıklarının verilmesi yanlış alışkanlıklarımızdan biri. Piknik alanlarındaki yiyecek artıklarının denize dökülmesi, çevresel faktörler ile balıklarına yeme olasılı yüksek zararlı besinlerin denize karışması, teknelerden ve sahilden denize atılan çöpler, maalesef deniz canlılarının beslenme alışkanlığını değiştirebilecek gerçeklerimiz.)</span></p>

<h3><br />
<img alt="" src="/images/dal%C4%B1%C5%9F-%C3%B6ncesi-brifing.jpg" style="width: 800px; height: 379px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="/images/20221211_125446.jpg" style="width: 800px; height: 850px;" /><br />
 </h3>

<p><span style="font-size:14px;"><strong>Murat Seyirci:<br />
Mısır’ı dalış turizminde ön plana çıkarak tek etken Kızıldeniz’in sualtı zenginliği mi?</strong></span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Mohammed Gamal Morsy:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">Elbet bu bir etken ancak bu madeni turizm gelirine dönüştürmekte yönetimsel bir başarı. Ayrıca sektörden para kazanan biz dalış uzmanlarının da doğaya sahip çıkması, turizme zarar verecek her türlü olasılıklara karşı hazırlıklı olması ve gelen dalgıçlara unutamayacakları dalış içerikli bir tatil yaşatmamız, başarının diğer etkenleri.</span><br />
<br />
<strong style="font-size: 14px;">Antalya’daki alışkanlık:</strong><br />
<span style="font-size: 14px;">(Denizlerimizi korumakta sınıfta kaldığımız bir gerçek. Yasaların olması kadar uygulanması da önemli. Antalya’da deniz, turizm açısından sadece yüzülecek alan olarak görülmemeli. Suyun altında yatan değer fark edilmeli, kararlılıkla korunmalı. Denizin altında algler ile kaplı olması gereken kayaların, adeta nükleer bir patlama olmuş gibi çıplak ve çorak durumda olması kabul edilemez.)</span></p>

<p><br />
<img alt="" src="/images/DALI%C5%9E-SONRASI.jpg" style="width: 800px; height: 510px;" /><br />
 </p>

<h3><strong>.............................................................<br />
Türkiye’de dalış öncesi kişi veya kurumlar sahil güvenliğe ‘Nerede, kaç kişi, bröve dereceleri neler?’, bilgi vermek zorundalar.<br />
Dalış yapmak için iki kişinin toplam yıldız derecesi 4 olmalı.<br />
Türkiye’de yabancıların rehber dalıcı olmadan dalış yapması yasak.<br />
.....................................................................................</strong><br />
 </h3>

<h3><strong>DALIŞ TURİZMİNDE EKSİKLERİMİZ VE YAPILMASI GEREKENLER!</strong></h3>

<p><span style="font-size:14px;">Antalya’daki dalış eğitmenleri, dalış okulu sahipleri ve konunun uzmanlarından alınan görüşlerde şu ortak tedbirler, yasaklar ve atılacak adımlara dikkat çekiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:14px;">*Deniz kirliliğini engelleyici tedbirlerin artırılması, denize dökülen akarsuların önüne filtre sisteminin getirilmesi, yağışlar nedeniyle akarsular tarafından bölgedeki atıkların denize taşınmasının engellenmesi,<br />
*Dalış okullarına eğitmen dalıcı yetiştirmesi için teşvik verilmesi,<br />
*Dalış ekipmanlarındaki vergi oranının düşürülmesi,<br />
*Dalış noktalarında denizaltı bitki örtüsü ve balık familyasının korunması,<br />
*Denizaltındaki biyo çeşitliliğin zenginleştirilmesi, balık familyası ve bitki örtüsünün üniversitelerdeki sorumlu fakültelerce geliştirilmesi,<br />
*Tekne kaptanlarının, yerli ve yabancı ziyaretçilerin sualtı canlılarına zarar vermemesi için bilinçlendirilmesi,<br />
*Yat ve teknelerin kıyıya belirli mesafede ve sualtı zenginliğinin yoğun noktalarında demir atma yasağının genişletilmesi,<br />
*Denizaltı müzelerinin artırılması,<br />
*Özel sektöre, dalış turizmine özel yatırım teşvikleri verilmesi,<br />
*Dalış turizmi ile ilgili yasal çerçevenin daha koruyucu ve daha geliştirici şekilde belirlenerek hayata geçirilmesi,<br />
*Endemik balık türlerinin sportif balıkçılık adı altında avlanmasının önüne geçilmesi.</span><br />
<br />
<img alt="" src="/images/%C5%9Earm-EL-Dal%C4%B1%C5%9F-noktas%C4%B1-haritas%C4%B1.jpg" style="width: 800px; height: 450px;" /><br />
<br />
<img alt="" src="/images/antalya-foto.jpg" style="width: 800px; height: 533px;" /></p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/denizin-altindan-cikarmamiz-gereken-dersler/21073/</link>
<pubDate>Sun, 31 Dec 2023 17:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>A'dan Z'ye Mesleğinde adeta sözcü haline gelmiş bir isim </title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/a-dan-z-ye-mesleginde-adeta-sozcu-haline-gelmis-bir-isim_1.jpg" width="250"><br><p>Berber ve kuaförlük mesleği, son yıllarda farklı sorunlarla mücadele eden bir meslek. Berber ve kuaför koltuğuna oturan kişiler kalktıklarında kendini iyi hissediyor ama ya berberlik mesleğini icra edenler hangi sorunlarla boğuşuyor? Berberlik mesleğine dair sorunları, mutlulukları, mesleğe dair keyifli yönleri, mesleğe dair çözüm önerilerini, sektöründe adeta sözcü haline gelmiş bir isme, Süleyman Özyurt’a sorduk.<br />
<br />
<strong>Öncelikle kendini tanıtır mısınız.</strong><br />
Adım Süleyman ÖZYURT 37 yaşındayım. 25 yıldır erkek kuaför mesleğimi icra ediyorum. 17 yıldır Muratpaşa Konuksever Mahallesi’nde kendi işyerimi çalıştırıyorum. Aynı zamanda evli ve 4 çocuk babasıyım.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-1.jpg" style="width: 600px; height: 398px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Berberlik, kuaförlük mesleği pek çok ülkeye göre ülkemizde daha da önemsenen bir mecra. </strong><br />
Mesleğinizi tanımlayın dersek, size göre mesleğiniz nedir?<br />
Mesleğimiz bir sanattır. Her berber, kuaför aynı zamanda bir zanaatkârdır. Çünkü el emeği göz nuru dediğimiz bir işimizi var. Bakın pandemi döneminde insanlar evlerine tıraş makinesi aldı, yasaklar kalktığı andan itibaren yine esnafımızın kapısını çaldı, tıraşını oluyor. Gençler evleniyor, damat tıraşı, gelin başı meslektaşlarımız tarafından yapılıyor. Erkekler gündüz kendisi ve işi için, gece eşi için tıraş oluyor, bakım yaptırıyor.<br />
<br />
Okul dönemi başlıyor çocuklar tıraşa koşuyor. Bayram yaklaşıyor, bayramlık tıraş için mekânlarımızda bayram yaşanıyor. Yani insanlar bizim sayemizde kendini iyi hissediyor. Kendini buluyor.<br />
<br />
Bir de berber sohbetleri vardır. Çoğumuzun müşterileri yıllardır sadık olan, sürekli gelen daimi müşterilerdir. Onların özel hayatından tutun, samimiyetle paylaştıkları pek çok sırlarını biliyoruz. Siyasi görüşlerini biliyoruz. Yani mahallenin muhtarı gibi, gelen müşterilerimizin düşüncelerini zamanla öğreniyor, dertlerine ortak, sevinçlerine gülümseme katıyoruz.<br />
<br />
Yani berberlik, kuaförlük mesleği çok özel bir meslek, gözümüzün nuru bir meslektir. Mesleğimizi sevmek, adeta insanı sevmektir.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-2.jpg" style="width: 600px; height: 906px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Bu güne kadar mesleğinizdeki sıkıntıları özetleyin dersek, nedir bunlar?</strong><br />
Her sektörde olduğu gibi bizim mesleğimizde de sıkıntılar elbette var. Örneğin en önemli sıkıntılarımızın başında fiyatlarımız geliyor. Bir meslektaşımızın fiyatı ile diğeri uyuşmuyor. Elbet serbest piyasa ekonomisinde bu türde değişkenler olacak… Ama bu değişkenler arasında uçurum olursa, el emeği dediğimiz mesleğimizin değerini de küçümsemiş oluruz. Rekabet elbet önemli ama rekabet fiyatta değil, kalitede, hizmette, güler yüzde, memnuniyette olmalı.<br />
<br />
Ayrıca yeni açılan berber dükkânlarının, kuaförlerin arasında belirli bir mesafe olmalı. Yüz metre aralıkla berber veya kuaför dükkânlarını görebilirsiniz. Bu durum Avrupa’da böyle değil. İşletmeler, bölgesel ihtiyaca, nüfus oranına göre belirlenip, belirli mesafelerde açılmasına izin veriliyor. Bu sayede hem rekabet dediğimiz, kazancı düşüren yarış olmuyor, hem müşteri kaybı endişesi ile dertlenen esnaf olmuyor. Mutlu işletme sahibi, mutlu birey, mutlu topluluk demektir.<br />
<br />
Diğer yandan sektörümüzün kanayan yarası kalfa-çırak sıkıntısı. Eskisi gibi mesleğimize ilgi yok. Şimdiki gençler teknoloji üzerinden para kazanmayı, daha kolay işlerde kariyer yapmayı düşünüyor. Ancak herkeste beyaz gömlekli olamıyor, bu kez yaşını almış, henüz işi olmayan gençlik yığını ortaya çıkıyor. Anne-babalar şunu bilmeli ki, herkes mühendis, doktor, milletvekili, popçu ya da topçu olursa kim berber, kim bahçıvan, kim motor ustası olacak. Gerçek kazanç bu mesleklerde var. Gençlerin çoğu asgari ücrete, eğitim gördüğü alanın dışında çalışmak zorunda kalarak hayatını sürdürüyor.<br />
<br />
Diğer sorunumuz son günlerin aratan fiyatları ile elektrik su ve malzeme fiyatları. Önüne geçilemiyor. Personel sigortaları çok yüksek. Vergi dilimi sektörümüzün üzerinde az ancak kazançlarımız da az olduğu için, diğer giderler meslektaşlarımızı zorluyor.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-3.jpg" style="width: 600px; height: 900px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Yukarı da pek sorunu dile getirdiniz. Peki, çözüm önerileriniz nedir, sorunların çözümü için ne tür girişimlerde bulundunuz?</strong><br />
Tıraş fiyatlarının çözümü için meslek odamız, mahalle mahalle, semt semt, üyelerini bir araya getirmeli, meslektaşları birbirine kaynaştırmalı. Fiyat politikasındaki rekabetin aslında girdilerimize zarar verdiği anlatılmalı. Bölgesel fiyatlar belirlenmeli. Çünkü bazı bölgelerde kiralar çok yüksek ve buralarda fiyatlar giderlere göre yüksek olmalı.<br />
<br />
İşyerlerinin yakın mesafede işyeri açmaması için üst kuruluşlar, belediyeler ile sektör master planları yapılmalı. Meslek odamızın hangi mahallede kaç tane berber-kuaför var bunu çıkartıp, o mahallede nüfusa göre gerekli olan sayıyı belirlemeli, fazla olan sayı var ise mevcudu koruyarak yenilerinin açılmasını ilgili belediyeler ile görüşerek kısıtlamalı. Sonuçta ruhsatı belediye veriyor.<br />
<br />
Kalfa, çırak sıkıntısı için oda olarak mesleki eğitim konusunda girişimlerde bulunulmalı, özellikle muhtarlar ile görüşülerek yaz aylarında okul ara tatillerinde gençlerimizin hem meslek sahibi olması, hem harçlıklarını çıkarması için adımlar atılmalı.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-4.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Bir süre önce sosyal ağ üzerinden kalfa ve çırak bulmak için grup kurdunuz. Faydası oldu mu, esnaf bu gruptan ne derece faydalandı?</strong><br />
Facebook üzerinden ‘kalfa çırak ara bul’ isimli grubu kurdum. Meslektaşlarımın bir araya gelmesini sağladım. Ve birçok meslektaşım bu platformdan kalfa ve çırak buldular. Yaraya bir nebze merhem olmak için bile olsa, her türlü adımı atıyor, gayreti gösteriyorum. Ayrıca gerek işletme devir devir alma, gerek malzeme satışları konusunda bu grup iyi bir iletişim kanalı oldu. Aynı zamanda birbirimizden haberdar oluyoruz.<br />
<br />
<strong>Pandemi döneminde basında pek çok kez haberleriniz çıktı. Sektör adına bir anlamda sözcülük yapıyorsunuz. Bu adımı atarken hedefiniz nedir?</strong><br />
Aslında sadece pandemi dönemi değil, daha öncesi dönemde de pek çok haber alanında ismim yer aldı. Burada yapmak istediğim, mesleğime sahip çıkmak, meslektaşlarımın sorunlarını kamuoyu ile paylaşmak. Aslında bu girişimler kurumsal çatı altında yapılmalı. Ancak kurumsal yapıda yetersizlik varsa, sizi temsil edenler sizden bihaber ise sorunlarınızla baş başa kalmışsanız, o zaman elinizi taşın altına koymanız gerekir.<br />
<br />
Ben de bunu yaptım, yaptığım açıklamaların pek çoğu da değerli bulundu ki, ilgili yayın organlarında yer aldı. Buradan, sorunlarımızı dile getiren tüm medya kuruluşlarına çok teşekkür ediyorum. Onlar bizlerin bir anlamda sözcüsü oldu, sesimizi duyurdu.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-5.jpg" style="width: 600px; height: 900px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>İşletmenizde ve personelinizde hijyen kuralları konusunda neler yapıyorsunuz. Çünkü insan teni ve nefesi ile en yakın temas halinde olan sizsiniz.</strong><br />
Gerçekten doğru söylüyorsunuz. İnsan tenine temas eden, müşterilerimizin nefesini hissettiğimiz bir mesleğimiz var. Bu nedenle hijyen ve temizlik kurallarına uyuyoruz, tek kullanımlık malzemeler kullanıyoruz. Kullandığımız malzeme ve kişisel temizliğe dikkat ediyoruz. Önemli bir konuda özellikle elimizin insan yüzüne yakın teması nedeniyle kokmaması, temiz olması gerekmekte. Buradan çağrım, özellikle sigara kullanan meslektaşlarımız sigara sonrası ellerindeki sigara kokusunu giderene kadar temizliğini yapsın. Çünkü bazı müşterilerimiz sigara kullanmadığı için en küçük kokuyu hissedip rahatsız olabiliyorlar. Bu nedenle naçizane tavsiyem, bu detaya dikkat etmeleri.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-6.jpg" style="width: 600px; height: 900px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Bu güne kadar mesleğinizde yaşadığınız en ilginç olay neydi?</strong><br />
Bir gün bir müşterimi tıraş ettim. Kendisi 7 yıllık müşterimdi. Tıraşını olduktan sonra marketten bir isteği olan var mı deyip çıktı ve bir daha gelmedi. Bu durum benim oldukça garibime gitmişti. Daha çok ilginç anı var. Anlatsak ne sayfalar yeter, ne zaman. Mesleğimizde ilgin kişilerle karşılaşmak oldukça olası.<br />
<br />
<strong>Antalya Berberler Odası diye kısaltırsak, mesleğinizin sorunlarını çözmesi gereken bir odanız da var. Odanız sorunların çözümü konusunda etkin mi?</strong><br />
Odamız pek çok soruna olduğu gibi özellikle fiyat sorununa karşı bir çözüm getirmiyor. Ayrıca meslektaşlarımızın kaynaşması için, birliktelik sergileyebileceğimiz ortamlar oluşturmuyor. Bu nedenle birbirimizden kopuğuz. Oysa hepimiz aidat ödüyor, üst kuruluşumuz olarak beklenti içinde oluyoruz. En ihtiyacımız olduğu dönem olan pandemi döneminde maalesef bize katkısı olmadı.<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-7.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Berber-kuaför mesleğinde merdiven altı dediğimiz yapılar var mı, mesleğinizin hilesi var mı?</strong><br />
Berber kuaför esnaflığını merdiven altı yapanlar var. Ruhsatsız işyerleri var. Kalfalık ve ustalık belgesi olmayanlar ne yazık ki işyeri açabiliyor ve oda kayıtları bile yok. Elbet kullanılan malzemede de kalite problemi olan ürünlerin kullanılabildiği de bir gerçek. Bu çok abartılacak seviyede olamasa da, sonuçta insan cildine temas eden ürünler olduğu için ciddi bir sorun.<br />
<br />
<strong>Mesleğinizde birliktelik var mı? Birlikteliği güçlendirmek için neler planlıyorsunuz.</strong><br />
Üzülerek söylüyorum ki mesleğimizde birlik beraberlik yok. Aynı semtte komşu komşusunu dahi tanımıyor. Herkes birbirinden kopuk. Bunun için ayda bir semt semt toplanıp, bir kahvaltı organize edip, esnafın birbirine kaynaştırılması tertip edilmeli. Bizler sadece müşterilerimizle değil, birbirimizle de sohbet etmeliyiz, turnuvalar düzenlenip buralarda yarışıp dostluklar kurmalıyız. O zaman çok sorun çözer, kol kola sektörümüze sahip çıkarız.<br />
<br />
<strong>Son olarak bir berberin veya kuaförün yaşamında günlük neler vardır. Sosyalleşme adına neler yapıyorsunuz.</strong><br />
Esnaf olarak ustamızdan görüp öğrendiğimiz sabah erkenden işyerini açmak. Müşterimizden ilgi ve alakayı eksik etmemek. Ben şahsen sosyalleşmek ve kaynaşmak adına meslektaştaşlarımı sık sık ziyaret ediyor, sorunlarını dinliyorum. Diğer sosyal aktivitemiz ise müşterilerimiz ile sohbet etmek, gündeme dair gelişmeleri paylaşmak. Dönem dönem sohbetlerimizde ülke kurtarır, dünyayı değiştiririz. (gülümseme)<br />
<br />
<img alt="" src="/images/icerik-8.jpg" style="width: 600px; height: 338px;" /><br />
 </p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/a-dan-z-ye-mesleginde-adeta-sozcu-haline-gelmis-bir-isim/15419/</link>
<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 12:07:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muhteşem Kabasakal: Marka olmak imkan değil, vizyon meselesi </title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/muhtesem-kabasakal-marka-olmak-imkan-degil-vizyon-meselesi.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;"><strong style="text-align: justify;">İş dünyasında tanınan bir simasınız ancak; kısaca Muhteşem Kabasakal kimdir desek?</strong><br />
<span style="text-align: justify;">Merhabalar kıymetli Antalya Burada ekibi. İsmim Muhteşem Kabasakal. Tanınırlığımıza gelince de birincisi isim avantajı, ikincisi sektörel avantaj diyelim. Memleketim olan Kastamonu’dan Antalya’ya üniversite tahsilim için 2003 yılında geldim. Akdeniz Üniversitesi 2007 Kamu Yönetimi mezunuyum. Sonraki süreçte malum hikaye… ‘Kaymakamlık’ hayali ile çıktığımız bu serüvende kamunun bana göre olmadığına kadar vererek özel sektörü tercih ettim. Ancak sürecin başı hayli zordu. 8 m2 bir ofiste başlayan maceramız, önce nasibimiz sonra da bizlere destek veren kıymetli yol arkadaşlarımız vesilesi ile bugün bir Antalya markası haline geldi. Buradan emeği geçen tüm dost ve yol arkadaşlarıma teşekkür ederim. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Reklam sektörü ile nasıl tanıştınız? Muhteşem Ajans nasıl ortaya çıktı? </strong><br />
Üniversiteden sonra herhangi bir birikimim olmadan ticarete atılmak durumunda kaldım. Çok basit bir cevap olacak ama nakit olmadan girilecek en kolay iş olması anlamında tercih sebebi oldu benim için. En başında birkaç faaliyet alanımız daha vardı tabi, nakitsiz yapılanlardan. Sonrasında reklam sektörü ilgimi çekti. Firma isminin, bir firmanın en önemli olgusu olduğunu bildiğim için de ismimin avantajını kullanmak istedim. Velhasıl Muhteşem Ajans doğdu.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Maddi bir birikim olmadan bunca ticaret döngüsünü nasıl döndürdünüz?</strong><br />
Orası anlatılmaz yaşanır. En başta nasip işi, sonrası ise kararlılık ve azim diyebiliriz. Elbette bu laflar ağızdan çıkarken size çok boş ve anlamsız gelecektir. İşte o yüzden anlatılmaz yaşanır dedim. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/m2ntitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>O günlere dair unutamadığınız bir anınız?</strong><br />
Çok var ama bir tanesini paylaşayım. Birikimim olmadığı için araç alamadığım süreçlerdeyim. Ama teslimatlar vs. araç da lazım. Düşündüm, taşındım gittim bir araba kiralama firmasının kapısını çaldım. Önünde birkaç tane de araba vardı. Sezon da bitmek üzereydi. Bir bayan vardı girişte. ‘Benim bir arabaya ihtiyacım var, sizin de sanırım reklama ihtiyacınız var. Bir araba verseniz bende reklam taleplerinizi karşılasam bu araçlarda boşa yatmasa burada olur mu?’ dedim,  eminim ki belki de o anki samimiyetime güvendiği için verdi arabayı ancak sadece birinci kısım başarılmıştı. İkinci kısımda kiralama firmasının reklam işleri için bütçe bulmak gerekliydi. Onu da malzeme tedariklerinden birisi ile rica minnet vadeli bir anlaşma yaparak bir araç için 3-4 farklı ticaret çevirdiğim o günleri unutmam elbette mümkün değil.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Gelelim Muhteşem Ajans’ın bugününe. Biraz hizmetleriniz ve çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong><br />
Tam hizmet reklam ajansı olarak faaliyet alanımızı nitelendirebiliriz. Farklı bir tabir ile inşaat sektöründe mimar ne ise biz de ona yakın görev üstlenmekteyiz. İnsanların markalarının taleplerini belirleyip, tasarım sürecinden sonra imalat sürecine tabii tutacak şekilde bir organizasyon şeması gerçekleştiriyoruz. Çok teknik bir açıklama oldu galiba. Kısaca kartvizitinden tutup, basılı ürünlerine, kampanya yönetiminden girip hedef kitle analinize uzanan geniş bir süreç izliyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/m3Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Reklam sektörü üzerine neler söylemek istersiniz? </strong><br />
Bu soruya gerçekten sayfalar dolusu cevap verebilirim ama özetlemek gerekirse; olması gerekenin başında dahi değiliz.Biz fason üretiyoruz, elin oğlu gelip bizim minimum karla fason ürettiğimizi 10 kat kar ile geri bize satabiliyor. Bu da reklam sektöründe bulunduğumuz konumun özeti…</p>

