|
Tweet |
Roma İmparatorluk Dönemi'nde kente gelenleri karşılayan ve dönemin mühendislik becerisini gözler önüne seren su perdesi, aslına uygun tekniklerle tekrar suyla buluşturuldu.
Kazılarda Ortaya Çıkan Yapı Restore Edildi
Patara'da 1988'den bu yana sürdürülen arkeolojik çalışmalarda, Roma dönemine ait pek çok yapı kalıntısına ulaşıldı. Bu yapılar arasında öne çıkan Kent Kapısı'nın restorasyonu da tamamlandı. Kapının en dikkat çeken unsuru olan ve o devirde kentin haşmetini vurgulayan su perdesi, özgün konfigürasyonuna uygun olarak yeniden faaliyete geçirildi.
Su Kaynağı Kentin Yaklaşık 20 Kilometre Uzağındaydı
Araştırmalara göre, antik çağda Patara'ya su, bugün "İslamlar" adıyla bilinen mevkideki Bodamya pınarından sağlanıyordu. Yaklaşık 20 kilometrelik bir güzergâh boyunca kanallar, kemerli yapılar ve köprülerle taşınan su, önce ana hazneye, ardından kentin çeşitli bölgelerine ulaştırılıyordu. Kent Kapısı'na ulaşan suyun ise pişmiş toprak borular ve kurşun hatlar aracılığıyla yapının üst noktasına çıkarıldığı, buradan özel olarak yontulmuş taş yüzeyden akarak perde etkisi yarattığı belirtiliyor.
"Kapı, Gücün ve İhtişamın Simgesiydi"
Patara Kazı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Şevket Aktaş, kentin Likya Birliği'ne başkentlik yaptığı gibi, sonrasında Roma idaresinde Likya-Pamfilya eyaletinin merkezi olduğunu, erken Hristiyanlık devrinde de dini açıdan önemli bir konuma sahip bulunduğunu aktardı.
Aktaş, Kent Kapısı'nın yalnızca giriş işlevi görmediğini, aynı zamanda imparator onuruna inşa edilmiş anıtsal bir karakter taşıdığını, siyasi mesajlar içerdiğini ve su mühendisliğinin en yetkin örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Su perdesiyle dönemin yönetici gücünün sembolize edildiğine işaret eden Aktaş, sistemin yeniden işler hale getirilmesinde yapı bütünlüğünün korunmasına özen gösterildiğini ve gerekli kurul onaylarının alındığını sözlerine ekledi.
Antik Mühendislik Günümüze Işık Tutuyor
Gerçekleştirilen uygulamayla, çağlar öncesinin mühendislik ve mimarlık birikimi yeniden deneyimlenebilir hale geldi. Aktaş, yapının inşa sürecinde dönemin matematik, fizik ve inşaat bilgisinin bütüncül olarak kullanıldığını, günümüz mühendisliğinin pek çok temel prensibinin aslında bu kadim uygulamalara dayandığını kaydetti. Suyun yalnızca ihtiyaç karşılayan bir öge değil, aynı zamanda izleyenler üzerinde derin etki bırakan bir gösteri unsuru olarak tasarlandığı vurgulanıyor.