MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" komisyonun İmralı'yı ziyaret etme tartışmalarına son noktayı koydu.
“Kimse gitmezse alırım 3 arkadaşımı, İmralı’ya ben giderim” dedi, diğer yandan da tutuklu Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin Türkiye için "hayırlı" olacağını söyledi.
Bu çıkışlardan sonra vatandaşlar sosyal medyaya sarıldı ve eski defterleri açtı.
Bahçeli’nin terörist Öcal için söyledikleri, HDP'ye kin dolu sözleri ve Selahattin Demirtaş için sarfettikleri hepsi tek tek önümüze dökülüyor.
Bunu Ak Parti'den biri söylese kimse şaşırmaz.
Çünkü geçmişte 'Açılım sürecini başlatan parti zaten Ak Parti' der ve durumu içselleştirir.
Ancak MHP'nin başındaki ismin bırakın terörist Abdullah Öcalan'ı, HDP'ye net, sert ve aşırı mesafeli duruşu, sözleri, sergilediği tavır dün gibi aklımızda.
Toplum hala bu sürecin nereye gideceğini kestiremiyor.
Zaten bitme aşamasına gelmiş, neredeyse teslim bayrağını çekmiş PKK'nın neden masaya çağrıldığını, neden terörist Öcalan'ın sözde barış elçisi konumuna geldiğini bilmiyor.
Düne kadar seçimlerde MHP'ye ve Ak Parti'ye oy getiren 'Kanlı örgüt PKK ve hain Öcalan' türünde karşıt söylemler, bugünlerde verilen beyanatlarla, kurulan komisyonla, ilginç çıkışlarla aksiyon film sahneleri gibi ağzımız açık şekilde pür dikkat izleniyor.
Kim derdi ki bir gün Devlet Bahçeli mecliste grup konuşmasına çıkacak, 'Gerekirse üç arkadaşımla Öcalan'ı ziyaret ederim' diyecek ve milletvekilleri de onu çılgınlar gibi alkışlayacak.
Bu görüntüleri inanın ben de alkışlıyorum.
Bahçeli’nin ikna kabiliyetini tebrik ediyorum.
Bu kadar uç karşıtlığı, bu kadar samimi ve kararlı bir duruşa çevirmesi, 'Devlet'in bir bildiği vardır.' inancını yerleştirmesi, yabana atılacak bir liderlik değil.
Elbet bunda medyanın büyük bölümünün mevcut iktidarı, Cumhur İttifakı'nı desteklemesi, yorumcuların günlerce konuyu vatandaşa olması gereken bir girişim şeklinde anlatması da büyük rol oynuyor.
Öte yandan Cumhur İttifakı'nın içinden de bu açıklamalara karşı destek giderek artıyor.
Cılız eleştiriler yerini alkışa bırakıyor.
Hükümetin geçmiş Bakanı Süleyman Soylu'nun 'Kalmadı bitirdik, öldürdük tükettik, kafalarını kaldıramazlar' türünde söylemlerine rağmen teröristlerin silah yakan görüntüleri karşısında vatandaşta gelinecek noktayı merakla bekliyor.
Vatandaşın en çok merak ettiği diğer bir detay da "Bebek katili Öcalan serbest bırakılacak mı, söylentiler gerçek olacak mı, kahraman gibi topluma karışacak mı?"
Hava, bilim, iletişim ve uzay teknolojisinin olduğu dönemde, artık hiç bir terör örgütünün yaşayamayacağını tüm dünya biliyor.
Terör örgütleri de özellikle gözetleme ve saldırı yeteneği olan teknolojiler karşısında sığınaklarından çıkamıyor.
Ya bir devletin koruması altında ordu ismini alarak yaşıyor, ya da zaten kilit vurulacak kapıya kilidi vurmadan muhatap ülkelerle müzakere yoluna giderek (Suriye) mevcut yönetime dahil olmak için pazarlıklar yapıyor.
Tüm bu gerçekler ışığında gerçekten gelinecek nokta merakla bekleniyor.
Siyasette güven duygusu rafa kalktı, dün dün olmaktan çıktı, tüm söylenenler günün şartlarına göre bukalemun gibi renk değiştirir oldu.
Ülkemizde ne kadar çok tarihi görüntüleri izledik.
Gözlerinizi kapatın ve düşünün.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli İmralı’ya gitti, Abdullah Öcalan ile masadan fotoğraf kareleri paylaşıldı.
50 yaşıma geldiğim yaşam sürecinde 100 yılda bir görülen o kadar çok şeyi gördüm ki...
Darbeyi,
Pandemiyi,
20 yılı aşkın bir iktidarı,
Tarihin en büyük doğal afetlerini,
Tarihin en yüksek enflasyonunu,
Doların rekorlar kırdığını,
Fahiş zamları,
Türk Lirasının bu kadar küçüldüğünü,
Toplumum giderek bozulduğunu,
Yapay zekanın dostluğunu...
O kadar çok şey gördüm ki!
İnanın bu ziyaret gerçekleşirse, büyük bir düşünce kırılması meydana gelecek, artık her türde kurulan cümle karşısında kimse "Bu kadar da olmaz, olamaz." diyemeyecek.
Ve ben bu görüntülerle 1 yaşıma daha gireceğim.
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.