<p style="text-align: justify;">İnşallah güzel olacak diyelim. Konu ulusal anlamda bu kritiklikte, Antalya’ya değinmiyorum bile!</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/m6Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Reklamcılık ile ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar sizce neler? </strong><br />
En yanlış bildiğimiz konu işler kötü iken reklam verelim, işler iyi ise gerek yok. Hal böyle iken sonuç kaçınılmaz hüsran…</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Firmaları markalaştırmak için yapılan medya planlarında hangi tür çalışmalar yer almalı?</strong><br />
Reklam süreci kocaman bir süreç. Her adım markanın geleceğine yapılan bir yatırım. Hiçbir adımı es geçemezsiniz. Hiçbir adımın faydasını anlık analiz edemezsiniz. Hal böyleyken reklam süreci işin uzmanı olan yol arkadaşı ya da çözüm ortağı olarak nitelendireceğiniz kurum veya kişilerle ilmek ilmek işlenmesi gereken bir süreçtir.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/m5Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Müşteri kitlenizi hangi kriterlere göre belirliyorsunuz, ya da belirli bir sektör ayrımınız var mı? </strong><br />
Doktor hasta seçmez diyerek muzip bir cevap vermiş olalım. Gerçekten Antalya şunu kabul etti ki; biz işimizi gerçekten iyi yapan firmalardan birisiyiz. Hal böyle iken de bizim bir portföye talip olmamıza gerek kalmadan bizim hizmetimizin kıymetini bilen firmaları bulmak çok da zor olmuyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Ufak bir öz eleştiri yaparsak da bizim sektörümüzde uzmanlık ve bilinç konusuna hakim çok da firma bulunmuyor. Böyle bir ortamda tavsiyem; sağlığınız için nasıl uzmanlık önemli ise markalar kendi markalarını emanet edeceği yol arkadaşlarını kesinlikle uzmanlık kriterine göre değerlendirmeleri gerekir.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Son olarak, geldiğiniz bu noktada markalaşma konusunda neler yaptınız?  </strong><br />
Gerçekten son soru okkalı oldu. Muhteşem Ajans olarak, bir firma markalaşma sürecinde hangi aşamaları izlemesi gerekiyorsa önce adım adım kendimizde uyguladık. Hedef kitle ayırt etmedik, büyük iş küçük iş demedik tüm markalaşma süreçlerini bahsettiğiniz üzere kaynaklarımızın belki de son damlasına <br />
kadar harcayarak markamıza yatırım yaptık. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
Kurumsallığa ciddi önem verdik. Bugün gerek ülke çapında gerek ise Antalya çapında bilinen bir konuma geldik. Her şeyden öte bir reklam ajansı olarak ligde oynayan bir basketbol takımımız dahi var. Bir markaya bu fikri iletsek ilk toplantıda ret edilir. Ancak sosyal sorumluluk kısmını geçseniz dahi biz uyguladık ve faydalarını da ciddi manada görüyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/m1d-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Reklam sadece satış değil marka algısını da ortaya koyan bir girişimdir. Kendinizden örnek vererek, firmalara tavsiyeniz nedir?</strong><br />
Bir firmanın en önemli referansı kendisi olmalıdır. Ürettiği hizmeti kendisinde uygulamayı başaramamış bir firmanın başarıdan bahsetmesi gerçekten çok anlamsız. Biz sadece 13 yıldır kendi markamıza yatırım yapıyoruz. Şu an yerel ve ulusal kamuoyunda neredeyse 50 yıllık bir algımız var. ‘Yıllık ürettiğimiz cironun 20 katını üretiyoruz’ diyebilecek algıya sahibiz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
Kısaca reklam, marka, algı süreci kesinlikle her adımı uzmanlıkla izlenmesi gereken etken bir süreç. Sağlam bir ekip ya da yol arkadaşları, doğru planlama ile kararlılıkla izlenirse markayı hayal edilemeyen noktalara taşıyacağının sınırsız örneğine sahibiz. Tüm firmaları markalaşma sürecinde etkin rol almaya davet ediyor esenlikler diliyorum.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/muhtesem-kabasakal-marka-olmak-imkan-degil-vizyon-meselesi/9854/</link>
<pubDate>Sat, 28 Dec 2019 08:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Relaks Spa’nın mesajı net: Hayatı Relaks Yaşa!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/relaks-spa-nin-mesaji-net-hayati-relaks-yasa.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;"><strong>Yıldız Hanım, kısaca özgeçmişinizden bahseder misiniz? Kaç yıl bu sektörde hizmet veriyorsunuz?</strong><br />
Elbette, 1980 yılında Kırıkkale’de doğdum, 9 yaşında bir oğlum var. 20 yıldır Antalya’da yaşıyorum ve bu sektörün içerisindeyim. 8 yıldan bu yana da kendi işletmelerimle hizmet vermekteyim. Estetisyenim, cilt bakım uzmanlığı alanında eğitimler aldım.  Bunlarla birlikte kalıcı makyaj teknikleri, bioenerji, tedaviye yönelik masaj eğitimleri ve kişisel gelişim alanında da kendimi geliştirdim. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Biraz da Relaks Spa’yı okurlarımıza tanıtır mısınız? </strong><br />
Relaks SPA kurumsal bir firmadır. Relaks Spa olarak düzgün ve sağlam adımlarla, tamamen insanların sağlığını düşünerek hareket eden bir firma olduğumuz belirtmek istiyorum. Eğitimli personelleri olan ve bu işi ciddi anlamda sağlık açısından yapan bir ekibe sahibiz. Bu konuda da çok iddialıyız diyebilirim. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Spa merkezi olarak misafirlerinize sunduğunuz hizmetler nelerdir? </strong><br />
Merkezimizde spor salonları, hamam,  sauna bölümü, relaks odaları ve buhar odaları bulunuyor. Birçok ayrı fiziki koşulu sağladığımız merkezimizde keseden çeşitli masaj hizmetlerine, alternatif tıp masajlarından Uzakdoğu masajlarına kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz.  Bununla birlikte aroma terapi ve spa da en çok tercih edilen hizmetlerimiz arasında yer alıyor. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Spa nedir? Spa ve masaj çeşitleriniz nelerdir?</strong><br />
SPA su ile gelen sağlık anlamına gelir. Spa bakımlarında su ile birlikte, doğal ve şifalı taşlar, aromatik yağlar ve profesyonel masaj teknikleri de uygulanmaktadır. Klasik masaj, Mix karışık masajı, aroma terapi, sıcak yağ, thai masajı, shatsu masaj, relaks masajı, bali masajı, jimbaran masajı, Şehrazat masajı,  volkanik taş masajı, antiselülit masajı, refleksoloji masajı, çikolara masajı, hidra terapi, bal masajı, sırt masajı ve yüz masajı gibi çok çeşitli türleri bulunuyor. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Masajın vücuda etkileri nelerdir, ne sıklıkla spa ve masaj uygulaması yapılmalı?</strong><br />
Spa Masaj sırasında öncelikle kan dolaşımı artar ki bu durum pek çok rahatsızlığın kendiliğinden düzelmesi için bile yeterli olabilmektedir. Artan kan dolaşımı ile organ ve dokulara taşınan kan artmakta ve dolayısıyla taşınan oksijende artış göstermektedir. Bilindiği üzere oksijen tüm organizmanın ihtiyaç duyduğu bir besin kaynağı gibidir. </p>

<p style="text-align: justify;">Organ ve dokulara taşınan oksijen o bölgelerde biyokimyasal olayların daha iyi olması ve bu reaksiyonlar sonrası vücut için zararlı olan asidik maddelerin daha az miktarda üretilmesini sağlamaktadır. </p>

<p style="text-align: justify;">Diğer bir olay ellerle yapılan bası sırasında lenf dolaşımının düzenlenmesidir ki bu da dokularda biriken bazı zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırmak için gereklidir. Cilt ve cilt altında biriken ödem ve toksik maddeler böylece birikim yerinden uzaklaştırılmaktadır. Masaj adeta bir detoks vazifesi görmektedir. </p>

<p style="text-align: justify;">Masajın bir diğer etkisi, uygulama sırasında bilinçli masörlerin, kişinin bile hissedemeyeceği oranda belli bölgelere yaptığı bası sayesinde vücutta belirli hormonların salınmasıdır ki, bu da bilinen veya bilinmeyen pek çok rahatsızlığın sağaltımını beraberine getirir. Akupunkturun tedavi prensiplerine benzer etki ile salınan bu hormonlar hedef organda düzenleyici etki göstererek oluşmuş bazı rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olmaktadır. Haftada bir masaj yaptırmak kişiyi ruhsal ve bedensel olarak rahatlatır. Bedenimizde ki negatif enerjiyi alır. Gerginlik ve streste belirgin azalma sağlar. Ayrıca hareketsiz kalan bölgelere masajla birlikte taze kan dolaşımı sağlanarak lenfatik sistem desteklenmiş olur.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Müşteri kitlenizi kimler oluşturuyor, daha çok kimlere hizmet veriyorsunuz?</strong><br />
Sağlık problemleri olanlara öncelik veriyoruz. Masaj sağlıklı ve faydalı bir işlem olduğu için herkese hizmet vermeye çalışıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Spa ve masaj uygulamaları alternatif ya da tamamlayıcı tedavi uygulaması diyebilir miyiz?</strong><br />
Evet diyebiliriz.<br />
<br />
<strong>Personellerinizin aldığı eğitimler, personel seçimlerindeki kıstasınız nelerdir, kaç personeliniz var?</strong><br />
Biz toplamda Relaks Spa olarak 26 personelle çalışıyoruz. Tüm personellerimizin sertifikalı ve eğitimli olmasına özen gösteriyoruz. Bununla da yetinmeyip kendimiz eğitim veriyoruz. Bizler deneyimledikten sonra olumlu olursa işe alıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yanlış uygulanan masajlar kişiye ne tür zararlar verebilir, uzman olmanın önemine değinebilir miyiz?</strong><br />
Masaj, ancak uzman kişiler tarafından yapıldığında etkili olabilir ve kişide uzun süreli bir rahatlama hissi yaratabilir. İnsan anatomisini, kasların yapısını, yerlerini ve dizilimlerini bilmeden, hangi bölgeye hangi oranda bası uygulamak gerektiğini öğrenmeden ya da hangi durumlarda masajın zararlı olabileceği konusunda ciddi eğitimler almadan bu işe kalkışmak yarardan çok zarar verebilir.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Bioenerji nedir? Uygulamalarınızda yer alıyor mu?</strong> <br />
Evet uygulamalarımızda var. Bioenerji, bütün insanlarda mevcut olan doğal bir enerjidir. İnsanların vücutlarının içerisinde sürekli olarak bir titreşim ve düşük voltajı olan elektromanyetik akım, özellikle insanların kendi bireysel enerji sistemi ile enerji alanları mevcut olmaktadır. Bioenerji kısacası insanların ruhsal, fiziksel ve zihinsel olan bu üç alanının bileşkesi olarak meydana gelmektedir. </p>

<p style="text-align: justify;">Bioenerji tekniği kullanılarak ise; insan bedenindeki DNA kodları, organlar, hücreler ile kemikler tekrar sil baştan ayarlanarak evrendeki mevcut olan enerji hatları insan bedenindeki hatlara uyumlanır. Bu uygulama çoğunlukla ruhsal, zihinsel ve fiziksel olarak bedenin bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunurken, aynı zamanda iyileşmesine ve yenilenmesine yardımcı olmaktadır.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Uygulama yönteminizden de bahseder misiniz?</strong><br />
Biz, Fohow Bioenerji masaj cihazını kullanıyoruz. Bu cihaz çalışma prensibi sayesinde biyo informatik, biyo-enerji ve nöroloji alanında geleneksel oryantal tıp meridyenleri, hem de çağdaş bilimsel başarıları birleştiriyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Gelişmiş teknolojilerin kullanımı sayesinde cihaz, geleneksel Çin tıbbının akupunktur, guaj masajı, tuina ve anmo, yakı ve vakum tedavisi gibi etkilerini bir araya getiriyor. Meridyenler ve akupunktur noktaları üzerindeki yönlendirilmiş etki nedeniyle, hız ve fizyoterapötik tedavinin etkinliği artıyor. Bu yöntem sayesinde iç organlar ve enerji seviyelerinde denge sağlanıyor.<br />
<br />
<strong>Son olarak okurlarımızın çok merak ettiği İnversiyon terapisi ile ilgili de kısaca bilgi verir misiniz?</strong><br />
İnversiyon terapisi, daha çok bel ve sırt ağrısına iyi gelen bir yöntem olarak bilinse de, aynı zamanda yer çekiminin vücut üzerindeki diğer olumsuz etkilerinin önüne geçen bir yöntemdir. Yer çekimi zamanla, dolaşım, boy kısalması, organ sarkmaları ve genel vücut fonksiyon sorunlarını daha da kötüleştirebilir. İnversiyon, genel sağlık durumunu korumak için etkin yöntem olarak kullanılabilir. Baş aşağı durmak, kasları esnetip rahatlatır, stres ve baskıyı azaltır, bağların daha sağlıklı hareket etmelerine yardımcı olur.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/relaks-spa-nin-mesaji-net-hayati-relaks-yasa/9789/</link>
<pubDate>Sat, 28 Dec 2019 09:05:19 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Halloween'e Event Party Store ile hazırlanın!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/halloween-e-event-party-store-ile-hazirlanin.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Antalyalılar, 31 Ekim tarihinin yaklaşması ile birlikte Halloween’de düzenlenecek olan etkinlikler için hazırlanmaya başladı. Halloween için özellikle kostümden ev dekoruna, maskelerden çeşitli aksesuarlara birçok ürüne ihtiyaç duyuluyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Parti ve organizasyon ürünleri denilince Antalya’da akla gelen ilk isim olan Evet Party Store’da Hallowen için ihtiyaç duyulan her detayın yer aldığını belirten Olga Eser, sizler için hazırladığımız soruları cevapladı…<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A1Untitled-2(3).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Cadılar Bayramı nedir, kısaca bahseder misiniz?</strong><br />
Türkiye ‘de Cadılar Bayramı olarak bilinen Halloween Kelt kültüründen gelir ve 31 Ekim günü kutlanır. Bu tarihin seçilmesinin nedeni ise 31 Ekim tarihinin hasatın son gününe denk gelmesi olarak biliniyor. Geçmiş dönemlerde hasatı kötü geçenler, ölmüş ruhların o gün dünyaya indiğine ve bu kişileri lanetlediğine inanıyordu. Halloween, bu kötü ruhlardan korunmak için kutlanıyordu. Tabi zamanla bu gelenek daha çok eğlence temalı kutlamalara dönüştü.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Halloween, Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle kutlanılıyor. Sizce bunun nedeni nedir?</strong><br />
Turizme olan bakış açısının değişimi ile Halloween, Türkiye’de de sosyal hayatımıza girmeyi başardı.  Başta dini olsa da zaman içerisinde evrimleşerek karnaval, parti halini aldı. Türkiye’de de eğlence, korku partileri ve daha çok kostüm partileri organize ediliyor.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A2Untitled-2(5).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Halloween partilerine katılmak için nelere ihtiyacımız var?</strong><br />
Her partide olduğu gibi Halloween’in da olmazsa olmazları bulunmakta. Bunlar; dekorasyon, süsleme, ikramlar için sofra malzemeleri ve tabi ki kostüm! Dekorasyon olarak örümcekler, örümcek ağları, kara kediler, bal kabakları, yarasalar, kuru kafalar Halloween’i temsil ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Süslemeler ve ikramlık sofra malzemelerini de unutmamak lazım. Halloween sofralarında genellikle mor, turuncu, siyah renklerde süslemeler de tercih ediliyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Halloween partilerinin en çok tercih edilen kostümleri neler oluyor, aldığınız taleplere göre okurlarımıza tavsiye verebilir misiniz?</strong><br />
Türkiye’de en popüler kostümler arasında kadın kostümü olarak cadı, erkeklerde ise korsan kostümü yer alıyor. Genel olarak değerlendirdiğimizde ise kostümden çok aksesuarlar tercih ediliyor. Bu nedenle eldivenler, papyonlar, otrişler, takma kirpikler, taçlar, şapkalar, maskeler, yüz boyama ürünleri, peruklar, gözlükler gibi aksesuarlar ön plana çıkıyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Bunların dışında en çok tercih edilen ürünlerimiz arasında pelerinler de yer alıyor, tamamlayıcı aksesuarlara ilgi büyük diyebiliriz. Event Party Store olarak biz de müşterilerimizin tercihleri doğrultusunda mağazalarımızda çok sayıda kostüm ve aksesuara yer veriyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/Stled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Halloween partilerinde iç ve dış mekan dekorasyonuna da çok önem veriliyor. Event Party Store’da bu tür ürünler bulunuyor mu?</strong><br />
Elbette, iç ve dış mekân dekorasyonu yapmak isteyen müşterilerimize şişme dekor ürünleri; iç mekân dekorasyonu isteyen müşterilerimize ledli mumlar, kuru kafalar, süpürgeler, baltalar ve oraklar gibi tamamlayıcı ürünler sağlıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Event Party Store olarak, her türlü talebe cevap verebiliyorsunuz…</strong><br />
Müşterilerimiz ile birebir temas halinde olmak bizim için çok önemli.  Müşterilerimizin talepleri doğrultusunda mağazalarımızdaki ürün yelpazemizi genişletiyor ve çeşitlendiriyoruz. Örneğin; daha önceki yıllarda Halloween öncesi çocuklar kötü şakalar yapmak için yapay kan, göz, örümcek gibi ürünler talep ediyorlardı. Biz de bu doğrultuda bu sene bu tür ürünlere daha çok ağırlık verdik.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Parti ve organizasyon konusunda fikir olarak da yardımcı oluyor musunuz?</strong><br />
Mağazamıza gelen birçok müşterimizin kafasında netleşmiş bir organizasyon olmuyor. Bu aşamada profesyonel ekibimiz müşterilerimizden aldığı bilgiler ile onları en doğru ürüne yönlendiriyor ve hayallerindeki organizasyonu oluşturmalarına yardımcı oluyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AAAAntitled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Event Party Store’da Halloween’e özel neler bulunuyor?</strong><br />
Müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda her geçen yıl ürün çeşidimizi arttırdık ve bu sene en ince ayrıntıyı dikkate alarak iki mağazamızda da konsept reyon ile misafirlerimizi ağırlıyoruz. Event Party Store olarak sadece cadılar bayramı için değil her özel ve önemli günler de konsept ürünlerimiz mevcut. Yılbaşı, Sevgililer Günü gibi.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Son olarak neler eklemek istersiniz?</strong><br />
Event Party Store olarak 400 çeşit mum, 45 civarı temalı sofra malzemesi, 20 lisanlı erkek 20 lisanslı kız konsept, 14 çeşit düz renk sofra malzemeleri, 1000’nin üzerinde folyo balon ve toplamda 10.000 ürün çeşidi ile her iki mağazamızda sizlere hizmet vermekten mutluluk duyarız.</p>

