|
Tweet |
Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu “Antalya Falezlerinde gözlenen tahribatların güncel değerlendirilmesi” konulu rapor yayınladı. Raporda dikkat çeken detaylar var.
Raporda özellikle falezlerde kullanılan yapı malzememelerinin yanlışlığına dikkat çekildi, raporda ayrıca madeni malzeme kullanılarak yapılan yapıların kalıcı olarak planlandığı belirtildi, paslanma ve aşınmanın getirdiği tehlikelerden bahsedildi.
ANTALYA FALEZLERİ'NDE GÖZLENEN TAHRİBATLARIN GÜNCEL DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu rapor 02.03.2026 tarihli toplantıda alınan karar gereği olarak hazırlanmıştır. Katılımcılar tarafından, 2026 yılı Ocak ve Şubat aylarında Antalya falezlerinde su altı, deniz seviyesi ve havadan gerçekleştirilen güncel fotoğraf ve video çekimleri incelenmiş olup aşağıda detaylıca açıklanacak tespitlerde bulunulmuştur.
Antalya, sahip olduğu doğal güzellikleri, kıyı ekosistemleri ve kültürel mirası ile Türkiye’nin ve Akdeniz havzasının en önemli turizm merkezlerinden biridir. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan kent, özellikle Tufa Kıyı Falezleri ile dünya ölçeğinde tanınan özgün bir kıyı peyzajına sahiptir. Antalya’nın turizm kimliğinin önemli bir parçasını oluşturan falezlerin korunması, yalnızca çevresel bir sorumluluk değil aynı zamanda kentin sürdürülebilir geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır.
Antalya falezlerinin yüzünde inşa edilen binalar, güneşlenme platformları, asansörler ve merdivenler falezlerin doğal görünümünü bozmakta ve kaya yapısına zarar vermektedir. Bu yapıların “hafif ve sökülebilir” nitelikte olduğu iddia edilse de, fırtına koşullarına dayanabilmesi amacıyla çelik (demir) malzeme kullanıldığı, fiilen kalıcı yapılar inşa edildiği açıkça görülmektedir. Demir malzeme tuzlu su ortamında çok kısa sürede paslanmakta; oluşan pas tufa kayası üzerine akarak hem kaya yapısına hem de çevredeki doğal habitata zarar vermektedir. Ayrıca şiddetli dalga ve fırtına dönemlerinde bu yapılardan kopan demir parçalar deniz tabanında birikmektedir. Doğal kıyı ekosistemine tamamen yabancı olan bu yapay malzemeler ve yoğun beton kullanımı, doğada kalıcı tahribat yaratmaktadır.
Bilindiği üzere 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca kıyılar, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olup kıyı alanlarında doğal yapıyı bozacak ve kıyıların serbest kullanımını engelleyecek yapılaşmalara izin verilmemektedir. Aynı Kanun’un 6. maddesinde, kıyılarda ancak kamu yararı amacıyla ve kıyının doğal yapısını bozmayacak nitelikte düzenlemeler yapılabileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Buna ek olarak Kıyı Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri doğrultusunda falezler kıyı sisteminin doğal bir parçası olup, bu alanlarda kalıcı veya yarı kalıcı yapılaşma yapılması mümkün değildir.
Buna karşın, ekteki fotoğraflarda da net bir şekilde görüldüğü üzere; falez şevlerinde kapalı alanlar oluşturulduğu, sıvalı ve boyalı fiili binaların inşa edildiği sabittir. Bu durum hem kıyı mevzuatına hem de sit alanlarına ilişkin koruma rejimine açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Yukarıdaki tespitler ışığında:
* Antalya Falezlerinin Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca “kıyı” statüsünde olmasından kaynaklı; kıyılara uygulanan en katı ve mutlak yapılaşma yasaklarına tabidir.
* Antalya Falezlerinin büyük bölümünün kesin korunacak hassas alan statüsünde olmasından kaynaklı; 2863 sayılı Kanun ve ilgili koruma mevzuatı uyarınca kesin korunacak hassas alanlarda yapılan bu tür ihlallerin bildirime gerek olmaksızın kaldırılması, alanın boşaltılması, işgalin ortadan kaldırılması ve alanın işgal öncesindeki doğal haline geri getirilmesi gerekmektedir.
Tüm bu yasal zorunluluklar gereği; Antalya Falezleri’ni geri dönülemez şekilde tahrip eden bu işgallere karşı aşağıdaki önlemlerin; Antalya Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Antalya Büyükşehir ve Muratpaşa Belediyeleri tarafından ivedilikle uygulamaya geçirilmesini talep ediyoruz.
1. İşgallerin Sonlandırılması