<p style="text-align: justify;">Sıradan etkinliklere farklılık katmak için sizleri mağazamıza bekliyoruz…</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/halloween-e-event-party-store-ile-hazirlanin/8912/</link>
<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 13:02:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ayşen Hamamcıoğlu: 'Gelecek, Kadınları Sevecek!'</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/aysen-hamamcioglu-gelecek-kadinlari-sevecek.jpg" width="250"><br><p><span style="text-align: justify;">Makine Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ayşen Hamamcıoğlu ile çalışmaları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Özellikle eğitim alanında yaptığı projeler ile öğrencilere mühendislik mesleğini sevdiren Başkan Hamamcıoğlu’na merak edilen bazı soruların yönelttik.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Ayşen Hanım, kısaca sizi tanıyalım mı?</strong><br />
Makine mühendisiyim, Trakya Üniversitesi’nde okudum. Üniversiteden sonra Antalya’da çalışma hayatına başladım. Sektöre atılma sürecimde ise ilk olarak Göynük Bölgesi’nde bir otelde işe girdim. Otelde şantiye ve işletme bölümünde farklı görevler aldım. Şantiyedeki çalışmalarımın ardından soğutma sistemleri yapan bir firmada çalışmaya başladım. Kariyerimin ilerleyen dönemlerinde evlendim ve kendi işimi kurma kararı aldım. Eşimle birlikte kurduğumuz Mühendislik firması ile Konyaaltı’nda birçok otelin mekanik tesisat tayinini gerçekleştirdim, şirketimizin faaliyetleri hala devam ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Antalya MMO ile tanışmanız nasıl oldu?</strong><br />
Antalya’da ilk geldiğim dönemde iş bulmakta bazı zorluklar yaşadım. Bu nedenle Antalya MMO’ya geldim, odamızın öğrenci komisyonları var, bu konuda bana yardımcı oldular. Şimdi bizim yaptığımız işi zamanında onlar da benim için yaptı. İş bulmama ve sektörü tanımama ön ayak oldular diyebilirim. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Şimdi ise Antalya MMO’nun yönetiminde yer alıyorsunuz…</strong><br />
Evet, kariyerim süresince odadaki faaliyetlerime ara vermeden devam ettim. TTMD’nin yönetim kuruluna seçildim. Bu vesile ile Antalya MMO’da seminerler ve eğitimler düzenliyordum. Antalya MMO’nun bana çok büyük katkıları olmuştu, ben de şubemiz için bir şeyler yapmak istedim ve adaylığımı koydum. Aslında bunu ihtiyaçlar gündeme getirdi. Biz de üzerimize düşen görevi yerine getirdik.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A1Untitled-2(2).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Sizce iki dönem üst üste seçilmenizin temel faktörü nedir?</strong><br />
Doğru projeler gündeme getirmiştik, sorunlar da belliydi. Sahaya indik, mühendis arkadaşlarımla konuştum, toplam 3 bin üyemiz var. Hepsiyle ayrı ayrı görüşmek emek istiyor. Sonrasında sorunları inceledik, neler yapabileceğimize baktık ve yapılması en mümkün olan çözümleri sunduk. Bu aşamada samimiyetimize inandılar diye düşünüyorum, ikinci dönemde de tekrar beni uygun gördüler.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Antalya MMO’daki 2. Dönem başkanlığınız için ustalık dönemim demiştiniz, 3. Dönem için ne düşünüyorsunuz?</strong><br />
Ben 1. dönemi bitirmeden 2. dönemim için hiç bir şey söylememiştim. 3. dönem için de söylemiyorum. Evet, 2. dönem ustalık dönemim fakat ilerisi için henüz bir şey demiyorum onu zaman gösterecek. Biz 30-35 kişilik geniş bir ekibiz, bu ekibin vereceği karar ile odamıza nasıl faydalı olacağımızı tartışacağız</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Antalya MMO olarak oldukça aktifsiniz, biraz da çalışmalarınızdan bahsedelim…</strong><br />
Daha çok gençlere yol açabilmek ve mühendislik mesleğinin yetkin kişilerce seçilerek, mesleğini seven ve Türkiye’yi Sanayi 4.0 seviyesine taşıyabilecek gençlerin bu mesleğe gelebilmesi için mühendislik mesleğinin bilinirliğini arttırmaya çalıştık. Oda olarak her anlamda etkinlikler düzenliyoruz. 80 kişilik bir koromuz var. Antalya’nın en güçlü Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği korusu. Futbol kulübümüz de var ve diğer odalar ile birlikte turnuvalara katılıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Oda üyeleriniz için gerçekleştirdiğiniz mesleki eğitimler var mı?</strong><br />
MİEM kurslarımız var, Meslek İçi Eğitim Kurumu olarak üyelerimize verdiğimiz kurslarla mesleğimizde bazı sektörleri daha çok vasıflandırmayı hedefliyoruz. Bu kurslarımızda asansör bakımı gibi hizmet vermek istenilen birçok alana özel eğitim veriliyor.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A2Untitled-2(3).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Antalya MMO’da gerçekleştirdiğiniz en gözde projeniz veya çalışmanız nedir?</strong><br />
Antalya’da çok güzel bir sempozyum düzenledik, bu bizim için çok önemliydi. Bu çalışmanın ardından ‘Minik Mucitler, Geleceğin Makineleri Projesi’ en gözde projelerimiz arasında yer alıyor. Kişisel olarak gerçekleştirdiğim projelere de değinecek olursam, şuan ZİGOT diye bir markam var. Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi’nin (ÇEKOM) kurumlarında cinsel saldırıya uğramış, ailesinden hasar almış gençlerin bir meslek edinmesi adına kodlama eğitimi gerçekleştireceğiz. Artık açık kaynak kodu ile kodlama eğitimin varsa, o açık kaynak kodları ile her türlü icadı ve araştırmayı yapabiliyorsunuz. Yeni bir lisan diyebiliriz. Bu da gençlerimizin kolundaki altın bir bilezik olacak.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Son projeniz olan ‘Minik Mucitler Geleceğin Makinaları Antalya’da’ büyük ses getirdi. Bu projenizin ayrıntılarını okurlarımızla da paylaşır mısınız?</strong><br />
Bu çalışmanın ilk bacağında anaokulu ve ortaokullarla, ikincisinde ise teknik liselerle bir araya geldik. Bu programın ilk aşamasında 48 bin kişiye ulaştık. 400 PDR öğretmenine eğitim verdik. Çalışmamıza toplam 206 proje katıldı. Çok güzel bir yarışmaydı. Çocukların analitik düşünmelerini, eğer bir yetenek varsa bunun keşfedilmesini, geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeyi amaçladık. Biri anaokulundan biri ortaokuldan olmak üzere iki öğrencimiz birinci oldu.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A2Untitled-2(4).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Projenizin ikinci aşaması nasıl gerçekleştirildi?</strong><br />
İkinci aşamada Türkiye’de ilk defa yapılan adı ‘Mucit Fikirler Geleceğin Makinaları Projesi’ni’ gerçekleştirdik. Bu projeyi Antalya MMO olarak, Milli Eğitim Bakanlığı ve Antalya Valiliği ile protokol yaparak yaptık. Antalya’da bulunan 13 teknik lisede yaptık. Projede ilk olarak öğretmenlere seminer verdik, daha sonra ilkokul çocuklarına ‘İhtiyacı bulun ve sorunu çözün’ dedik. Ekip çalışması ile yapılan yarışmada Bahtılı Lisesi birinci oldu. Koah makinesi yaptılar, bu makine ilk defa yapıldı. Bu Koah makinesi büyük bir ihtimalle KOSGEB’den destek alacak ve imal edecek.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yarışma ile gerçekleştirmek istediğiniz hedefleriniz nelerdi?</strong><br />
Biz öğrencilere yarışmayla ilgili şunları söyledik. Günlük yaşamda yaşadığınız sorunları çözmeyi amaçlayan projelere odaklanın. Demek istediğim büyük büyük icatlar değil sadece sorunları çözmek için ilk adımdı ve bunu başardık. Aldığımız sonuçlar da bizleri sevindirdi.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mesleğinizi öğrencilere tanıtma noktasında adımlarınız nasıl oldu?</strong><br />
Daha çok teknik geziler düzenledik. Üniversiteye hazırlanan ve meslek seçimi yapacak olanlar için bu mesleğin ne olduğu ile ilgili meslektaş arkadaşlarımız birçok seminer verdi. Hatta ilkokul ve ortaokul seviyesinde dahi seminerler düzenledik. Mühendislik mesleği nedir, nasıl olunur, neler yapılır gibi birçok konuda bilgi verdik.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A5Untitled-2(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mesleğe ilk adımı Antalya MMO sayesinde attığınızı belirttiniz. Oda olarak yeni mezunlara kapı açabiliyor musunuz?</strong><br />
Evet, Antalya’da ve Isparta’da öğrenci komisyonlarımız var onlara mesleği tanıtıyoruz, mezun olduklarında da son ders olarak mezuniyet törenlerine katılıyoruz. Tabi bu arada staj sürecinde de elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Şubat ayına kadar başvuran çoğu öğrenciye Antalya OSB ve ATSO ile yaptığımız işbirlikleri doğrultusunda yol gösterici oluyoruz. Mezun olduktan sonra ise iş başvuruları için bize geliyorlar, özgeçmişlerini alıyoruz, mühendis arayan şirketlere ulaştırıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Mühendislik öğrencilerine bir tavsiyeniz var mı?</strong><br />
Ben öğrencilere her zaman ‘Siz yeni mezun olduğunuz için sizin bir özgeçmişiniz yok, siz öz gelecek oluşturmalısınız. Hayallerinizi anlatın, hedeflerinizi koyun. Bu hedefleri yerine getirmek için aldığınız eğitimlerle sosyal projeler yazın ki karşınızdakini inandırabilin’ diye tavsiyede bulunuyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Mühendislik mesleğinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong><br />
Türkiye’nin mühendislere ihtiyacı var. Sanayi 4.0 ile robotik bir çağa giriyoruz, dolayısıyla Türkiye’deki bir tıp doktoru İtalya’daki bir hastayı ameliyat edebilecek. Bu robotikleşme sürecinde ise en çok mühendislere ihtiyaç duyulacak. Bu da demektir ki; bundan sonra mühendisler elektrik ve mekanik, her dalda daha da etkin çalışacaklar.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kadınlarına fırsat eşitliği sağlanması ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?</strong><br />
Kadınların toplumsal yaşamda, ekonomik ve siyasi alanda daha şiddetli bir sömürü ve eşitsizliğe tabi kalması, sadece kadınların değil, ülkenin geleceğini düşünen herkesin sorunudur. Eşit, özgür, adil, demokratik bir Türkiye ise ancak kadınların örgütlü mücadelesi ile olur. Kadın ya da erkek diye ayırmadığımız, eşit şartlarda yaşadığımız ve aynı eğitimi aldığımız zaman ülke olarak kalkınma seviyesine geleceğiz.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/ASUntitled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kadınlarla ilgili oda olarak çalışmalarınız nelerdir?</strong><br />
Kadınlarla ilgili oda olarak kurultaylar düzenliyoruz. Diğer odaların kadın mühendisleri ile bir araya geliyoruz. Bu birlikteliklerde kadınların mesleki sorunlarını bir araya getiriyoruz. TMMOB’a bağlı illerdeki meslek odaları başkanlarının bir araya geldiği İl Koordinasyon Kurulu ile çeşitli organizasyonlar gerçekleştiriyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Kadın mühendisleri gelecekte nasıl bir sektör bekliyor?</strong><br />
Benim bir sloganım var ‘Gelecek, kadınları sevecek.’ Kadın mühendislikleri güç istiyor, şantiyede bulunmak zor ama bundan sonra her şey tasarım olacak. Binayı tasarlayacaksınız, imalatlarını yaptıracağınız ürünleri tasarlayacaksınız, mekanik tesisat ile ilgili her şey bir tasarlama ürünü olacak. Teknolojinin gelişmesi ile masa başından şantiye yönetimi ve imalatı yönetebilir duruma geliyoruz. Burada da kadınların gücü ortaya çıkacak. Kas gücüne değil de beyin gücüne ihtiyaç duyulacak. Bizde de bu fazlasıyla var.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kendinizi kısaca ‘Mühendisim, girişimciyim, fütüristim ve yelkenciyim’ sözleri ile tanımlıyorsunuz, bu tanımı biraz daha açmanızı istesek?</strong><br />
Öncelikle kadın ya da erkek değil, ben bir insanım. Sosyal sorumluluk bilincini taşıdığımı düşünüyorum. Benim hedefim mutluluk ve bu hedefe giderken sosyal hayatımı ve iş hayatımı dengede tutmak zorundayım. Dolayısıyla onu dengelemek için sosyal hayatımdaki tecrübelerimi evimde, iş hayatımda edindiklerimi daha çok sosyal alanlarda yaymaya çalışıyorum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Antalya’nın sorunları ve geleceği için de duyarlı olduğunuzu biliyoruz, bu konuda fikirleriniz nelerdir?</strong><br />
Antalya’da Kent Konseyine destek veriyoruz, SİAD’lar ile çalışmalar yürütüyoruz. Antalya MMO olarak gerçekleştirilen tüm çalışmalarda yer almaya gayret ediyoruz. Şehrin sorunları ile ilgileniyoruz. Antalya’nın bazı değerleri var ve bu değerlere sahip çıkmamız gerekiyor. Bunlar öncelikle tarih, Kaleiçi, mitoloji, doğal güzellikler. Antalya’yı ön plana çıkarmamız gerekiyor bunun için de seçeneklerimiz tarih, turizm ve tarım. Atatürk’ün de dediği gibi ‘Antalya hiç şüphesiz ki dünyanın en güzel şehri.’</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Bu noktada sizce neler yapılabilir?</strong><br />
Tarihi, turizmi ve tarımı önümüze alıp, bilimsel tabanda bunları yerleştirip; mühendis, mimarlık ve ekonomi veri tabanında bilim ve insanı kapsayan veri tabanı oluşturmamız gerekiyor. Antalya’nın en önemli değerleri, yüzyıllardır oturmuş bu değerler şehrimizin daha akil bir şehir olmasını sağlıyor. Antalya’nın markalaşması, ekonomistlere, mimarlara ve mühendislere kalmış durumda. Biz elimizden geleni yapıyoruz ama bu konuda birilerinin de önderlik yapması gerekiyor</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A7Untitled-2(2).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Türkiye’de ilk kadın oda başkanı oldunuz, bu başarının üstüne gerçekleştirmek istediğiniz bir sonraki hedefiniz nedir?</strong><br />
Başarıdan daha çok rol model olmak diyorum. Bu misyonu da TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’ndan alarak geldim. Oradaki kadın arkadaşlarımın da aynı misyonu yüklendiklerini düşünüyorum. Öncelikle bunu layıkıyla yetirmek ve bunun mümkün olduğunu kadınlara ve çocuklara göstermek istiyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Antalya’da saygın bir iş insanı ve oda başkanısınız, sizce başarınızın sırrı nedir?</strong><br />
Başarının sırrı başarılı olduğunuzu düşünmemek! Ben hiç başarılı olduğumu düşünmüyorum, her şeyi eksik buluyorum. Kendimi aynanın karşısına koyduğumda daha yapmam gereken çok fazla şey olduğunu görüyor ve bundan da büyük mutluluk duyuyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Son olarak ne eklemek istersiniz?</strong><br />
Hayattan hep aldıklarımızla besleniyor, büyüyoruz. Devletimiz bizi okutuyor, imkânlar sunuyor. Deniz bedava, güneş bedava, bu topraklarda doğuyoruz. Bu topraklara olan borcumuzu ödemek, özellikle de Atatürk’ün açtığı bu yolda ilerlemek ve kadına verdiği seçme ve seçilme hakkını göstermek adına rol model olmaya çalışıyorum.Bu bana huzur ve mutluluk veriyor. En azından borcumu ödediğimi düşünüyorum. Bizim Cumhuriyetçi çocuklara ihtiyacımız var. Şuan yapmamız gereken en önemli görev Cumhuriyeti korumak. Atatürk’ün tek mirası bu. Ben kendimce bir kenarından tutmaya çalışıyorum, tutmak isteyenlere de rol model oluyorum.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/aysen-hamamcioglu-gelecek-kadinlari-sevecek/8911/</link>
<pubDate>Mon, 21 Oct 2019 15:25:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'da havadan ceza yağdı!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/antalya-da-havadan-ceza-yagdi.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Trafik güveni ve düzenin sağlanması amacıyla; otoyollarda ve şehirlerarası karayollarında gözlenen “sağ şeritte veya bankette uygunsuz durumda bekleme, ağır taşıtların uygunsuz şerit kullanımı, tehlikeli şerit değiştirme-makas atma, hatalı sollama, yakın takip, karayolu üzerinde zorunlu haller dışında duraklama/park etmek” gibi ihlallerin önlenmesine yönelik olarak Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü görevlileri denetleme çalışması gerçekleştirdi. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>CEZA YAĞDI...</strong><br />
Helikopter ile yapılan özel trafik denetimi çalışmalarında emniyet kemeri takmayan 11 sürücüye ve seyir halinde cep telefonu kullanan 2 sürücüye toplam bin 658 TL para cezası uygulandı. </p>

<p style="text-align: justify;">Radar Hız Denetimlerinde 959 araç sürücüsü kontrol edilirken, 279 sürücüye 79 bin 947 TL para cezası uygulandı. Havadan ve karadan yapılan trafik denetlemesi süresinde ise 338 sürücüye toplam 94 bin 203 TL para cezası kesildi.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/antalya-da-havadan-ceza-yagdi/8308/</link>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:35:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sanayinin Yıldız'ı, işinin uzmanı iki ortak Yıldızım Özel Servisi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/sanayinin-yildiz-i-isinin-uzmani-iki-ortak-yildizim-ozel-servisi.jpg" width="250"><br><p><strong style="text-align: justify;">Yıldızım Özel Servis’in iki ortağı olarak kendinizi tanıtır mısınız? Hüseyin Keskin ve Burak Ergün kısaca kimdir, bu sektöre nasıl girdiniz?</strong></p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Hüseyin Keskin: </strong>Ben özel servis uzmanıyım, 22 senedir bu işle uğraşıyorum. 1995 Mayıs tarihinden itibaren Mercedes araçları üzerinde çalışıyorum. Mercedes, Dodge, Chrysler ve Jeep model araçlar üzerinde hizmet veriyoruz. Burak Bey ile 2014’te 20 sene boyunca yetkili serviste faaliyet gösterdikten sonra kendi özel servisimizi açtık ve son 5 senedir kendi servisimizde hizmet vermekteyiz. </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Burak Ergün: </strong>Bende 1995 yılından itibaren bu sektörün içindeyim, 25 yıldır bu işi yapıyoruz diyebiliriz. Hüseyin Bey’in de dediği gibi 2014 yılının başında çalışan olarak yetkili servis hayatımıza son verip ortak olduk ve kendi servisimizi açtık.  Akdeniz Sanayi Sitesi’nde Yıldızım Özel Servis olarak devam ediyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/ASASd-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Sektörde uzun yıllar hizmet verdikten sonra işletme sahibi olarak yola devam etme fikri ve ortak olma fikri nasıl ortaya çıktı?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin: </strong>Burak bey ile ikimiz sürekli eğitimlere katılıyorduk yaklaşık 15 sene eğitim aldık, bu süreçte birbirimizi tanıdık sonrasında da Burak beyi ikna etmemle birlikte bu yola girdik. </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Burak Ergün: </strong>Biz 2000 ile 2007 yılları arasında Hüseyin bey ile birlikte çalıştık, uyumlu şekilde uzun süre birlikte çalıştık. Ortaklık denilen birlikte karar alma, birlikte kazanma, birlikte risk alma ve hatta zarar etme konusunda düşüncelerimiz uyuştuğu için işletme açmaya karar verdik ve uyumlu bir şekilde güç birliğimiz devam ediyor. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Ortak olarak nasıl bir ikilisiniz, aranızdaki iş bölümünden biraz bahseder misiniz? </strong><br />
<strong>Burak Ergün:</strong> Bizim yaptığımız iş tek başına yapılması çok zor olan bir iş. Yüklerimizi paylaşmamız lazım, ben tek başıma yapmayı denesem altından kalkamazdım. Evrak işini takip ederken atölyedeki iş kaçıyor, atölyeyi takip edersen evraklar aksıyor.  İş bölümünü olarak Hüseyin Bey atölye ayağında ben ise mali işlerle ilgileniyorum. Birbirimizi 19 yıldır tanıdığımız için ikimizin de güveni tam, bir sıkıntı yaşamadan çok uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/YIL1led-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yıldızım Özel Servis’i birkaç cümle ile tanıtır mısınız, ne tür hizmetler veriyorsunuz?</strong><br />
<strong>Burak Ergün:</strong> Yıldızım Özel Servis olarak kaporta boya hariç aracın her şeyi ile ilgileniyoruz. Elektrik, elektronik tüm bakımı yapıyoruz. Motor aksamı, şanzıman, diferansiyel, alt takım bakımı gibi birçok hizmeti veriyoruz ve her türlü yedek parçamız mevcut. Takdir ederseniz Chrysler ve Mercedes‘in de ürün yelpazesi çok geniş. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Oto servis hizmeti dışında başka hizmetler de sunuyor musunuz?</strong><br />
<strong>Burak Ergün: </strong>Oto servis hizmetimiz dışında araçlarda iki marka için de klima sistemi hizmetimiz var, otomatik şanzıman arızalarını çözüyoruz, alt takım, diferansiyel sorunlarını çözüyoruz. Elektrik ve elektronik kısımda orijinal cihazlar kullanıyoruz.  </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Müşterilerinizden en çok aldığını hizmet talebi nedir?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin:</strong> Müşterilerimiz bize en çok arıza tespiti için geliyor. Akdeniz Sanayi Sitesi’nde arıza tespitinde bir numarayız, çok iddialıyız. Mercedes, Dodge Chrysler ve Jeep, hiç fark etmiyor. Genelde çözülemeyen sorunları çözdüğümüz için memnun kalan müşterilerimiz bir başka müşteriyi öneriyor. Böyle bir potansiyel oluşturduk. Müşteri kitlemiz genişletiyoruz. Günlük bakım için gelen müşterilerimizin yanında arıza tespiti için gelen müşterilerimiz çok fazla. Bu arıza tespitlerimizi Antalya’da tek olarak orijinal cihazlarımız ile yapıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Hizmette olmazsa olmazınız nedir?</strong><br />
<strong>Burak Ergün:</strong> Kaliteden taviz vermemek çok önemli, müşteriyi bilgilendirmeye de çok önem veriyoruz. Bir araca yeni parça takılacaksa o parçanın orijinalini, yan sanayisini, yan sanayi ürünlerinde kalite farklılığını tek tek anlatıyoruz. Hepsinin fiyatını söylüyoruz, önerimizi de sunuyoruz ve onlara seçme şansı veriyoruz. Böyle olunca müşteri de sizin kar değil hizmet odaklı olduğunuzu anlıyor. Kaliteden ödün vermemek de çok önemli. Ürün uygun fiyatlı olsun diye araca zarar verecek bir şey kullanmayız. Buna en güzel örnek; işletmemizi açtığımız zamandan bu zamana kadar hiçbir zaman yan sanayi yağ filtresi kullanmadık. Araçta pek çok yan sanayi parça-ürün kullanabilirsiniz ama yağ filtresi asla! </p>

<p style="text-align: justify;"> <br />
<strong>Kaç çalışanınız var, çalışanda nelere dikkat ediyorsunuz?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin: </strong>İki ortağız, dört ayrı çalışanımız var. Hepsiyle de uzun süredir çalışıyoruz. Çalışanlarımızda en dikkat ettiğimiz şey tüm ayrıntıları atlamamaları ve ellerinden gelenin en iyisini yapmaları. Biz sadece aracı teslim ederken son kez kontrol ederiz. Çünkü çalışanlarımız işinde uzman, işyerlerine de saygıları var. Onlar da bu sorumlulukla en ufak detayı atlamadan işleriniz yapıyorlar. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yıldızım Özel Servis olarak müşterinize hangi özelliğiniz ile güven sağlıyorsunuz?</strong><br />
<strong>Burak Ergün: </strong>Bize bir arıza ile gelen müşterinin aracını tamir ettikten sonra tekrar aynı arıza ile gelmesine imkân vermiyoruz. Araç üzerindeki bakımlarımızı bu ilke doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/ASASAtitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Araç takibi noktasında yaptığınız herhangi bir çalışma var mı?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin: </strong>Bakıma gelen araçlarımıza yağ kartları asıyoruz, bu kartlara yapılan işlemleri yazıyoruz zaten ekranda da bu verilerimiz bulunuyor. Bu veriler ışığında genel takibimiz var.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Mercedes araçlarda bakım nasıl yapılıyor?</strong><br />
<strong>Burak Ergün:</strong> Mercedes araçlarda her 15 binde bir bakım yapıyoruz, bu bakımlarda yağ filtrelerini değiştiriyoruz. Benzinli ve dizel araçlarda 15 bin km aralıklı gidiyor. Benzinli araçlarımızda bakım yaparken genelde fiyat ortalama çıkıyor ama dizelde mazot filtresi farklı olduğu için değişkenlik gösteriyor. Aracın data kartlarını almadan fiyat vermiyoruz. Aracın kendi şase numarasına göre fiyat veriyoruz, benzinlide bu değişkenlikler daha az. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Mercedes araç kullanıcılarına birkaç bakım önerisini okurlarımızla paylaşır mısınız?<br />
Burak Ergün:</strong> Mercedes’te aracına bakmak istiyorsan aracın ekranına bakacaksın. Aracın tüm sorunları o ekranda sinyalini veriyor, bu nedenle çok akıllı araçlar. Herkese sinyallere dikkat etmesini tavsiye ediyorum. Ekranda ışığı göre göre aracı kullanan müşterilerimiz! Eğer bir araca biniyorsanız mutlaka bakımı yaptıracaksınız, bakım yaptıramıyorsanız bile kontrolünü yaptıracaksınız!</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Herkesin merak ettiği bir konuya daha değinelim… Özel serviste tamir edilen araçlar garanti kapsamından çıkıyor mu?<br />
Hüseyin Keskin: </strong>Araç garanti kapsamındayken birçok işlemde garanti dışı kalıyor. Motoru tamir ederseniz kalıyor. Fren balatalarında disklerinde garantiden genelde çıkmıyor. Kaza yapıldığında hasar var ise garanti dışı kalan da var kalmayan da var. Bazen dışarıda değiştirdin bir yağ bile garantiden çıkarabiliyor. Aracın kendi özelliğine göre değişiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yan sanayi ürün ile orijinal ürün arasındaki farktan biraz bahsedebilir misiniz?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin:</strong> Orijinal ürün Mercedes’in kendi ürettiği ürünler oluyor, yan sanayi ürünler ise Çin, Amerika, Tayland ve ülkemizde üretilen ürünleri kapsıyor. Yan sanayi ürünlerle maliyeti düşürürsünüz, maliyeti düşürürseniz de kaliteyi düşürürsünüz. Kaliteyi Mercedes’te düşürmek, kendini düşürmek demektir. Maliyetten dolayı yan sanayi ürün tercih eden müşterilerimize de en iyi yan sanayiyi öneriyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AAAAitled-1(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Maliyeti açısından yan sanayi ürünler araç sahiplerine cazip geliyor, sizce araca zarar veriyor mu?</strong><br />
<strong>Burak Ergün:</strong> Yan sanayi ürünlerin kalitesine göre dayanaklığı ve garanti kapsamı değişiyor. Bunların dışında ürün tabi ki çok önemli ama asıl önemli olan takan usta. Eğer ustanın eli maharetli değilse orijinal ürün bile sıkıntı çıkarabilir ama usta işinin ehli ise ve aracı gerçekten tanıyorsa yan sanayi ürünü bile sorun çıkarmayacak şekilde takabilir. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Araç sahiplerinin yetkili servisler yerine daha çok özel servislere yönelmesini nasıl yorumluyorsunuz?</strong><br />
<strong>Burak Ergün: </strong>Özel servisler genel olarak araçların garantisi bittikten sonra hizmete giren yerlerdir. Şuan 2019 senesindeyiz, 2016 yılında üretilen araçlar yavaş yavaş garantiden çıkmaya başlıyor. Garantiden çıktıktan sonra yetkili servisten çok özel servisleri yani bizleri tercih ediyorlar. Yetkili servise araç götürüyor, bakıma sokuyorsanız oranın kurallarına uymak zorundasınız ama özel serviste müşteri odaklı ortak çözüm bulmaya çalışıyoruz. Yetkili serviste bakıma gittiğinizde bir liste çıkartılıyor ve bunların hepsini yapmak zorundasınız deniyor. Özel serviste senelik bakıma gelen aracın klimasını değiştirmeniz istenmez ama yetkili servis değişim ister. Özel servislerde çözüm odaklı az maliyetli işler yapıyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yetkili servis seçerken nelere dikkat etmeliler, önerileriniz nelerdi?</strong><br />
<strong>Burak Ergün: </strong>Artık internet çağında yaşıyoruz, her şeyden önce internette araştırma yapmalılar. Aracın markası ne olursa olsun, sanayide bir iş yaptıracaklarsa o araç markası üzerinde ihtisaslaşmış servisleri seçmelilerini tavsiye ederim. Bir de gittikleri servisin kalitesine baksınlar, ucuz parça ile maliyeti düşürüp karı arttırmayı hedefleyen servislere dikkat etsinler. Herkes kâr amaçlı işletme açıyor ama önemli olan siz kar ederken karşıdaki müşterinin mağdur olmaması. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/YIL2Untitled-1(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Uzun yolda arıza ile karşılaşan araç sürücüleri sizce o an ne yapmalı?</strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin:</strong> Öyle bir durumda araç sahibi, tanıdığı bir ustasına telefon açmalı. Biz her gelen aracımıza numaralarımızı takıyoruz, kartlarımızı asıyoruz. Yolda kalınca yapılması gereken tek şey ekranda yazan yazıyı net bir şekilde okumak. Mercedes’te en büyük avantaj, araçta yaşanan her arıza ekranda uyarı olarak gözüküyor. Eğer araç sahibi ekranı okuyorsa sorunu anlar. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Gelecek hedeflerinize değinir misiniz? </strong><br />
<strong>Hüseyin Keskin:</strong> Önümüzdeki süreçte büyümeyi hedefliyoruz. Bir servis daha açarak hizmet vermek istiyoruz. İki servisi yan yana açarak hizmet sayısını da artırmayı hedefliyoruz.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/sanayinin-yildiz-i-isinin-uzmani-iki-ortak-yildizim-ozel-servisi/6960/</link>
<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 08:30:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Önce Baysal Otomotiv, şimdi de Ali Babanın Çiftliği ile Ozan Baysal karşınızda!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/once-baysal-otomotiv-simdi-de-ali-babanin-ciftligi-ile-ozan-baysal-karsinizda.jpg" width="250"><br><p><strong style="text-align: justify;">Baysal otomotiv olarak Antalya’da yıllardır hizmet veriyorsunuz ve büyük bir markasınız. Yeni bir sektöre atılma fikri nasıl gelişti?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Biz bu çiftlik alanını hobi bahçesi yapma amacıyla açtık. Sera ve hayvanların beslendiği küçük bir çiftlik olarak düşündük.  Bir de prefabrik bir ev koyup kendimize mangal yakacağımız misafirlerimizi ağırlayacağımız bir yer yapacaktık ama sonrasında yakınlarımızın ısrarı ile projeye bir de restoran ekledik ve çok beğenildi.  <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Israrlar ne yönde gelişti ve buranın işletme olma süreci nasıl şekillendi? </strong><br />
Çiftlik alanını alıp peyzaj çalışmalarına başladığımızda herkesin ilgisini çekti. Görenler geldi burası çok güzel kır bahçesi olur, restoran yapın gibi tepkiler aldık. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak ve misafirlerimizi burada ağırlamak amacıyla çıktığımız yolda profesyonel bir işletmeye yönlendirildik. Biz de anlayamadık nasıl olduğunu ama otomotiv sektöründeki iddiamız ve başarımızı bu sektörde de markalaştıracağız. Baysal Otomotiv’in ardından Ali Babanın Çiftliği ile de markalaşıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Ailenizin ve yakın arkadaşlarınızın tepkisi nasıl oldu? </strong><br />
Çiftlik tamamlandıktan sonra ilk olarak esnaf arkadaşlarımız geldi, mekânı da çok beğendiler. Peyzaj çalışmaları bittikten sonra bu kadar güzel bir yerin ortaya çıkması bizi bile şaşırttı. İlk açtığımızda sadece insanlar, gelsin mangal yaksın, kendir pişir - kendin ye tarzında olsun istedik fakat sonra kahvaltı talepleri arttı, bu talepler doğrultusunda kahvaltı servisi de ekledik serpme ve köy kahvaltısı hizmeti veriyoruz. Akşamları muhakkak canlı müzik olsun istenildi ve canlı müziğe de başladık. </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A1Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Konu hizmetlerden açılmışken; biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz, ne tür hizmetler veriyorsunuz? </strong><br />
Sabahları kahvaltı hizmetimiz var, öğle akşam yemeği çeşitlerimiz bulunuyor. Et mangal çeşitlerimiz var bununla birlikte kendir pişir - kendin ye hizmeti de sunuyoruz. Ailece gelen misafirlerimiz oluyor, mangallarını hazırlıyoruz, kendileri hem kendi mangallarını yapıyorlar hem çiftlik havası alıyorlar. Dilerlerse alkol kullanabiliyorlar. Her akşam canlı müzik yapıyoruz. Bu programları haftanın iki günü halk müziği konsepti yapıyoruz. Bahçemizde ateş yakıyoruz, ateşin başında masalarımız oluyor, misafirlerimiz masalarda hem ateşin hem de müziğin keyfini sürüyor. Bu hizmetlerimizin yanı sıra özellikle gençlerin ilgi gösterdiği nargile servisimiz var. Nargile okey ve tavla gibi oyunlar da oynayabiliyorsunuz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Peki kimlere hitap ediyorsunuz?</strong><br />
Genelde aileler geliyor. Çocuklar için park alanımız, hayvanat bahçemiz var. Çocukların vakit geçireceği bir alan oluşturduk. Seramızı kurduk burada isteyen seradan sebze toplayıp taze taze yiyebiliyor. Doğa ile iç içe olmak isteyen herkese hitap ediyoruz.  Şehrin içinde ama şehirden bir o kadar da uzak bir mekan Ali Baba Çiftliği. Çok büyük ilgi görüyoruz.<br />
 <br />
<br />
<strong>İşletmenizde en önem verdiğiniz şey nedir?</strong><br />
Aile ortamı bizim için en önemlisi. Samimi ortamın oluşması için çaba sarf ediyoruz, ateşin başında gitar eşlinde eğlenen ailelerin gece sonunda masaları birleştirip bir aile gibi kaynaşmasını görmek ise bizi ayrıca keyiflendiriyor. Tabi bunun için misafirlerimizde de seçici olmak zorundayız, rahatsızlık verici durumlar için oldukça hassasız.  Bu bilinçte olduğumuz için de bu ortamı koruyabiliyoruz. Buraya aile şirketi de diyebiliriz çünkü ailece buradayız, yeğenim mali işlere bakıyor, eşim mutfağı denetliyor. Belki de burada gerçek bir aile ortamının olmasının en önemli nedeni budur. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A2Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Henüz yeni işletme olmanıza rağmen talep çok, sizce sizi diğer işletmelerden farklı kılan nedir?</strong><br />
Antalyalıların artık birbirinin aynısı restoranlardan sıkıldığını ve farklı arayışlar içerisinde olduğunu düşünüyorum. İşletmemizin bu kadar şehrin içinde, bir o kadar da şehirden uzak olmasının bizi diğer işletmelerden farklı kıldığını düşünüyorum. Her kesime, her zevke hitap ediyoruz ve insanları doğa ile sıcak aile ortamıyla buluşturuyoruz.  Bir de şuna değinmek istiyorum. Alkol alırken nargile içebileceğiniz bir başka işletme Antalya’da yok. Okey oynarken canlı müzik seçeneği de pek yok. Bunların dışında ilk hedefi para kazanmak olan bir işletme olmadığımız için gayet makul fiyatlarda hizmet veriyoruz. Şuan müşteri memnuniyeti bizim için ön planda ve gayet iyi de gidiyor. Umduğumuzun üstünde bir taleple karşı karşıyayız, günde 250 kişiden fazla kişiye hizmet veriyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Kahvaltılarınız çok ilgi görüyor, size özel kahvaltı lezzetiniz var mı?</strong><br />
Evet, tabii ki var. Atom gözleme çeşidimiz var. Bu gözlemeyi başka yerde yiyemezsiniz. İçinde yok yok diyebilirim ama neler olduğunu söyleyemem merak eden herkesi çiftliğimiz bekleriz.  Kahvaltıya geldiğinizde seramıza girip dalından topladığınız domatesi biberi size sunuyoruz. Organik beslenmenin çok önemli olduğunun bilincinde bir işletme olarak bu hizmeti vermekten de büyük gurur duyuyoruz.  Çocuğunuzla tavuklarımızın kümesine girip organik yumurtanızı alabilirsiniz, bu hizmeti de sunuyoruz. Biz işletme olarak çiftlik mantığı ile hizmet veriyoruz. <br />
<br />
<strong>Çiftliğin geniş alanı çeşitli organizasyonlar için oldukça uygun görünüyor, bu tarz hizmetler de veriyor musunuz?</strong><br />
Doğum günü, evlilik teklifi, toplu yemekler, toplantı seminerler gibi organizasyonlarda her türlü hizmeti veriyoruz. Toplu kahvaltılarımız oluyor okulları ağırlıyoruz. Bu organizasyonlarda animasyon, yemek servisi, canlı müzik, sinevizyon gösterisi gibi pek çok hizmeti sağlıyoruz. Bunların dışında kır düğünü için çok talep alıyoruz şu an bu hizmeti vermiyoruz ama ilerisi için planlarımız da var.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AAS4tled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Özel yemek menüleriniz veya paketleriniz de var mı?</strong><br />
İlk açıldığımız dönemde fix menülerimiz oldu tanıtım amacıyla şuan öyle bir hizmet vermiyoruz. Ramazan ayında sahura kadar açığız, iftar menülerimiz tabii ki var. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Çiftliğin isminin özel bir hikâyesi var mı?</strong><br />
Babamın adı Ali.  Burayı ilk olarak  hobi bahçesi şeklinde düşünmüştük. Sonrasında planlarımız değişti ve şimdiki halini aldı. Mekanın adı olarak da babamın adı olan Ali’yi tercih ettik ve “Ali Babanın Çiftliği” olmasına karar verdik.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>İki ayrı sektörde işletmeniz var, bu iki işletmenin birbirine katkısı oluyor mu?</strong><br />
Evet, burada tanışıp asıl işimizi öğrenen misafirlerimizle iş yaptığımız oldu. Yine aynı şekilde otomotiv sektöründen tanıdıklarımız da bizi burada ilk günden bu zamana kadar yalnız bırakmadı, her zaman çiftliğimize geldiler. Bunların dışında iki işletmenin birbirine yakın olması galeriye gelen müşterilerimize çiftliği de göstermemiz güvenilirlik açısından bir artı yarattı. Sıcak ilişkilerimiz çok oluyor bu durum da diğer işimize katkı sağlıyor. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Baysal Otomotiv olarak başka sektöre daha girmek gibi bir hedefiniz var mı?</strong><br />
Kesinlikle yok, burası bizim için aradığımız her şeyi bulduğumuz bir yer oldu. Bir işletmeden çok, buluşma noktamız oldu.  </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Son olarak Ali Babanın Çiftliği ile ilgili ne eklemek istersiniz?</strong><br />
Burayı herkes görmeli, buradan yolu geçmeyenin hayatında bir eksiklik var demektir. Burası şehrin göbeğinde kendinizi köyünüzde hissedebileceğiniz bir yer…</p>

<p style="text-align: justify;">Bizi tercih etmenizin tek sebebi bu olmalı.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AAAAA6Untitled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/once-baysal-otomotiv-simdi-de-ali-babanin-ciftligi-ile-ozan-baysal-karsinizda/6959/</link>
<pubDate>Tue, 13 Aug 2019 14:28:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Executive Chef Hamdi Yılmaz ile mutfak sanatı üzerine...</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/executive-chef-hamdi-yilmaz-ile-mutfak-sanati-uzerine.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Almanya, Fransa, Hollanda ve Avrupa’nın diğer pek çok ülkesinde edindiği deneyimlerle kendisini geliştiren Hamdi Yılmaz, şu an Amara Prestij Göynük’te Chef olarak görev alıyor. Yaklaşık 30 yıldır sektörde yer alan Hamdi Yılmaz ile bu deneyimlerine ve yemek kültürüne dair sohbet gerçekleştirdik.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Öncelikle sizi tanıyalım… Nerede doğduğunuzdan, okul hayatınıza, aşçılıktan önceki hayatınızı anlatın…</strong><br />
1974 yılında Alanya’da doğdum. İlk ve ortaokulu Antalya’da okudum. İlkokul 4. sınıfa geldiğimde Antalya Kaleiçi’nde Yelken Restaurant’ta bulaşık yıkayarak sektöre atıldım. Ortaokula geçtikten sonra da profesyonel olarak çalışmaya karar verdim.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Neden aşçılık mesleğini seçtiniz, sizi bu mesleğe yönlendiren etken neydi?</strong><br />
Turizm şehri olan Antalya’da yapılabilecek mesleklerden birisi aşçılıktı ben de para kazanmak için aşçılığa yöneldim. Benim mesleğe yöneldiğim zamanlar aşçılıkta ilk etapta yamak olarak çalışmaya başlıyordun.  Bir ustanın yanında çırak olarak çalışabilmek için de birçok evreden geçmek gerekiyordu. Bendeki yeteneği de ustalarım keşfetti ve beni teşvik ettiler. Bu evreleri geçerek bugünkü kariyerimin zeminini oluşturdum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sektörünüz damak lezzetine bağlı bir sektör. Sürekli yenilikler yapmanız gerekiyor, sürekli yeni lezzetler üretmeniz gerekiyor değil mi?</strong><br />
Bizim mesleğimizde inovasyon ve kendini yenilemek çok önemli. Eğer kendinizi yenilemezseniz sektörde kaybolup gidiyorsunuz. Bu yüzden A la Carte, açık büfe gibi her bölümde inovasyonun gücüne inanırım. Bu doğrultuda düzenli olarak değişiklikler yapıyor ve kendimi geliştiriyorum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/Unsasled-2(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kendinizi geliştirme noktasında size en çok katkı sağlayan şey nedir?</strong><br />
Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da çalışma fırsatım oldu. Özellikle Almanya’da uzun bir süre 5 yıldızlı otellerde çalıştım. Türk mutfağı ve Avrupa mutfağına yatkın olmamın en önemli nedeni de bu. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde birçok Avrupalı aşçı ile çalışarak farkı deneyimlerle kendimi geliştirdim. Bu deneyimlerimin bana büyük katkısı oldu ve kariyerimi şekillendirdi.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Bildiğimiz yemeklerin dışında size özel, sizin oluşturduğunuz bir yemek var mı?</strong><br />
Her ustanın kendine özgü bir yemeği vardır. Benim de kendime göre bir iki tane özel yemeğim var. Bir tanesini söyleyebilirim; rokfor soslu balık. Kendime özgü bir sunum şekli ile yapıyorum ve çok büyük beğeni alıyor. Peynir ve balık insanlara çok değişik geliyor ama bu özel bir balıktır ve sunuş şekli de özeldir.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İnsanlar en çok hangi yemeği tüketiyor? Türkler hangi yemeği, yabancı turistler hangi yemeği tüketiyor?</strong><br />
Yabancı misafirlerimizin yemek tüketme kültürü çok farklı oluyor. Türk misafirlerimiz değişik mutfakları çok tercih etmiyor. Bazen meraktan Meksika, İtalyan ve Fransız mutfaklarını deniyorlar. Türklere çok hitap ettiğini söyleyemem. Benim gözlemlerime göre Türkler klasik Türk yemeklerini arıyor. Yabancılar ise Türk mutfağı ile yakından ilgileniyor. Yabancıların birçok şeyi tatma şansı bizden daha fazla olduğu için bizim mutfağımızı çok merak ediyorlar. Bizler ise sadece deniyoruz ama tercihimiz Türk mutfağı oluyor.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yemek yerken birbirini tamamlayan lezzetler var… Örneğin; etin yanında hangi yardımcı yemek yenir? Hangi içecek içilir? Hangi yemeğe hangi lezzetler eşlik etmeli?</strong><br />
Hangi yemeğin yanında hangi sosu vereceğiniz, hangi garnitürü kullanacağınız çok önemlidir. Çünkü bu bir orkestra gibidir; bir ahenktir. Yaptığınız yemeğin yanında yanlış sos verirseniz yaptığınız yemek ne kadar güzel olursa olsun o yemeği bozarsanız! Yanlış bir garnitür ile sunarsanız da aynı şekilde. Et yemeklerinin yanında kırmızı şarabı, balık yemeklerinin yanında beyaz şarap gibi seçimler çok önemlidir. Bizler balığın yanında alaminüt sebze dediğimiz yardımcı yemekleri, ara sıcak yemekleri sunuyoruz. Kırmızı etin yanına yakışabilecek soslar çok önemli. Ahengi yakalamak ve sos kültürünü bilmek lazım çünkü bu çok özel bir detaydır.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yemeklere lezzet veren madeni yemek gereçlerinden bahsedilir. Örneğin bakır tencerede yemeklerin lezzeti farklı olur denir. Bu doğru mu, doğru ise önerileriniz neler?</strong><br />
Her yemeği her şeyle pişiremezsiniz bunun da bazı püf noktaları ve daha doğrusu sırası var. Bir güveç yemeğini güveçte yapmanız kadar güzel bir şey olamaz! Tencere yemekleri, tava yemekleri gibi yemekleri yerine göre yapmanın lezzet anlamında büyük bir farkı oluyor. Bir güveç yemeğini tavada yaparsanız o lezzeti alamazsanız, yapılabilir ama aynı tat olmaz. Ben mesela güveç tarzı et yemeklerinde toprak kap kullanıyorum, toprak kabın ağzını bantlayıp hamurla kapayıp fırına verdiğinizde sonuç lezzet oluyor.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/asastitled-2(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mesleğinizde sizi en çok zorlayan etkenler ve yaşadığınız sıkıntılara da biraz değinir misiniz?</strong><br />
Kaliteli personel bulmak, sürekli tutamamak, bu durum bizi çoğu zaman zorluyor. Sektörde bir şey ters gittiği zaman ilk olarak personelden tasarruf ediyoruz. Kaliteli personel yetiştiremiyoruz, yanımızdaki on personelden belki iki tanesi yetişiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>‘Dünyanın en iyi aşçıları erkeklerdir’ çıkarımına katılıyor musunuz? Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?</strong><br />
Ben buna katılmıyorum. Binlerce kadın aşçılarımız var mutfakta emek harcayan ve çok başarılı olan. Benim ekimde başarılı çok kadın aşçılarım var. Sous Chef’liğe aday olanlar var. Gerçekten kendi çevremde ve Avrupa’da tanıdığım çok kadın aşçı var, bunlar çok başarılı işlere imza atmış insanlar. Benim diyen ustalara taş çıkartacak çok kadın aşçımız var!<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>‘Meraklıları için 2019 yılının favori yemeği, tatlısı, salatası veya farklı bir lezzeti ile ilgili birkaç ipucunu bizimle paylaşır mısınız?</strong><br />
2019’un favori yemeklerinin deniz mahsulleri olacağını düşünüyorum. Biz Akdeniz ülkesiyiz, deniz mahsullerinin envaiçeşidine ulaşabiliyoruz. Deniz mahsulleri güvecinin yanında da börek, Akdeniz yeşillikleri ile yaptığımız kendi özel salatalarımız senenin hitleri olabilir.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Aşçılık bireysel yetenek kadar bir ekip işidir. Hamdi Yılmaz ve ekibinin aldığı ödüller var mı?</strong><br />
Biz uluslararası birçok yarışmaya gidiyoruz, yurtiçi ve yurtdışı birçok ödülümüz var. Avrupa’da da yarışıyoruz, jürilik yapıyoruz. Avrupa’da büfeler kuruyoruz, A La Carte yemekler, tatlılar ve çikolatalar yapıyoruz. Milli takımımız var her zaman onlara destek olup yarışlara katılıyoruz, temalar yapıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/asdntitled-2(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Her yıl hünerlerinizi sergilediğiniz temalı yemekler ve kutlamalar yapıyorsunuz. 2019 yılında favori temalar neler olacak?</strong><br />
Antalya’da otel sektöründe her zaman ilklere imza attık. Çikolata geceleri, gala geceleri gibi geceler düzenliyoruz. 23 Nisan ve 19 Mayıs gibi anlamlı günlere özel çalışmalarımız oluyor. Haftada 3-4 gün çeşitli temalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bunların içinde İtalyan, Akdeniz ve deniz mahsulleri gibi temalarımız var. Gelen misafirlerimize göre White Night yaptığımız özel gecelerimiz var.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Gıda hijyeni sağlığımız açısından çok önemli, bu hijyeni sağlarken nelere dikkat ediyorsunuz?</strong><br />
Bizler beyaz giyerek saflığı ve temizliği sembol ediyoruz. Kılık ve kıyafet konusunda ben de çok dikkatliyimdir. Aşçılar bu konuda nizami olmalıdır. Saç sakal konusunda bakımlı ve hijyenik olduğu sürece sakınca görmüyorum. Bizler yenilikçi bakış açısına da sahip insanlarız. Dünyanın her yerinden iyileri örnek alıyoruz. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Bir de geri dönüşüm diyelim. En iyi aşçı atık bırakmaz, tüm malzemeleri yemeğe dönüştürür derler. Doğru mu?</strong><br />
Geri dönüşüm konusu çok önemli bir konu, iki üç cümle ile anlatılacak kadar basit bir konu değil. Mutfakta geri dönüşüm gerekli önemli ama daha da önemli mutfakta geri dönüşüme malzeme bırakmamak.  Planlı bir menü ve malzeme kullanımı ile bunu en aza indirmek çok önemli. Değerlendirilmesi gereken her şeyi değerlendiriyoruz, değerlendirilmemesi gereken her şeyi ise imha ediyoruz. Bu konu ile profesyonel olarak ilgilenen gıda mühendislerimiz var.  Bu konuda çok hassas olduğumu herkes biliyor.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong><br />
Sezonumuzun camiamıza, milletimize, otel sektöründe çalışan tüm aşçıbaşı arkadaşlarımıza, otel yöneticilerimize ve patronlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah sektör bu sene güzel gidecek gibi gözüküyor. Bu sene bizler de kaliteli personel yetiştirebilirsek bundan sonraki senelere bu sorunları aşabileceğimize inanıyorum. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mutfak sanatınızın dışında başka nelerle ilgileniyorsunuz?</strong><br />
Mutfak dışında en büyük tutkum ise Cooper motor kullanmak, bunu da sonuna kadar yaşıyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/asa1ntitled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/executive-chef-hamdi-yilmaz-ile-mutfak-sanati-uzerine/6706/</link>
<pubDate>Tue, 04 Jun 2019 19:01:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'nın İmaj Fabrikası: Mustafa Doğan Kuaför</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/antalya-nin-imaj-fabrikasi-mustafa-dogan-kuafor.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Son dönemlerde en az kadınlar kadar erkekler de bakımına büyük önem veriyor. Antalya’da erkek kuaförü denildiği zaman ise akla ilk gelen isim Mustafa Doğan Kuaför oluyor. Uzun yıllardır Güllük’te hizmet veren Mustafa Doğan ile erkek bakımı ve sezonun en çok tercih edilen modelleri üzerine konuştuk. Kuaförlük mesleği hakkında 20 yıllık deneyimlerini de AntalyaBurada okurlarıyla paylaşan Mustafa Doğan, bu özel röportajın içeriğinde önemli mesajlar verdi.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Öncelikle kısa bir özgeçmiş diyelim, Mustafa Doğan kimdir dersek…</strong><br />
Antalya Akseki doğumluyum. Eğitimimi Akseki’de tamamladım ve 14 yaşıma kadar da Akseki’de yaşadım. Antalya’ya ise 14 yaşında geldim ve burada kuaförlük mesleğine başladım. Şu an 33 yaşındayım, 20 senedir bu mesleği yapıyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mesleğinizin başına dönersek, neden erkek kuaförlüğünü seçtiniz? Bu seçimin özellikle bir gerekçesi var mı?</strong><br />
Bu mesleğe karşı küçüklükten bu yana hep ilgim vardı. Antalya’ya ilk geldiğim dönemde de abimin erkek kuaförü arkadaşı vardı onun yanında çırak olarak mesleğe başladım. Farklı bir kuaför işletmesinde daha görev aldıktan sonra askere gittim. Askerlik sonrası kendi dükkanımı açtım. 10 senedir de kendi dükkanımı işletiyorum ve işimi severek yapıyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kuaförlük denilince akla saç ve sakal traşı geliyor ancak son yıllarda özellikle bakımlı beylerin tıraş dışı farklı hizmet talepleri de var. Örneğin manikür ve pedikür gibi hizmetler. Sizde hangi hizmetler var?</strong><br />
Salonumuzda müşterilerimize birçok hizmet imkanı sunuyoruz. Bizde sadece saç ve sakal kesimi yok. Manikür, pedikür, erkeklerde ağda ve lazer epilasyon, cilt bakımı gibi her türlü hizmeti veriyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/A1titled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Kuaför seçimi yaparken dikkat edilen pek çok hassas nokta oluyor. Bunların en başında da hijyenik traş malzemeleri, organik ürünler ve yine hijyen kurallarına uyan personel geliyor. Bu konularda Mustafa Doğan Kuaför olarak prensipleriniz nelerdir?</strong><br />
Genelde kişiye özel malzemeler kullanmak istiyoruz ama bu her zaman mümkün olmuyor. Kullandığımız müşterilerimiz elbette var. Bunun dışında tüm malzemelerimizi sterilize aletlerimiz ile temizlemeye dikkat ediyoruz. Personelimizde dikkat ettiğimiz noktalara gelirsek; çalışanlarımız misafirlerimiz ile her zaman bire bir temas halinde. Bu nedenle ekstra dikkat etmeleri gerekiyor. Biz de buna çok önem veriyoruz. Çalışanlarımız kişisel temizliklerine her zaman dikkat ediyor. Özellikle el ve ağız kokusu noktasında çalışanlarımdan azami özen istiyorum. Sigara kokan bir el, kötü kokan bir ağız ile müşterinin bize karşı bakış açısının değişmesi kaçınılmaz. Bundan dolayı her traş öncesi bu konulara özellikle dikkat ediyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Biraz da 2019 Yılı trendlerinden bahsedelim. Bu sezon erkekleri ne tarz saç sakal modelleri bekliyor?</strong><br />
Erkeklerde birkaç senedir sakal modası var ve hala da devam ediyor. Ancak yoğun sakal modası 2019’da yerini genelde bıyık ve kirli sakala bırakmaya başladı. Önümüzdeki dönemde de özellikle genç erkeklerde bu modelleri daha sık göreceğiz. Şu an genelde bıyık modası başladı, erkekler sakallarını biraz seyreltmeye başlamalı.  Saçlarda ise geniş bir yelpaze var. Saç modelleri müşterimizin tarzına göre değişiyor, her çeşit için talep alıyoruz.  2019 yılını değerlendirmek gerekirse artık trendler klasik modellerin dışına çıkmaya başladı. Yani daha da spor kesimler revaçta diyebiliriz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Bu modelleri uygularken veya tercih ederken nelere dikkat edilmeli, yüz şekli belirleyici bir kriter mi?</strong><br />
Herkese aynı saç modeli gitmiyor.  Yüz şekli ve kafanın yapısına uygun modeller tercih edilmeli. Örneğin yuvarlık yüz hattı olanlarda sakalı fazla kısaltınca kafa bölümü daha da yuvarlak kalıyor bu nedenle hafif sakalı her zaman bu yüz tipleri için öneriyoruz. Kafa yapısına göre saça şekil verebiliyoruz ayrıca doğuştan veya bebeklik çağlarından yanlış yatış pozisyonu nedeniyle söbü, sivri dediğimiz şekilde oluşan kafa yapılarına uyumlu saç kesimleri yaparak görünümü daha estetik hale getirebiliyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Saç bakımı, bıyık bakımı gibi özellikle ürün ve çeşitli yöntemler kullanarak bu konuda alternatif çözümler arayan erkekler var. Doğru bakım tavsiyeleriniz nelerdir?</strong><br />
Sakalı çıkmayan kişilere serum ve maske önerilerimiz oluyor. Saçta da aynı şekilde. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki ne yaparsak yapalım kıl kökü olmayan ciltten kıl çıkmaz. Serumlar da olan sarı tüylerin rengini koyultarak belirginleştiriyor. Bunun dışında kıvırcık saçlı erkekler saçlarını düzleştirmek için özel bakım istiyor, saçlarını düzleştiriyoruz. Onun için özel bir ilaç kullanıyoruz, 3 ay süresince saçlar düz kalıyor. Özel bir uygulama ile güzel sonuç alıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Eskiden erkekler için vücut kılı önemli bir erkeksi görünüm olarak kabul edilirken, son yıllarda ise ağda ve lazer epilasyon ile bu soruna çözüm arıyorlar. Bu konuda ne dersiniz?</strong><br />
Eskiden erkeklerde kaş aldırmak ve epilasyon gibi bir adet yoktu ama artık göğüs, sırt ve bacak ağdası gibi çeşitli bölgelerine ağda yaptırıyorlar. Tabi bunların vücut temizliğinde de avantajları var. Alıştıktan sonrası büyük bir kolaylık oluyor. Şu an erkeklerin hemen hemen hepsi kendine bakıyor, sadece epilasyon olarak da değerlendirmemek lazım. Son dönemlerde erkekler manikür pediküre bile çok önem veriyor.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AS1titled-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Mesleki zorluklara da değinelim… Erkek kuaförü olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?</strong><br />
Son zamanlarda eleman sıkıntısı var, artık çırak yetişmiyor. Kalifiye eleman da bulamıyoruz. Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Profesyonel olarak eğitim veren kurum da yok. Tabi aslında okulda öğretildiği gibi de değil, çıraklıktan gelmenin avantajı çok daha fazla. Çıraklıktan geldiğin zaman her şeyi yerinde öğreniyorsun, en önemlisi esnaflığı öğreniyorsun, işletmeciliği öğreniyorsun. Çırak sıkıntısı yaşıyoruz, bulamıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;">Bir diğer sıkıntı da döviz kuruna gelen artış ürün fiyatlarını etkiledi. Malzeme fiyatları arttı ama biz fiyatları arttıramadık. Bu durum bizi kötü etkiledi. Bir senedir bu sıkıntı yaşıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sizi zorlayan özel durumlar oluyor mu?</strong><br />
En çok sıkıntıyı yaşadığımız yer sosyal medyada bir model görüp bunu bana yapar mısın diyen müşteride yaşıyoruz. Gösterdiği fotoğraftaki kişinin bambaşka biri kafa yapısı var, üstelik saç yapısı aynı değil. Yapsan aynı olmayacak. Aslında saç modelinden çok o fotoğraftaki adam olmak istiyorlar. Bu noktada gerçek sıkıntıyı biz yaşıyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Doğru kuaförü seçmenin önemi noktasında ne düşünüyorsunuz?</strong><br />
Doğru kuaför seçimi erkeğin imajını belirler. Her eline makası alan da bu işi yapıyor sanıyor ama öyle değil.  Ben bunca senedir bu işi yapmama rağmen hala eksikliklerimin olduğunu düşüyorum. Çünkü her sene modeller değişiyor. Trendlere ayak uydurmak takip etmek gerekiyor. Modayı takip etmek, eski modellere takılmamak lazım.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sizce erkekler neden kolay kolay kuaför değiştirmez?</strong><br />
Benim 20 senelik müşterilerim var, onlarla aile gibiyiz. Ben onların tarzını ve ne istediklerini bilirim, daha da önemlisi onlara en iyi yakışanı bilirim. Onlar da deneyimlerim sayesinde bana güvenirler.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/UnAS-1.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Gelecekteki planlarınız nelerdir? Frenchise şubelerin meşhur olduğu bu dönemde şubeleşme anlamında bir planlamanız var mı?</strong><br />
Büyük bir salon açıp işimin başında durmak benim en büyük hedefimdi onu da başardım.  Antalya’da çok fazla erkek kuaförü var, büyük salon ise fazla yok. Bunun dışında şubeleşme düşünmüyorum. Kendi işimi kendim takip etmek istiyorum, işimin başında kalmak istiyorum diyebilirim.  Şimdilik işlerimiz çok iyi, müşteri kapasitemiz oldukça yüksek. Ben 20 senedir Güllük Caddesi’ndeyim beni burada herkes bilir. Başka bir yere gitmek gibi bir düşüncem yok ama ileride neler olur bilemem.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Son olarak mesleğinizde yaşadığınız ilginç bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?</strong><br />
Şu an çok hatırlamıyorum ama çok çeşitli insanlar geliyor, her insan aynı değil ilginç talepler de oluyor ama bizim için en önemlisi her talebi karşılayabilmek.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/antalya-nin-imaj-fabrikasi-mustafa-dogan-kuafor/6686/</link>
<pubDate>Sat, 31 Aug 2019 09:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İşinin Ozan’ı sektörünün uzmanı: Baysal Otomotiv Ozan Baysal'a mikrofon uzattık.</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/isinin-ozan-i-sektorunun-uzmani-ozan-baysal.jpg" width="250"><br><p><strong style="text-align: justify;">Ozan Baysal’ı kısaca tanıyalım’ dersek?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">İsmim Ozan Baysal, 36 yaşındayım üç çocuk babasıyım. Üniversite mezunuyum. 15 yıldır otomotiv sektöründeyim ve araba alım satım işi ile uğraşıyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Otomotiv sektörüne nasıl başladınız ve neden otomotiv sektörünü tercih ettiniz?</strong><br />
Otomotiv işine üniversite öğrencisi zamanlarında hobi olarak başladım. Arabalara hem binip hem alıp hem de kar etmeye başlayınca otomotiv işine heves etmeye başladım. Bütün ailem tekstil sektörü ile uğraşıyor ama ben tekstil sektörü ile uğraşmak istemedim. Keyif ile yapılan işlerin başarılı olacağına inanıyorum o yüzden tekstil sektörünü tercih etmedim. Otomotiv sektörü hem ilgi alanım hem de çok keyifli. Üniversite hayatımdan sonra Kırmızıtaş isimli otomotiv firmasında işe başladım. Üç buçuk yıl deneyim elde ettikten sonra ayrıldım ve ailemin desteği ile kendi işletmemizi kurdum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sektörün en zorlu tarafı nedir?</strong><br />
Otomotiv mesleği ile ilgisi olmayan kişilerin araba alım satım işini yapıyor olması otomotiv sektörünü olumsuz etkiliyor. Marketçiler, kasaplar ya da berberler… Araba alım-satım işini bilinçsizce ve yasal olmayan yollarla yaptığı için otomotiv piyasasını olumsuz etkiliyor. Bu durum aynı zamanda haksız bir rekabet ortamı yaratıyor. Araç alacak insanların kimlerden araba alacağı konusunda bilinçlenmesi gerekiyor. Otomotiv işini gerçekten yapan, karşısında muhatap bulabilecek kişilerden araç almaları gerekiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/a1Untitled-1(2).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Antalya’nın ikinci el otomobile bakış açısı nasıl? En çok hangi türde araçları tercih ediyorlar?</strong><br />
Her segmentin ayrı ayrı alıcısı var. Genelde Türkiye pazarında ve Antalya pazarında 20 ile 50 bin TL arası B ya da C segment araçlar gidiyor. Özellikle otomatik araçlar bayanlar tarafından tercih ediliyor. Şehir çok büyüdü, trafik çok yoğun o yüzden küçük arabalar daha çok rağbet görüyor. Erkekler biraz daha suv ya da spor tarzını tercih ediyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Neden Antalya dışından araba alıp satıyorsunuz, daha mı ucuz?</strong><br />
Ucuz olduğundan değil. Biz her segment araç buldurmak zorundayız. Şehir dışında çok bağlantılarımız var. Bazen biz onlara, onlar bize yönlendiriyor. Eğer küçük otomatik aracım kalmadıysa ve il dışındaki  arkadaşımda var ise şehir dışına çıkıyorum. Ya da suv tipi aracım kalmadığı zaman çeşidim olmadığı zaman Antalya içinde bulamazsam mecbur çeşit yapmaya şehir dışına çıkıyorum. Yoksa, ucuz ya da pahalı olmasından değil. Bir de şuna değinmek istiyorum… Antalya, Türkiye’nin en ucuz araç pazarı. İstanbul’dan daha ucuz araba satılıyor Antalya’da.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Antalya’da neden ucuz araba satılıyor?</strong><br />
Antalya’da spekülasyon çok fazla ve Antalya’da 12 ay para var. Kışın tarım, yazın turizm kazanç sağlıyor. Kışın turizmciden ucuz araba alıyoruz, ucuz satıyoruz. Yazın ise tarımcıdan ucuza araba alıp, ucuza satıyoruz. Bu yüzden Antalya’da araba alım satımı ucuz.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/a2Untitled-1(2).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Satılan araçlarda kaza, hasar, mekanik problemler gibi sorunlarla karşılaşabilmek mümkün. Siz araç alırken ya da satarken nasıl tedbir alıyorsunuz?</strong><br />
İlk olarak aldığımız araçların tamamı ekspertiz raporludur ve aracı müşteriye devrederken yine ekspertiz raporu yapıp öyle teslim ediyoruz. İkincisi büyük firmalar aracılığı ile altı aylık ya da bir yıllık garanti veriyoruz. Büyük firmalara verilen ücret karşılığında aracı motor ve mekanik olarak altı aylık ya da bir yıllık garanti kapsamına sokuyoruz. O yüzden insanların gerçekten otomotiv sektörü işi yapan insanlardan araç alması gerekiyor. Bir marketten ya da bir berberden araba aldığı zaman yarın bir gün herhangi bir sorun ile karşılaştığı zaman geri döndüğünde araba aldığı kişi banane diyebilir. Ama bizim öyle bir şey söylememiz mümkün değil. Çünkü biz kurumsal bir firmayız ve altı ay bir yıl garanti veriyoruz. Biz de arabayı alımdan satımına kadar her şey güvenli.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Otomobillerde hangi renklerin kullanımı tercih ediliyor?</strong><br />
Antalya’nın tercihi beyaz renk oluyor. Türkiye geneli konuşacak olursak en çok beyaz rengini tercih ediyorlar. Çünkü Türkiye’deki arabaların % 67’si beyazdır. Küçük, otomatik ve kırmızı renkli araçlar  bayanlar tarafından çok rağbet görülüyor. Tabi yine renk seçeneği gri beyaz diye gidiyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Neden beyazı tercih ediyorlar?</strong><br />
Çünkü beyaz renkli araçlara lokal dediğimiz yani yarım boya yapılabiliyor ama metalik renkli bir araca yarım boya yapılamaz. Beyaz renkli araçlarda renk tutma olasılığı çok yüksek. Mesela kırmızı renkli bir araçta renk tutturma olasılığı çok düşüktür.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Sıfır otomobil alırken, yüksek konforlu araçlardaki özelliklerin aracın ikinci el satışında aracın fiyatına katkı sunmadığı ile ilgili bir kanı var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?</strong><br />
Siz ikinci el bir araç alacaksınız. Kişi sıfır almış, siz de ikinci elini alacaksınız. Çelik jantlı, sis farlı,  ön hava yastıklı, dijital kameralı bir araç mı alırsınız, yoksa aynı model aynı marka bir aracın çelik jantsız, sis farsız, dijital klimasız bir aracını mı alırsınız ? Tabiki de konforlu olanı tercih edersiniz. Konfor her zaman aracın üstüne artı koyar.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/a3Untitled-1(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Galericiler arasında elbet işini iyi yapan kadar kötü ve art niyetli yapan da var. Okurlarımızın faydalanması için sizce doğru galerici tanımı nedir?</strong><br />
Doğru galerici tanımı kati suretle vadeli araba satmayan galericidir. Ya kredili satar ya da nakit satar. Vadeli satış yapan galericilerin çoğu tefecilik yapıyor demektir. Önemli bir husus daha var. Araç alırken aceleci davranmamak gerekiyor. Aracın hasar kaydına, kaportasına, boyasına ya da kilometresine bakmak gerekiyor ve kesinlikle aracı göstermeli ve geçmişine bakmalıdır. Hatta gerekiyorsa notere şu kilometreden aldım, şu hasar kaydı var kabul ettim gibi bir yazı almalıdır.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Türkiye’de orijinal araç kavramı diye bir alışkanlık var. Yani yıllarca kaportası değişmemiş araçlar hatta kaportası çekiç ile düzeltilip orijinal diye satılan araçlar var. Avrupa’da ise parçası değişen araç yenilenmiş olarak kabul ediliyor. Bu konuda ne söyleceksiniz?</strong><br />
Türkiye’deki araç pazarı maalesef Avrupa’daki gibi değil. Avrupa’da yirmi yaşını geçmiş bir araba çok ucuz rakamlara satılıyor ama Türkiye’de hala pahalıya satılıyor. Mesela bir ya da iki yaşında bir araba takla atmış ve pert kaydı almış ya da önden ciddi bir kaza yapmış. Ama pert olmuş araba ağır hasar kaybı olmuş sigorta şirketleri bunu geri dönüşüm maksatlı tekrar kaportacı ve boyama ustalarına tekrar satıyor. Alan kişi de o aracı toplayıp piyasaya sürüyor. Bu yüzden biz de değişen parça çok önemli, aslında bu da yanlış. Araç alırken ağır hasar kaydı, pert kaydı yok ise şasi podyum direklerinde işlem yoksa parça değişebilir. Bu aslında artı bir avantajdır. Aslında parça yenileniyor ama Türkiye’de maalesef geri dönüşüm olayı, ağır hasar kaydı, pert kaydı olayı bu işi baltalıyor. Devletin bence buna bir çözüm bulması lazım. Hurdaya gitmiş, yani ağır hasar kaydı bulunan pert olmuş araçları tamamen çekmeli ya da parçalayıp parçalarını kullandırmalı. Eğer bu şekilde olursa insanlar değişendi, boyaydı bunlara takıntı yapmayacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Baysal otomotiv olarak hedefleriniz nelerdir?</strong><br />
Öncelikle plaza sonrasında sıfır bir bayilik. Şu an ayrıca inşaat sektöründeyiz. Günden güne nasıl büyüdüğümüzü biz bile farkedemiyoruz. Baysal Otomotiv galerisini ilk açtığımda dört arabam vardı. şimdi ise yirmi dört aracım var. Bundan beş altı yıl sonra kendimi plaza da görebilirim.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Araç devirlerinde sahte para, farklı dolandırıcılık yöntemleri, çalıntı araç gibi başınıza gelen tecrübeler ve dersler var mı?</strong><br />
Hiç olmadı. Ne sahte para ne dolandırılma hiç başıma gelmedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Araç almak isteyenlere mesaj iletmek isteseniz ne derdiniz?</strong><br />
Kesinlikle güvenilir yerden alışveriş yapmalılar. Düzgün, duruşu olan, bu işi ciddi anlamda bilen ekspertiz raporlu araba satan ya da aracına güvenip ekspertiz yaptıran yerlerden araba almalılar. Mağdur olmamak adına ağır hasar ve pert kayıtlı arabalardan uzak durmalılar.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/a4Untitled-1(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Neden Baysal Otomotiv’i tercih ediyorlar… Sizi diğer otomotiv firmalarından ayıran özelliğiniz nedir?</strong><br />
Genelde araçlarımız hatasız ve boyasız. Çok nadiren bir iki parça boyalı araba satıyoruz. Biz araçlarımızı alırken kendimiz için değil müşterimiz için alıyoruz. 15 yıldır sektörün içindeyiz ben bir aracın karşısına geçtiğim zaman araba benim içimi tırmalamalı, ‘al beni’ demeli. Ki ben müşteriye bunu satabilmeliyim. Mekanik olarak, motor olarak zaten ekspertiz yaptırdığımız için müşteri ile karşı karşıya gelmiyoruz. Kesinlikle işi iyi bilen yerden alsınlar. Alacakları kişinin teknik bilgisi muazzam olmalı.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
Örnek veriyorum bir müşterinin dizel araba mı, benzinli araba mı alacağını konuşmalarından tespit edebilirim. Araç, yılda yaptığı kilometre kullanım amacı, bunlar önemli şeyler. Galericinin de müşteriyi doğru yönlendirmesi lazım. Çünkü araç her gün değiştirilen bir şey değil, kesinlikle doğru aracı almak için doğru insanı bulmalılar. Örneğin bir müşterimiz geldi Honda istiyor benzinli. Ama yılda otuz bin kilometre yol yaptığını söylüyor. Dizel C 180 Mercedes tavsiye ettim. Onu aldı çünkü doğru araç onun için oydu. Müşterinin ne istediğini biliyorum, ne istediğini yakalamak istiyorum, bu durum müşteri memnuniyetini de karşılıyor. Müşteri benim o davranışımdan memnun olup tekrar bir arkadaşını daha getirebiliyor, işte ben o zaman kazandığımı düşünüyorum. İşte o zaman paradan önce insan kazandım’ diyorum.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/isinin-ozan-i-sektorunun-uzmani-baysal-otomotiv-ozan-baysal-a-mikrofon-uzattik/6660/</link>
<pubDate>Mon, 27 May 2019 10:38:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sevgiye giden en güzel yol... Bir “Demet’s” Çiçek”</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/sevgiye-giden-en-guzel-yol-bir-demet-s-cicek.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;"><span style="text-align: justify;">Eğitim sektöründe 22 yıl çalıştıktan sonra emekliliğe ayrılıp hayallerinin peşinden koşarak çiçekçilik sektörüne giren Demet Özdemir, Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Mezunu. Okul yöneticiliğinin dışında Türkiye güzeli seçilmesinden, milli voleybol oyunculuğuna kadar birçok başarıya imza atan Demet Özdemir şimdilerde Antalya’da çiçekçilik sektörünün önde gelen isimleri arasında yer alıyor.  İşte Demet Çiçek Lara’nın sahibesi ile yaptığımız röportaj…</span></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Demet Hanım, 22 yıllık eğitimcilik kariyerinizin ardından çiçekçilik sektörüne girme süreci nasıl oluştu? </strong><br />
Çiçekleri hep çok seven bir insandım, ilgim hep vardı. Küçükken de doğaya, ormana gidince hep çiçek toplardım. Topladığım yaprakları kurutur, biriktirirdim. Daha sonraki yıllarda işe girince çiçeklerden uzaklaştım. Emekli olduktan sonra önce hobi olarak çiçeklerle ilgilenmeye başladım, devamında çıtayı yükselttim ve şuan bu sektörde profesyonel olarak yer alıyorum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Profesyonel olarak ticarete girmek cesaret gerektirir, o cesaret size nasıl geldi?</strong><br />
İnanın o cesaret nasıl geldi ben de bilmiyorum! Bir anda gelişti her şey, şans diyebiliriz bence bu duruma. Karar verdim ve işletmemizi açtık. İki şubemiz vardı, Konyaaltı’nda bulunan şubemizi yeni devrettik. Şimdi Lara Bölgesi’nde hizmet vermeye devam ediyoruz. Konyaaltı şubemize Lara’dan çok fazla müşteri geliyordu. Bu bölgede talep çok fazla, bu nedenle burada şube açtık. İyi ki de burada şube açmışız, çok doğru bir şey yaptığımı düşünüyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Verdiğiniz hizmetler nelerdir?</strong><br />
Kesme çiçek ağırlıklı hizmet veriyoruz. Talepler daha çok iç mekan çiçekleri yönünde,  o nedenli biz de bu alanda ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Ürün yelpazemizde canlı çiçek, su ile beslenen çiçek, çelenk, açılış çiçekleri ve özel hediye çiçekleri yer alıyor. En çok talep edilen ürünler ise buket çiçekler oluyor. </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AUntitled-3.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İnternet üzerinden ürün satışı gerçekleştiriyor musunuz?</strong><br />
İnternet sitemiz demetscicek.com üzerinden satış gerçekleştiriyoruz, çiçek filosu.com ile birlikte çalışıyoruz, Türkiye’nin her yerine sipariş gönderebiliyoruz.  Bunun dışında web sitemiz ve Facebook sayfamız var. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>En çok hangi çiçekler talep ediliyor?</strong><br />
En çok diye bir şey demem mümkün değil, herkes farklı taleplerle geliyor. Kır çiçekleri seven oluyor, orkide, gül, yapay çiçekler gibi çok ayrı tür için talep oluyor. Yabancı müşterilerimiz de çok oluyor, her kültürden insana hizmet veriyoruz. Bizim en önemsediğimiz nokta müşteri ile empati kurmak oluyor. Müşteri ile empati kurup, onun hayallerini gerçekleştirmek en büyük amacımız oluyor.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Düğün ya da özel davetler gibi organizasyonlar için de hizmet sunuyor musunuz?</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Özellikle düğün organizasyonlarında hizmet sunuyoruz. Gelin adaylarımız için en önemlisi el buketi en çok talep edilen ürünler arasında yer alıyor. Bunun dışında gelin masası çiçekleri, davetlilerin masasındaki çiçekler, gelin tacı ve gelin arabası süslemesi gibi hizmetler için de talep oluyor. Gelin adaylarımız bunları oldukça önemsiyor. Tabii biz de aynı titizlikle ilgileniyoruz. Gelin adayının talebi ve isteği doğrultusunda hazırladığımız ürünlerin demolarını sunarak ürün oluşturma sürecini gerçekleştiriyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>İnsanların hayallerini gerçekleştirmek zordur, tam olarak hayalindeki çalışmayı verebiliyoruz diyor musunuz? </strong><br />
Evet, diyebiliyoruz. Benim bu konuda en büyük avantajım ve 22 yıl boyunca çalıştığım sektör diye düşünüyorum. Yıllarca milyonlarca insanla iletişim kuruduğum için empati yeteneğim oldukça gelişmiş durumda. Tabii sadece empati yetmiyor, zekanızı da kullanmak zorundasınız. Bunlardan da önemlisi görsel örneklerle çalışmak ve çeşitli görseller sunabilmek diye düşünüyorum. Yüzde yüz memnuniyet için bu kadar detaylı çalışmayı tercih ediyoruz. Ben müşterimin buradan her zaman mutlu gitmesini istiyorum. Benim sloganım sevgiye giden en güzel yol çiçektir… Yüzü gülümsetmek için emek vermek lazım, müşteriyi mutlu etmek için onu çok iyi anlamak lazım. Benim yaptığım sistem yorucu ve masraflı olabiliyor ama buradan mutlu ayrılan bir müşterim beraberinde 10 kişi kazandırıyor bize. İşimiz günü kurtarmak değil bizim, biz uzun soluklu işler yapmayı amaçlıyoruz. İnsanların hayallerini ya yıkıyorsunuz ya da süslüyorsunuz…<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/UntitlSSSSSed-3.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Bu çok büyük bir sorumluluk değil mi?</strong><br />
Evet, büyük sorumluluk ve biz onlardan daha çok heyecanlanıyoruz. Günlerce yazışıyoruz, çalışmaların her aşamasını iletiyoruz ve fikir alışverişi yapıyoruz.  En son teşekkürü duyunca de en büyük ödülü almış oluyoruz aslında. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>14 Şubat Sevgililer Günü’ne nasıl hazırlanıyorsunuz? </strong><br />
14 Şubat çiçekçilerin beyni olan bir tarihtir. Bizler bir yıl boyunca o güne hazırlanırız. Ne olursa olsun, ekonomik kriz bile olsa herkesin bir sevdiği var. Her statüden müşterimiz illa ki sevdiği kişiye bir çiçek alıyor. Biz de bu özel günde tüm müşterilerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz.  Buradan herkesi mutlu gönderiyoruz. Yıllardır bu sektörün içindeyiz, 14 Şubat’ta elimizde hiç ürün kalmıyor. Bu nedenle heyecanla şimdiden hazırlık yapmaya başladık.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Sevgililer Günü’nde en çok hangi ürünler tercih ediliyor?</strong><br />
Aslında başrolde kırmızı gül oluyor elbette ama inanın ki, bir kaktüs ya da saksıda bulunan bir skulent çiçeğine bile talep oluyor. Bugüne özel farklı ürün talepleri, özel tasarım istekleri de gelebiliyor. Kişisel çalışmalar için günler öncesinden hazırlık yapıyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Bütün bu çalışmaları tek başınıza mı yürütüyorsunuz?</strong><br />
Tek başıma değil tabi ki, iki yardımcım var. Planlı ve programlı çalıştığım için her şeye yetişebiliyorum. Plan, program ve zaman yönetimi iş hayatında çok önemlidir. Ben de eğitimci birisi olduğum için bu konuda sorun yaşamıyorum. </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/AAAAAAtled-3(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Ticarette kadın olmak nasıl? Zorlandığınız anlar oluyor mu?</strong><br />
Ticarette kadın olmak biraz zor, zorlandığım zamanlarda tabii ki oluyor. Dışarıdan çiçekler filan kolay gözüküyor ama sektöre girince kadın olarak yer almak inan ki zor. Kadın olmanın dezavantajlarını yaşıyorum. Satıcının ve aracının erkek olması da büyük bir sorun. Ortak bir iletişim dili kurmakta zorlanıyorum. Sektörde yaşadığım en büyük sıkıntı iletişim dilinin biraz zayıf olması diyebilirim. </p>

<p style="text-align: justify;">Biliyorsunuz saygı ve mesafe benim eğitim hayatım boyunca hep ön planda oldu, iletişim kurduğum kişilerle de o seviyeyi korudum, bu sektörde bunu ayarlamak biraz daha zor geliyor. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Sektöre dair sıkıntılar nelerdir?</strong><br />
Size çok saçma gelecek ama ürün bulamıyoruz. Antalya gibi çiçek cenneti olan ve üretim merkezi olan bir şehirde, biz çiçek bulamıyoruz. Nasıl ya da neden oluyor bilemiyorum. İstanbul’a da yurtdışına da buradan gidiyor ama biz ürün alırken sıkıntı çekiyoruz.</p>

<p style="text-align: justify;">Aldığımız ürünler de uygun fiyatlarda ürünler değil, bu anlamda büyük bir sıkıntı yaşıyoruz. Çiçeğin ömrünün çok kısa olması da büyük bir sorun.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Bir kadın girişimci olarak; girişimci adayı kadınlara verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?</strong><br />
İlk olarak en önemlisi kendine güvenmek! Asla çevrelerinde bulanan olumsuz düşünceli insanları dinlememeliler. Özellikle bu son 5 yılda, Türkiye’de zaten belediyeler, devlet kurumları ve dernekler gibi bir kurum girişimci kadınlar büyük destekler veriyor. Türk kadınları yaratıcı ve el becerisi gelişmiş kadınlardır. Asıl güzel fikirler her zaman kadınlardan çıkar.</p>

<p style="text-align: justify;">Evini, işini, eşini, çocuğunu ve aslında her şeyi toparlayan kadındır. Kim ne derse desin kadınlar her zaman desteklenmelidir.  </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" src="/images/UntitSSSSSed-3(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /><br />
<br />
<br />
<strong>Verdiğiniz tavsiyeler çok doğru… Peki sizin başarınızın sırrı nedir?</strong><br />
Başarımın sırrı tek kelime, 3 harf: Aşk. Hayata duyduğum aşk… Umudunuzu hiçbir zaman bırakmamalısınız. Aşksız başarı olmaz, umut olmaz bu nedenle o aşkı her zaman beslemeliyiz...</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Başarılarınızdan söz etmişken; Türkiye güzeli seçilme sürecinden de biraz bahseder misiniz? </strong><br />
1991 yılında Beden Eğitimi ve Spor Bölümü okuyordum, zaten milli voleybolcuydum. Fiziğim düzgündü ve yüzüm de müsaitti. Böyle bir yarışma olduğunu öğrendim ve arkadaşlarımın desteği ile katıldım,  Türkiye güzeli seçildim. Seçildikten sonra Türkiye’de TRT1’de ilk aerobik dersini ben verdim, ardından ilk step spor hocalığını yaptım. O dönemlerde bir de milli voleybolcuydum. Yarışmadan sonra çok fazla teklif aldım, dünyaca ünlü kozmetik markaları da teklifler sundu ama daha 18 yaşındaydım ve sektörün ortamını sevmedim. Bu nedenle gelen teklifleri kabul etmedim, zekamı kullanabileceğim bir ortamda çalışmayı tercih ettim. Güzelliğim ön planda olmasını istemedim ve eğitimciliği seçtim. Ben maneviyatı ve eğitimciliği seçtim, yaşadıklarımdan da hiç pişman olmadım. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Peki, son olarak neler eklemek istersiniz?</strong><br />
Şuan Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada herkesin psikolojik sorunlar var. Bunlar gerek maddi gerekse manevi sorunlar olabiliyor. Belki de insanlar kendilerini deşarj edemiyor. Bu sebeple ben insanların önce kendilerini tanımalarını istiyorum. İlk olarak buradan başlamak olmalı. Bunlar kitap okumak, deniz kabuğu toplamak, çiçek toplamak ve ya spor yapmak olabilir. Mutlaka bir şey vardır, önemli olan bunu keşfetmek. İlk olarak buradan başlamak gerek diye düşünüyorum. Başladıktan sonra zaten devamında mutluluk geliyor. Mutluluğumuzu da paylaşmalıyız bence. Mutluluğu paylaşınca sevgi ve saygı ortaya çıkıyor. Toplumsal olarak mutlu bireyler olursak zaten arkasından başarı da geliyor…</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/sevgiye-giden-en-guzel-yol-bir-demet-s-cicek/6259/</link>
<pubDate>Wed, 12 Jun 2019 12:08:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir kadının başarı hikayesi: Olga Eser</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/bir-kadinin-basari-hikayesi-olga-eser.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Kadınların hayatın her alnında olması gerektiğini anlatan, sadece anlatmakla kalmayıp yaşamında da uygulayan bir isim Olga Eser. Ukrayna’dan gelen, evlenerek Antalya’ya yerleşen ve eşiyle birlikte girdiği iş dünyasında adından sıkça söz ettiren Olga Eser ile işini, sosyal girişimlerini, projelerini ve hayata dair gelecek planlamalarını konuştuk. <br />
Effect Ses Işık Lazer ve Görüntü Sistemleri ile ADO Organizasyon isminde işletmeleri ile hizmet veren Olga Eser, aslen evli ve iki çocuk annesi bir iş kadını. Eşi ile birlikte ses, ışık ve lazer hizmetleri ile organizasyon için gerekli olan ekip ve ekipmanları tedarik eden bir sektörde hizmet veren Eser, aynı zamanda Uluslararası Lazer Birliği’nde (İnternational Laser Display Association) yönetim kurulu üyesi olarak Türkiye’yi temsil ediyor. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Aldığınız eğitimden ve iş dünyasına girişinizden bahseder misiniz?</strong><br />
ASEM (Academy of Economic Studies of Moldova) Üniversitesi Uluslararası Ekonomik İlişkiler Bölümü’nde eğitim aldım. Bu eğitimim sayesinde çok iyi derecede İngilizce biliyorum. Eğitim hayatım gayet başarılı devam ediyordu fakat evlenerek Türkiye’ye yerleşmem nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldım. Türkiye’ye geldikten sonra da eğitimime devam etmek istedim ve Hukuk Fakültesi’nde eğitimimi tamamladım. İş dünyasına girişim ise eşime iş hayatında da destek olmayı istememle gelişti. Sonrasında kendi alanıma odaklanmama zaman kalmadan kendimi bu sektörde buldum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yaptığınız işten ve verdiğiniz hizmetlerden kısaca bahseder misiniz?</strong><br />
2006 yılında eşim ile hizmet vermeye başladığımız Effect Ses Işık Lazer ve Görüntü Sistemleri firmamızda; konser, parti, açılış, defile, ödül törenleri, bayi toplantıları ve kongrelerde ihtiyaç duyulan ses, ışık ve lazer teknik alt yapı hizmeti veriyoruz. Genel olarak otellerle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Türkiye’de lazer sadece eğlence mekânlarında kontrolsüz bir şekilde gezen bir ışık olarak algılanıyor ama biz bunun dışında kontrollü bir şekilde kullanılan uygulamalar yapıyoruz. Lazer entegre ederek tanıtım videolarını daha farklı bir boyuta taşıyoruz. Bilinçli olarak kullanılan lazerin reklam çalışmalarına büyük katkısı oluyor. </p>

<p style="text-align: justify;">ADO Organizasyon bünyesinde yer alan Event Party Store ise 2014 yılında perakende satış hizmetine başladı. Artık herkes daha pratik çözümler bulabilmek için çalışıyor. Oteller de artık her hizmeti farklı bir tedarikçiden karşılamak yerine belirli bir gruplama yapmayı tercih ediyor. otellerde düzenlenen büyük partilerde, o atmosferi hissettirebilmek için konseptli ürünler dağıtılıyor ve o aksesuarlarla atmosfer tamamlanıyor. Böyle olunca da aksesuar ihtiyacı doğuyor. Bu hizmetimizi sadece otel ve kurumsal boyutta değil, perakende boyutunda da hizmet vermek için 2014 yılında Lara’da Event Part Store’da hizmet vermeye başladık. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Eşinize hangi noktalarda yardımcı oluyorsunuz, şirket adına yaptıklarınız nelerdir?</strong><br />
Uluslararası bağlantıları kuruyorum ve bu bağlantıların takibini gerçekleştiriyorum. Gümrük işlemleri, ürün alımı süreci ve takibi, ithalat vb. prosedürlerle ilgileniyorum. Eşim daha çok teknik işleri takip ediyor. Özellikle fuar ziyaretlerine, sektörel toplantılara katılmaya gayret ediyorum ve bunun çok büyük etkisini gördüğümüzü düşünüyorum. Şirketimizi daha uluslararası boyuta taşımak için çalışmalarımı yürütüyorum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Uluslararası Lazer Birliği’nde yönetim kurulu üyesisiniz, bu süreç nasıl gelişti?</strong><br />
Firma olarak tedarikçi arayışına girdiğimiz bir dönemde Avrupa ve Amerika’yla bağlantılar kurduk. Araştırmalar sonucu Amerika’da Uluslararası Lazer Birliği gibi bir oluşumun olduğunu ve bu oluşumun lazer sektörüne yoğunlaşan bir birlik olduğunu öğrendim. Gerekli şartları yerine getirdim ve üye olduk. Şu an firma olarak birliğin Türkiye’den tek üyesiyiz ve 4. Dönem yönetim kurulu üyesiyim.</p>

<p style="text-align: justify;">ATSO’da 38. Grup Meslek Komitesi’nde görev alıyorsunuz. Bu sektör adına önemli bir görev.ATSO’daki süreç yeni bir süreç. 38. Grup, reklamcılık, organizasyon ve fuar faaliyetleri altında toplanıyor. Ben de kendi sektörümü temsil etmek ve daha ileriye taşımak için bu grupta yer alıyorum.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Türkiye’deki ticaret sistemine adapte olma süreciniz nasıl gelişti?</strong><br />
Ben bu sektöre eşim aracılığıyla girdiğim ilk zamanlarda çok zorlandım, çünkü Türkçe’yi yeterince bilmiyordum. Farklı bir ülke ve farklı kültürdeydim. Ticaretin bile farklı bir kültürü vardı. Dil kursuna gittim ve o süreç bana çok şey kattı. Sonrasında buradaki çalışma sistemine hâkim oldum ve kendime özgüven geldi.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Kadın olarak sektörde yer almak dersek, mutlaka anlatacak anılarınız vardır?</strong><br />
Bence kadınlar tüm dünyada zorluklarla zorluklarla karşı karşıyalar. Maalesef kadının işleri eve geldiği zaman da bitmiyor. Ben kadın olarak öncelikle ‘daha farklı ne yapabilirim?’ sorularını kendime sürekli sordum. Farklı ortamlarda farklı fikirler edindim. ‘Bulunduğumuz sektörde dünya çapında neler yapılıyor?’ gibi noktalara odaklandım. Hep yeni fikirler edindim. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yabancı gelin olarak Türkiye’ye alışma sürecinizi anlatır mısınız?</strong><br />
İlk zamanlar çok zorlanmıştım, burada normal olan şeyler biz yabancılara farklı gelebiliyor. Türkler çok misafirperverler. Alışma sürecimde eşimin desteği büyüktü. O’na çok teşekkür ediyorum bana hep destek oldu. Fikrim ya da projem ne olursa olsun beni hep dinledi, anladı ve destekledi. Hiçbir zaman, iş hayatına girmeme engel olmadı hatta beni en çok teşvik eden de eşim oldu. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Lazer  denilince aklımıza isim yazdırarak evlilik teklifi etmek geliyor. Size de böyle teklifler geliyor?</strong><br />
Evet ara sıra böyle istekler alıyoruz ama bu Antalya’da pek yapılamıyor çünkü uygun yüzey pek yok. Bu uygulama daha çok İstanbul Boğazı’nda gerçekleştiriliyor. Gelin ile damat içeri girerken, lazerden bir tünel yapılabiliyor. Temaya uygun görseller kullanarak ve isimler yazarak farklı bir atmosfer yaratabiliyoruz. </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Antalya hakkında düşünceleriniz nelerdir?</strong><br />
Bazı insanlar alışma sürecinde zorluk çekebiliyor ama ben çabuk alıştım, Antalya çok güzel bir şehir. Yaz aylarında biraz zorlanıyordum ilk başlarda ama şimdi sorun yaşamıyorum. Antalya denilince akla ilk olarak tatil geliyor. <br />
 <br />
<br />
<strong>Eşinizle birlikte çalışmak sizce avantaj mı, dezavantaj mı?</strong><br />
Bu hem avantajlı hem de dezavantajlı bir durum. İş yerinde olan konuları bazen eve taşıyabiliyorsun. Bunu aşmayı öğrendiğimiz zaman işler biraz daha kolaylaşıyor. Ben şuna inanıyorum, birlikte çalışmak başarının sırrı olabilir. İş içinde olduğunuz zaman bazen bir şeyleri göremiyor olabiliyorsunuz, bu nedenle yanınızda farklı bir gözle bakan size yol gösteren birinin olması büyük bir avantaj oluyor. Birbirimizin eksiklerini tamamlıyoruz, rakip değil, ekip oluyorsunuz. Bazen, ‘her zaman birliktesiniz, bu sizi rahatsız etmiyor mu?’ diye soruyorlar. Ben bunun dezavantaj olmadığını düşünüyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İş dünyasına girmek isteyen kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?</strong><br />
Bir kadın için ona destek olan birinin olması çok önemli. Fakat bazen kadınlar projelerini hayata geçirmekten, en çok da fikirlerini sunmak çekiniyorlar, ön yargılardan korkuyorlar. Bu nedenle onları motive edecek, cesaret verecek bir insana ihtiyaç duyuyorlar. Başarısız olmaktan korkuyorlar. En önemlisi ilk adımı atmak, başladıktan sonra gerisinin geleceğini düşünüyorum.</p>

<p style="text-align: justify;">Kadınlar elde edilen para ile şartları nasıl iyileştirebilirim’ diye düşünerek yeni adımlar atar, kadınlar yapıcıdır. Kadına bir şey verirseniz onu çoğaltır ve üretir. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Hobiniz var mı? </strong><br />
Benim hobim çalışmaktır.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/bir-kadinin-basari-hikayesi-olga-eser/6250/</link>
<pubDate>Wed, 14 Aug 2019 15:10:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antalya'nın Yardım Meleği 'Nurcan Mayıslar'</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/antalya-nin-yardim-melegi-nurcan-mayislar.jpg" width="250"><br><p style="text-align: justify;">Antalya’nın köklü ailelerinden olan Nurcan Mayıslar aynı zamanda sağlık sektöründe çalışan bir iş kadını. Evli ve bir çocuk annesi Mayıslar; muhtaç insanlara yaptığı yardımlar ile tanınıyor. Adının “Antalya’nın Pembe Ceketli Yardım Meleği” olarak anılmasının nedeni ise içindeki“Küçük Nurcan” ile binlerce yardıma muhtaç hastaya el uzatması, empati yeteneğini geliştirmesi ve insanların hayatına dokunması.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Öncelikle pembe ceketten ve bu yola girişinizden bahseder misiniz?</strong><br />
Henüz küçük yaştayken babam vefat etmişti. Daha sonraki zamanlarda annem geçirdiği rahatsızlık nedeniyle uzun bir süre hastanede yattı. O dönemlerde ise ilkokula gidiyordum ve evin en küçüğüydüm. Maddi olarak durumumuz iyiydi ama annem hasta olduğu için benim ihtiyaçlarımla ilgilenecek birisi yoktu. O zamanlarda bir teyze bana pembe bir ceket hediye etmişti ve ben çok sevinmiştim. Fakat sonra ben o ceketi kaybettim. Kaybettiğime o kadar üzülmüştüm ki okul yolunda 5 yıl boyunca o ceketi aradım. Sonrasında yaşadığım bu üzüntü bende farklı şeyler görmemi sağladı. Hikâyemin başlangıcı böyle oldu.<br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yaşadıklarınız sizde nasıl bir etki yarattı?</strong><br />
Pembe ceketle çok mutlu olmuştum. Anladım ki insanı mutlu etmek çok güzel bir şey. Çünkü ceket bana verildiğinde aynı duyguları yaşamıştım. Ceket kayboldu ama bende tesiri kaldı.“Bu mutluluğun devamı gelmeliydi” diye düşündüm. Birilerine yardımcı olabilmek, onların mutlu olduğunu görmek beni mutlu ediyor. <br />
 </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Yaptığınız ziyaretler ve yardımlar nasıl gerçekleşiyor, o süreç nasıl işliyor? </strong><br />
İhtiyaç sahibi olan kişiler genelde bana birileri aracılığı ile ulaşıyor. İlk olarak telefonda görüşmemi sağlıyorum, ardından evlerine gidiyorum. Çünkü ev ortamında inceleme yapmak benim için çok önemli. İlk ziyaretimde ihtiyaç düzeyini belirliyorum ve neye ihtiyaç duyduklarına dair taleplerini öğreniyorum. Diğer aşamada ise araştırma yapıyorum, “neler yapabilirim ?” sorusuna cevap buluyorum. İhtiyaçlar doğrultusunda devletimizin ve belediyelerimizin çok önemli ve takdire şayan destekleri var. Ben de bu hizmetleri araştırıp, ihtiyaç sahiplerini bilgilendiriyorum. İkinci ziyaretimde de yardımı gerçekleştiriyorum. En çok tekerlekli sandalye ve akülü sandalye yardımları yapıyorum.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Bilinçlendirme ve yönlendirme gibi yardımlarınız da oluyor diyebilir miyiz?</strong><br />
Evet, aynen öyle. Dediğim gibi aslında devletimiz ve belediyelerimizin yardımları çok fazla ama ihtiyaç sahipleri nereye başvurması gerektiğini bilmiyor ya da prosedürlere takılıyor. Talepleri ile ilgili hangi kurum ve ya kuruluşa başvurması gerektiği hususunda koordinasyon görevi görüyorum ve doğru yerlere yönlendirmeye çalışıyorum diyebilirim.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>İhtiyaç sahibinin şartlara ve prosedüre uygun olmadığı durumlarda ne yapıyorsunuz?</strong><br />
Böyle durumlarda ben kendim karşılıyorum. Ayrıca çok sayıda bağışçım var desteklerini alıyorum. Eşim Ahmet Mayıslar’ın ailesi çok köklü ve çevresi geniş olan bir aile. Bu nedenle çevremizde yardım edebilecek çok insan var, onları harekete geçiriyorum. Bunu sadece maddi yardım olarak düşünmemek lazım. Manevi durumlarda da herkese el uzatmaya çalışıyorum. Maddi durumu iyi olup da konuşup iki kelime edecek yakını olmayan insanlar da var.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yaşadığınız zorluklar ya da sizi şaşırtan durumlar oluyor mu?</strong><br />
Gerçekleştirdiğim ziyaretlerde özellikle adres bulmakta çok zorlanıyorum. Genelde köy ve ilçelere ziyaret gerçekleştiriyorum. Bu konuda eşim çok yardımcı oluyor. Bunun dışında bilmediğim kişilere ziyarete gitmeme rağmen profesyonelce bir araştırma yaptığım için kötü bir durumla karşılaşmadım. Sadece bir kez çok şaşırdığım bir olay olmuştu. Geçtiğimiz yıllarda bir teyze benimle iletişime geçti ve tekerlekli sandalye istedi. Ben de teyzeyi araştırdım ve üzerine kayıtlı iki ev ile son model bir otomobil çıktı. Ben bunları araştırıp soruşturuyorum. Kendi bağışlarımda çok araştırmasam da bir başkasının yardımını doğru kişiye ulaştırmam lazım. Üzerimde hem yardım yapanın sorumluluğu var hem de ihtiyacı olan kişinin.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Çalışmalarınızı yalnız yürütüyorsunuz, bu böyle mi devam edecek?  Sivil toplum kuruluşlarından teklif alıyor musunuz?</strong><br />
Evet, ben tek başıma planlı ve programlı bir şekilde çalışıyorum. Birçok dernekten ve siyasi partiden teklif aldım. Bu tekliflerin hiçbirini kabul etmedim, etmeyi de düşünmüyorum. Çünkü ben bu yardımları karşılıksız olarak yapıyorum. Kimseden bir beklentim yok, tanınmak gibi bir derdim de yok. Ben bunu gönüllü olarak yapıyorum. Benim bunları yapmaktaki tek nedenim pembe cekettir. Birisi bana bu mutluluğu yaşattı, ben bunu yaşadım. İstiyorum ki; ben de bunu yaşatayım. Ben içimdeki saf ve temiz duygulu o çocuğu 9 yaşına getirdim, büyütmek istiyorum…</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Yaptığınız yardımlar hayatınızda neleri değiştirdi, size neler kattı?</strong><br />
Deneyimlerim bana çok büyük bir şey kazandırdı, o da empati kurabilmek. Ben şu an sağlıklı bir bireyim ama bu kadar şanslı olmayabilirdim diye düşünüyorum. Benim de yorulduğum ve işin içinden çıkamadığım zamanlar oluyor. Böyle zamanlarda ‘bu kişi benim çocuğum olabilirdi’ diye düşünüyorum ve empati kurunca süreci hızlandırıyorum. Bu nedenle empati kurabilmek çok önemli.  </p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Duygusal olarak nasıl etkileniyorsunuz? </strong><br />
Yardımcı olduğum, ziyaret ettiğim insanlarla aramda bir bağ kuruyorum ve o bağı koparmamaya çalışıyorum. Onlardan tek beklentim dualarını almak, bu hayatta en çok ihtiyaç duyduğumuz şey maneviyat.  İnsanlara yardım etmek, onları mutlu etmek tarifsiz bir duygu. Yardım ettiğini kişinin mutluluk gözyaşları sizde bağımlılık yapıyor, daha çok insanları mutlu etmek için motive oluyorsunuz.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Son olarak, vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong><br />
Hayatta herkes olumsuzluklar yaşayabilir ama yaşamayı ve hayatı sevmek çok önemli. Ben yaşamayı seviyorum ve bu dünyada ölüm var. Belirli bir zamanımız var ve bu zamanın ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Allah bize boş bir defter vermiş ve bu sayfaları nasıl dolduracağımız bizim elimizde. </p>

<p style="text-align: justify;"> </p>

<p style="text-align: justify;"><strong>İyilik yapalım ki çoğalsın!<br />
Dünyayı iyilik kurtaracak.</strong></p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/antalya-nin-yardim-melegi-nurcan-mayislar/6189/</link>
<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 14:57:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kırbıyık A.Ş.'nin Antalya’dan dünyaya açılan büyüme hikayesi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://antalyaburada.com/images/haberler/kirbiyik-a-s-nin-antalya-dan-dunyaya-acilan-buyume-hikayesi_1.jpg" width="250"><br><p>Yayın organlarına konu olan Kırbıyık A.Ş.’nin başındaki isim tüm samimiyeti ile sorularımıza cevap verdi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Ben 22 yıllık profesyonel barmenim. Fransa’da yapılan 1998’deki barmenler yarışmasında da bronz madalya almıştım. Alanya’da da bizim kulüplerimiz var. Bu işe girişim bir hobi olarak başladı. Türkiye’de ne eksik? Dedik ve olmayanları yapmak istedik, ondan sonra Aksu’da fabrika ile başladık. Bir süre sonra mülkiyeti satın alarak orayı 3 buçuk dönüme çıkarttık.  Kapasite olarak 30 bin litre ile başladık, daha sonra 100 bin litre ve sonrasında 200, 600 diyerek sürekli kapasitemizi arttırdık şimdi 6 milyon litre kapasitedeyiz.  Daha da büyüteceğiz ve önümüzdeki yılın ilk altı ayında bu kapasiteyi 10 milyona çıkartacağız. Yaptığın işi iyi yaparsan ve yaptığın işin arkasında olursan yol kat ediyorsun, eğer arkasında olmazsan veya hatalı iş yaparsan ilerleyemiyorsun. Biz günü kurtarmak maksadıyla yapmadık, yaptığımız iş soyadımız olacak ve çocuklarımıza miras bırakacağız diye düşünerek bu yola başladık.</p>

<p> </p>

<p><strong>  ‘BU YÖRENİN ÇOCUĞUYU</strong>Z’</p>

<p> </p>

<p>Bunun haricinde de bu ülkede alkol sektöründe çok onurlu ve güzel şeylerin yapılabileceğini de gösterdik, göstereceğiz. Türkiye pazarının yüzde 82’i maalesef yabancı sermayenin elinde bizim kafa tutuşumuz ve dik duruşumuz hep bundan. Yabancı sermayenin bu ülkeye iyi şeyler mi yoksa kötü şeyler mi getirdiği tartışılır. Bu kişiler vergisini veriyor, istihdamı sağlıyor, elektrik su faturasını ödüyor ama borsa aracılığı ile o para ülkeden gidiyor. Hiçbir şekilde yatırımları yok. Biz bir yıl içerisinde üçüncü fabrikamızı aldık ve orada ilk altı ayda 50 milyonluk yatırıma odaklanıyoruz. O yatırımların yegâne sebebi bu yörenin çocuğu olmamız ve bundan da gurur duyuyoruz. Fabrikamızı satın almak istiyorlar, değerinin çok üzerinde fiyatlar teklif ediyorlar ama vermiyoruz. Biz bu ülkede güzel şeyleri, bir Türk evladı olarak yapacağız diyoruz.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/1%2CUntitled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><strong>Dünyada en çok tüketilen sıvı içecek sudur, sonra kahve gelir, üçüncü sırada da alkollü içecek gelir. Aslına bakarsanız talebin olduğu bir sektörden bahsediyoruz. Bunu yurt içi ve yurtdışı talebi olarak değerlendirirsek, pazar payına da baktığımız zamanda veriler nedir?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Bizim yurtiçi pazarımız çok iyi, her geçen gün büyüyoruz. Dediğim gibi 30 bin litre başladık 6 milyon litreye çıktık, 2019 yılının altıncı ayında da 10 milyon litreye çıkmayı düşünüyoruz ki istatistiklerimize baktığımızda da öyle görünüyor. Şimdi dünyanın 52 ülkesinden talepler oldu ve ihracatımız açıldı bir anda. Sürekli tahmin bile edemeyeceğiniz ülkelerden talepler geliyor. İngiltere gibi bir ülkeden bile talep geldi dün. Bu dış pazarımızın ne kadar güzel şeylere aç olduğunu gösteriyor. Dış pazarımıza biz alkolü satamıyoruz, eski demir perde ülkeleri bunun en iyisini yapıyor. İsveçlere baktığınızda Smirnoff var Absolut var. Viski olarak baktığınızda İngiliz, Amerikan, İrlanda var. Şaraba baktığınızda Şili, Moldovya gibi yerler görürüz. Bize sadece rakı kalıyor. Onu da kimse bilmiyor zaten. Biz gümrükler müdürlüğünden ihracat sayfamızın açılmasını istediğimizde alkollü ürün diye kodeksi bulamadılar, üç gün sonrası bize yanıt verdiler.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yurtdışı pazarından nasıl dönütler alıyorsunuz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Güzel sonuçlar alıyoruz. Numune gönderiyoruz, gönderdiğimiz numuneler çok beğeniliyor, değişik bir şey yapmışız. Tabi bu da ülkemize ayrı bir katma değer olarak dönecek. Alkolü yurtdışından alan insanlar olmuşuz hep. Etil alkol fabrikası kurduk ne yapacaksın? Dediler. Bir istatistik yaptık, bu ülkede etil alkol fabrikası yok. Bu ülkede votka fabrikası yapmış kişi, kendi ihtiyacı kadar etil alkol yapmış. Yani, etil alkolü sade olarak satan yok. Dışarıdan 180 milyon litre etil alkol geliyor. Neden biz yapmayalım dedik ve şimdi yurtdışından gelen etil alkolün çok daha kalitelisini yapabiliyoruz.  Örnek vermek gerekirse; Türkiye’nin eti ve sütü ayrı bir güzeldir, işte öyle çok güzel ürünler çıkarttık. Şimdi büyüme hamlesini yakaladık ve üçüncü fabrikamızı satın aldık. Geleceği görebiliyoruz.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ar-ge bölümüne yaptığınız yatırımlardan bahseder misiniz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Dünyada kokteyller var ve insanlar bir bara gidip orada içebilir, dışarıda içemez. Dünyada üretilmiş kokteyller arasında bir tek mojito üretildi o da Smirnoff tarafından üretildi, sonra bazı firmalar da onu kopyaladı. Türkiye’de barmen yetiştirilmesi okullarda yok, turizm meslek liseleri ve yüksekokullarından da kaldırıldı. Barmen yetişmiyor. Buraya dışarıdan gelen insan bir tane ‘Bloddy Mary’ dediği zaman yüzüne balkıyor. Biz bu kokteyl açığını gördük.  Ben profesyonel bir barmen olarak; Bloddy Mary, PineColada ve diğer kokteyllerin yapılışının en ince ayrıntısına kadar bildiğim için birebirini yapıp sahaya sunabiliyoruz. Oteldeki arkadaşlarımla bunu ilk olarak Alanya’da denedik ve geçen yıl 230 bin şişe Alanya’da ürün sattık. Durum böyle olunca sadece bu bölgeye ürün gönderdik. Bu yıl tüm Türkiye’de o kokteylleri sunduk ve iyi de pazar var. Bir otelde 7-8 tane bar vardır. Bu barların içerisindekiler internetten bakıyor “nasıl yapılıyor” diye ve yapmaya çalışıyor. Biraz benzettiyse dahi diğer barda aynı lezzeti bulamıyor ve daha farklı biri yapıyor. Biz de ise tüm tatlar aynı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Türkiye’nin alkollü içecek tüketme alışkanlığı nasıl, hangi içecekleri tüketiyor?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Türkiye’de maalesef genç kesimin içtiği bira, orta kesimin şarap ve rakı, üst konsept iş adamlarının ise içtiği viskidir. Biz bunu değiştirdik Şuanda çıkardığımız ürünlerle üç kez Türkiye turu yaptık ve bu ürünün tadını bilmedikleri gibi bir de ne bu? Diye soruyorlardı. Türkiye’de rakı, şarap, bira var ve böyle de bir ürün oldu. Alkol oranı da 14.4shot veya volume diye bir ürün oluştu. Bu ürünle de kendine münhasır şekliyle beraber marka kendini taşıdı ve Türkiye’de kabul gördü. Üç kez Türkiye dolaşıldı ve bir tek bayi bulamadık biz ama sonra… Bizim bir abimizin sözü vardır. Sen sirkeyi yaparsan sineği Bağdat’tan gelir. Şuanda Bağdat’tan bile talep var, inanın.</p>

<p> </p>

<p><strong>Bu pazarı geliştirmek için hangi tanıtım kanallarını ve pazarlama tekniklerini kullanıyorsunuz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Pazarlama tekniği olarak, dünyada çapında bir firmanın Türkiye Distribütörü geldi tanıştık. Bana, ‘bu ürünü nasıl bu kadar yaydın? Hakkâri’de de varsın, Trabzon’da da’ dedi. Ben de cevap olarak; sadece sosyal medya ve insanların sempatisi ile yaydık dedim.</p>

<p><img alt="" src="/images/USSSntitled-2(1).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p> </p>

<p><strong>Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorsunuz o zaman değil mi?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Tabii, sosyal medya çok önemli ve daha önemlisi dürüst olmak lazım. Hiç kimse aptal değil, o dürüstlüğünüzü hissettirmeniz lazım. Küçük esnaf ve büyük esnaf demeden onun yanında olduğunuzu hissettirdiğiniz zaman, zaten kabullenilme dönemi başlıyor ve Türkiye’de hiçbir firma yoktur ki 3 sene içerisinde bu kadar büyük atılım göstersin. Türkiye’de Hakkari’den Edirne’ye, Sinop’tan Antalya’ya kadar her tarafta varız. Şimdi ise ihracatımız başladı. Biz üç ülkeye 13 günde mal göndereceğiz. 2019 yılında 52 ülkeyi ise biz davet ediyoruz,  öyle bir firma haline gelmişiz. İnsanlar kendi ayağına çağırır ama biz kendimiz çağırıyoruz. “Buyurun gelin, fabrikamızı gezin” diyoruz. Güzel şeyler oluyor, alkolde ihracat artık başlıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>5 ya da 10 yıllık planınız var mı yoksa bu şekilde mi ilerleyeceksiniz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Türkiye’nin her sektörde yatırıma ihtiyacı var. Eğer domates ekiyorsan, domatesin çekirdeğinden tohum yapmasını öğren, eğer iplik satıyorsan pamuğundan nasıl iplik yapıldığını öğren. Her sektöre ihtiyacımız var. Önce Mustafa Kemal’den sonra, ardındaniHiç k 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de yeni bir sanayileşme, kalkınma dönemine girdik. Ülke olarak her sektöre ihtiyacımız var, üretmek ve kazanmak zorundayız. Bunun için ben sürekli yatırım diyorum. Her insanın yatırım yapması lazım ama akıllı yatırım yapması lazım. Kafamda çok ayrı projeler var, bu projeler bittikten sonra çok daha büyüğü var. Entegre tesisine girilecek, bir taraftan pancarı alacaksın, pancardan melas üreteceksin, melastan etil alkolü üreteceksin, pancardan çıkanı yem fabrikasına gönderip değerlendireceksin. Hiçbir atık olmayacak. Bu projeyi de yaptık, sıradaki düşüncemiz bu şekilde.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/UAAAntitled-2.jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p> </p>

<p><strong>Bu projeleri gerçekleştirirken, teknolojiyi ne derece kullanıyorsunuz, üretimde personel sıkıntısı yaşıyor musunuz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Personel sıkıntısı yaşamıyoruz çünkü personelimizi genelde kendimiz yetiştiriyoruz. Buraya sıfır ile geliyorlar ve burada birkaç ay deneme maiyeti ile çalıştırıyoruz. Bizde eleman ilk ay asgari ücret ile başlar, ikinci ay 2 bin liraya yükselir maaşı. Bizde kazan-kazandır politikası var ve insanları cezp etmemiz lazım. Cezbettiğimiz zaman ve geleceğine bir şeyler katacağını gördüğü zaman üretme isteği daha çok artıyor. İnsanlar üzerine de yatırım gerekiyor çünkü bizim ülkemizde vasıfsız insan topluluğu çok fazla. Mesela işe almaya kalkıyorsun, vasfınız ne diye sorduğumuzda “her işi yaparım abi” diyorlar. Her işi yaparım diyen insan hiçbir işi yapamaz. Alıyoruz onu yetiştiriyoruz. Bizim iş hayatımızda birinci etken devlet, ikinci etken insan, üçüncü etmen ise yatırım. Yatırım insana da yararlı devlete de. İnsana yatırım yapmak kadar güzel bir şey var mı? Yatırım yapıyorsun insanlar mutlu oluyor, devlete vergilerini veriyorsun. Gelirler İdaresi Başkanlığı diğer firmalara bizi örnek gösteriyormuş, biz başka firmalardan bunu duyuyoruz. Bu da bizi gururlandırıyor.</p>

<p>Türkiye’de kazanılan para senin değil, ondaki payın neyse o kadarını alabilirsin ama alınan parayı kar zanneden arkadaşlar keyfi kedere düşüyorlar ondan sonra açık fazlalaşıyor, devlete borç oluyor.  Devlet babadır, bana göre. Sana yolu açar, hadi yürü der. Sen hem yürüyüp hem de devletin parasını yersen tepene biner. Sonra devlet kötü diyorlar…</p>

<p> </p>

<p><strong>Sizin de hem devlet hem de sistem açısından düzeltilmesi gereken durumlar nelerdir?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Türkiye’de ne iş yaparsanız yapın, değişimler yaşanıyor. Ben 11 yıldır fabrikacıyım, ama 3 yıldır sanayiciyim. Çünkü yürümüyor, 11 yılın içerisinde bürokrasi ve kurumsallık o kadar ağır ilerliyor ki; bir işlemi yapabilmen için meşakkat gerekiyor. Örnek vermek gerekirse; ben yeni bir fabrika açıyorum, yeni fabrikada Maliye’ye kayıt yaptırıyorsun. Belediyeden iş yeri açma ruhsatı alıyorsun, Tütün ve Alkol Üst Kurulu’na başvuruyorsun onlar inceleme yapıyor ve bu incelemeler sonucunda izin verilince tesis kurmaya başlıyorsun. Bu süreçler tamamlanmadan sen tesisini kuramıyorsun. Bürokrasi ile aşırı derecede uğraşıyorsun. Türkiye’de her firmanın da handikapı odur. Yani paranla iş yapacaksın ama zorlanıyorsun. Sadece o tesise yatırımın 50 milyon TL yani büyük bir yatırım. Bu kadar büyük parası olan herkes bu riske girip yatırım yapmak yerine bankalara yatırıyor, riske girmek istemiyor. Biz bu yatırımlarla üretim gerçekleştiriyoruz, uzun ve zor olan bir yolu tercih ediyoruz. Bunun neticesinde devlet mutlu olacak, ben mutlu olacağım, insanlar mutlu olacak. Sadece ben mutlu olursam, kimseye yararım olmaz.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şahin Kırbıyık’ın iş hayatını özetlediniz, bunun dışında sosyal sorumluluk projeleri gibi bir alanda yer alıyorsunuz, biraz da bu kısma gelir misiniz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Alanya’mızda bir sağlık ocağı yaptırdık. Örnek veriyorum, kaymakamımız evi yanan, evlenecek olan insanların olduğu zaman haber veriyor oluyor. Bu gibi durumlarda sosyal sorumluluk çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmaları birebir yapıyoruz ama arada bir aracı varsa buyurun gelin ya da biz gelelim diyoruz. Evlerine arkadaşları gönderiyoruz, eksiklikleri belirleyip tamamlıyoruz. Aksu’da kreş gündüz bakımevi yaptırdı, 2019’un ilk üç ayında açmayı düşünüyoruz. Sosyal yardım projelerini bir dernek adı altında yapmıyorum ama kim yardım isterse de geri çevirmem. Kim sorunum var derse, asla yeri çevirmem. Eğer varsa vereceksin, vermediğin zaman mesuliyeti oradadır.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/FFFUntitled-2(2).jpg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p> </p>

<p><strong>Personelinizin kredi kartı kullanması yasak dediniz? O konuyu biraz açar mısınız?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Bütün personelimle abi kardeş diyaloğumuz vardır. Hepsi ile birebir ilgilenirim, sosyal yaşamları benim için çok önemlidir. Sosyal yaşamında huzurlu olan insan iş yaşamında da huzurlu olur. Asgari ücret ile çalıştırmam, ilk ay adaptasyon sürecinde sadece asgari ücret veririm ve sonraki ay o 2 bin tl ye çıkar. Bende 8 bin TL maaş alan insan da var. Bunu yapabileceği işe ve işin zorluğuna göre yükseltiriz. Sistem olarak kazan-kazandır şeklinde uygulamamız var. Örneğin bir personelimiz kredi alacak; bankaya müracaat etmiş ve vermemişler. O personelle neden çekiyor, derdi nedir diye konuşuyoruz. Personelin çekeceği o parayı ona biz veriyoruz. Personelin de aylık ödeyebileceği oranda maaşından kesinti yapıyoruz ama o kesintinin yarısı kadar da maaşına zam yapıyoruz ki hem geçim sıkıntısı çekmesin hem de personelimize destek olalım. Sosyal yardımlaşma projeleri biz de çok çeşitli. Bekârları evlendiriyoruz, kız istemeye gidiyoruz ama bunları bir dernek altında yapmıyoruz.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ofisinize girdiğinizde dekor dikkat çekiyor, bu seçiminizle ilgili neler söylemek istersiniz? </strong></p>

<p> </p>

<p>- Türkiye’de 15 Temmuz’dan önce sanayici diye tabir ettiğimiz insanlar yurtdışına kaçtı. Hep bir vatan hainliği ile geliyoruz, Osmanlı’nın yıkılışında bir vatan hainliği… Yurt içerisinde 80’ler döneminde ve 80 sonrası hep bir vatan hainliği… İçimizde hep vatanperestlik ön plana çıkmıştır. Ben bu yola çıktığımda, bu yaptığım yere yurtdışından firmalar gelecek, işletmemizdeki motifimizle benim bir Türk insanı olduğumu idrak edebilmeli.Ben Hollanda’ya gittiğimde onun kültürüne adapte olurken, o insan da buraya geldiğinde Türk fincanında Türk kahvesi içerken, bu motiflere baktığına bir Osmanlı sarayında olduğunu, gücün ve sanatın iç içe olduğunu görebilmeli. Güzel şeyler önce düşünceden geçer, güzel düşündüysen o paralelinde işine yansır. Bu ürünlerim hepsi tek bir parçadır.</p>

<p> </p>

<p><strong>Birçok konuya değindik ama son olarak ne eklemek istersiniz?</strong></p>

<p> </p>

<p>- Eklemek istediğim tek bir şey var; biz insanoğlu kâinatın efendisiyiz, hadislerde belirtildiği gibi.  Bizim aylaklık yapmak, boş durup serserilik yapmak gibi bir lüksümüz yok. Bir efendi nasıl davranırsa öyle davranmalıyız. Çok çalışmalıyız, bir işi biliyorsak yeterli dememeliyiz ve ikincisini öğrenmeliyiz. Eğer bir sanatı biliyorsak diğerinde de başarmalıyız. Biz kâinatın efendisi isek sadece iş ile de olmaz; arkadaşımızla da sanaatkâr olmalıyız, eşimiz dostumuzla da sanaatkar olmalıyız. Biz kâinatın efendisi olabilmemiz için, önce bizim efendi olmamız lazım.</p>
]]></description>
<link>https://antalyaburada.com/kirbiyik-a-s-nin-antalya-dan-dunyaya-acilan-buyume-hikayesi/4662/</link>
<pubDate>Sat, 08 Jun 2019 12:24:36 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>